<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[ELTCafe.Net - Sağlıklı Yaşam]]></title>
		<link>http://www.eltcafe.net/</link>
		<description><![CDATA[ELTCafe.Net - http://www.eltcafe.net]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 15:08:04 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalp Sağlığı için Yabanmersini]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5383</link>
			<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:05:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5383</guid>
			<description><![CDATA[Lif ve C vitamini açısından yüksek bir besin olan yabanmersini, az yağlı yoğurt ile kahvaltıda ya da tatlı niyetine yendiğinde kalp sağlığı faydalıdır. Özellikle kalp damarlarının pıhtılaşması ve damar sertliği oluşumunun engellemesi ve vücuda sağlığı antioksidan etki, atıştırmalık olarak tüketiminin önemini artırır.<br />
<br />
Kaynak: Güneş Gazetesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Lif ve C vitamini açısından yüksek bir besin olan yabanmersini, az yağlı yoğurt ile kahvaltıda ya da tatlı niyetine yendiğinde kalp sağlığı faydalıdır. Özellikle kalp damarlarının pıhtılaşması ve damar sertliği oluşumunun engellemesi ve vücuda sağlığı antioksidan etki, atıştırmalık olarak tüketiminin önemini artırır.<br />
<br />
Kaynak: Güneş Gazetesi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ateş düşürücü 7 besin kaynağı]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5381</link>
			<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 08:54:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5381</guid>
			<description><![CDATA[Dr. Alan C. Logan, &#8216;ateş&#8217;in 21&#8217;inci yüzyılın salgın hastalığı olduğunu  söylüyor. Kronik ateşin, hücreleri etkileyerek beyin sağlığını tehdit ettiğini belirten Logan, &#8216;Beyin Diyeti&#8217; kitabında şöyle diyor: &#8220;Ateş, sadece 10 yıl öncesine  kadar mafsal iltihabı ya da benzer hastalıklarla birlikte anılırdı. Bu yargı kesinlikle değişti. Bugünün bilim dünyasında ateş, kalp hastalığı, diyabet, obezite ve evet, nöropsikiyatrik rahatsızlıklarla bile dahil olmak üzere birçok rahatsızlıkla ilişkilendiriliyor. 23 Şubat 2004 tarihli  Time dergisinin kapağında konu edilen ateş, böylelikle tarihte kendine &#8216;Gizli Katil&#8217; ismiyle yer buldu. Gerçekten  de kronik ateş, tüm vücutta ve özellikle beyinde hasara yol  açıyor. Dönüştürülmüş ve doymuş  yağlara ek olarak hareketsiz koşullarıyla Batı beslenme tarzı, ateş salgının en büyük destekçisi. Gıdasal antioksidanların  eksikliği, donmuş yağ ve gıdasal şekerin aşırı tüketimi, kronik ateşi ilerletiyor.<br />
<br />
Buna karşılık kronik ateş, değerli antioksidanları tüketiyor. Omega 6 yağ asitlerini (mısır, soya fasulyesi, aspur ve ayçiçeği yağı) fazla tüketmenin de ateşe yol açtığı birçok araştırmada kanıtlandı.<br />
<br />
Kronik ateş uzun vadede hassas beyin hücrelerinin direncini kırar ve sinir hücrelerinde meydana gelen esas yapısal hasarın sorumlusudur. Kronik ateş, Alzheimer hastalığında görülen, bunamaya sebep olan plakaların ve nörofibril düğümlerinin üretimini arttırır. Öte yandan birçok meyve, sebze ve yemeklerde kullanılan otların, güçlü ateş düşürücü özellikleri vardır. Antioksidanların insanlarda ateş belirtilerini azalttığı kanıtlandı. Unutmayın, balık, özellikle de yağlı deniz balığı (somon, sardalye, uskumru, ançuez) vücudunuza girebilecek en güçlü ateş düşürücü gıdadır.&#8221;<br />
<br />
Doğanın antidoksidan deposu<br />
KURUYEMİŞLER<br />
Kuruyemişlerdeki tek ve çok bağlı doymamış yağlar, E vitamini ve kalp dostu sterol, ateş düşürücü bileşimler barındırır. Ayrıca güçlü bir antioksidan etkisine sahiptir. Haftada en az iki kez kuruyemiş yemenin koroner kalp hastalıklarından ölüm riskini önemli ölçüde azalttığı düşünülüyor. Illionis Üniversitesi nörobilimcileri, kuruyemişlerin kalp sağlığına ek olarak, özellikle de bademin yaşa bağlı zihinsel performans düşüşünü önlediğini gösterdi.<br />
<br />
YEŞİL ÇAY<br />
Yeşil çaydaki &#8216;keteçin&#8217; adı verilen madde, önemli bir ateş düşürücüdür. Journal of Immunology, 2004&#8217;te yeşil çayın ateş düşürücü ve beyin hücrelerini koruyucu özelliğinin, Multipl Skleroz (MS) hastalığının önlenmesi ve tedavisi açısından umut verici olduğunu yazdı. Yeşil çaydaki kafein ve amino asitler, duygular ve zihinsel odaklanma üzerinde ani ve olumlu bir etki yaratıyor.<br />
<br />
MOR/KOYU KIRMIZI GIDALAR<br />
Yaban mersini, vişne, nar, mor tatlı patates, mor karnabahar, siyah üzüm ve pancarı örnek verebiliriz. Mor pigmentler ciddi ölçüde antioksidan koruması sağlar, sinir hücreleri arasında iletişimi güçlendirir, beyin duvarını korur, beyne kan taşıyan damarları güçlendirir. Ağrıyı dindirecek kadar önemli ölçüde ateş düşürücüdür.<br />
<br />
YEŞİL GIDALAR<br />
Bir fast-food restoran zincirinin çirkin bir afişini görmek beni hayrete düşürmüştü: Bir çöreğin üzerinde yakın plan çekilmiş dev bir burger fotoğrafında &#8216;Yeşillik golf içindir&#8217; yazıyordu. Buna hiç katılmıyorum. Her türden koyu yeşil sebzede ateşi düşürebilen değerli bir mineral bulunur. Kıssadan hisse: Kalbiniz ve beyniniz için yeşilliklerinizi yiyin.<br />
<br />
ZENCEFİL<br />
Zerdeçal gibi ateş düşürücü ve beyin hücrelerini koruyucu özellikler taşır. Hindistan ve Çin&#8217;de, baş ağrıları, mide ve bağırsak şikayetleri için kullanıldığı 2 bin 500 yıllık bir geçmişi var. Zencefil, özellikle sinir duvarlarındaki yağ bileşimlerini serbest radikal saldırılarına karşı korur. Sinir hücrelerini koruyucusu olduğu ve ateşi düşürdüğü için bolca tüketilmelidir.<br />
<br />
ZERDEÇAL<br />
Araştırmalar, zerdeçalın beyin hücrelerini korumak ve duygu durumunu olumlu etkilemek gibi önemli özelliklerini ortaya çıkardı. Bu kök bitkisinin içindeki aktif &#8216;curcumin&#8217; maddesi son derece güçlü bir antioksidan ve ateş düşürücü özelliğe sahip. Bilim, zerdeçalın davranışlar üzerindeki etkisinin antidepresan ilaçlarla benzer olduğunu ortaya koydu. Zerdeçal, özellikle duygu durumunu düzenleyen serotonin ve dopamin gibi önemli nörotransmiterlerde arızayı önlüyor.<br />
<br />
KAHVE<br />
Makul miktarda kafein alımının beyin üzerinde faydaları var. Araştırmalar, kahvenin özellikle hücrelerdeki yağ bileşimlerini oksitlenme stresine karşı korumakta etkili olduğunu ortaya koydu. Günde 1-2 fincan kahve, enerji, zindelik, özgüven, sosyal girişkenlik, iş motivasyonu ve dayanıklılığı artırır. Günlük antioksiden ihtiyacını karşılamanın en keyifli yolu. Japon kız tıp öğrencileri arasında yapılan araştırma, düzenli kahve içenlerde depresyon görülme riskinin daha az olduğunu ortaya koydu.<br />
<br />
Beyin dostu temel gıdalar:<br />
<br />
    * Açai meyvesi<br />
    * Yeşil çay<br />
    * Brokoli<br />
    * Kabayonca<br />
    * Brüksel lahanası<br />
    * Kalitede zeytinyağı<br />
    * Elma sirkesi<br />
    * Kiraz<br />
    * Karalahana<br />
    * Elma püresi<br />
    * Acı biber tozu<br />
    * Ceviz<br />
    * Enginar<br />
    * Kişniş<br />
    * Fındık<br />
    * Asparagus<br />
    * Tarçın<br />
    * Yulaf ve tam tahıllar<br />
    * Avakado<br />
    * Karanfil<br />
    * Kahvaltılık tahıllar<br />
    * Fesleğen<br />
    * Kakao<br />
    * Portakal<br />
    * Fasulye çeşitleri<br />
    * Kızılcık<br />
    * Kekik<br />
    * Pancar<br />
    * Üzüm<br />
    * Maydanoz<br />
    * Dolmalık biber<br />
    * Patlıcan<br />
    * Şeftali<br />
    * Börülce<br />
    * Mürver<br />
    * Armut<br />
    * Karabiber<br />
    * İncir<br />
    * Erik<br />
    * Böğürtlen<br />
    * Fuji elma<br />
    * Erik kurusu<br />
    * Yaban mersini<br />
    * Zencefil<br />
    * Nar<br />
    * Karnabahar<br />
    * Tatlı patates<br />
    * Kuru üzüm<br />
    * Ahududu<br />
    * Karalahana<br />
    * Siyah üzüm<br />
    * Kırmızı yapraklı marul<br />
    * Kırmızı patates<br />
    * Ispanak<br />
    * Çilek<br />
    * Mandalina<br />
    * Zerdeçal]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dr. Alan C. Logan, &#8216;ateş&#8217;in 21&#8217;inci yüzyılın salgın hastalığı olduğunu  söylüyor. Kronik ateşin, hücreleri etkileyerek beyin sağlığını tehdit ettiğini belirten Logan, &#8216;Beyin Diyeti&#8217; kitabında şöyle diyor: &#8220;Ateş, sadece 10 yıl öncesine  kadar mafsal iltihabı ya da benzer hastalıklarla birlikte anılırdı. Bu yargı kesinlikle değişti. Bugünün bilim dünyasında ateş, kalp hastalığı, diyabet, obezite ve evet, nöropsikiyatrik rahatsızlıklarla bile dahil olmak üzere birçok rahatsızlıkla ilişkilendiriliyor. 23 Şubat 2004 tarihli  Time dergisinin kapağında konu edilen ateş, böylelikle tarihte kendine &#8216;Gizli Katil&#8217; ismiyle yer buldu. Gerçekten  de kronik ateş, tüm vücutta ve özellikle beyinde hasara yol  açıyor. Dönüştürülmüş ve doymuş  yağlara ek olarak hareketsiz koşullarıyla Batı beslenme tarzı, ateş salgının en büyük destekçisi. Gıdasal antioksidanların  eksikliği, donmuş yağ ve gıdasal şekerin aşırı tüketimi, kronik ateşi ilerletiyor.<br />
<br />
Buna karşılık kronik ateş, değerli antioksidanları tüketiyor. Omega 6 yağ asitlerini (mısır, soya fasulyesi, aspur ve ayçiçeği yağı) fazla tüketmenin de ateşe yol açtığı birçok araştırmada kanıtlandı.<br />
<br />
Kronik ateş uzun vadede hassas beyin hücrelerinin direncini kırar ve sinir hücrelerinde meydana gelen esas yapısal hasarın sorumlusudur. Kronik ateş, Alzheimer hastalığında görülen, bunamaya sebep olan plakaların ve nörofibril düğümlerinin üretimini arttırır. Öte yandan birçok meyve, sebze ve yemeklerde kullanılan otların, güçlü ateş düşürücü özellikleri vardır. Antioksidanların insanlarda ateş belirtilerini azalttığı kanıtlandı. Unutmayın, balık, özellikle de yağlı deniz balığı (somon, sardalye, uskumru, ançuez) vücudunuza girebilecek en güçlü ateş düşürücü gıdadır.&#8221;<br />
<br />
Doğanın antidoksidan deposu<br />
KURUYEMİŞLER<br />
Kuruyemişlerdeki tek ve çok bağlı doymamış yağlar, E vitamini ve kalp dostu sterol, ateş düşürücü bileşimler barındırır. Ayrıca güçlü bir antioksidan etkisine sahiptir. Haftada en az iki kez kuruyemiş yemenin koroner kalp hastalıklarından ölüm riskini önemli ölçüde azalttığı düşünülüyor. Illionis Üniversitesi nörobilimcileri, kuruyemişlerin kalp sağlığına ek olarak, özellikle de bademin yaşa bağlı zihinsel performans düşüşünü önlediğini gösterdi.<br />
<br />
YEŞİL ÇAY<br />
Yeşil çaydaki &#8216;keteçin&#8217; adı verilen madde, önemli bir ateş düşürücüdür. Journal of Immunology, 2004&#8217;te yeşil çayın ateş düşürücü ve beyin hücrelerini koruyucu özelliğinin, Multipl Skleroz (MS) hastalığının önlenmesi ve tedavisi açısından umut verici olduğunu yazdı. Yeşil çaydaki kafein ve amino asitler, duygular ve zihinsel odaklanma üzerinde ani ve olumlu bir etki yaratıyor.<br />
<br />
MOR/KOYU KIRMIZI GIDALAR<br />
Yaban mersini, vişne, nar, mor tatlı patates, mor karnabahar, siyah üzüm ve pancarı örnek verebiliriz. Mor pigmentler ciddi ölçüde antioksidan koruması sağlar, sinir hücreleri arasında iletişimi güçlendirir, beyin duvarını korur, beyne kan taşıyan damarları güçlendirir. Ağrıyı dindirecek kadar önemli ölçüde ateş düşürücüdür.<br />
<br />
YEŞİL GIDALAR<br />
Bir fast-food restoran zincirinin çirkin bir afişini görmek beni hayrete düşürmüştü: Bir çöreğin üzerinde yakın plan çekilmiş dev bir burger fotoğrafında &#8216;Yeşillik golf içindir&#8217; yazıyordu. Buna hiç katılmıyorum. Her türden koyu yeşil sebzede ateşi düşürebilen değerli bir mineral bulunur. Kıssadan hisse: Kalbiniz ve beyniniz için yeşilliklerinizi yiyin.<br />
<br />
ZENCEFİL<br />
Zerdeçal gibi ateş düşürücü ve beyin hücrelerini koruyucu özellikler taşır. Hindistan ve Çin&#8217;de, baş ağrıları, mide ve bağırsak şikayetleri için kullanıldığı 2 bin 500 yıllık bir geçmişi var. Zencefil, özellikle sinir duvarlarındaki yağ bileşimlerini serbest radikal saldırılarına karşı korur. Sinir hücrelerini koruyucusu olduğu ve ateşi düşürdüğü için bolca tüketilmelidir.<br />
<br />
ZERDEÇAL<br />
Araştırmalar, zerdeçalın beyin hücrelerini korumak ve duygu durumunu olumlu etkilemek gibi önemli özelliklerini ortaya çıkardı. Bu kök bitkisinin içindeki aktif &#8216;curcumin&#8217; maddesi son derece güçlü bir antioksidan ve ateş düşürücü özelliğe sahip. Bilim, zerdeçalın davranışlar üzerindeki etkisinin antidepresan ilaçlarla benzer olduğunu ortaya koydu. Zerdeçal, özellikle duygu durumunu düzenleyen serotonin ve dopamin gibi önemli nörotransmiterlerde arızayı önlüyor.<br />
<br />
KAHVE<br />
Makul miktarda kafein alımının beyin üzerinde faydaları var. Araştırmalar, kahvenin özellikle hücrelerdeki yağ bileşimlerini oksitlenme stresine karşı korumakta etkili olduğunu ortaya koydu. Günde 1-2 fincan kahve, enerji, zindelik, özgüven, sosyal girişkenlik, iş motivasyonu ve dayanıklılığı artırır. Günlük antioksiden ihtiyacını karşılamanın en keyifli yolu. Japon kız tıp öğrencileri arasında yapılan araştırma, düzenli kahve içenlerde depresyon görülme riskinin daha az olduğunu ortaya koydu.<br />
<br />
Beyin dostu temel gıdalar:<br />
<br />
    * Açai meyvesi<br />
    * Yeşil çay<br />
    * Brokoli<br />
    * Kabayonca<br />
    * Brüksel lahanası<br />
    * Kalitede zeytinyağı<br />
    * Elma sirkesi<br />
    * Kiraz<br />
    * Karalahana<br />
    * Elma püresi<br />
    * Acı biber tozu<br />
    * Ceviz<br />
    * Enginar<br />
    * Kişniş<br />
    * Fındık<br />
    * Asparagus<br />
    * Tarçın<br />
    * Yulaf ve tam tahıllar<br />
    * Avakado<br />
    * Karanfil<br />
    * Kahvaltılık tahıllar<br />
    * Fesleğen<br />
    * Kakao<br />
    * Portakal<br />
    * Fasulye çeşitleri<br />
    * Kızılcık<br />
    * Kekik<br />
    * Pancar<br />
    * Üzüm<br />
    * Maydanoz<br />
    * Dolmalık biber<br />
    * Patlıcan<br />
    * Şeftali<br />
    * Börülce<br />
    * Mürver<br />
    * Armut<br />
    * Karabiber<br />
    * İncir<br />
    * Erik<br />
    * Böğürtlen<br />
    * Fuji elma<br />
    * Erik kurusu<br />
    * Yaban mersini<br />
    * Zencefil<br />
    * Nar<br />
    * Karnabahar<br />
    * Tatlı patates<br />
    * Kuru üzüm<br />
    * Ahududu<br />
    * Karalahana<br />
    * Siyah üzüm<br />
    * Kırmızı yapraklı marul<br />
    * Kırmızı patates<br />
    * Ispanak<br />
    * Çilek<br />
    * Mandalina<br />
    * Zerdeçal]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Zinde kalmanın yolları]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5330</link>
			<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 15:06:22 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5330</guid>
			<description><![CDATA[Zinde kalmanın yolları<br />
<br />
<br />
20 ve üzeri yaşlarda hafif bir armut göbeği, basenler ve ba­caklar çok da şaşılacak bir durum değil. Yine de kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız o zaman seçeceğiniz herhangi bir spor dalıyla henüz yerleşmemiş yağlarınızı kaslara dönüştür­mek için şansınız var demektir. Vücut 25 yaşla birlikte verimli­liğinin en yoğun olduğu ulaştığından, sınırlarınızı rahatlıkla zorlayabilirsiniz. Haftada üç kez 30 Dakikalık herhangi bir spor türü bu yaşlarda sizin için ideal.<br />
