<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[ELTCafe.Net - Gezelim Görelim]]></title>
		<link>http://www.eltcafe.net/</link>
		<description><![CDATA[ELTCafe.Net - http://www.eltcafe.net]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 15:09:34 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Emirgan Korusu Piknik - İstanbul]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5391</link>
			<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:24:23 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5391</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
 Emirgan korosu piknikten sincaplar da vardı. O kadar tatlılar ki. :)<br />
<br />
 Bundan Atatürk resimleri de vardı. :)<br />
<br />
Emirgan Parkı, Boğaz'ın antikiteden gelen büyük ağaç varlığının günümüze kalmış zengin parçalarından biridir. <br />
<br />
17.yy, da IV. Murat'ın Roma seferinde beraberinde getirdiği işret arkadaşı İranlı Prens Emir Güne Han' a hediye etmesiyle tarih sahnesine çıkan bu yeşillik Feridun Bey Bahçeleri adıyla, yüzyıllar boyu birkaç kez el değiştirdikten sonra 1860' lar sonunda Mısır Valisi iken payitahttan " Hıdivlik ünvanını koparan İsmail Paşa nın eline geçmiş ve onun kıvıya yaptırdığı büyük ahşap sarayının arka bahçesi olarak kullanılmıştır. <br />
<br />
Hıdiv, in İngiltere. Fransa tarafından indirilmesinden sonra, daha bir süre aile elinde kalan park,1930, larda Satvet Lütfıi TOZAN tarafından satış alınmış, Tozan, ın bir davetine icabet eden Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi KIRDAR'ın ilk kez gördüğü çevresine bakınıp " bir kişiye bu kadar yer çok " demesi ile,1940' lar başında kamulaştırılıp şehrin mülkiyetine geçirilmiştir. Koruluktaki üç köşkü de İsmail Paşa yaptırmıştır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
 Emirgan korosu piknikten sincaplar da vardı. O kadar tatlılar ki. :)<br />
<br />
 Bundan Atatürk resimleri de vardı. :)<br />
<br />
Emirgan Parkı, Boğaz'ın antikiteden gelen büyük ağaç varlığının günümüze kalmış zengin parçalarından biridir. <br />
<br />
17.yy, da IV. Murat'ın Roma seferinde beraberinde getirdiği işret arkadaşı İranlı Prens Emir Güne Han' a hediye etmesiyle tarih sahnesine çıkan bu yeşillik Feridun Bey Bahçeleri adıyla, yüzyıllar boyu birkaç kez el değiştirdikten sonra 1860' lar sonunda Mısır Valisi iken payitahttan " Hıdivlik ünvanını koparan İsmail Paşa nın eline geçmiş ve onun kıvıya yaptırdığı büyük ahşap sarayının arka bahçesi olarak kullanılmıştır. <br />
<br />
Hıdiv, in İngiltere. Fransa tarafından indirilmesinden sonra, daha bir süre aile elinde kalan park,1930, larda Satvet Lütfıi TOZAN tarafından satış alınmış, Tozan, ın bir davetine icabet eden Vali ve Belediye Başkanı Dr. Lütfi KIRDAR'ın ilk kez gördüğü çevresine bakınıp " bir kişiye bu kadar yer çok " demesi ile,1940' lar başında kamulaştırılıp şehrin mülkiyetine geçirilmiştir. Koruluktaki üç köşkü de İsmail Paşa yaptırmıştır]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sinop]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5390</link>
			<pubDate>Sat, 20 Mar 2010 13:22:59 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5390</guid>
			<description><![CDATA[Benim Memleketim :)<br />
<br />
Sinop-Erfelek Şelalesi<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sinop-Ayancık Sahil Yolu<br />
<br />
<br />
<br />
Sinop Kalesi<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sinop Cezaevi<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Benim Memleketim :)<br />
<br />
Sinop-Erfelek Şelalesi<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sinop-Ayancık Sahil Yolu<br />
<br />
<br />
<br />
Sinop Kalesi<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Sinop Cezaevi<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyanin En Yüksek 10 Heykeli]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5053</link>
			<pubDate>Wed, 16 Sep 2009 14:24:07 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5053</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
New York'taki özgürlük heykeli ABD'nin simgesi. 1886'da Fransızlar tarafından Amerikalılar'a hediye edildi.<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Afganistan'daki bu heykelin orjinal adi Bamya'nin Budhasi. Dağın oyulmasıyla oluşturan heykel Kabil'in 230 km Kuzeybatısında. 2001'de Taliban tarafindan yok edilen heykel tekrar onarılıyor.. .<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Çin'in görsellik açısından en büyük heykel anıtları. Huagdi ve Handi. Sari Çin İmparatorluğu. Yükseklikleri 103 metre.... <br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Çin'deki Lasnhan heykelleri. 71. metre yüksekliğinde. Lanshan heykelinin yıl boyu ziyaretçisi eksik olmuyor...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Brezilya'nin Dünyaca ünlü Reedemer Heykeli. Corcovoda dağının 710 metre tepesinde bulunan bir heykel. Bu heykel Güney Amerika'nın da simgesi durumunda. Heykelin uzunluğu 32 metre...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Çin'deki Guanyin Heykeli. Sanya'daki heykel mimarisi ve görüntüsüyle göz kamaştırıyor.Çin'in en güneyindeki heykel Uzakdoğu'daki en ihtişamlı heykel. 108 metre budha heykeli <br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Rusya'daki 1. Peterlin heykeli. Rusya'nin en muhteşem mimarisiyle, göz önündeki eser. Bu heykel Dünyanın en uzun ve yüksek açık hava heykeli...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Ukrayna'nın en muhteşem heykeli. Kiev Heykeli 102 metre uzunluğunda. Kiv'de olması dolayısıyla Kiev'in Anavatan heykeli olarak biliniyor.<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Japonya'daki Ushiku Heykeli Dünyanın en uzun bronz heykeli. 1995'te tamamlandı. 120 metre yüksekliğinde. 85 metreye kadar özel bir asansörle çıkılıp gezilebilyor. <br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Rusya'daki Anavatan Heykeli. Volgograd'daki Heykel'i ünlü Heykeltraş Yegunechi Yuchetic yapmış. Stalingrad Savasi'da itafen yapılan Heykel muhteşem görüntüsüyle büyülüyor. Anavatan Heykeli 85 metre yüksekliğinde.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
New York'taki özgürlük heykeli ABD'nin simgesi. 1886'da Fransızlar tarafından Amerikalılar'a hediye edildi.<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Afganistan'daki bu heykelin orjinal adi Bamya'nin Budhasi. Dağın oyulmasıyla oluşturan heykel Kabil'in 230 km Kuzeybatısında. 2001'de Taliban tarafindan yok edilen heykel tekrar onarılıyor.. .<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Çin'in görsellik açısından en büyük heykel anıtları. Huagdi ve Handi. Sari Çin İmparatorluğu. Yükseklikleri 103 metre.... <br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Çin'deki Lasnhan heykelleri. 71. metre yüksekliğinde. Lanshan heykelinin yıl boyu ziyaretçisi eksik olmuyor...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Brezilya'nin Dünyaca ünlü Reedemer Heykeli. Corcovoda dağının 710 metre tepesinde bulunan bir heykel. Bu heykel Güney Amerika'nın da simgesi durumunda. Heykelin uzunluğu 32 metre...