Nasıl beslenmeli ?<br />
- Problemli bir cildiniz varsa yağlı ve acılı yemekten kaçı­nın. Her ikisi de ciltteki yağ bezlerini harekete geçiriyor ve<br />
cildin aşırı yağlanmasına sebep oluyor.<br />
- Balıkta ya da kabuklu hayvanlarda bulunan potasyum cilt yüzeyindeki kirliliği önleyici etkiye sahip.<br />
- Solgun bir cilde sahipseniz, vücudunuzda demıir eksikliği olabilir. Maydanoz, soya fasulyesi ve patates demir eksik­liğini gideren sebzeler arasında yer alıyor. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Zinde kalmanın yolları<br />
<br />
<br />
20 ve üzeri yaşlarda hafif bir armut göbeği, basenler ve ba­caklar çok da şaşılacak bir durum değil. Yine de kendinizi daha iyi hissetmek istiyorsanız o zaman seçeceğiniz herhangi bir spor dalıyla henüz yerleşmemiş yağlarınızı kaslara dönüştür­mek için şansınız var demektir. Vücut 25 yaşla birlikte verimli­liğinin en yoğun olduğu ulaştığından, sınırlarınızı rahatlıkla zorlayabilirsiniz. Haftada üç kez 30 Dakikalık herhangi bir spor türü bu yaşlarda sizin için ideal.<br />
Nasıl beslenmeli ?<br />
- Problemli bir cildiniz varsa yağlı ve acılı yemekten kaçı­nın. Her ikisi de ciltteki yağ bezlerini harekete geçiriyor ve<br />
cildin aşırı yağlanmasına sebep oluyor.<br />
- Balıkta ya da kabuklu hayvanlarda bulunan potasyum cilt yüzeyindeki kirliliği önleyici etkiye sahip.<br />
- Solgun bir cilde sahipseniz, vücudunuzda demıir eksikliği olabilir. Maydanoz, soya fasulyesi ve patates demir eksik­liğini gideren sebzeler arasında yer alıyor. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hafızayı güçlendiren yiyecekler]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5319</link>
			<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 09:03:53 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5319</guid>
			<description><![CDATA[Hafızanızı güçlendirecek, konsantrasyon ve odaklanmanızı arttıracak çok fazla gıda, takviye, bitki var. Bu beyin yiyeceklerini, düzenli egzersiz ve iyi bir gece uykusu ile birleştirirseniz, beyin gücünüzü güçlendirmiş olacaksınız. Ama aklınızda bulunsun bazı yiyecekler beyin için iyiyken, bazıları tam tersi etkiye sahiptir. İşlenmiş gıdalar karbonhidratta, şekerde, tuzda yüksek olan-örneğin kek, bazı ekmekler ve tahıllar beynin ihtiyacı olan bazı kimyasalları engelleyebilir.<br />
Beyin gücünüzü arttırmak istiyorsanız, işte size bazı yiyecek, ot ve takviyeler&#8230;<br />
<br />
YUMARTA<br />
<br />
Beynimizin katı kısmı yağdan oluştuğu için, ona iyi yağlar sağlamalıyız. Yağ asidi veya EFA- çünkü vücudumuz bu yağları üretemez. Beyindeki anıların yaratılması ve sürdürülmesine dahil olan sinapsın (kromozomların birleşmesi) oluşması için yağ gereklidir. Yumurta mükemmel bir EFA kaynağıdır.<br />
<br />
YAĞLI BALIK<br />
<br />
Eğer anneniz size balık yemenin sizi akıllı yapacağını söylediyse, doğru söylemiş. Yağlı balık çeşitleri örneğin som, sardalya,uskumru,ringa yüksek değerde omega -3 yağı olarak bilinen EFA&#8217;ya sahiptir. Bu yağ, beyin hücrelerimiz için çok önemlidir. Öğrenme gücünü ve hafızayı geliştirir. Sardalya da ilave bir fayda ise hafıza için gerekli olan beyin kimyasalı choline&#8217;e sahip olmasıdır.<br />
<br />
SOYA<br />
<br />
Burada bahsedilen bütün besinler proteinle paketlenme avantajına sahiptir. Bu da hafızaya bağlı sinir taşıyıcılarını tetikler. Soyada da böyledir. Soya proteini, soya fasulyelerinden alınan konsantre protein, büyük bir protein kaynağı olup takviye, sıvı veya toz halinde bulunur. Doğal haliyle bulunan soyada (soya sütü) gibi sözlü ve sözsüz hafızayı geliştirir.<br />
<br />
OTLAR<br />
<br />
Gingko biloba, Doğu kültüründe binlerce yıldır kullanılan, en çok bilinen hafıza otudur. Kan damarlarını genişleterek ve arz edilen oksijeni arttırarak , beyine giden kan akışını arttırır. Ama sonuçlarını görmeye başlamanız birkaç hafta alabilir. Aynı zamanda beyin hücrelerine zarar verecek radikallerden de kurtulur.<br />
<br />
YEŞİL ADA ÇAYI<br />
<br />
Son çalışmalarda yeşil ve siyah çayın Alzheimer hastalarında, akıl fonksiyonlarının ve hafızanın yok olduğu bir hastalıkla mücadele etme ilacı olduğu anlaşıldı. İki çeşit çayda hastalıkla birçok yönden mücadele ediyor. Ama en önemlisi acetylcholine&#8217;nin (Alzheimer hastalarında tükenmek üzere olan ,hafıza için ana kimyasallardan biri) yok olmasını engelliyorlar. Yeşil çay bu konuda bir adım önde, etkisi 1 hafta sürüyor, aynı bitkiden gelen siyah çayın etkisi ise bir gün sürüyor.<br />
<br />
ADAÇAYI<br />
<br />
Kelime hatırlama testinde, adaçayı alanlar almayanlardan daha başarılıydı. Bu mekanizma tam olarak belli olmasa da, uzmanlar adaçayının beyne mesaj gönderen kimyasalları arttırdığına inanıyor. Bu Alzheimer&#8217;li hastalarında problemi olduğu için, adaçayı bu hastalığın tedavisinde kullanılabilir.<br />
<br />
BİBERİYE<br />
<br />
Adaçayı gibi , biberiye de hafızayı güçlendirir, akıl berraklığını sağlar ve beyin yorgunluğunu azaltır. Çalışmalar, biberiyenin uzun dönemli hafızayı %15 geliştirdiğini göstermiştir.<br />
<br />
B VİTAMİNİ<br />
<br />
Sağlıklı ve dengeli beslenme size tüm gerekli vitaminleri sağlasa da, vitamin B hafızanız için gerekli olabilir. Özellikle stresli zamanlarda. Fiziksel veya mantıksal olarak stres altında olduğunuzda, vücudunuzdaki b vitamini azalır. B vitamini eksikliği, acetylcholine&#8217;in (hafıza için gerekli kimyasal) beyindeki fonksiyonlarını yerine getirmesini engeller. B vitamini aynı zamanda beyne oksijen taşır ve radikalleri yok eder. Bu da hafızayı veya duyuları güçlendirir.Ya vitamin alırsınız yada b vitamini açısından yüksek besinler(karaciğer, yumurta, soya fasulyesi,yeşil fasulye) tüketirsiniz.<br />
<br />
DEMİR<br />
<br />
Demir eksikliği- Amerika&#8217;da en yaygın olan besin eksikliği-birçok yan etkisi de vardır., konsantrasyon zorluğu, beyinde küçülme, dikkatin azalması Demir oksijenin beyne gitmesine yardımcı olur. Demir eksikliği yüzünden oluşacak oksijen eksikliği beyin hücrelerinin çalışmalarını yavaşlatacaktır.<br />
<br />
Basit bir kan testi eksikliğiniz olup olmadığını gösterecektir. Eğer varsa, demir takviyesi alabilir veya demir içeriği yüksek yiyecekleri tüketebilirsiniz. Örn: yağsız et, fasulye. Vitamin C vücudunuzun demiri emmesini sağlar, bu 2 vitamini ya takviyelerden yada yiyeceklerden alın.<br />
<br />
SU<br />
<br />
Beynin %70 suyla kaplı olduğunu için, bu sıvı hafıza için gereklidir. Aslında subeyin fonksiyonlarının bir bütün olarak hızlandırır. Su olmadığı zaman daha yavaş çalışır. Bu durum hafıza içinde geçerlidir. Susuz beyin,bilgi bulundurma ve hafızayı oluşturmada beynin kapasitesini etkileyen hormon cortisolü salıverir. Cortisol, beynin daha basit ve içgüdüsel hareket etmesini sağlayan adrenalini serbest bırakır.Bu da beyin fonsiyonlarını ve hafızayı etkiler.<br />
<br />
BEYİN GIDASI<br />
<br />
Hafızanızı ve konsantrasyonunuzu güçlendirecek bazı gıdaları veya takviyeleri diyetinize eklemek çok basittir. Sabah bir yumurta, öğle yemeğinden sonra bir bardak yeşil çay, akşam yemeğinde adaçayı soslu spagetti ve gün boyunca çok fazla su. Kendinizi bir dahi gibi hissedeceksiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hafızanızı güçlendirecek, konsantrasyon ve odaklanmanızı arttıracak çok fazla gıda, takviye, bitki var. Bu beyin yiyeceklerini, düzenli egzersiz ve iyi bir gece uykusu ile birleştirirseniz, beyin gücünüzü güçlendirmiş olacaksınız. Ama aklınızda bulunsun bazı yiyecekler beyin için iyiyken, bazıları tam tersi etkiye sahiptir. İşlenmiş gıdalar karbonhidratta, şekerde, tuzda yüksek olan-örneğin kek, bazı ekmekler ve tahıllar beynin ihtiyacı olan bazı kimyasalları engelleyebilir.<br />
Beyin gücünüzü arttırmak istiyorsanız, işte size bazı yiyecek, ot ve takviyeler&#8230;<br />
<br />
YUMARTA<br />
<br />
Beynimizin katı kısmı yağdan oluştuğu için, ona iyi yağlar sağlamalıyız. Yağ asidi veya EFA- çünkü vücudumuz bu yağları üretemez. Beyindeki anıların yaratılması ve sürdürülmesine dahil olan sinapsın (kromozomların birleşmesi) oluşması için yağ gereklidir. Yumurta mükemmel bir EFA kaynağıdır.<br />
<br />
YAĞLI BALIK<br />
<br />
Eğer anneniz size balık yemenin sizi akıllı yapacağını söylediyse, doğru söylemiş. Yağlı balık çeşitleri örneğin som, sardalya,uskumru,ringa yüksek değerde omega -3 yağı olarak bilinen EFA&#8217;ya sahiptir. Bu yağ, beyin hücrelerimiz için çok önemlidir. Öğrenme gücünü ve hafızayı geliştirir. Sardalya da ilave bir fayda ise hafıza için gerekli olan beyin kimyasalı choline&#8217;e sahip olmasıdır.<br />
<br />
SOYA<br />
<br />
Burada bahsedilen bütün besinler proteinle paketlenme avantajına sahiptir. Bu da hafızaya bağlı sinir taşıyıcılarını tetikler. Soyada da böyledir. Soya proteini, soya fasulyelerinden alınan konsantre protein, büyük bir protein kaynağı olup takviye, sıvı veya toz halinde bulunur. Doğal haliyle bulunan soyada (soya sütü) gibi sözlü ve sözsüz hafızayı geliştirir.<br />
<br />
OTLAR<br />
<br />
Gingko biloba, Doğu kültüründe binlerce yıldır kullanılan, en çok bilinen hafıza otudur. Kan damarlarını genişleterek ve arz edilen oksijeni arttırarak , beyine giden kan akışını arttırır. Ama sonuçlarını görmeye başlamanız birkaç hafta alabilir. Aynı zamanda beyin hücrelerine zarar verecek radikallerden de kurtulur.<br />
<br />
YEŞİL ADA ÇAYI<br />
<br />
Son çalışmalarda yeşil ve siyah çayın Alzheimer hastalarında, akıl fonksiyonlarının ve hafızanın yok olduğu bir hastalıkla mücadele etme ilacı olduğu anlaşıldı. İki çeşit çayda hastalıkla birçok yönden mücadele ediyor. Ama en önemlisi acetylcholine&#8217;nin (Alzheimer hastalarında tükenmek üzere olan ,hafıza için ana kimyasallardan biri) yok olmasını engelliyorlar. Yeşil çay bu konuda bir adım önde, etkisi 1 hafta sürüyor, aynı bitkiden gelen siyah çayın etkisi ise bir gün sürüyor.<br />
<br />
ADAÇAYI<br />
<br />
Kelime hatırlama testinde, adaçayı alanlar almayanlardan daha başarılıydı. Bu mekanizma tam olarak belli olmasa da, uzmanlar adaçayının beyne mesaj gönderen kimyasalları arttırdığına inanıyor. Bu Alzheimer&#8217;li hastalarında problemi olduğu için, adaçayı bu hastalığın tedavisinde kullanılabilir.<br />
<br />
BİBERİYE<br />
<br />
Adaçayı gibi , biberiye de hafızayı güçlendirir, akıl berraklığını sağlar ve beyin yorgunluğunu azaltır. Çalışmalar, biberiyenin uzun dönemli hafızayı %15 geliştirdiğini göstermiştir.<br />
<br />
B VİTAMİNİ<br />
<br />
Sağlıklı ve dengeli beslenme size tüm gerekli vitaminleri sağlasa da, vitamin B hafızanız için gerekli olabilir. Özellikle stresli zamanlarda. Fiziksel veya mantıksal olarak stres altında olduğunuzda, vücudunuzdaki b vitamini azalır. B vitamini eksikliği, acetylcholine&#8217;in (hafıza için gerekli kimyasal) beyindeki fonksiyonlarını yerine getirmesini engeller. B vitamini aynı zamanda beyne oksijen taşır ve radikalleri yok eder. Bu da hafızayı veya duyuları güçlendirir.Ya vitamin alırsınız yada b vitamini açısından yüksek besinler(karaciğer, yumurta, soya fasulyesi,yeşil fasulye) tüketirsiniz.<br />
<br />
DEMİR<br />
<br />
Demir eksikliği- Amerika&#8217;da en yaygın olan besin eksikliği-birçok yan etkisi de vardır., konsantrasyon zorluğu, beyinde küçülme, dikkatin azalması Demir oksijenin beyne gitmesine yardımcı olur. Demir eksikliği yüzünden oluşacak oksijen eksikliği beyin hücrelerinin çalışmalarını yavaşlatacaktır.<br />
<br />
Basit bir kan testi eksikliğiniz olup olmadığını gösterecektir. Eğer varsa, demir takviyesi alabilir veya demir içeriği yüksek yiyecekleri tüketebilirsiniz. Örn: yağsız et, fasulye. Vitamin C vücudunuzun demiri emmesini sağlar, bu 2 vitamini ya takviyelerden yada yiyeceklerden alın.<br />
<br />
SU<br />
<br />
Beynin %70 suyla kaplı olduğunu için, bu sıvı hafıza için gereklidir. Aslında subeyin fonksiyonlarının bir bütün olarak hızlandırır. Su olmadığı zaman daha yavaş çalışır. Bu durum hafıza içinde geçerlidir. Susuz beyin,bilgi bulundurma ve hafızayı oluşturmada beynin kapasitesini etkileyen hormon cortisolü salıverir. Cortisol, beynin daha basit ve içgüdüsel hareket etmesini sağlayan adrenalini serbest bırakır.Bu da beyin fonsiyonlarını ve hafızayı etkiler.<br />
<br />
BEYİN GIDASI<br />
<br />
Hafızanızı ve konsantrasyonunuzu güçlendirecek bazı gıdaları veya takviyeleri diyetinize eklemek çok basittir. Sabah bir yumurta, öğle yemeğinden sonra bir bardak yeşil çay, akşam yemeğinde adaçayı soslu spagetti ve gün boyunca çok fazla su. Kendinizi bir dahi gibi hissedeceksiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnsan gerçekten can sıkıntısından ölebilirmiş.]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5316</link>
			<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 16:24:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5316</guid>
			<description><![CDATA[Bilim adamları, insanların gerçekten "can sıkıntısından ölebileceğini" tespit ettiler.<br />
<br />
Telegraph gazetesindeki habere göre, sıkıcı bir hayatları olan insanların erken ölme ihtimallerinin diğerlerine göre iki kat fazla olduğu belirlendi.<br />
<br />
University College London'dan bilim adamları, hayatlarında çokça can sıkıntısı bulunan insanların kalp krizi veya felçten ölme riskinin, yaşamı eğlenceli bulanlardan daha fazla olduğunu bildirdiler.<br />
<br />
Araştırma, 25 yıl boyunca takip edilen 7 bini aşkın devlet memuru üzerinde yapıldı. 35-55 yaş grubundaki memurlara sıkıntı seviyeleri soruldu ve geçen yıl Nisan ayında araştırmaya katılanlar arasında ölen olup olmadığına bakıldı. Deneklerden sıkıntılı olduğunu söyleyenlerin erken ölme riskinin yüzde 40 daha fazla olduğu ortaya çıktı.<br />
<br />
Kadınlar, gençler ve kötü işlerde çalışanların can sıkıntısının daha fazla olduğu da belirlendi.<br />
<br />
Bilim adamları, can sıkıntısı çekenlerin içki ve sigara gibi sağlığı olumsuz etkileyen alışkanlıklara yönelme olasılıklarının daha fazla olduğunu, bunun da ömürlerini kısaltabildiğini hatırlattılar.<br />
<br />
International Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanacak araştırmayı kaleme alan Martin Shipley, bulguların sıkıntıyla kalp hastalıkları arasında bağlantıyı ortaya koyduğunu söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilim adamları, insanların gerçekten "can sıkıntısından ölebileceğini" tespit ettiler.<br />
<br />
Telegraph gazetesindeki habere göre, sıkıcı bir hayatları olan insanların erken ölme ihtimallerinin diğerlerine göre iki kat fazla olduğu belirlendi.<br />
<br />
University College London'dan bilim adamları, hayatlarında çokça can sıkıntısı bulunan insanların kalp krizi veya felçten ölme riskinin, yaşamı eğlenceli bulanlardan daha fazla olduğunu bildirdiler.<br />
<br />
Araştırma, 25 yıl boyunca takip edilen 7 bini aşkın devlet memuru üzerinde yapıldı. 35-55 yaş grubundaki memurlara sıkıntı seviyeleri soruldu ve geçen yıl Nisan ayında araştırmaya katılanlar arasında ölen olup olmadığına bakıldı. Deneklerden sıkıntılı olduğunu söyleyenlerin erken ölme riskinin yüzde 40 daha fazla olduğu ortaya çıktı.<br />