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Çin'deki Guanyin Heykeli. Sanya'daki heykel mimarisi ve görüntüsüyle göz kamaştırıyor.Çin'in en güneyindeki heykel Uzakdoğu'daki en ihtişamlı heykel. 108 metre budha heykeli <br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Rusya'daki 1. Peterlin heykeli. Rusya'nin en muhteşem mimarisiyle, göz önündeki eser. Bu heykel Dünyanın en uzun ve yüksek açık hava heykeli...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Ukrayna'nın en muhteşem heykeli. Kiev Heykeli 102 metre uzunluğunda. Kiv'de olması dolayısıyla Kiev'in Anavatan heykeli olarak biliniyor.<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Japonya'daki Ushiku Heykeli Dünyanın en uzun bronz heykeli. 1995'te tamamlandı. 120 metre yüksekliğinde. 85 metreye kadar özel bir asansörle çıkılıp gezilebilyor. <br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Rusya'daki Anavatan Heykeli. Volgograd'daki Heykel'i ünlü Heykeltraş Yegunechi Yuchetic yapmış. Stalingrad Savasi'da itafen yapılan Heykel muhteşem görüntüsüyle büyülüyor. Anavatan Heykeli 85 metre yüksekliğinde.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Atatürk Dağı[İzmir-Buca]]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5039</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 17:27:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5039</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
İzmir Buca&#8217;da 42 metrelik boyuyla Türkiye&#8217;nin en büyük dünyanın ise 10&#8217;uncu büyük rölyef projesi 3 yılda tamamlandı. 3 yıl önce dönemin AK Partili Belediye Başkanı Cemil Şeboy tarafından yapımına başlanan Atatürk Maskı, CHPli Belediye Başkanı Ercan Tatı ve partililer tarafından açıldı.<br />
<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=4433&no=1]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
İzmir Buca&#8217;da 42 metrelik boyuyla Türkiye&#8217;nin en büyük dünyanın ise 10&#8217;uncu büyük rölyef projesi 3 yılda tamamlandı. 3 yıl önce dönemin AK Partili Belediye Başkanı Cemil Şeboy tarafından yapımına başlanan Atatürk Maskı, CHPli Belediye Başkanı Ercan Tatı ve partililer tarafından açıldı.<br />
<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
http://galeri.internethaber.com/gallery.php?id=4433&no=1]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Norveç]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5032</link>
			<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 20:31:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5032</guid>
			<description><![CDATA[Belkide şu anda en çok gitmek istediğim yerlerden biri Norveç.İleridede gitmeyi düşünüyorum zaten.<br />
<br />
Norveç<br />
<br />
Norveç resmi adıyla Norveç Krallığı (Norveççe: Kongeriket Norge, Kongeriket Noreg). Kuzey Avrupa'da bulunan İskandinav Yarımadası'nın batısında bir ülke. Finlandiya, İsveç ve Rusya Federasyonu ile komşu olan ülkenin batıda Atlas Okyanusu'nun bir kolu olan Norveç Denizi'ne kıyısı vardır. Kıyıları binlerce fiyordla çizilmektedir.<br />
<br />
Anayasal monarşi ile yönetilen ülkenin başkenti Oslo'dur. 385,252 km² alana yayılan Norveç'in, Finlandiya ile 729, İsveç ile 1.619, Rusya ile 167 kilometre sınırı vardır ve 21.925 kilometrelik çok uzun bir sahil şeridi vardır.<br />
<br />
Norveç Avrupa ortalamasının üstünde yaşam standartına ve ekonomik gelişmişliğe sahip olduğu için Avrupa Birliği'ne girmek istememektedir. Zira, ülke kıyılarındaki petrol rezervlerinin zenginliği ve dünya ve Avrupa balıkçılık sektörünü elinde bulundurması ile tanınmaktadır. Avrupa Birliği'ne olumsuz yaklaşmalarının bir nedeni de balıkçılık sektörünü olumsuz etkileyeceği yönündeki çekinceleridir. Öte yandan; Norveç, İsviçre, İzlanda ve Lihtenştayn ile birlikte EFTA (Avrupa Serbest Dolaşım Örgütü) üyesidir ve bu örgütü terk edip AB'ye geçmeyi istememektedir.<br />
<br />
Avrupa Birliği'nin ısrarları işe yaramamaktadır. Zira ülkede iki kere referandum yapılmış ikisinde de Avrupa Birliği'ne red çıkmıştır. Bugünlerde yapılan anketlerde AB'yi isteyenlerin oranı %50 civarındadır.<br />
<br />
Norveç ayrıca bir NATO ülkesidir. Kuzey kutbunda Rusya ile ABD arasında dengeleyici role sahiptir<br />
<br />
Norveçin en önemli sorunu azalan ve yaşlanan nüfus sorunudur[kaynak belirtilmeli], ülkede yaşayan insanların sayısı beş milyon civarındadır ve işgücü eksikliği çekmektedir.<br />
<br />
Öte yandan Avrupa'nın en pahalı ülkesidir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Tarihi<br />
<br />
8.-11. yüzyıl arasında Norveç'te Vikingler olarak bilinen bir kavim hüküm sürmüştür. Savaşçı bir ulus olarak tanınan Vikingler batıda Britanya, İzlanda, Grönland ve hatta Kuzey Amerika'ya kadar ulaşarak sömürgeler kurdular. 1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç'te Hristiyanlığı yaymaya başladılar. Norveç kralı I. Haakon Hristiyanlığı kabul etti. 1030 yılında Danimarkalılar Norveç'i ellerine geçirdiler. Norveç Danimarka kralı Knud'un kurduğu Kuzey Denizi İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi.<br />
<br />
 <br />
Norveç'i ilk defa tek bir bayrak altında toplayan Sarışın Harald.1363 yılında Norveç kralı VI. Håkon Danimarka kralı IV. Valdemar'ın kızı I. Margrete'le evlenerek iki ülkeyi bir bayrak altında birleştirdi. Ayrıca Håkon İsveç kraliyet ailesiyle de akrabaydı. Çiftin evliliğinden doğan Olaf'ın 1387 yılında erken yaşta ölmesi üzerine tahta I. Margrete tahta çıktı (1387-1412). Margrete'in yönetimi altında 1397 yılında İsveç, Norveç, Danimarka ve sömürgeleri (Faroe Adaları, İzlanda, Grönland ve Finlandiya) birleşerek Kalmar Birliği adı altında büyük bir İskandinav İmparatorluğu haline geldiler.<br />
<br />
 <br />
Norveç kralı V. Harald1521 yılında İsveç Kalmar Birliği'nden ayrıldı. Bu arada İskandinav ülkeleri Martin Luther tarafından Almanya'da başlatılan Protestan Reformu ile sarsıldı. Danimarka ve Norveç 1821 yılına kadar Danimarka-Norveç adı altında birlikte hareket etmeye devam ettiler. Kralları tekti ama yasaları, devlet kurumları ve orduları ayrı ayrı gelişmeye devam etti. 19. yüzyılın başlarında Norveç Napolyon Savaşları'yla temelinden sarsıldı. Fransa savaşı kaybedince Danimarka 1814 yılında imzaladığı Kiel Antlaşması uyarınca savaşı kazanan tarafın üyesi olan İsveç'e Norveç'i bırakmak zorunda kaldı. Norveçliler İsveç yönetiminden memnun kalmadılar. Ayaklanmalar baş gösterdi. Nihayet 1905 tarihinde İsveç Norveç'in bağımsızlığını tanıdı. Danimarka prensi VII. Haakon Norveç kralı ilan edildi.<br />
<br />
Norveç I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı. II. Dünya Savaşı'nda da tarafsız kalma niyetinde olmasına rağmen 9 Nisan 1940 tarihinde Nazi Almanyası tarafından işgal edildi. 8 Mayıs 1945 tarihinde Almanya'nın teslim olmasına kadar Norveç işgal altında kaldı. 1949 yılında Norveç NATO'ya üye oldu. 1960'ların sonlarında Norveç sularında keşfedilen petrol ve doğal gaz Norveç'e büyük bir refah kazandırdı. 1972 ve 1994'de yapılan referandumlarda Norveç halkı Avrupa Birliği'ne üyeliği reddetti. Norveç Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini üyesi bulunduğu EFTA kurumu aracılığıyla sürdürmektedir. Günümüzde Norveç Birleşmiş Milletler raporlarına göre yaşam standartları bakımından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Coğrafya<br />