<br />
Kadınlar, gençler ve kötü işlerde çalışanların can sıkıntısının daha fazla olduğu da belirlendi.<br />
<br />
Bilim adamları, can sıkıntısı çekenlerin içki ve sigara gibi sağlığı olumsuz etkileyen alışkanlıklara yönelme olasılıklarının daha fazla olduğunu, bunun da ömürlerini kısaltabildiğini hatırlattılar.<br />
<br />
International Journal of Epidemiology dergisinde yayımlanacak araştırmayı kaleme alan Martin Shipley, bulguların sıkıntıyla kalp hastalıkları arasında bağlantıyı ortaya koyduğunu söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sevgi çiçeği gül,kanseri iyileştiriyor.]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5304</link>
			<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 08:38:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5304</guid>
			<description><![CDATA[Kadınlar için vazgeçilmez sevgi ifadesi 'gül'ün, duyguların yanı sıra sağlığa da katkısı ortaya çıktı. Gül çiçeği ve yağının radyasyona maruz kalan hastaların parçalanan hücrelerinin onarılmasında olumlu etki sağladığı tespit edildi.<br />
<br />
Isparta gülünün sağlık alanındaki etkileri üzerinde araştırma yapan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, gül çiçeği ve gül yağının cilt kanseri başta olmak üzere radyasyona maruz kalan hastaların parçalanan hücrelerinin onarılmasında olumlu etki sağladığının tespit edildiğini bildirdi.<br />
<br />
Altıntaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren gülün şifa dağıtan bir bitki olarak görüldüğünü ve bu şekilde işlendiğini belirterek, kendilerinin de bu bilgilere dayanarak, yeni araştırmalar üzerinde çalıştıklarını ifade etti.<br />
<br />
Gülün kanser üzerindeki etkilerini incelediklerini vurgulayan Altıntaş, gül çiçeği ve gül yağının kanser tedavisinde kullanılabileceğini söyledi.<br />
<br />
Kanser hastalarında oluşan tahribatın giderilmesi konusunda gülün etkin rol oynadığını belirlediklerini anlatan Altıntaş, ''Bilimsel araştırma kapsamında gül çiçeği ve türevlerinin antioksidan etkisinin olduğu ve kanserli dokuların onarılmasında olumlu sonuç elde edildiği tespit edildi'' dedi.<br />
<br />
Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde dört yıl önce kanser teşhisi konulan hastaların kan hücrelerinde gül çiçeği ve gül yağının etkisi üzerinde laboratuvar ortamında çalışma yaptıklarını anlatan Altıntaş, ''Bu çalışmanın ardından bir de deri hücreleri üzerinde çalışma gerçekleştirdik. Kanser teşhisi konulan hastanın derisinden alınan parça üzerindeki hücreler üzerinde çalıştık ve onarıcı özelliğinin olduğunu tespit ettik'' diye konuştu.<br />
<br />
Altıntaş, bu araştırmanın, cilt kanserleri başta olmak üzere, kanser hastalığı yüzünden tahrip olan derinin onarılmasında gül çiçeği ve gül yağının kullanılabileceğini ortaya çıkardığını, gülün ruh sağlığı, kas, sinir gevşetici özellikleriyle de ön plana çıktığını vurguladı.<br />
<br />
Son çalışmanın henüz yayınlanmadığını ifade eden Altıntaş, en kısa zamanda bu çalışmanın da yayınlanacağını da bildirdi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kadınlar için vazgeçilmez sevgi ifadesi 'gül'ün, duyguların yanı sıra sağlığa da katkısı ortaya çıktı. Gül çiçeği ve yağının radyasyona maruz kalan hastaların parçalanan hücrelerinin onarılmasında olumlu etki sağladığı tespit edildi.<br />
<br />
Isparta gülünün sağlık alanındaki etkileri üzerinde araştırma yapan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Deontoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, gül çiçeği ve gül yağının cilt kanseri başta olmak üzere radyasyona maruz kalan hastaların parçalanan hücrelerinin onarılmasında olumlu etki sağladığının tespit edildiğini bildirdi.<br />
<br />
Altıntaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren gülün şifa dağıtan bir bitki olarak görüldüğünü ve bu şekilde işlendiğini belirterek, kendilerinin de bu bilgilere dayanarak, yeni araştırmalar üzerinde çalıştıklarını ifade etti.<br />
<br />
Gülün kanser üzerindeki etkilerini incelediklerini vurgulayan Altıntaş, gül çiçeği ve gül yağının kanser tedavisinde kullanılabileceğini söyledi.<br />
<br />
Kanser hastalarında oluşan tahribatın giderilmesi konusunda gülün etkin rol oynadığını belirlediklerini anlatan Altıntaş, ''Bilimsel araştırma kapsamında gül çiçeği ve türevlerinin antioksidan etkisinin olduğu ve kanserli dokuların onarılmasında olumlu sonuç elde edildiği tespit edildi'' dedi.<br />
<br />
Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde dört yıl önce kanser teşhisi konulan hastaların kan hücrelerinde gül çiçeği ve gül yağının etkisi üzerinde laboratuvar ortamında çalışma yaptıklarını anlatan Altıntaş, ''Bu çalışmanın ardından bir de deri hücreleri üzerinde çalışma gerçekleştirdik. Kanser teşhisi konulan hastanın derisinden alınan parça üzerindeki hücreler üzerinde çalıştık ve onarıcı özelliğinin olduğunu tespit ettik'' diye konuştu.<br />
<br />
Altıntaş, bu araştırmanın, cilt kanserleri başta olmak üzere, kanser hastalığı yüzünden tahrip olan derinin onarılmasında gül çiçeği ve gül yağının kullanılabileceğini ortaya çıkardığını, gülün ruh sağlığı, kas, sinir gevşetici özellikleriyle de ön plana çıktığını vurguladı.<br />
<br />
Son çalışmanın henüz yayınlanmadığını ifade eden Altıntaş, en kısa zamanda bu çalışmanın da yayınlanacağını da bildirdi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kışın kilo vermek değil kilo almamak önemli]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5302</link>
			<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 11:40:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5302</guid>
			<description><![CDATA[Kışın telaşına ve rehavetine düşmeye gerek yok. Sağlıklı ve bilinçli beslenerek hastalıklardan korunabiliriz. Bunun için de doğru besini doğru zamanda almak lazım.<br />
 <br />
Örneğin, tam da mevsimi gelmişken brokoli ile ilk adımı atmalı, havuç ile devam etmeliyiz. Kışın kendinizi brokoli ile yeniden canlandırın. <br />
<br />
Kış aylarında doğru beslenerek kilo almamak için işe bağışıklık sisteminizi güçlendirerek başlayın. Bunun için de önce brokoli kürü ile havuç rendesini salatalardan eksik etmeyin. Günde en az bir bardak kuşburnu çayı için ve haftada 3 kere balık yemeyi de unutmayın. <br />
<br />
Soğuk havalarla birlikte hepimizde 'Aman hastalığa yakalanmayayım.' telaşı başlar. Enerji ihtiyacının artması, evde geçirilen zamanın daha fazla olması ve yüksek enerjili besin seçiminin artışıyla birlikte atıştırma isteği de giderek yükselir. Medical Park Hastanesi beslenme ve diyet uzmanı Gizem Keservuran, hasta olmama telaşına düşmek yerine bilinçlenip sağlıklı ve zayıf bir kış geçirmenin yollarını anlattı. <br />
<br />
Hastalanmamak önce bağışıklık sistemimizi güçlendirerek işe başlamamız gerektiğini söyleyen Keservuran, "Kışın telaşına ve rehavetine düşmeye gerek yok. Sağlıklı ve bilinçli beslenerek, hastalıklardan korunabiliriz. Bunun için de doğru besini doğru zamanda almak lazım. Örneğin, tam da mevsimi gelmişken brokoli ile ilk adımı atmalı, havuç ile devam etmeliyiz. Kışın kendinizi brokoli ile yeniden canlandırın. İster yoğurtlu sarımsaklı brokoli salatası, ister çiğ bademli, balsamik sirkeli brokoli salatası, isterseniz cevizli, nar ekşili brokoli salatası ile sofranızı renklendirin, isterseniz mevsim sebzeleri ile bol baharatlı brokoli çorbanızı tüketin. Brokoli, yüksek antioksidan içeriği ile vücut direncini artırır ve daha rahat bir kış dönemi geçirmenizi sağlar." diyor. <br />
<br />
Kışın sebzeler sofradan eksik olmasın <br />
<br />
Bahar ve kış ayları boyunca salatalarınızdan havuç rendesini eksik etmeyin, yüksek antioksidan içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendirir. Şeker hastalığınız veya karaciğer rahatsızlığınız yok ise gün aşırı 1 bardak havuç suyu içerek antioksidan alımını daha da artırabilirsiniz. Şeker hastalığınız yok ise kış ayları boyunca hem artan enerji ihtiyacını karşılamak hem de güne güçlü başlamak adına kahvaltıda 1 tatlı kaşığı çiçek balı veya 1 yemek kaşığı kara üzüm pekmezi tüketebilirsiniz. <br />
<br />
Tükettiğiniz her lokmanın kaliteli olmasına özen gösterin <br />
<br />
Her gün 1 kupa kuşburnu çayınızı içmeyi ihmal etmeyin, kan şekerini dengelemek adına içtiğiniz tüm çaylara çubuk tarçın eklemeyi de unutmayın. Güneşten mahrum kaldığımız kış aylarında D vitamini ihtiyacınızı karşılayabilmek için haftada en az 3 kere balık eti tüketmeye çalışın. Av yasağının da kalkmasıyla çeşitlenen balık reyonlarında tercihinizi hamsi, istavrit, çinekop, ithal somondan yana kullanın. Diğer günlerde ise sofranızda hindi etine yer verin. Hindi eti hem demir minerali açısından zengin hem kolesterol içeriği düşük hem de zengin protein kaynağıdır. Et grubu besininizi pişirirken ızgara, buğulama, fırın gibi sağlıklı pişirme tekniklerini tercih edin. <br />
<br />
*** <br />
<br />
Kışın bağışıklık sistemini güçlendirerek ince kalmanın püf noktaları <br />
<br />
Yaşlılar haftada 2 gün 1 tam yumurta tüketebilir, haftanın 7 günü ise 1 katı yumurta beyazı mutlaka tüketilmeli. <br />
<br />
Yetişkinler haftada 3 gün, çocuklar ise haftada 4-5 gün 1 tam yumurta tüketebilir. <br />
<br />
Yine zengin omega 3 kaynağı olan cevize günlük beslenmemizde yer vermeliyiz. <br />
<br />
Kilo alımını engellemek, kan şekerimizi dengelemek adına ara öğün tüketimi adeta bir kanun. <br />
<br />
Ara öğünde; 1 tam ceviz içi yanında sevdiğiniz, antioksidan ve C vitamini içeriği yüksek olan bir meyve tüketmeniz oldukça zevkli bir tercih olabilir. Örnek: 1 tam ceviz içi + 1 adet kivi / 1 orta dilim ananas / 4 adet günkurusu + çubuk tarçınlı kuşburnu çayı, adeta hastalıklardan korunma kalkanınız hazır. <br />
<br />
Ara öğünlerde kek, kurabiye yerine, 1 küçük kâse yoğurdu toz tarçın ile renklendirip tüketebilirsiniz. <br />
<br />
Meyve tercihlerimizde turunçgillere&#8211;portakal, limon, mandaline özellikle yer vermeliyiz. Portakal, limon, mandalini kabuğunu soyup tüketiyoruz, bu meyvelerin kabuklarının da antioksidan ve C vitamini açısından bir cevher olduğunu unutmamalıyız. <br />
<br />
Yoğurdunuzun içine rendeleyeceğiniz portakal veya mandalin kabuğu bu cevherden faydalanmanın bir yolu olabilir. Demlediğiniz bitki çayınızın içine 1 dilim portakal kabuğu ekleyebilirsiniz. <br />
<br />
Çocuklarınıza sadece portakal suyu sıkmayın, portakal + havuç + elma + ananas suyunu karıştırın, böylece C vitamini deposunu antioksidanlarla da zenginleştirmiş olacaksınız. <br />
<br />
Yemeklerde bol baharat kullanın, acıbiberin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini unutmayın.<br />
<br />
B grubu vitaminlerden zengin tam buğday ve çavdar ekmeğini mutfağınızdan eksik etmeyin. <br />
<br />
Son olarak haftada 1-2 gün sofranızda zengin protein ve demir kaynağı olan yeşil mercimeğe yer verin.<br />
alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Kışın telaşına ve rehavetine düşmeye gerek yok. Sağlıklı ve bilinçli beslenerek hastalıklardan korunabiliriz. Bunun için de doğru besini doğru zamanda almak lazım.<br />
 <br />
Örneğin, tam da mevsimi gelmişken brokoli ile ilk adımı atmalı, havuç ile devam etmeliyiz. Kışın kendinizi brokoli ile yeniden canlandırın. <br />
<br />
Kış aylarında doğru beslenerek kilo almamak için işe bağışıklık sisteminizi güçlendirerek başlayın. Bunun için de önce brokoli kürü ile havuç rendesini salatalardan eksik etmeyin. Günde en az bir bardak kuşburnu çayı için ve haftada 3 kere balık yemeyi de unutmayın. <br />
<br />
Soğuk havalarla birlikte hepimizde 'Aman hastalığa yakalanmayayım.' telaşı başlar. Enerji ihtiyacının artması, evde geçirilen zamanın daha fazla olması ve yüksek enerjili besin seçiminin artışıyla birlikte atıştırma isteği de giderek yükselir. Medical Park Hastanesi beslenme ve diyet uzmanı Gizem Keservuran, hasta olmama telaşına düşmek yerine bilinçlenip sağlıklı ve zayıf bir kış geçirmenin yollarını anlattı. <br />
<br />
Hastalanmamak önce bağışıklık sistemimizi güçlendirerek işe başlamamız gerektiğini söyleyen Keservuran, "Kışın telaşına ve rehavetine düşmeye gerek yok. Sağlıklı ve bilinçli beslenerek, hastalıklardan korunabiliriz. Bunun için de doğru besini doğru zamanda almak lazım. Örneğin, tam da mevsimi gelmişken brokoli ile ilk adımı atmalı, havuç ile devam etmeliyiz. Kışın kendinizi brokoli ile yeniden canlandırın. İster yoğurtlu sarımsaklı brokoli salatası, ister çiğ bademli, balsamik sirkeli brokoli salatası, isterseniz cevizli, nar ekşili brokoli salatası ile sofranızı renklendirin, isterseniz mevsim sebzeleri ile bol baharatlı brokoli çorbanızı tüketin. Brokoli, yüksek antioksidan içeriği ile vücut direncini artırır ve daha rahat bir kış dönemi geçirmenizi sağlar." diyor. <br />
<br />
Kışın sebzeler sofradan eksik olmasın <br />
<br />
Bahar ve kış ayları boyunca salatalarınızdan havuç rendesini eksik etmeyin, yüksek antioksidan içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendirir. Şeker hastalığınız veya karaciğer rahatsızlığınız yok ise gün aşırı 1 bardak havuç suyu içerek antioksidan alımını daha da artırabilirsiniz. Şeker hastalığınız yok ise kış ayları boyunca hem artan enerji ihtiyacını karşılamak hem de güne güçlü başlamak adına kahvaltıda 1 tatlı kaşığı çiçek balı veya 1 yemek kaşığı kara üzüm pekmezi tüketebilirsiniz. <br />
<br />
Tükettiğiniz her lokmanın kaliteli olmasına özen gösterin <br />
<br />
Her gün 1 kupa kuşburnu çayınızı içmeyi ihmal etmeyin, kan şekerini dengelemek adına içtiğiniz tüm çaylara çubuk tarçın eklemeyi de unutmayın. Güneşten mahrum kaldığımız kış aylarında D vitamini ihtiyacınızı karşılayabilmek için haftada en az 3 kere balık eti tüketmeye çalışın. Av yasağının da kalkmasıyla çeşitlenen balık reyonlarında tercihinizi hamsi, istavrit, çinekop, ithal somondan yana kullanın. Diğer günlerde ise sofranızda hindi etine yer verin. Hindi eti hem demir minerali açısından zengin hem kolesterol içeriği düşük hem de zengin protein kaynağıdır. Et grubu besininizi pişirirken ızgara, buğulama, fırın gibi sağlıklı pişirme tekniklerini tercih edin. <br />
<br />
*** <br />
<br />
Kışın bağışıklık sistemini güçlendirerek ince kalmanın püf noktaları <br />
<br />
Yaşlılar haftada 2 gün 1 tam yumurta tüketebilir, haftanın 7 günü ise 1 katı yumurta beyazı mutlaka tüketilmeli. <br />
<br />
Yetişkinler haftada 3 gün, çocuklar ise haftada 4-5 gün 1 tam yumurta tüketebilir. <br />
<br />
Yine zengin omega 3 kaynağı olan cevize günlük beslenmemizde yer vermeliyiz. <br />
<br />
Kilo alımını engellemek, kan şekerimizi dengelemek adına ara öğün tüketimi adeta bir kanun. <br />
<br />
Ara öğünde; 1 tam ceviz içi yanında sevdiğiniz, antioksidan ve C vitamini içeriği yüksek olan bir meyve tüketmeniz oldukça zevkli bir tercih olabilir. Örnek: 1 tam ceviz içi + 1 adet kivi / 1 orta dilim ananas / 4 adet günkurusu + çubuk tarçınlı kuşburnu çayı, adeta hastalıklardan korunma kalkanınız hazır. <br />
<br />
Ara öğünlerde kek, kurabiye yerine, 1 küçük kâse yoğurdu toz tarçın ile renklendirip tüketebilirsiniz. <br />
<br />