<br />
Norveç, Kuzey Avrupa'nın en kuzey kısmını oluşturan İskandinav Yarımadası'nın en kuzey ülkesidir. Komşuları; doğu ve kuzeydoğuda İsveç, kuzeydoğuda Finlandiya ve Rusya Federasyonu olan ülkenin batıda Norveç Denizi dolayısı ile Atlas Okyanusu'na kıyısı vardır.Güneşin Hiç Batmadığı Nokta; Nordkapp., güneşin ufuk çizgisini teğet geçip batmadığı nokta.<br />
<br />
<br />
 İklim  Bölgede kıyı boyunca ılıman iklim görülür. Kuzey Atlas akımının etkisiyle sıcaklık değişiklikleri ortaya çıkar. Arazi buzulludur. Çoğunlukla yüksek platolar ve dik dağların arasında verimli vadiler yer alır. Ovalar küçük ve dağınıktır. Kıyıda derinliklerden başlayan fiyortlar yer alır. Kuzeyde arktik tundra bölgesi vardır. Doğal afetlerden en sık görülenler de heyelan ve çığdır.<br />
<br />
Deniz seviyesinden en yüksek noktası 2.469 metrelik rakımıyla Galdhøpiggen'dir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Umarım beğenmişsinizdir..Ben çok beğendim Norveç'i bakalım siz ne diyeceksiniz?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Belkide şu anda en çok gitmek istediğim yerlerden biri Norveç.İleridede gitmeyi düşünüyorum zaten.<br />
<br />
Norveç<br />
<br />
Norveç resmi adıyla Norveç Krallığı (Norveççe: Kongeriket Norge, Kongeriket Noreg). Kuzey Avrupa'da bulunan İskandinav Yarımadası'nın batısında bir ülke. Finlandiya, İsveç ve Rusya Federasyonu ile komşu olan ülkenin batıda Atlas Okyanusu'nun bir kolu olan Norveç Denizi'ne kıyısı vardır. Kıyıları binlerce fiyordla çizilmektedir.<br />
<br />
Anayasal monarşi ile yönetilen ülkenin başkenti Oslo'dur. 385,252 km² alana yayılan Norveç'in, Finlandiya ile 729, İsveç ile 1.619, Rusya ile 167 kilometre sınırı vardır ve 21.925 kilometrelik çok uzun bir sahil şeridi vardır.<br />
<br />
Norveç Avrupa ortalamasının üstünde yaşam standartına ve ekonomik gelişmişliğe sahip olduğu için Avrupa Birliği'ne girmek istememektedir. Zira, ülke kıyılarındaki petrol rezervlerinin zenginliği ve dünya ve Avrupa balıkçılık sektörünü elinde bulundurması ile tanınmaktadır. Avrupa Birliği'ne olumsuz yaklaşmalarının bir nedeni de balıkçılık sektörünü olumsuz etkileyeceği yönündeki çekinceleridir. Öte yandan; Norveç, İsviçre, İzlanda ve Lihtenştayn ile birlikte EFTA (Avrupa Serbest Dolaşım Örgütü) üyesidir ve bu örgütü terk edip AB'ye geçmeyi istememektedir.<br />
<br />
Avrupa Birliği'nin ısrarları işe yaramamaktadır. Zira ülkede iki kere referandum yapılmış ikisinde de Avrupa Birliği'ne red çıkmıştır. Bugünlerde yapılan anketlerde AB'yi isteyenlerin oranı %50 civarındadır.<br />
<br />
Norveç ayrıca bir NATO ülkesidir. Kuzey kutbunda Rusya ile ABD arasında dengeleyici role sahiptir<br />
<br />
Norveçin en önemli sorunu azalan ve yaşlanan nüfus sorunudur[kaynak belirtilmeli], ülkede yaşayan insanların sayısı beş milyon civarındadır ve işgücü eksikliği çekmektedir.<br />
<br />
Öte yandan Avrupa'nın en pahalı ülkesidir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Tarihi<br />
<br />
8.-11. yüzyıl arasında Norveç'te Vikingler olarak bilinen bir kavim hüküm sürmüştür. Savaşçı bir ulus olarak tanınan Vikingler batıda Britanya, İzlanda, Grönland ve hatta Kuzey Amerika'ya kadar ulaşarak sömürgeler kurdular. 1000 yılı civarında Hristiyan misyonerler Norveç'te Hristiyanlığı yaymaya başladılar. Norveç kralı I. Haakon Hristiyanlığı kabul etti. 1030 yılında Danimarkalılar Norveç'i ellerine geçirdiler. Norveç Danimarka kralı Knud'un kurduğu Kuzey Denizi İmparatorluğu'nun bir parçası haline geldi.<br />