Meyve tercihlerimizde turunçgillere&#8211;portakal, limon, mandaline özellikle yer vermeliyiz. Portakal, limon, mandalini kabuğunu soyup tüketiyoruz, bu meyvelerin kabuklarının da antioksidan ve C vitamini açısından bir cevher olduğunu unutmamalıyız. <br />
<br />
Yoğurdunuzun içine rendeleyeceğiniz portakal veya mandalin kabuğu bu cevherden faydalanmanın bir yolu olabilir. Demlediğiniz bitki çayınızın içine 1 dilim portakal kabuğu ekleyebilirsiniz. <br />
<br />
Çocuklarınıza sadece portakal suyu sıkmayın, portakal + havuç + elma + ananas suyunu karıştırın, böylece C vitamini deposunu antioksidanlarla da zenginleştirmiş olacaksınız. <br />
<br />
Yemeklerde bol baharat kullanın, acıbiberin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini unutmayın.<br />
<br />
B grubu vitaminlerden zengin tam buğday ve çavdar ekmeğini mutfağınızdan eksik etmeyin. <br />
<br />
Son olarak haftada 1-2 gün sofranızda zengin protein ve demir kaynağı olan yeşil mercimeğe yer verin.<br />
alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Lahana ve limon kabuğundaki sır]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5295</link>
			<pubDate>Tue, 26 Jan 2010 17:39:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5295</guid>
			<description><![CDATA[Vücudun ihtiyaç duyduğu yağları içeren ama şişmanlatmayan yemiş hangisi? Hangi bitkiler doğal östrojen içerir? Tarkan Güveloğlu bitki ve bazı besinlerdeki doğal koruma gücünü anlatıyor.<br />
<br />
İnsanımız kendine iyi gelen besinlerin önemini bilmiyor. Nerede zararlı besin varsa onu tüketiyor: Cipsler, makarnalar, kızartmalar. Oysa birçok insanın az yediği besinler gençliğin ve sağlığın kaynağını barındırıyor, hücreleri koruyor. Yüksek miktardaki koruma sistemi yaratan maddeler bulunduran bazı bitki ve sebzeler ciltte ve bedende yenilenme yaratıyor.<br />
<br />
Yeşillerin anası<br />
Yıpranmış hücrelerin yenilenmesini sağlayan besinlerden biri lahana. Aslında bu sebzeyi yeşil besinlerin anası olarak da adlandırabiliriz. Son zamanları moda besin olan &#8220;Brüksel lahanası&#8221;nın yerine yüze yüz yerli olan yeşil lahanamıza itibarını geri verebiliriz. Eski Romalılar&#8217;da hekimler lahana ile tedavi edip, birçok hastalığı onunla gideriyorlardı. Eski kitaplarda lahanayı göklere çıkaran metinler var. Hatta o günden bu zamana kadar gelen bir de atasözleri var: &#8220;Evinin bahçesine lahana eken her hane sahibi, aktar dükkânım var diyebilir!&#8221;. İşte lahananın sağlığa etkisi sayısız&#8230; Aynı zamanda yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum da içeriyor. Bu madde sağlıklı bir cilt verir. Gençleşmek için tüketilmesi gereken besinler arasında yer alan lahanayı mutlaka tüketmelisiniz.<br />
<br />
Doğal östrojenler<br />
Tabiatın gücündeki yüksek koruma etkisi bunlarla sınırlı değil. Bitkilerde büyümeyi ve gelişmeyi hızlandıran &#8220;östrojen hormonu&#8221;na benzeyen hormonlar da var! Bir araştırmaya göre, kırsal yerlerde hayvan çiftliği olanlar bazı yonca türlerinin etkisini fark etmiş. Bu yoncayı yiyen atların tüyleri çok parlak bir hale gelmiş. Bazı otlar da koyunların doğurganlığını artırmış. İşte bu bitkilerdeki östrojenin varlığının küçük bir örneği.<br />
<br />
Östrojen üreten bedenlerin sağlıklı bir cilt ve parlak bir görünümleri olduğunu unutmayalım. Bu nedenle soya fasulyesi, soğan, kuru fasulye, bezelye, mercimek, brüksel lahanası, zeytinyağı, ay çiçek yağı, susam, sarımsak, pirinç, ketentohumu, yerfıstığı, armut ve ahududu ve böğürtlenin evinizde özel bir yeri olsun!<br />
<br />
Bu yağ kilo aldırmıyor!<br />
Yer fıstığı hakkında pek çok bilimsel çalışma yapılmış. Kalorisi yüksek olarak bilinir ama yanlış. Yerfıstığında hesaplanan kaloriden çok daha azı var. Çünkü bu besin tüketildiğinde yağların hepsi emilmiyor barsaklardan. Kilo aldırmamasının nedeni de bolca bitkisel lif içermesi. Bu bitkisel lifler özellikle ardından bolca su alındığında bu suyu sünger gibi emip, kitle etkisi ile barsak hareketlerini hızlandırıyorlar. Her gün bir avuç kabuklu fıstık tüketin.<br />
<br />
Limon kabuğu ile sıkı cilt<br />
Cildi sıkıştırıcı özelliği olan limon, bol su içerdiği için toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Cildin pürüzsüz ve sıkı bir görünüme kavuşmasını sağlıyor. O nedenle çaylara sıktığınız limonların kabuğunu atmayın, yiyin. Her gün bir çeyrek limon kabuğu yemek, sıkı bir cildin anahtarıdır.<br />
<br />
Hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor yeşil çay, artık günlük bir içecek olarak işte evde yanınızda mutlaka bulunsun.<br />
<br />
Bitkisel ekstreler, güçlü ve etkili bakım yaratıyorlar. Çünkü bitkilerde yüksek miktardaki koruma sistemi yaratan maddeler bulunuyor. Yıpranmış hücrelere koruma sağlıyorlar. Örneğin gül ya da orkide gibi çiçeklerde bu koruma etkileri çok yüksek. O nedenle her zaman yüzünüzü gül suyu ile temizlemenizi öneriyorum. Hem temizler hem onarır gül bitkisi.<br />
<br />
Bu arada iyi bir cilt için bazı besinleri yememeniz gerekiyor! Makarna ve patatesteki fazla miktarda karbonhidrat cildi bozuyor. Karbonhidratı azaltalım, protein ağırlıklı besinleri daha fazla yiyelim. Çünkü cildi sorunlu ve yaşlı görünüme sahip olan kadınlar protein alımında sorun yaşayanlardır. Protein, vücutta teker teker aminoasitlere dönüşür. Bunu sonucunda kolajen lifleri, elastik lifleri ve hormonlar oluşur.<br />
<br />
Doğadan pratik notlar: Son zamanlarda herkesin mikroplarla savaştığı şu dönemde doğa eczanesinin en önemli baharatı tarçın. İnanılmaz olarak bazı bakterilerin çoğalmasını önlüyor. Boğazınızda yanma varsa, hemen mutfakta üretebileceğiniz önemli bir &#8220;ilaç. Bir çorba kaşığı balın içine, bir çay kaşığı tarçını ilave edin ve için.<br />
<br />
Besininiz ilacınız, doğa dostunuz olsun&#8230;<br />
alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Vücudun ihtiyaç duyduğu yağları içeren ama şişmanlatmayan yemiş hangisi? Hangi bitkiler doğal östrojen içerir? Tarkan Güveloğlu bitki ve bazı besinlerdeki doğal koruma gücünü anlatıyor.<br />
<br />
İnsanımız kendine iyi gelen besinlerin önemini bilmiyor. Nerede zararlı besin varsa onu tüketiyor: Cipsler, makarnalar, kızartmalar. Oysa birçok insanın az yediği besinler gençliğin ve sağlığın kaynağını barındırıyor, hücreleri koruyor. Yüksek miktardaki koruma sistemi yaratan maddeler bulunduran bazı bitki ve sebzeler ciltte ve bedende yenilenme yaratıyor.<br />
<br />
Yeşillerin anası<br />
Yıpranmış hücrelerin yenilenmesini sağlayan besinlerden biri lahana. Aslında bu sebzeyi yeşil besinlerin anası olarak da adlandırabiliriz. Son zamanları moda besin olan &#8220;Brüksel lahanası&#8221;nın yerine yüze yüz yerli olan yeşil lahanamıza itibarını geri verebiliriz. Eski Romalılar&#8217;da hekimler lahana ile tedavi edip, birçok hastalığı onunla gideriyorlardı. Eski kitaplarda lahanayı göklere çıkaran metinler var. Hatta o günden bu zamana kadar gelen bir de atasözleri var: &#8220;Evinin bahçesine lahana eken her hane sahibi, aktar dükkânım var diyebilir!&#8221;. İşte lahananın sağlığa etkisi sayısız&#8230; Aynı zamanda yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum da içeriyor. Bu madde sağlıklı bir cilt verir. Gençleşmek için tüketilmesi gereken besinler arasında yer alan lahanayı mutlaka tüketmelisiniz.<br />
<br />
Doğal östrojenler<br />
Tabiatın gücündeki yüksek koruma etkisi bunlarla sınırlı değil. Bitkilerde büyümeyi ve gelişmeyi hızlandıran &#8220;östrojen hormonu&#8221;na benzeyen hormonlar da var! Bir araştırmaya göre, kırsal yerlerde hayvan çiftliği olanlar bazı yonca türlerinin etkisini fark etmiş. Bu yoncayı yiyen atların tüyleri çok parlak bir hale gelmiş. Bazı otlar da koyunların doğurganlığını artırmış. İşte bu bitkilerdeki östrojenin varlığının küçük bir örneği.<br />
<br />
Östrojen üreten bedenlerin sağlıklı bir cilt ve parlak bir görünümleri olduğunu unutmayalım. Bu nedenle soya fasulyesi, soğan, kuru fasulye, bezelye, mercimek, brüksel lahanası, zeytinyağı, ay çiçek yağı, susam, sarımsak, pirinç, ketentohumu, yerfıstığı, armut ve ahududu ve böğürtlenin evinizde özel bir yeri olsun!<br />
<br />
Bu yağ kilo aldırmıyor!<br />
Yer fıstığı hakkında pek çok bilimsel çalışma yapılmış. Kalorisi yüksek olarak bilinir ama yanlış. Yerfıstığında hesaplanan kaloriden çok daha azı var. Çünkü bu besin tüketildiğinde yağların hepsi emilmiyor barsaklardan. Kilo aldırmamasının nedeni de bolca bitkisel lif içermesi. Bu bitkisel lifler özellikle ardından bolca su alındığında bu suyu sünger gibi emip, kitle etkisi ile barsak hareketlerini hızlandırıyorlar. Her gün bir avuç kabuklu fıstık tüketin.<br />
<br />
Limon kabuğu ile sıkı cilt<br />
Cildi sıkıştırıcı özelliği olan limon, bol su içerdiği için toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor. Cildin pürüzsüz ve sıkı bir görünüme kavuşmasını sağlıyor. O nedenle çaylara sıktığınız limonların kabuğunu atmayın, yiyin. Her gün bir çeyrek limon kabuğu yemek, sıkı bir cildin anahtarıdır.<br />
<br />
Hücre koruyucu maddeler içeriyor ve böylelikle yaşlılığın doğrudan hücrelerde durdurulmasını sağlıyor yeşil çay, artık günlük bir içecek olarak işte evde yanınızda mutlaka bulunsun.<br />
<br />
Bitkisel ekstreler, güçlü ve etkili bakım yaratıyorlar. Çünkü bitkilerde yüksek miktardaki koruma sistemi yaratan maddeler bulunuyor. Yıpranmış hücrelere koruma sağlıyorlar. Örneğin gül ya da orkide gibi çiçeklerde bu koruma etkileri çok yüksek. O nedenle her zaman yüzünüzü gül suyu ile temizlemenizi öneriyorum. Hem temizler hem onarır gül bitkisi.<br />
<br />
Bu arada iyi bir cilt için bazı besinleri yememeniz gerekiyor! Makarna ve patatesteki fazla miktarda karbonhidrat cildi bozuyor. Karbonhidratı azaltalım, protein ağırlıklı besinleri daha fazla yiyelim. Çünkü cildi sorunlu ve yaşlı görünüme sahip olan kadınlar protein alımında sorun yaşayanlardır. Protein, vücutta teker teker aminoasitlere dönüşür. Bunu sonucunda kolajen lifleri, elastik lifleri ve hormonlar oluşur.<br />
<br />
Doğadan pratik notlar: Son zamanlarda herkesin mikroplarla savaştığı şu dönemde doğa eczanesinin en önemli baharatı tarçın. İnanılmaz olarak bazı bakterilerin çoğalmasını önlüyor. Boğazınızda yanma varsa, hemen mutfakta üretebileceğiniz önemli bir &#8220;ilaç. Bir çorba kaşığı balın içine, bir çay kaşığı tarçını ilave edin ve için.<br />
<br />
Besininiz ilacınız, doğa dostunuz olsun&#8230;<br />
alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[44 Saç Bakım Önerisi]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5246</link>
			<pubDate>Sat, 23 Jan 2010 15:12:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5246</guid>
			<description><![CDATA[Sağlıklı, parlak saçlara kavuşmanızı sağlayacak işe yarar 44 öneri...<br />
<br />
1. Çok kuru saçlar<br />
<br />
Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.<br />
<br />
2. Normal saçlar<br />
<br />
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.<br />
<br />
3. İkisi bir arada<br />
<br />
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.<br />
<br />
4. Ilık su ile durulayın<br />
<br />
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için ide3aldir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su , saçlara mükemmel bir parlaklık verir.<br />
<br />
5. En iyi fön stratejisi<br />
<br />
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.<br />
<br />
6. Nazik olun<br />
<br />
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.<br />
<br />
7. Çok mu streslisiniz?<br />
<br />
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.<br />
<br />
8. Ön yargıları unutun<br />
<br />
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın. İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?<br />
<br />
9. Saç kremi<br />
<br />
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.<br />
<br />
10. Çok ince saçlar<br />
<br />
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin 'uçuşmasını&#8217; engeller.<br />
<br />
11. Tatilde bakım<br />
<br />
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.<br />
<br />
<br />
12. Koruma ve tamir:<br />
<br />
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar. Saç kürleri yumuşacık yapar. <br />
<br />
Ama hangisini kullanmalı?<br />
<br />
13. İnce telli saçlara kür uygulamak<br />
<br />
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.<br />
<br />
14. Saç maskeleri<br />
<br />
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)<br />
<br />
15. Sarı, kızıl ya da kahve<br />
<br />
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.<br />
<br />
16. Çabuk kür uygulamak için<br />
<br />
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.<br />
<br />
17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar<br />
<br />
Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli.b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar<br />
<br />
18. Vaks nasıl kullanılır?<br />
<br />
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.<br />
<br />
19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız<br />
<br />
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.<br />
<br />
20. Saç spreyi ve parlatıcı<br />
<br />
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür<br />
<br />
21. Zamanlama sorununuz varsa:<br />
<br />
Örneğin, sabah sabah 06:30&#8217;da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.<br />
<br />
22. Saçınızı yıkamadan yattınız<br />
<br />
Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.<br />
<br />
23. Güçsüz kalmış kuru saçlar<br />
<br />
İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerdeniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.<br />
<br />
24. Sabah hiç vaktiniz yoksa<br />
<br />
Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.<br />
<br />
25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin<br />
<br />
Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.<br />
<br />
28. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız<br />
<br />
Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin<br />
<br />
27. Hayal ettiğiniz model<br />
<br />
Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.<br />
<br />
28. Yuvarlak yüz<br />
<br />
Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.<br />
<br />
29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa<br />
<br />
Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.<br />
<br />
30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?<br />
<br />
Yeni bir kesimde, alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır.<br />
Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider<br />
<br />
31. Saç, boy ve ölçüler<br />
<br />
Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m&#8217;nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.<br />
<br />
32. İnce hafif perçemler<br />
<br />
Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.<br />
<br />
33. Kısaltmak ya da uzatmak?<br />
<br />
Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.<br />
<br />
34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır<br />
<br />
Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak&#8230; <br />
<br />
35. Kakül ve alında perçem<br />
<br />
Uzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar.<br />
Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda<br />
<br />
36. Sıcaktan korunun<br />
<br />
Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.<br />
<br />
37. Düz saçlı kadınlar<br />
<br />
Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.<br />
<br />
38. Periyodik soruna özel çözüm<br />
<br />
Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz.<br />
<br />
Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz<br />
<br />
39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için<br />
<br />
İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.<br />
<br />
40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?<br />
<br />
O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.<br />
<br />
41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız<br />
<br />
Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı sürün.<br />
<br />
42. 20&#8217;li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak<br />
<br />
önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.<br />
<br />
43. Sarı saçlara parlaklık gerek<br />
<br />
Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak sıcak renklerdir.<br />
<br />
44. Saç kesimi her şeydir<br />
<br />
Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sağlıklı, parlak saçlara kavuşmanızı sağlayacak işe yarar 44 öneri...<br />
<br />
1. Çok kuru saçlar<br />
<br />
Şampuanı sadece ellerinizle, ıslak saçın diplerine dağıtın ve hafifçe yedirin. Durularken incelerek saçın içinden akacak olan şampuan, saçları temizlemek için yeterlidir. Böylece saçlarınızın biraz daha kurumasını önlemiş olursunuz.<br />
<br />
2. Normal saçlar<br />
<br />
Şampuanı dairesel hareketlerle saça yedirin, hemen ardından iyice durulayın. Eğer başınızda şampuan artığı kalırsa, saçlarınız matlaşır ve kurur. Kural şu: Şampuanlamak için harcadığınız sürenin üç misli süreyi durulamak için kullanın. Saçlarınızın durulandıktan sonra gıcırdar gibi olması gerekiyor.<br />
<br />
3. İkisi bir arada<br />
<br />
Bu ürünler hem yıkar hem de bakım yapar. Pratiktir ama her gün kullanılmaya uygun değillerdir. Çünkü bu ürünlerin çoğunda silikon yağı vardır. Önce saçları yumuşak yaparlar. Fakat uzun vadede saç tellerinin yüzeyinde birikerek, saçı ağırlaştırabilirler. Haftada sadece 1 kez kullanın.<br />
<br />
4. Ilık su ile durulayın<br />
<br />
Kaşmir kazağınızı sıcak suyla tıkayamazsınız. Saçlarımız da aynı derecede hassas olduklarından, çok sıcak suyu sevmezler. Ilık su, saçların zarar görmemesi için ide3aldir. Hatta başarabilenler, saçlarını soğuk su ile yıkamalıdır. Soğuk su , saçlara mükemmel bir parlaklık verir.<br />
<br />
5. En iyi fön stratejisi<br />
<br />
Saçları yıkadıktan sonra dikkatle ayırın. Isıtılmış bir havluyla önden kurutun. Fön makinesini en düşük ayara getirip, saçları çok fazla karıştırmadan tam kuruyana kadar fönleyin: sonra fönü daha yüksek ısıya getirip, yuvarlak bir fırçayla şekillendirme işine girişin. Fön makinesini saçınızdan en az 15 santim uzak tutun.<br />
<br />
6. Nazik olun<br />
<br />
Islak saçlar, hafifçe şişmişlerdir. Dolayısıyla çabuk kırılabilirler. Taramak için ayrık dişli, mümkünse kauçuk veya ahşaptan, el yapımı bir tarak kullanın (Cinsi üstünde yazar. ) Ucuz plastik tarakları tercih etmeyin.<br />
<br />
7. Çok mu streslisiniz?<br />
<br />
Saçlarınızı yıkarken başınıza masaj yaparsanız, mutluluk hormonlarınızı aktive edersiniz. Parmak uçları ile daireler çizerek, şakaklardan saç diplerine doğru masaj yapın. Oradan tekrar kulaklara doğru inin. Sonra ensenize doğru devam edin. Bunları yaparken derin derin nefes alıp verin.<br />
<br />
8. Ön yargıları unutun<br />
<br />
Yağlı saçların her gün yıkandıkları zaman daha çabuk yağlandıklarıyla ilgili masalları unutun. Eğer kendinizi daha bakımlı hissedecekseniz, her gün duş alabilirsiniz. Önemli olan, yumuşak bir şampuan kullanmanız. Şampuanı saçınızda bekletmeyin ve hemen yıkayın. İnce mi yoksa asi mi? Kürleri en etkin nasıl kullanacaksınız?<br />
<br />
9. Saç kremi<br />
<br />
Kremi özellikle saçın aşağı sarkan kısımlarına ve uçlarına sürün. Saç diplerindeki ilk 3 santime gelmemesini sağlayın. Diplerde çıkan yeni saçların ek bir bakınma ihtiyacı yoktur.<br />
<br />
10. Çok ince saçlar<br />
<br />
İnce telli saçlar, yağlı ürünleri kaldıramazlar. En iyisi, nemli (veya kuru) saçlara nemlendirici sprey sıkmaktır. Sprey, statik elektrik oluşmasını ve saç tellerinin 'uçuşmasını&#8217; engeller.<br />
<br />
11. Tatilde bakım<br />
<br />
Tatildeyken saçlarınız şekle girmiyorsa, bu durum bulunduğunuz yerdeki suyun içerdiği mineral oranından kaynaklanıyor olabilir. Çözüm için saçlarınızı yıkadıktan sonra içme suyu ile durulayın.<br />
<br />
<br />
12. Koruma ve tamir:<br />
<br />
Omega-6 yap asitleri gibi lipit ve seramit içeren ürünler, saçların kırılmasını önler. Çünkü bu maddeler, saç lifleri içindeki çatlakları doldururlar ve fönden gelen sıcağa karşı korurlar. Saç kürleri yumuşacık yapar. <br />
<br />
Ama hangisini kullanmalı?<br />
<br />
13. İnce telli saçlara kür uygulamak<br />
<br />
Yoğun kür, ince telli saçları aşırı derecede yorabilir. Fakat yine de ara sıra böyle ekstra bir bakım uygulayabilirsiniz. Çözümü: Kürü saça, yıkamadan önce yedirin ve 10 dakika beklettikten sonra bildiğiniz şekilde saçlarınızı şampuanlayın.<br />
<br />
14. Saç maskeleri<br />
<br />
Maskeler, özellikle sıcak ortamlarda saça daha iyi nüfuz ederler. En ideali, kür maskesini, havluyla nemini aldığınız saçınıza, ince demetler halinde sürerek yedirin. Sonra saçınızı sıcak fönle ısıtın ve başınızı alüminyum bir folyoyla sarın, üstüne de ısıtılmış bir havlu dolayın. En az yarım saat etki etmesini bekleyin. Çok etkili bir başka yöntem de, buharlı ortamda saç maskesi uygulamaktır (yine aynı şekilde havlu altında)<br />
<br />
15. Sarı, kızıl ya da kahve<br />
<br />
Boyanın ömrünü özel bakım ürünleriyle uzatabilirsiniz. Yıkama sırasında, bakım kürlerinde ya da şekillendirici ürünlerde bulunan maddeler sayesinde saçlardaki renk pigmentleri tazelenir.<br />
<br />
16. Çabuk kür uygulamak için<br />
<br />
Saçınız uzunsa ve kürler çok vakit alıyorsa, artık dert değil! İnci proteini içeren çabuk kürleri uyguladığınızda saçınızı yıkamanıza gerek yok. Saçlarınızı ipek gibi parlak yapıyor.<br />
<br />
17. Doğuştan güçlü ve kalın telli saçlar<br />
<br />
Bu tip saçlar şekil aldıklarında adeta rüya gibidir. Fakat şekil almak istemezler ve asidirler. Doğru stratejiyle onları hükmünüz altına alabilirsiniz: a) Her gün yıkamayın, hatada 1-2 kez yıkamak yeterli.b) Her yıkamadan sonra saç kremini sürün ve her dört yıkamada bir maske uygulayın. Doğru yöntemleri bilenler kötü saç günü yaşamazlar<br />
<br />
18. Vaks nasıl kullanılır?<br />
<br />
Genellikle fönle şekil verilen katlı kesim, sürülen vaks yüzünden gene sarkmaya başlar. İste bu yağ krizine karşı bir yöntem var: Önce saçınıza sprey sıkın, biraz kurumasını bekleyin, sonra uçlara vaks sürün. Mükemmel olacak.<br />
<br />
19. Çok fazla jöle kaçırdıysanız<br />
<br />
Eğer saçlarınızı çok fazla jölelediyseniz ve taradıysanız, saçlarınız yağlı gözükebilir. Bunu önlemek için ürünü kabında (ya da tüpünde) önce fönle kısa bir süre ısıtın. Ürün daha iyi dağılacağından dolayı otomatik olarak dozu fazla kaçırmanızı da önlemiş olursunuz.<br />
<br />
20. Saç spreyi ve parlatıcı<br />
<br />
Havalandırıcı etki yaratmak için spreyi yukarıdan aşağıya doğru sıkmayın. Yoksa saçlarınızın üstünde ağırlık oluşur ve saçlarınız düzleşir. Onun yerine, saçları bukle bukle elinizle biraz yukarı kaldırın ve spreyi alttan yukarı olarak püskürtün. Uzun saçlarda: Başı geriye atın ve sprey bulutu aşağı doğru düşerken, saçlarınızı hafifçe silkeleyin. Hacim vermek için ideal yardımcılar fön, fırça ve köpüktür<br />
<br />
21. Zamanlama sorununuz varsa:<br />
<br />
Örneğin, sabah sabah 06:30&#8217;da uçağınız kalkacaksa, saçlarınıza akşamdan uygulayacağınız doğru bir şekillendirme ile zaman kazanabilirsiniz.saçlarınızı yıkayın ve yuvarlak fırçayla kabartarak fön çekin. Biraz saç spreyi sıkın. Yatmadan önce yarım saat bekleyin. Ertesi sabah hafifçe tarayın.<br />
<br />
22. Saçınızı yıkamadan yattınız<br />
<br />
Eğer sabah da saçınızı yıkayacak vaktiniz yoksa ve saçınızın yıkanması gerekiyorsa, saçlarınızın diplerine transparan pudra sürün ve iyice fırçalayın. Ayrıca buklelerinizi de nemlendirici sprey veya köpükle canlandırırsanız, saçlarınız tertemiz görünür.<br />
<br />
23. Güçsüz kalmış kuru saçlar<br />
<br />
İçinde alkol barındıran ve bu yüzden saçı iyice kurutan jöle köpük gibi ürünlerden vazgeçerdeniz; bunların yerine yumuşak ürünleri kullanırsanız saçlarınız çabucak eski haline kavuşur.<br />
<br />
24. Sabah hiç vaktiniz yoksa<br />
<br />
Bir gün önceden sürdüğünüz saç jölesini ıslak ellerinizle yeniden aktif hale getirebilirsiniz. Ama saçlarınızı uzama yönünün aksine doğru parmaklarınızla taramalısınız.<br />
<br />
25. Uzun saçlara ellerinizle köpük sürmeyin<br />
<br />
Eğer saçlarınıza ellerinizle köpük sürerseniz, eşit dağılım olmayabilir. Bunu yerine bunu yerine geniş bir tarağa saç köpüğünü sıkın ve saçlarınızı diplerden ortaya kadar güzelce tarayın. Böylece köpüğü saçınıza eşit dağıtmış olursunuz.<br />
<br />
28. Saç diplerinizin daha dik olmasını istiyorsanız<br />
<br />
Uzun saçlarınızı üst kısımlarda kısmet krapeyle kabartıp, sprey sıkabilirsiniz. Böylece saçlarınız kabarık durur. Kısa saçları, üstten birkaç bukle ile ayırıp yandan klips tokalarla tutturun, yumuşak bir şekillendirici sürün ve fönleyin. Son olarak saçlarınıza sprey sıkın ve parmaklarınızla şekil verin<br />
<br />
27. Hayal ettiğiniz model<br />
<br />
Kuaföre giderken hayalinizdeki saç modelini bir dergiden keserek yanınızda götürün. Resme bakan uzman, ne istediğinizi daha iyi anlayacaktır. Ama şunu da unutmayın: Herkesin saç cinsi aynı değildir. Üstelik o fotoğraflar çekilmeden önce saçlar epeyce kuaför elinden geçmiş olur. Yeni alternatiflere açık olun. Saç uzmanları, neyin mümkün olup neyin olamayacağını bilirler.<br />
<br />
28. Yuvarlak yüz<br />
<br />
Yuvarlak yüzlü kişilerin, çene ya da kulakmemesi hizasındaki kabarık saçlardan uzak durması gerekir. Onun yerine başın üst kısımlarında kabaran ve aşağıya doğru ince perçemli dökülen kart kat modeller daha uygundur. Saçların uzunluğu omuzlara kadar olabilir.<br />
<br />
29. Sık ve güçlü saçlarınız varsa<br />
<br />
Pek çok kesime cesaret edebilirsiniz. Saçınızın rengi ne olursa olsun, orta uzunluktaki köşeli küt modeller ile düz kısa saçlara çok yakışır. Ama keskin hatlı bu saçları sık sık kuaföre düzelttirmeniz ve parlaklıklarını korumak için her gün bakım yapmanız gerekir.<br />
<br />
30. Yeni bir kısa model mi denemek istiyorsunuz?<br />
<br />
Yeni bir kesimde, alıştığınız tarzdan farklı şekillendirmek durumundasınız. Eğer çok erkeksi görünmek istemiyor, seksi olmak istiyorsanız, göz ve dudaklarınızı daha çok çıkarın. Ayrıca dikkat çekici küpeler, her zaman kadınsı bir hava yaratır.<br />
Yumuşak dökümlü perçemler her yüz tipine gider<br />
<br />
31. Saç, boy ve ölçüler<br />
<br />
Birbirleriyle orantılı olmalıdırlar. Örneğin boyu 1.60m&#8217;nin altındaki kadınlara uzun saç yakışmaz. Uzun boylu iri kadınlarda kısa saçlar başın küçük, bedenin iri görünmesine neden olur.<br />
<br />
32. İnce hafif perçemler<br />
<br />
Özellikle ince saçlarda çok idealdir. İnce perçemler en fazla çene hizasına kadar ve kakülle birlikte kullanılırsa. Daha hacimli durular. Becerikli kuaförler araya birkaç kısa bukle yerleştirerek, saçın alttan destek alıp kabarmasını sağlar.<br />
<br />
33. Kısaltmak ya da uzatmak?<br />
<br />
Kesin karar veremeyenlerin, zamanla saçları uzadığında bile, şekli bozulmayacak bir modele ihtiyaçları vardır. En ideali, ince perçemlerle ensede daha uzun, yanlarda daha kısa dökülen kat kat bir modeldir. Bu model çene hizasında da güzel durur. Kısa kesimler ince saçlar için idealdir.<br />
<br />
34. Elbise ve bluz dekolteleri saçınızla uyumlu olmalıdır<br />
<br />
Çeneye kadar gelen saçlarda yuvarlak ve çok açık olmayan dekolteler idealdir. Kıvırcık saçları V şeklinde derin dekolte veya ince askılı bluzlarla daha kadınsı hale getirebilirsiniz. Kısa saçlarla hemen her şeyi giyebilirsiniz. İster derin dekolte olsun, ister balıkçı yaka kazak&#8230; <br />
<br />
35. Kakül ve alında perçem<br />
<br />
Uzun yüzleri dengeler. Çene hizasında biten küt kesimler de çeneye ekstra denge sağlar.<br />
Kıvır kıvır saçlar şimdi çok moda<br />
<br />
36. Sıcaktan korunun<br />
<br />
Maşa ve fön sık kullanıldıkları zaman saçlara zarar verebilirler. Termo şekillendirici ürünler, ısıya dayanıklıdırlar ve aletlerin üstünde kalıntı bırakmazlar.<br />
<br />
37. Düz saçlı kadınlar<br />
<br />
Düz saçlı kadınlar yalancı ya da gerçek perma yaptırmayı severler. Ama suni kıvırcıkların şekillendirmesinin daha uzun sürdüğünü de hesaba katmak gerek. Kıvırcıklarınızın mükemmel görünmesini istiyorsanız, açık havada kurumaya bırakmak pek çözüm olmaz. Bunun yerine, saçlarınıza uygun bir şekillendiriciyle, parmaklarınızı kullanarak saçınızı biçimlendirin.<br />
<br />
38. Periyodik soruna özel çözüm<br />
<br />
Doğal kıvırcık saçlar, reglden birkaç gün önce düzleşir. Nedeni de büyük ihtimalle hormonlardır. Ama kıvırcık saçlar için özel spreyler sayesinde saçlarınıza eski havalarını geri kazandırabilirsiniz.<br />
<br />
Kabarık saçlara kat kat kesimle hava kazandırabilirsiniz<br />
<br />
39. Dipleri düzleşmiş kıvırcık saçları canlandırmak için<br />
<br />
İnce bukleler alın, bunları maşaya diplerden beş parmak uzak kalacak şekilde, içe doğru sarın (uçları dışarıda bırakın). Kısa süre böyle tutun, dikkatle maşayı ayırın ve soğumasını bekleyin. Son olarak da tarayın.<br />
<br />
40. Daha hacimli saçlar mı istiyorsunuz?<br />
<br />
O zman saçlarınızı normal uzaman yönlerinin tersine doğru sarın. Daha sağlam kıvırcıklar elde edersiniz. Daha kabarık ve güzel dökülürler. Ayrıca o kadar da çabuk düzleşmezler.<br />
<br />
41. Eğer doğaz kıvırcıklarınıza egemen olamıyorsanız<br />
<br />
Saçlarınızı evcilleştirme işlemine yıkadıktan hemen sonra başlayın. Nemli saçlarınızı sıkı bir kuyruk yapın, sprey sıokın ve kurumaya bırakın. Sonra ayrık dişli bir tarakla tarayın ve isterseniz parlatıcı sürün.<br />
<br />
42. 20&#8217;li yılların dalgalı saçlarına sahip olmak<br />
<br />
önce saçlarınızı spreyle biraz ıslatın ve alnınıza uzun bir klips takın. Altındaki saçları da klipsle tutturun. Parçaları fönle kuruttuktan sonra klipsleri çıkarın, yumuşak bir şekilde tarayın.<br />
<br />
43. Sarı saçlara parlaklık gerek<br />
<br />
Çünkü perma sarı saçı renksiz ve solgun yapabilir. Rengi tazelemek için soğuk küllü renk boyalar kullanmayın, kıvırcıklarınızı sağlıksız ve mat gösterirler. En ideali altın sarısı veya bakır gibi parlak sıcak renklerdir.<br />
<br />
44. Saç kesimi her şeydir<br />
<br />