<br />
 <br />
Norveç'i ilk defa tek bir bayrak altında toplayan Sarışın Harald.1363 yılında Norveç kralı VI. Håkon Danimarka kralı IV. Valdemar'ın kızı I. Margrete'le evlenerek iki ülkeyi bir bayrak altında birleştirdi. Ayrıca Håkon İsveç kraliyet ailesiyle de akrabaydı. Çiftin evliliğinden doğan Olaf'ın 1387 yılında erken yaşta ölmesi üzerine tahta I. Margrete tahta çıktı (1387-1412). Margrete'in yönetimi altında 1397 yılında İsveç, Norveç, Danimarka ve sömürgeleri (Faroe Adaları, İzlanda, Grönland ve Finlandiya) birleşerek Kalmar Birliği adı altında büyük bir İskandinav İmparatorluğu haline geldiler.<br />
<br />
 <br />
Norveç kralı V. Harald1521 yılında İsveç Kalmar Birliği'nden ayrıldı. Bu arada İskandinav ülkeleri Martin Luther tarafından Almanya'da başlatılan Protestan Reformu ile sarsıldı. Danimarka ve Norveç 1821 yılına kadar Danimarka-Norveç adı altında birlikte hareket etmeye devam ettiler. Kralları tekti ama yasaları, devlet kurumları ve orduları ayrı ayrı gelişmeye devam etti. 19. yüzyılın başlarında Norveç Napolyon Savaşları'yla temelinden sarsıldı. Fransa savaşı kaybedince Danimarka 1814 yılında imzaladığı Kiel Antlaşması uyarınca savaşı kazanan tarafın üyesi olan İsveç'e Norveç'i bırakmak zorunda kaldı. Norveçliler İsveç yönetiminden memnun kalmadılar. Ayaklanmalar baş gösterdi. Nihayet 1905 tarihinde İsveç Norveç'in bağımsızlığını tanıdı. Danimarka prensi VII. Haakon Norveç kralı ilan edildi.<br />
<br />
Norveç I. Dünya Savaşı'nda tarafsız kaldı. II. Dünya Savaşı'nda da tarafsız kalma niyetinde olmasına rağmen 9 Nisan 1940 tarihinde Nazi Almanyası tarafından işgal edildi. 8 Mayıs 1945 tarihinde Almanya'nın teslim olmasına kadar Norveç işgal altında kaldı. 1949 yılında Norveç NATO'ya üye oldu. 1960'ların sonlarında Norveç sularında keşfedilen petrol ve doğal gaz Norveç'e büyük bir refah kazandırdı. 1972 ve 1994'de yapılan referandumlarda Norveç halkı Avrupa Birliği'ne üyeliği reddetti. Norveç Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini üyesi bulunduğu EFTA kurumu aracılığıyla sürdürmektedir. Günümüzde Norveç Birleşmiş Milletler raporlarına göre yaşam standartları bakımından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Coğrafya<br />
<br />
Norveç, Kuzey Avrupa'nın en kuzey kısmını oluşturan İskandinav Yarımadası'nın en kuzey ülkesidir. Komşuları; doğu ve kuzeydoğuda İsveç, kuzeydoğuda Finlandiya ve Rusya Federasyonu olan ülkenin batıda Norveç Denizi dolayısı ile Atlas Okyanusu'na kıyısı vardır.Güneşin Hiç Batmadığı Nokta; Nordkapp., güneşin ufuk çizgisini teğet geçip batmadığı nokta.<br />
<br />
<br />
 İklim  Bölgede kıyı boyunca ılıman iklim görülür. Kuzey Atlas akımının etkisiyle sıcaklık değişiklikleri ortaya çıkar. Arazi buzulludur. Çoğunlukla yüksek platolar ve dik dağların arasında verimli vadiler yer alır. Ovalar küçük ve dağınıktır. Kıyıda derinliklerden başlayan fiyortlar yer alır. Kuzeyde arktik tundra bölgesi vardır. Doğal afetlerden en sık görülenler de heyelan ve çığdır.<br />
<br />
Deniz seviyesinden en yüksek noktası 2.469 metrelik rakımıyla Galdhøpiggen'dir.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Umarım beğenmişsinizdir..Ben çok beğendim Norveç'i bakalım siz ne diyeceksiniz?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Masalsı Ülke:Çek Cumhuriyeti]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4226</link>