Güçlü doğal dalgalarda çok kısa ve küt kesimler doğru olmaz. Üstelik saçlara belirgin olmayan katlar verilmelidir. Öyle ki, saç aşağıya incelerek dökülsün ama optik olarak eşit uzunlukta gibi görünsün.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalp krizi için en basit önlem]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5240</link>
			<pubDate>Fri, 22 Jan 2010 18:23:01 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5240</guid>
			<description><![CDATA[Yatmadan önce birkaç bardak su içmek kalp krizi riskini azaltıyor.<br />
<br />
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, suyun doğru zamanlarda, doğru miktarda içildiğinde insan sağlığı için birçok yararı olduğunu hatırlattı. İnsan vücudunun yüzde 60-70&#8217;inin sudan oluştuğunu, bu nedenle vücudun su dengesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Türk, şu uyarıda bulundu: &#8220;Bu sıvı dengesinin sağlanması ve metabolizma sonucu ortaya çıkan zehirlerin atılması için günde 1, 1.5 litre idrarın çıkarılması lazım. Bunun için de günde 2-2.5 litre su içilmesi gerekir. Özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalması, kalp krizi ve felce neden olabiliyor. Akşamları biraz fazla yemek yendiğinde kandaki yağ, kolesterol ve protein miktarı artarak akışkanlık azalır. Birkaç bardak su kanın akışkanlığını artıracağı için kalp krizi riskini de azaltıyor. Gün içinde 2-2.5 litre, yatmadan önce de en az birkaç bardak su içmeliyiz.&#8221;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yatmadan önce birkaç bardak su içmek kalp krizi riskini azaltıyor.<br />
<br />
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Türk, suyun doğru zamanlarda, doğru miktarda içildiğinde insan sağlığı için birçok yararı olduğunu hatırlattı. İnsan vücudunun yüzde 60-70&#8217;inin sudan oluştuğunu, bu nedenle vücudun su dengesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Türk, şu uyarıda bulundu: &#8220;Bu sıvı dengesinin sağlanması ve metabolizma sonucu ortaya çıkan zehirlerin atılması için günde 1, 1.5 litre idrarın çıkarılması lazım. Bunun için de günde 2-2.5 litre su içilmesi gerekir. Özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalması, kalp krizi ve felce neden olabiliyor. Akşamları biraz fazla yemek yendiğinde kandaki yağ, kolesterol ve protein miktarı artarak akışkanlık azalır. Birkaç bardak su kanın akışkanlığını artıracağı için kalp krizi riskini de azaltıyor. Gün içinde 2-2.5 litre, yatmadan önce de en az birkaç bardak su içmeliyiz.&#8221;]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Unutkanlık için üzüm suyu]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5229</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 16:57:46 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5229</guid>
			<description><![CDATA[Vücudun birçok hastalığa karşı daha dirençli olmasını sağlayan üzüm suyunun, hafızayı da güçlendirdiği bildirildi.<br />
<br />
İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, ABD&#8217;deki incinnati<br />
ve Tufts üniversitelerinin yanı sıra beslenmeyle ilgili bir araştırma merkezinde görevli bilim adamları, hafıza zayıflığından şikayetçi 12 kişiyi iki gruba ayırarak, 3 ay süreyle gözlemledi.<br />
<br />
İlk grubun üyelerinden siyah üzüm suyu içmeleri istendi ve deney<br />
süresince her iki gruba düzenli olarak hafıza testi uygulandı.<br />
<br />
Araştırmanın sonucunda, saf siyah üzüm suyu içenlerin kısa süreli ve<br />
sözsüz hafızalarında gelişme kaydedildiğini belirten uzmanlar, üzümün antioksidan özelliklerinden dolayı insan sağlığına muhtemel faydaları olan polifenoller bakımından zengin olmasının bu sonuçta rol oynadığını söylediler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Vücudun birçok hastalığa karşı daha dirençli olmasını sağlayan üzüm suyunun, hafızayı da güçlendirdiği bildirildi.<br />
<br />
İtalyan La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, ABD&#8217;deki incinnati<br />
ve Tufts üniversitelerinin yanı sıra beslenmeyle ilgili bir araştırma merkezinde görevli bilim adamları, hafıza zayıflığından şikayetçi 12 kişiyi iki gruba ayırarak, 3 ay süreyle gözlemledi.<br />
<br />
İlk grubun üyelerinden siyah üzüm suyu içmeleri istendi ve deney<br />
süresince her iki gruba düzenli olarak hafıza testi uygulandı.<br />
<br />
Araştırmanın sonucunda, saf siyah üzüm suyu içenlerin kısa süreli ve<br />
sözsüz hafızalarında gelişme kaydedildiğini belirten uzmanlar, üzümün antioksidan özelliklerinden dolayı insan sağlığına muhtemel faydaları olan polifenoller bakımından zengin olmasının bu sonuçta rol oynadığını söylediler.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Soğuk algınlığı - Grip - Domuz gribi arasındaki farklar]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5182</link>
			<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 15:35:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5182</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayva her derde deva]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5181</link>
			<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 08:20:43 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5181</guid>
			<description><![CDATA[Ayvanın faydaları çok eski çağlardan beri biliniyor. Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çiçeklerini kullanmışlar. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içeriyor.<br />
<br />
Çocukların büyümesini ve gelişmesini hızlandırıyor<br />
Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır. Her yaşta sinir sistemini güçlendirir, mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyarak hazımsızlık gibi sorunları önler. Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.<br />
<br />
Grip ve nezle de iyileşmeyi hızlandırır. Ayva ya da ayva suyu ishalin geçmesi için de çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelmektedir. Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur. Ağız kokusunu önler. İçerdiği vitamin ve minarelerle kalp ve damar hastalıklarından koruduğu, varisi önlediği ve varis tedavisine yardımcı olduğu bildirilmektedir. Kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğinden korur. Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır. Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelmektedir.<br />
<br />
Ayva çiçeği kaynatılıp içildiğinde annelerin sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir. Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır.<br />
<br />
Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi ya da yapraklarının kaynatılıp suyu ile gargara yapılabilir.<br />
<br />
Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek için de ayva çekirdekleri kaynatılıp dudaklar bu suyla yıkanabilir.<br />
<br />
Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştirir ve uykusuzluğa iyi gelir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ayvanın faydaları çok eski çağlardan beri biliniyor. Romalılar parfümden, bala kadar her şey için ayvanın meyve ve çiçeklerini kullanmışlar. Ayvanın meyvesi gibi çekirdeği ve yaprakları da işe yaramakta boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılmaktadır. Ayva, protein, şeker, organik asit, A, B2 ve C vitamini ve demir, bakır, potasyum gibi minerallerden zengin, tohumları ise yağ ve protein içeriyor.<br />
<br />
Çocukların büyümesini ve gelişmesini hızlandırıyor<br />
Ayva, çocuklarda sağlığı korur, büyüme ve gelişmeyi hızlandırır. Birçok hastalığa şifa olan ayva, kalp, akciğer, boğaz, mide, göz, bağırsak ve ağız rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır. Her yaşta sinir sistemini güçlendirir, mide ve bağırsakları zararlı mikroplardan koruyarak hazımsızlık gibi sorunları önler. Cildi ve tırnakları zinde, parlak ve daha sağlıklı hale getirir.<br />
<br />
Grip ve nezle de iyileşmeyi hızlandırır. Ayva ya da ayva suyu ishalin geçmesi için de çok faydalıdır. Meyvesi veya meyvesinden hazırlanan şurup ve komposto ishale iyi gelmektedir. Vücudun gücünü artırarak, zinde tutmaya yardımcı olarak yorgunluk ve bitkinlikten korur. Ağız kokusunu önler. İçerdiği vitamin ve minarelerle kalp ve damar hastalıklarından koruduğu, varisi önlediği ve varis tedavisine yardımcı olduğu bildirilmektedir. Kandaki kötü kolesterolü düşürerek damar sertliğinden korur. Ayva hoşafı ağızdaki yaraların iyileşmesini hızlandırır. Tereyağında pişirilen ayva, balgamı söker, kronik öksürüğe, solunum sistemi hastalıklarına ve bronşite iyi gelmektedir.<br />
<br />
Ayva çiçeği kaynatılıp içildiğinde annelerin sütünü artırır, kalbi güçlendirir ve baş ağrısına iyi gelir. Ayva kabuklarının kaynatılıp içilmesi, idrar yolu iltihaplarında iyileşmeyi hızlandırır.<br />
<br />
Ağızdaki yaralar, boğazdaki şişlik ve ağrı için ayvanın kendisi ya da yapraklarının kaynatılıp suyu ile gargara yapılabilir.<br />
<br />
Dudak çatlamalarını önlemek ya da iyileştirmek için de ayva çekirdekleri kaynatılıp dudaklar bu suyla yıkanabilir.<br />
<br />
Ayva yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sakinleştirir ve uykusuzluğa iyi gelir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yağlı ciltlerin bakımı için 10 tavsiye]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5172</link>
			<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 09:26:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5172</guid>
			<description><![CDATA[Uzmanlar, cildin yağlanma sebeplerinin başında nemlilik, yetersiz temizlik ve hatta sigara dumanına maruz kalma gibi faktörlerin bulunduğunu söylüyor.<br />
<br />
Bazı insanların genetik olarak yağlı cilde daha eğilimli olduğu bilinen bir gerçek. Bunun yanı sıra hamile kadınlar, menopoza girenler ya da doğum kontrol hapı kullananlar özellikle yağlı cilt için şüpheliler listesinde yer alıyor.<br />
<br />
Yağlı cilt, toz ve kirleri içine mıknatıs gibi çekiyor, bu da hızlıca çoğalıp gözeneklerin tıkanmasına neden oluyor. Tıkanan gözenekler de akne, siyah noktalar ve diğer cilt kusurlarına yol açıyor. HowStuffWorks isimli internet sitesi, iyi bilinen cilt bakımı efsanelerinin yanlışlarını ortaya çıkararak, yağlı cilde sahip kişiler için tavsiye listesi hazırladı. İşte yağlı cildinizi temizlemenin 10 yolu:<br />
<br />
1. Topikal (bölgesel) kremlere yönelin: Bir dizi topik krem, ciltteki yağı azaltmak için formüle ediliyor. Retinoid (yenileyici) kremler, A vitamini içeren krem ve sülfür kremleri aşırı yağlı cilde sahip insanlar için reçetesiz satın alınabilecek seçeneklerden birkaçı.<br />
<br />
2. Makul ölçüde peeling uygulayın: Yulaf unu içeren peeling suları, özellikle yatıştırıcı etkiye sahiptir, aşırı yağı temizleyip cildin daha iyi dengelenmesini sağlıyor. Haftada en fazla bir kez uygulanabilir.<br />
<br />
3. Gereksiz ve sert tedavilerden kaçının: Birçok insan, yüz bakımı ve microdermabrasion tekniği (Ağaç kabuğu soyar gibi cildi nazikçe yeniden düzeltiyor) gibi tedaviler aracılığıyla cilt bozukluklarından kurtulmak için günlük spalara akın ediyor. Ancak bunlar cildin sadece üst tabakasını temizliyor.<br />
<br />
4. Kil kullanın: Sık yapılan maskelerin yararlı olduğu efsanesine inanmayın. Ciltteki fazla yağdan, kir ve ölü cilt hücrelerinden kurtulmak için haftada sadece bir kez maske uygulayın. Kil maskeleri, kimyasal içeren ürünlerden daha hafiftir. Çünkü daha fazla doğal özelliğe sahiptir. Cildi temizlemesinin yanında, özellikle yağlı ciltlerde görülen geniş gözeneklerin küçülmesine yardımcı oluyor.<br />
<br />
5. Uygun miktarda nemlendirici kullanın: Yağlı ve karma cilt tipleri için yağsız, balmumsuz ve lipidsiz nemlendiriciler tavsiye ediliyor. Dimethicone (cilde yumuşatan bir ürün) ya da gliserin içeren nemlendiriciler, yoğun losyonlardan daha iyi sonuç veriyor.<br />
<br />
6. Yüz toniklerini ihmal etmeyin: Toniğin amacı, cildin pH derecesini azaltmak ve ciltteki kiri ve yağı yok etmektir. İnsanların büyük çoğunluğu, toniklerin cildi çok fazla kuruttuğunu belirterek, sadece haftada bir kez kullanıyor.<br />
<br />
7. Ilık su kullanın: Su cildi çok fazla kurutur. Haşlanmış suyla yüzünüzü yıkamak istemeyeceğiniz gibi, soğuk su da yağı ve kiri cildinizden çok iyi çıkarmaz. Bu nedenle suyun uygun bir sıcaklığa gelmesini bekleyin. Sert bir şekilde cildi ovalamak, sürtmek negatif etki yapar. Cildin gerekli yağlarını soyar, yanma ve kabartılara neden olur. Dermatologlar, cildin günde en fazla 2 ya da 3 kez yıkanmasını öneriyor.<br />
<br />
8. Dükkân dükkân dolaşın: Uzmanlar, ılımlı bir temizleyici ve cildinize uygun nemlendirici almanızı öneriyor. Belki bunu bulmak için birkaç deneme yapmanız gerekebilir. İndirimli cilt temizleme ürünlerinin bazıları, gerçekte daha pahalı markalı ürünler kadar etkili olabiliyor. Çünkü içerdikleri maddeler birbirine benziyor. Dermatologlar, yağlı cilde sahip insanlar için yağsız temizleme ürünlerini tavsiye ediyor.<br />
<br />
9. Cildinizi içten temizleyin: Uzmanlar, hangi yiyeceklerin suçlu olduğunu bilmeseler de, cildiniz üzerinde pozitif etki yapacak birçok beslenme çeşidini biliyor. Limon ve kivi gibi 2 süper yiyecek, cildinizi daha temiz yapar. Çünkü, yağlı cildin muhtemel nedeni B5 ve B2 vitamini eksikliğidir. Bunun yanında, bu vitaminler bakımından zengin olan kabuklu yemiş, tam tahıllar ve fasulyeden daha fazla yemeye çalışın. <br />
<br />
10. Cilt tipinizi doğru belirleyin: Etkili cilt temizleme rejimi uygulamak için, cilt tipinin doğru belirlemesi için bir dermatoloğa gidin. İmkanlarınız müsait değilse, cildinizin değerlendirmesini kendiniz yapabilirsiniz. Ya da eczanelerde bazı günlerde kurulan ücretsiz cilt analizi günlerini kaçırmayın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, cildin yağlanma sebeplerinin başında nemlilik, yetersiz temizlik ve hatta sigara dumanına maruz kalma gibi faktörlerin bulunduğunu söylüyor.<br />
<br />
Bazı insanların genetik olarak yağlı cilde daha eğilimli olduğu bilinen bir gerçek. Bunun yanı sıra hamile kadınlar, menopoza girenler ya da doğum kontrol hapı kullananlar özellikle yağlı cilt için şüpheliler listesinde yer alıyor.<br />
<br />
Yağlı cilt, toz ve kirleri içine mıknatıs gibi çekiyor, bu da hızlıca çoğalıp gözeneklerin tıkanmasına neden oluyor. Tıkanan gözenekler de akne, siyah noktalar ve diğer cilt kusurlarına yol açıyor. HowStuffWorks isimli internet sitesi, iyi bilinen cilt bakımı efsanelerinin yanlışlarını ortaya çıkararak, yağlı cilde sahip kişiler için tavsiye listesi hazırladı. İşte yağlı cildinizi temizlemenin 10 yolu:<br />
<br />
1. Topikal (bölgesel) kremlere yönelin: Bir dizi topik krem, ciltteki yağı azaltmak için formüle ediliyor. Retinoid (yenileyici) kremler, A vitamini içeren krem ve sülfür kremleri aşırı yağlı cilde sahip insanlar için reçetesiz satın alınabilecek seçeneklerden birkaçı.<br />
<br />
2. Makul ölçüde peeling uygulayın: Yulaf unu içeren peeling suları, özellikle yatıştırıcı etkiye sahiptir, aşırı yağı temizleyip cildin daha iyi dengelenmesini sağlıyor. Haftada en fazla bir kez uygulanabilir.<br />
<br />
3. Gereksiz ve sert tedavilerden kaçının: Birçok insan, yüz bakımı ve microdermabrasion tekniği (Ağaç kabuğu soyar gibi cildi nazikçe yeniden düzeltiyor) gibi tedaviler aracılığıyla cilt bozukluklarından kurtulmak için günlük spalara akın ediyor. Ancak bunlar cildin sadece üst tabakasını temizliyor.<br />
<br />
4. Kil kullanın: Sık yapılan maskelerin yararlı olduğu efsanesine inanmayın. Ciltteki fazla yağdan, kir ve ölü cilt hücrelerinden kurtulmak için haftada sadece bir kez maske uygulayın. Kil maskeleri, kimyasal içeren ürünlerden daha hafiftir. Çünkü daha fazla doğal özelliğe sahiptir. Cildi temizlemesinin yanında, özellikle yağlı ciltlerde görülen geniş gözeneklerin küçülmesine yardımcı oluyor.<br />
<br />
5. Uygun miktarda nemlendirici kullanın: Yağlı ve karma cilt tipleri için yağsız, balmumsuz ve lipidsiz nemlendiriciler tavsiye ediliyor. Dimethicone (cilde yumuşatan bir ürün) ya da gliserin içeren nemlendiriciler, yoğun losyonlardan daha iyi sonuç veriyor.<br />
<br />
6. Yüz toniklerini ihmal etmeyin: Toniğin amacı, cildin pH derecesini azaltmak ve ciltteki kiri ve yağı yok etmektir. İnsanların büyük çoğunluğu, toniklerin cildi çok fazla kuruttuğunu belirterek, sadece haftada bir kez kullanıyor.<br />
<br />
7. Ilık su kullanın: Su cildi çok fazla kurutur. Haşlanmış suyla yüzünüzü yıkamak istemeyeceğiniz gibi, soğuk su da yağı ve kiri cildinizden çok iyi çıkarmaz. Bu nedenle suyun uygun bir sıcaklığa gelmesini bekleyin. Sert bir şekilde cildi ovalamak, sürtmek negatif etki yapar. Cildin gerekli yağlarını soyar, yanma ve kabartılara neden olur. Dermatologlar, cildin günde en fazla 2 ya da 3 kez yıkanmasını öneriyor.<br />
<br />
8. Dükkân dükkân dolaşın: Uzmanlar, ılımlı bir temizleyici ve cildinize uygun nemlendirici almanızı öneriyor. Belki bunu bulmak için birkaç deneme yapmanız gerekebilir. İndirimli cilt temizleme ürünlerinin bazıları, gerçekte daha pahalı markalı ürünler kadar etkili olabiliyor. Çünkü içerdikleri maddeler birbirine benziyor. Dermatologlar, yağlı cilde sahip insanlar için yağsız temizleme ürünlerini tavsiye ediyor.<br />
<br />
9. Cildinizi içten temizleyin: Uzmanlar, hangi yiyeceklerin suçlu olduğunu bilmeseler de, cildiniz üzerinde pozitif etki yapacak birçok beslenme çeşidini biliyor. Limon ve kivi gibi 2 süper yiyecek, cildinizi daha temiz yapar. Çünkü, yağlı cildin muhtemel nedeni B5 ve B2 vitamini eksikliğidir. Bunun yanında, bu vitaminler bakımından zengin olan kabuklu yemiş, tam tahıllar ve fasulyeden daha fazla yemeye çalışın. <br />
<br />
10. Cilt tipinizi doğru belirleyin: Etkili cilt temizleme rejimi uygulamak için, cilt tipinin doğru belirlemesi için bir dermatoloğa gidin. İmkanlarınız müsait değilse, cildinizin değerlendirmesini kendiniz yapabilirsiniz. Ya da eczanelerde bazı günlerde kurulan ücretsiz cilt analizi günlerini kaçırmayın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sırt ağrısından korunmak için 10 tavsiye]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5171</link>
			<pubDate>Wed, 04 Nov 2009 09:20:24 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5171</guid>
			<description><![CDATA[Yanlış oturma, duruş bozukluğu, fazla uzanma veya ağır kaldırma gibi davranışların hepsi sırt ağrılarına yol açıyor. Ama bunların hepsinin bir çaresi var. Yeter ki siz üşenmeden doktorların ve uzmanların tavsiyelere kulak verin.<br />
<br />
New York Üniversitesi Tıp Okulu'ndan kas ağrıları araştırması direktörü Dr. Norman Marcus, sırt ağrısından korunmanın yollarını şöyle anlatıyor:<br />
<br />
1. Yatağınız sorun oluşturabilir. Fizikçiler, yatakta ani hareket etmemenizi , çok dönmemenizi ve yay sistemi bozulan yataklardan kurtulmanızı öneriyorlar.<br />
<br />
2. Ekranı görmek için başınızı kaldırdığınızda kaslarınızın boynunuzda ağrıya yol açmasına rağmen, uzanırken televizyon izlemek ya da kitap okumak sırt ağrısından kaçınmanın en iyi yoludur.<br />
<br />
3. Uzun süre belirli bir pozisyonda kalmak vücudunuzdaki postüral kaslarınız üzerinde baskı yapar. Bunu önlemek için sık sık pozisyon değiştirin.<br />
<br />
4. Bacaklarınızı uzatın. Doktorlar, belirli bir yerde (örneği, tiyatro ya da sinemada) saatlerce oturuyorsanız, bacaklarınızı uzatmanızı tavsiye ediyorlar. Bu sırtınızın ve kalça kaslarınızın hareket etmesine yardım eder.<br />
<br />
5. Düzenli olarak kullanılan ev aletlerini kolayca erişilebilir raflara koyun. Böylece eğilmek ya da yukarıya uzanmak zorunda kalmazsınız.<br />
<br />
6. Cüzdanınızı arka cebinize koymayın. Marcus, erkeklerin otururken cüzdanlarını arka ceplerine koymalarının kronik ağrıya neden olabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
7. Ağır eşyalar kaldırmaktan kaçının. Eğer kaldırmanız gerekiyorsa, birinden yardım isteyin ve yardım gelene kadar bekleyin.<br />
<br />
8. Kaldırmak zorunda kaldığınızda ise, dizleriniz ve kalçanızla eğilin. Ağır nesneleri kaldırırken eşyayı vücudunuza yaklaştırın. Böylece bacak kaslarınız maksimum basıncı taşıyacaktır.<br />
<br />
9. Kar kürelemeye başlamadan önce kısa bir yürüyüş yapmak iyi bir fikirdir. Aynı zamanda, daha küçük kürek palası, aldığınız kar kümelerini sınırlandıracaktır. Çünkü kar oldukça ağırdır.<br />
<br />
10. Kadınlar, hamilelikten ve postüral ile karın kaslarını güçlendirdikten sonra kilo vermeyi denemeli. Çünkü bu kaslar hamilelikte güçlerini kaybeder ve gerginleşir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yanlış oturma, duruş bozukluğu, fazla uzanma veya ağır kaldırma gibi davranışların hepsi sırt ağrılarına yol açıyor. Ama bunların hepsinin bir çaresi var. Yeter ki siz üşenmeden doktorların ve uzmanların tavsiyelere kulak verin.<br />
<br />
New York Üniversitesi Tıp Okulu'ndan kas ağrıları araştırması direktörü Dr. Norman Marcus, sırt ağrısından korunmanın yollarını şöyle anlatıyor:<br />
<br />
1. Yatağınız sorun oluşturabilir. Fizikçiler, yatakta ani hareket etmemenizi , çok dönmemenizi ve yay sistemi bozulan yataklardan kurtulmanızı öneriyorlar.<br />
<br />
2. Ekranı görmek için başınızı kaldırdığınızda kaslarınızın boynunuzda ağrıya yol açmasına rağmen, uzanırken televizyon izlemek ya da kitap okumak sırt ağrısından kaçınmanın en iyi yoludur.<br />
<br />
3. Uzun süre belirli bir pozisyonda kalmak vücudunuzdaki postüral kaslarınız üzerinde baskı yapar. Bunu önlemek için sık sık pozisyon değiştirin.<br />
<br />
4. Bacaklarınızı uzatın. Doktorlar, belirli bir yerde (örneği, tiyatro ya da sinemada) saatlerce oturuyorsanız, bacaklarınızı uzatmanızı tavsiye ediyorlar. Bu sırtınızın ve kalça kaslarınızın hareket etmesine yardım eder.<br />
<br />
5. Düzenli olarak kullanılan ev aletlerini kolayca erişilebilir raflara koyun. Böylece eğilmek ya da yukarıya uzanmak zorunda kalmazsınız.<br />
<br />
6. Cüzdanınızı arka cebinize koymayın. Marcus, erkeklerin otururken cüzdanlarını arka ceplerine koymalarının kronik ağrıya neden olabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
7. Ağır eşyalar kaldırmaktan kaçının. Eğer kaldırmanız gerekiyorsa, birinden yardım isteyin ve yardım gelene kadar bekleyin.<br />
<br />
8. Kaldırmak zorunda kaldığınızda ise, dizleriniz ve kalçanızla eğilin. Ağır nesneleri kaldırırken eşyayı vücudunuza yaklaştırın. Böylece bacak kaslarınız maksimum basıncı taşıyacaktır.<br />
<br />
9. Kar kürelemeye başlamadan önce kısa bir yürüyüş yapmak iyi bir fikirdir. Aynı zamanda, daha küçük kürek palası, aldığınız kar kümelerini sınırlandıracaktır. Çünkü kar oldukça ağırdır.<br />
<br />
10. Kadınlar, hamilelikten ve postüral ile karın kaslarını güçlendirdikten sonra kilo vermeyi denemeli. Çünkü bu kaslar hamilelikte güçlerini kaybeder ve gerginleşir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yalnızca yürüyerek 20 günde 4 kilo verebilirsiniz]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5157</link>
			<pubDate>Tue, 27 Oct 2009 08:56:13 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5157</guid>
			<description><![CDATA[İngiltere&#8217;de piyasaya çıkan Walking Diet (yürüyüş diyeti) isimli kitabın yazarı Joanna Hall, yürüyerek daha güzel vücuda sahip olmanın yollarını anlatıyor.<br />
<br />
Yürümek, yalnızca kilo vermeye yardımcı olmuyor. Bunun yanında diyabet, kemik erimesi ve meme kanserine yakalanma risklerini da azaltıyor.<br />
<br />
Başlamadan önce bir spor mağazasına uğrayarak bir adımsayar (pedometre) satın alın. Böylece günde kaç adım attığınızı sayabilirsiniz. İşte mucize yürüyüş programı:<br />
<br />
Gün 1-3: Her gün attığınız adım sayısını bir kenara yazın ve 3&#8242;üncü günün sonunda bunları toplayıp üçe bölün. Bu sizin günlük ortalama yürüyüşünüz olacak.<br />
<br />
Gün 4-5: Ortalama adım sayınıza 1000 adım ekleyin örneğin otobüsten bir durak erken inerek bu sayıyı tamalayabilirsiniz.<br />
<br />
Gün 6: Bugünden itibaren yürüyüş yapmak için özel zamanlar ayırmalısınız. Ortalamanıza 1500 adım ekleyin. Hızınıza göre 1500 adım 20 dakikada tamamlanabilir. Yürüyüşe başlamadan ve yürüyüş sırasında en az 200 ml su içmeyi unutmayın.<br />
<br />
Gün 7: Normalde en az 10 dakikada yürüdüğünüz bir mesafeyi gücünüzün yettiği kadar hızlı yürüyün ve yürüyüşün ne kadar sürdüğünü bir kenara not edin.<br />
<br />
Gün 8-11: Ortalamanıza 1500 adım ekleyerek yürüyüşlere devam edin.<br />
<br />
Gün 12: Bugünü dinlenmeye ayırabilirsiniz. Vücudunuzu biraz esnetmeyi deneyebilirsiniz.<br />
<br />
Gün 13-14: Ortalamanıza 2 bin 500 adım ekleyin. Sonraki 4 günde en uzun yürüyüşlerinizi yapacaksınız. Bu yüzden bunları gün içinde 2 ayrı yürüyüş olarak sürdürebilirsiniz.<br />
<br />
Gün 15-16: Ortamalaya 3 bin adım ekleyerek yürüyün, temponuzu artırmaya çalışın. Bu iki günde gerçekten terlemeniz gerekiyor, yürürken müzik dinlemeyi deneyin.<br />
<br />
Gün 17: Dinlenme günü. Vücudunuzu esnetin.<br />
<br />
Gün 18: Ortalamaya 2 bin adım ekleyerek yürüyüş yapın. Temponuzu biraz düşürün. Eğer kendizini yorgun hissediyorsanız yürüyüşlerden bir saat önce bir fincan kahve içmeyi deneyin.<br />
<br />
Gün 19: 7&#8242;nci günü tekrar edin. aynı mesafeyi daha kısa sürede ve zorlanmadan almalısınız.<br />
<br />
Gün 20: Ortalamanızdan 1500 adım fazla atarak programı tamamlayın.<br />
<br />
NASIL YÜRÜMELİSİNİZ?<br />
<br />
Karın kaslarını içeri çekin ve yürürken dik durun. Omurganızı dik tutmak için omuzlarınızı indirin, boynunuzu uzatın ve başınızı yukarda tutun. Kollarınızı göğüs hizasına gelecek şekilde sallayın.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngiltere&#8217;de piyasaya çıkan Walking Diet (yürüyüş diyeti) isimli kitabın yazarı Joanna Hall, yürüyerek daha güzel vücuda sahip olmanın yollarını anlatıyor.<br />
<br />
Yürümek, yalnızca kilo vermeye yardımcı olmuyor. Bunun yanında diyabet, kemik erimesi ve meme kanserine yakalanma risklerini da azaltıyor.<br />
<br />
Başlamadan önce bir spor mağazasına uğrayarak bir adımsayar (pedometre) satın alın. Böylece günde kaç adım attığınızı sayabilirsiniz. İşte mucize yürüyüş programı:<br />
<br />
Gün 1-3: Her gün attığınız adım sayısını bir kenara yazın ve 3&#8242;üncü günün sonunda bunları toplayıp üçe bölün. Bu sizin günlük ortalama yürüyüşünüz olacak.<br />
<br />
Gün 4-5: Ortalama adım sayınıza 1000 adım ekleyin örneğin otobüsten bir durak erken inerek bu sayıyı tamalayabilirsiniz.<br />
<br />
Gün 6: Bugünden itibaren yürüyüş yapmak için özel zamanlar ayırmalısınız. Ortalamanıza 1500 adım ekleyin. Hızınıza göre 1500 adım 20 dakikada tamamlanabilir. Yürüyüşe başlamadan ve yürüyüş sırasında en az 200 ml su içmeyi unutmayın.<br />
<br />
Gün 7: Normalde en az 10 dakikada yürüdüğünüz bir mesafeyi gücünüzün yettiği kadar hızlı yürüyün ve yürüyüşün ne kadar sürdüğünü bir kenara not edin.<br />
<br />
Gün 8-11: Ortalamanıza 1500 adım ekleyerek yürüyüşlere devam edin.<br />
<br />
Gün 12: Bugünü dinlenmeye ayırabilirsiniz. Vücudunuzu biraz esnetmeyi deneyebilirsiniz.<br />
<br />
Gün 13-14: Ortalamanıza 2 bin 500 adım ekleyin. Sonraki 4 günde en uzun yürüyüşlerinizi yapacaksınız. Bu yüzden bunları gün içinde 2 ayrı yürüyüş olarak sürdürebilirsiniz.<br />
<br />
Gün 15-16: Ortamalaya 3 bin adım ekleyerek yürüyün, temponuzu artırmaya çalışın. Bu iki günde gerçekten terlemeniz gerekiyor, yürürken müzik dinlemeyi deneyin.<br />
<br />
Gün 17: Dinlenme günü. Vücudunuzu esnetin.<br />
<br />
Gün 18: Ortalamaya 2 bin adım ekleyerek yürüyüş yapın. Temponuzu biraz düşürün. Eğer kendizini yorgun hissediyorsanız yürüyüşlerden bir saat önce bir fincan kahve içmeyi deneyin.<br />
<br />
Gün 19: 7&#8242;nci günü tekrar edin. aynı mesafeyi daha kısa sürede ve zorlanmadan almalısınız.<br />
<br />
Gün 20: Ortalamanızdan 1500 adım fazla atarak programı tamamlayın.<br />
<br />
NASIL YÜRÜMELİSİNİZ?<br />
<br />
Karın kaslarını içeri çekin ve yürürken dik durun. Omurganızı dik tutmak için omuzlarınızı indirin, boynunuzu uzatın ve başınızı yukarda tutun. Kollarınızı göğüs hizasına gelecek şekilde sallayın.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Karbonhidratın yararları]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5139</link>
			<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 08:12:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5139</guid>
			<description><![CDATA[Karbonhidrat deyince tüm diyetisyenler şöyle bir durur. Her zaman yemeye çekindiğimiz ama &#8216;keşke kilo aldırmasa da daha çok yesek!&#8217; dediğimiz karbonhidrat grubundaki gıdaların bir kısmı aslında gerektiği gibi tüketilirse besin değeri en yüksek ve aynı zamanda zayıflatıcı gıdalar haline gelebilirler.<br />
<br />
İşte size ilginç karbonhidrat tüyoları ve karbonhidratlı yiyecekleri sevmemizin 5  nedeni;<br />
<br />
Kilo vermeye yardımcı olur&#8230;<br />
<br />
Tabi ki de yağlı börekler veya kurabilyeler sağlıklı yiyecekler olmayabilirler fakat karbonhidrat yönünden zengin doğal sebzeler de bulunmaktadır. Brokoli, kırmızı biber, yeşil biber, fasulye ve mısır da karbonhidrat yönünden zengindir ve bu yiyecekler doyurucu ve kilo vermeye yardımcı olurlar.<br />
<br />
Genellikle diyetisyenler tarafından tavsiye edilen miktar, 1 dilim ekmek, 1/3 bardak pirinç ve yarım bardak yulaf ezmesidir&#8230;<br />
<br />
Lif yönünden zengindir&#8230;<br />
<br />
Çoğu karbonhidratlı yiyecek lif yönünden zengin olup şeker oranı oldukça düşüktür. Doygunluk hissi vermenin yanında sağlığa faydalı birçok yanı da bulunmaktadır.<br />
<br />
Lifler, &#8216;çözülebilir&#8217; ve &#8216;çözülmez&#8217; olarak başlıca iki ana grup altında toplanabilir. Çözülmez lifler sindirim sisteminin hızlanmasını sağlar ve kabız olmayı önler. Kepekli gıdalar ve buğday içeren tüm yiyecekler &#8216;kompleks karbonhidratlar&#8217; grubunda yer alır ve çözülmez lifler yönünden zengindir.<br />
<br />
Çözülebilir lifler ise yulaf, havuç ve elma da bulunur. Bu tip gıdalar da kandaki kolesterol miktarının emilmesini azaltarak kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Diabet hastalarında da kandaki glukoz oranını düzenleyerek kontrol sağlar.<br />
<br />
Açlığınızı bastırır&#8230;<br />
<br />
Gün içinde sürekli açlıkla savaşıyorsanız nişastalı gıdaları diyetinizin bir yerine mutlaka koyun. Patates ve fasulye gibi sebzelerde nişasta bolca bulunur. Bu tip sebzeleri pişirip tekrar soğuttuğunuzda nişasta oranı artar ve tokluk hissinin artmasına neden olur.<br />
<br />
Kandaki şeker miktarının zaman zaman artmasına da neden olan nişasta bazı kanser türlerine karşı vücudu korur&#8230;<br />
<br />
Enerjinizi arttırır&#8230;<br />
<br />
Kompleks karbonhidratlar vücudunuzda açıkta bulunan enerjinin depolanma yeridir. Ayrıca vücut kaslarınızın besleyici yakıtıdır. Sadece kaslarınız için değil aynı zamanda beyin, kemikler, hormonlar, kalp ve tüm sistemlerinizin düzenini sağlar. Daha aktif ve enerjik olmanıza neden olur.<br />
<br />
Doğal şifa kaynağı olarak düşünülebilir&#8230;<br />
<br />
Kahverengi pirinç, kereviz, çilek, tahıl ürünleri gibi karbonhidrat içeren yiyecekler ayrıca doğal vitamin kaynağıdır. B2, B3, B5, ve C vitamini yönünden zengin olan karbonhidratlar ayrıca mineral, demir, manganez, folik asit ve çinko yinünden de vücuda katkı sağlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Karbonhidrat deyince tüm diyetisyenler şöyle bir durur. Her zaman yemeye çekindiğimiz ama &#8216;keşke kilo aldırmasa da daha çok yesek!&#8217; dediğimiz karbonhidrat grubundaki gıdaların bir kısmı aslında gerektiği gibi tüketilirse besin değeri en yüksek ve aynı zamanda zayıflatıcı gıdalar haline gelebilirler.<br />
<br />
İşte size ilginç karbonhidrat tüyoları ve karbonhidratlı yiyecekleri sevmemizin 5  nedeni;<br />
<br />
Kilo vermeye yardımcı olur&#8230;<br />
<br />
Tabi ki de yağlı börekler veya kurabilyeler sağlıklı yiyecekler olmayabilirler fakat karbonhidrat yönünden zengin doğal sebzeler de bulunmaktadır. Brokoli, kırmızı biber, yeşil biber, fasulye ve mısır da karbonhidrat yönünden zengindir ve bu yiyecekler doyurucu ve kilo vermeye yardımcı olurlar.<br />
<br />
Genellikle diyetisyenler tarafından tavsiye edilen miktar, 1 dilim ekmek, 1/3 bardak pirinç ve yarım bardak yulaf ezmesidir&#8230;<br />
<br />
Lif yönünden zengindir&#8230;<br />
<br />
Çoğu karbonhidratlı yiyecek lif yönünden zengin olup şeker oranı oldukça düşüktür. Doygunluk hissi vermenin yanında sağlığa faydalı birçok yanı da bulunmaktadır.<br />
<br />
Lifler, &#8216;çözülebilir&#8217; ve &#8216;çözülmez&#8217; olarak başlıca iki ana grup altında toplanabilir. Çözülmez lifler sindirim sisteminin hızlanmasını sağlar ve kabız olmayı önler. Kepekli gıdalar ve buğday içeren tüm yiyecekler &#8216;kompleks karbonhidratlar&#8217; grubunda yer alır ve çözülmez lifler yönünden zengindir.<br />
<br />
Çözülebilir lifler ise yulaf, havuç ve elma da bulunur. Bu tip gıdalar da kandaki kolesterol miktarının emilmesini azaltarak kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Diabet hastalarında da kandaki glukoz oranını düzenleyerek kontrol sağlar.<br />
<br />
Açlığınızı bastırır&#8230;<br />
<br />
Gün içinde sürekli açlıkla savaşıyorsanız nişastalı gıdaları diyetinizin bir yerine mutlaka koyun. Patates ve fasulye gibi sebzelerde nişasta bolca bulunur. Bu tip sebzeleri pişirip tekrar soğuttuğunuzda nişasta oranı artar ve tokluk hissinin artmasına neden olur.<br />
<br />
Kandaki şeker miktarının zaman zaman artmasına da neden olan nişasta bazı kanser türlerine karşı vücudu korur&#8230;<br />
<br />
Enerjinizi arttırır&#8230;<br />
<br />
Kompleks karbonhidratlar vücudunuzda açıkta bulunan enerjinin depolanma yeridir. Ayrıca vücut kaslarınızın besleyici yakıtıdır. Sadece kaslarınız için değil aynı zamanda beyin, kemikler, hormonlar, kalp ve tüm sistemlerinizin düzenini sağlar. Daha aktif ve enerjik olmanıza neden olur.<br />
<br />
Doğal şifa kaynağı olarak düşünülebilir&#8230;<br />
<br />
Kahverengi pirinç, kereviz, çilek, tahıl ürünleri gibi karbonhidrat içeren yiyecekler ayrıca doğal vitamin kaynağıdır. B2, B3, B5, ve C vitamini yönünden zengin olan karbonhidratlar ayrıca mineral, demir, manganez, folik asit ve çinko yinünden de vücuda katkı sağlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sağlık kaynağı 5 baharat]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5099</link>
			<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 14:08:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5099</guid>
			<description><![CDATA[Günümüzde yapılan araştırmalar 5 baharatın lezzetleir kadar güç veren doğal besinler olduğunu ortaya koydu. Baharatları, yiyeceklerinize ve salatanıza karıştırmak gücünüzü artırıyor, bağışıklığınızı güçlendiriyor.<br />
<br />
Tarçın<br />
Doğal bir mikrop düşmanı olan tarçını, her gün çay kaşığının 1/4&#8242;ü kadar aldığınızda, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürür. Sabah kahvenizi içerken kahve talerinin etrafını saracak kadar içeceğinize eklediğinizde tazelik hissi verir. Düşük kalorili bir tatlı için tarçınlı, elmalı tart yapabilirsiniz.<br />
<br />
Kekik<br />
Izgarada pişireceğiniz tavuk, balık veya eti kekikle marine ettiğinizde mentollü ve biraz ekşimsi tadı mükemmel bir lezzet verir. Kekik, birçok sağlık uzmanının listesinde kanserden koruyucu olarak yer alır. Ayrıca, uzun zamandan beri antiseptik olarak da kullanılır. kekik yağı ağız tenizliğinde tercih edilebilir. Eğer taze kekiğiniz varsa biraz zeytinyağına ekleyebilirsiniz.<br />
<br />
Kimyon<br />
Dünyanın en ünlü baharatlarından biri kırmızı biber tozunda saklanır ve başka bir kanser savaşçısıdır. Egzotik lezzetler elde etmek için pilav, tahıl, salatalara ekleyebilir, et yemeklerini marine edebilirsiniz. Yağlı etlerinizi kalp sağlığınıı koruyan mükemmel baharat kimyonla pişirebilirsiniz.<br />
<br />
Mercan Köşk (Oregano)<br />
Bir elmadan 42 kat daha fazla antiokjsidan içeren bu mucize bitki daha çok Ege bölgesinde rastlanıyor. Evlerin bahçelerinde küçük saksılar içerisinde yetiştirilen mercan köşk bitkisini salata, omlet veya favori kurabiyelerinize<br />
ekleyebilirsiniz.<br />
<br />
Zerdeçal<br />
Hint mutfağında &#8216;Mutfağın Kraliçesi&#8217; olarak adlandırılan zerdeçal, kist, kanser, kireçlenme hatta Alzheimer&#8217;a karşı oldukça yararlı.. Sarı çiçekleri ve köklerinden yararlanılabilen zerdeçal&#8217;dan bir tutam alarak, yaptığınız pilav, yahni veya mercimek gibi yemeklere ekleyebilirsiniz. Unutmayın, zerdeçal geçen gece anahtarı nerede unuttuğunuzu hatırlamanızı bile sağlayabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Günümüzde yapılan araştırmalar 5 baharatın lezzetleir kadar güç veren doğal besinler olduğunu ortaya koydu. Baharatları, yiyeceklerinize ve salatanıza karıştırmak gücünüzü artırıyor, bağışıklığınızı güçlendiriyor.<br />
<br />
Tarçın<br />
Doğal bir mikrop düşmanı olan tarçını, her gün çay kaşığının 1/4&#8242;ü kadar aldığınızda, kan şekerinizi ve kolesterolünüzü düşürür. Sabah kahvenizi içerken kahve talerinin etrafını saracak kadar içeceğinize eklediğinizde tazelik hissi verir. Düşük kalorili bir tatlı için tarçınlı, elmalı tart yapabilirsiniz.<br />
<br />
Kekik<br />
Izgarada pişireceğiniz tavuk, balık veya eti kekikle marine ettiğinizde mentollü ve biraz ekşimsi tadı mükemmel bir lezzet verir. Kekik, birçok sağlık uzmanının listesinde kanserden koruyucu olarak yer alır. Ayrıca, uzun zamandan beri antiseptik olarak da kullanılır. kekik yağı ağız tenizliğinde tercih edilebilir. Eğer taze kekiğiniz varsa biraz zeytinyağına ekleyebilirsiniz.<br />
<br />
Kimyon<br />
Dünyanın en ünlü baharatlarından biri kırmızı biber tozunda saklanır ve başka bir kanser savaşçısıdır. Egzotik lezzetler elde etmek için pilav, tahıl, salatalara ekleyebilir, et yemeklerini marine edebilirsiniz. Yağlı etlerinizi kalp sağlığınıı koruyan mükemmel baharat kimyonla pişirebilirsiniz.<br />
<br />
Mercan Köşk (Oregano)<br />
Bir elmadan 42 kat daha fazla antiokjsidan içeren bu mucize bitki daha çok Ege bölgesinde rastlanıyor. Evlerin bahçelerinde küçük saksılar içerisinde yetiştirilen mercan köşk bitkisini salata, omlet veya favori kurabiyelerinize<br />
ekleyebilirsiniz.<br />
<br />
Zerdeçal<br />
Hint mutfağında &#8216;Mutfağın Kraliçesi&#8217; olarak adlandırılan zerdeçal, kist, kanser, kireçlenme hatta Alzheimer&#8217;a karşı oldukça yararlı.. Sarı çiçekleri ve köklerinden yararlanılabilen zerdeçal&#8217;dan bir tutam alarak, yaptığınız pilav, yahni veya mercimek gibi yemeklere ekleyebilirsiniz. Unutmayın, zerdeçal geçen gece anahtarı nerede unuttuğunuzu hatırlamanızı bile sağlayabilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hamburger yiyenler sadece doyduğunu zannediyor]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5098</link>
			<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 09:52:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5098</guid>
			<description><![CDATA[Hamburger yiyenlerin neden üç gün boyunca aç hissettiklerini açıkladılar<br />
<br />
ABD&#8217;li bilim adamları, hamburger ve benzeri abur cubur gıdaların beyinde açlık hissini veren merkezi devre dışı bıraktığını ortaya koydu. Teksas Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalara göre fast food gıdalar tüketmek beyni olumsuz etkileyerek tokluk hissine engel oluyor, sürekli yeme isteği uyandırıyor ve bu etki yaklaşık 3 gün devam ediyor.<br />
<br />
Buna göre örneğin cuma günü yenilen bir hamburgerin pazartesi günü duyulan açlıktan sorumlu tutulabileceği öne sürülüyor. Çalışmayı yürüten Profesör Deborah Clegg, &#8220;Normalde beyin karnımız doyduğunda tokluk sinyali verir ancak bazı gıdalarla birlikte beyin bu şekilde işlemez ve geçici olarak kimyasal dengesi bozulabilir&#8221; dedi.<br />
<br />
Doymuş yağların vücudun dengesini bozarak onu kandırdığını belirten Clegg,bu besinlerle vücudun ne zaman durması gerektiğini bilemediğini söyledi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hamburger yiyenlerin neden üç gün boyunca aç hissettiklerini açıkladılar<br />
<br />
ABD&#8217;li bilim adamları, hamburger ve benzeri abur cubur gıdaların beyinde açlık hissini veren merkezi devre dışı bıraktığını ortaya koydu. Teksas Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmalara göre fast food gıdalar tüketmek beyni olumsuz etkileyerek tokluk hissine engel oluyor, sürekli yeme isteği uyandırıyor ve bu etki yaklaşık 3 gün devam ediyor.<br />
<br />
Buna göre örneğin cuma günü yenilen bir hamburgerin pazartesi günü duyulan açlıktan sorumlu tutulabileceği öne sürülüyor. Çalışmayı yürüten Profesör Deborah Clegg, &#8220;Normalde beyin karnımız doyduğunda tokluk sinyali verir ancak bazı gıdalarla birlikte beyin bu şekilde işlemez ve geçici olarak kimyasal dengesi bozulabilir&#8221; dedi.<br />
<br />
Doymuş yağların vücudun dengesini bozarak onu kandırdığını belirten Clegg,bu besinlerle vücudun ne zaman durması gerektiğini bilemediğini söyledi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarçın Yağının Mucizeleri]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5097</link>
			<pubDate>Wed, 30 Sep 2009 09:49:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5097</guid>
			<description><![CDATA[Mikroplar ve virüslerin gittikçe çoğaldığı dünyamızda anti bakteriyel sabunlar da hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geliyor.<br />
<br />
Ancak bu ürünler, bakterilerin antibiyotiklere karşı dayanıklılık kazanmasını sağladığı için uzmanlar, mikroplarla savaşmada tarçın yağı içerikli temizlik malzemelerini öneriyor.<br />
<br />
Son zamanlarda cerrahlar tarafından yapılan bir araştırmada; tarçın yağı içerikli bir solüsyonun, doğal çevrelerde ve özellikle hastanelerde rastlanılan streptococcus ve Staphylococcus bakterilerini öldürdüğü görüldü.<br />
<br />
Mikroplar ve virüslerin gittikçe çoğaldığı dünyamızda anti bakteriyel sabunlar da hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geliyor.<br />
<br />
Ancak bu ürünler, bakterilerin antibiyotiklere karşı dayanıklılık kazanmasını sağladığı için uzmanlar, mikroplarla savaşmada tarçın yağı içerikli temizlik malzemelerini öneriyor.<br />
<br />
Son zamanlarda cerrahlar tarafından yapılan bir araştırmada; tarçın yağı içerikli bir solüsyonun, doğal çevrelerde ve özellikle hastanelerde rastlanılan streptococcus ve Staphylococcus bakterilerini öldürdüğü görüldü.<br />
<br />
Rosen, &#8220; Tarçın kabuğu, limon yağı ve okaliptüs ekleyerek hazırlanan bu karışım, el temizliği için oldukça etkili. Bu tarif orta çağlarda ölülerin eşyalarını ve mücevherlerini çalan hırsızlar tarafından kullanılırdı ve bu hırsızlar oldukça fazla mikrop ve bakterinin barındığı ortamlarda dolaşmalarına rağmen hiç hasta olmazdı,&#8221; diyerek ev yapımı anti bakteriyel ürünlerin ne kadar etkili olduğunu açıklıyor.<br />
<br />
Tarçın yağı, bazı nadir durumlarda alerjik reaksiyonlara neden olsa da mikroplara karşı oldukça etkili. Bu karışımı kullanılmadan önce sadece elinizin küçük bir bölümünde uygulayarak cildiniz tepki gösterip göstermediğini ölçtüğünüzde ise aklınızda soru işareti kalmayacaktır.<br />
<br />
Her gün yeni bir sağlık sorunuyla karşılaştığımız dünyamızda doğa, yine bizim yanımızda ve tüm ürünleriyle bu sorunlarla baş etmede bize büyük kolaylık sağlıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mikroplar ve virüslerin gittikçe çoğaldığı dünyamızda anti bakteriyel sabunlar da hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geliyor.<br />
<br />
Ancak bu ürünler, bakterilerin antibiyotiklere karşı dayanıklılık kazanmasını sağladığı için uzmanlar, mikroplarla savaşmada tarçın yağı içerikli temizlik malzemelerini öneriyor.<br />
<br />
Son zamanlarda cerrahlar tarafından yapılan bir araştırmada; tarçın yağı içerikli bir solüsyonun, doğal çevrelerde ve özellikle hastanelerde rastlanılan streptococcus ve Staphylococcus bakterilerini öldürdüğü görüldü.<br />
<br />
Mikroplar ve virüslerin gittikçe çoğaldığı dünyamızda anti bakteriyel sabunlar da hayatımızın vazgeçilmez birer parçası haline geliyor.<br />
<br />
Ancak bu ürünler, bakterilerin antibiyotiklere karşı dayanıklılık kazanmasını sağladığı için uzmanlar, mikroplarla savaşmada tarçın yağı içerikli temizlik malzemelerini öneriyor.<br />
<br />
Son zamanlarda cerrahlar tarafından yapılan bir araştırmada; tarçın yağı içerikli bir solüsyonun, doğal çevrelerde ve özellikle hastanelerde rastlanılan streptococcus ve Staphylococcus bakterilerini öldürdüğü görüldü.<br />
<br />
Rosen, &#8220; Tarçın kabuğu, limon yağı ve okaliptüs ekleyerek hazırlanan bu karışım, el temizliği için oldukça etkili. Bu tarif orta çağlarda ölülerin eşyalarını ve mücevherlerini çalan hırsızlar tarafından kullanılırdı ve bu hırsızlar oldukça fazla mikrop ve bakterinin barındığı ortamlarda dolaşmalarına rağmen hiç hasta olmazdı,&#8221; diyerek ev yapımı anti bakteriyel ürünlerin ne kadar etkili olduğunu açıklıyor.<br />
<br />
Tarçın yağı, bazı nadir durumlarda alerjik reaksiyonlara neden olsa da mikroplara karşı oldukça etkili. Bu karışımı kullanılmadan önce sadece elinizin küçük bir bölümünde uygulayarak cildiniz tepki gösterip göstermediğini ölçtüğünüzde ise aklınızda soru işareti kalmayacaktır.<br />
<br />
Her gün yeni bir sağlık sorunuyla karşılaştığımız dünyamızda doğa, yine bizim yanımızda ve tüm ürünleriyle bu sorunlarla baş etmede bize büyük kolaylık sağlıyor.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>