			<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 18:01:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4226</guid>
			<description><![CDATA[Avrupa&#8217;nın göbeğinde, sanatla sarmaş dolaş, masalsı bir başkente sahip Çek Cumhuriyeti&#8217;ne kısa bir yolculuk yapıyoruz.<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;nin en büyük şehirleri başkent Prag, Brno ve film festivalleri ile ünlü Karlovy Vary. Özellikle tarihi ve kültürel yapısı ile Avrupa&#8217;nın en güzel başkentlerinden biri olan Prag&#8217;a adımınızı attığınız anda yüzyıllardır süren bir masala dahil olduğunuzu hissediyorsunuz. Savaşlardan fazla etkilenmemiş olması Prag&#8217;ın tarihi birikimini oldukça iyi korumasını sağlamış. Şehirdeki her şey sanat eseri niteliğinde diyebiliriz. Tabii ki Prag&#8217;da gözünüze çarpacak ilk güzelliğin de benzersiz Çek mimarisi olduğunu söyleyelim. Evler ve dükkânlar bile çeşitli dönem mimari akımlarını oldukça iyi yansıtıyorlar. Barok, Gotik, Neo Klasik, Kübist hatta bunların yanında kesinlikle ahengi bozmayan modern binalar da var.<br />
[attachment=669]<br />
<br />
<br />
Prag, tek kelimeyle sanatın şehri. Şehirdeki irili ufaklı yüzlerce müzenin yanı sıra sokaklarda rastlayacağınız sanatçıların sayısı da oldukça fazla. Kimi elinde kemanı ile bir köşe başında müziğini yaparken kimi de ünlü Charles Köprüsü üzerinde tuvalinde Prag&#8217;ı resmediyor.<br />
<br />
Prag&#8217;da mutlaka görmeniz yerlerden bazılarını şöyle sayabiliriz:<br />
<br />
Old Town Square (Eski Kent Meydanı): Nehrin batı kıyısında yer alan bu meydan, Prag&#8217;ın tarihi merkezidir. Jan Hus&#8217;un heykeli, Tyn Kilisesi ve Belediye Binası bu meydanda bulunmaktadır.<br />
<br />
Nove Mesto (Yeni Kent Meydanı): Alışveriş merkezleri, kafeleri, müzeleri ve tiyatro binalarıyla Prag&#8217;ın görülmesi gereken bir diğer bölgesidir. Charles Köprüsü: Eski Kent Meydanı&#8217;nda yer alan çok özel bir yapıdır. 1357 yılının 9 Temmuz günü 5.31&#8217;de yapımına başlanmıştır. Bu özel zamanın seçilmesinin nedeni o dönemlerde tek sayıların ardışık diziliminin (1357 9 7 531) uğur getirdiğine inanılmasıdır. 31 Aziz heykelinin bulunduğu bu köprüde, 16. azizin heykelinde elinizi koyup dilek tutabileceğiniz bir levha yer almaktadır.<br />
<br />
Petrin Parkı: Parkın içinde yapımı 1891 yılında tamamlanmış ve Eyfel Kulesi model alınarak yapılmış bir gözlem kulesi bulunmaktadır. Elektrikli bir araç, sizi kulenin tepesine çıkartacak ve muhteşem manzaraya ulaştıracaktır. Parkta ayrıca çok güzel bir gül bahçesi bulunmaktadır. St. Nicholas Kilisesi: Prag&#8217;daki en görkemli barok binadır. Yapımı 1756 senesinde tamamlanmıştır. St. Nicholas&#8217;ı değişik kıyafetlerle gösteren, Avrupa&#8217;nın en büyük resimlerinden birine ev sahipliği yapar.<br />
[attachment=670]<br />
<br />
Prag Kalesi: Prens Borijov tarafından 870 senesinde yapımı bitirilen bu kalede günümüzde Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yaşamaktadır. Kapıdaki askerlerin her saat başı gerçekleştirdikleri nöbet değişim töreni seyredilmeye değer.<br />
<br />
Astronomik Saat, Prag Metronomu, Lennon Duvarı, Malá Strana bölgesi ve Vy&#353;ehrad Kalesi de Prag&#8217;da sizi etkileyecek diğer önemli adresler.<br />
<br />
Prag&#8217;dan sonraki durağımız film festivali ile adını sıkça duyduğumuz Karlovy Vary. Aslında Karlovy Vary&#8217;nin film festivalinden daha ünlü kaplıcaları var. Üstelik bu kaplıcaların konuklarından birisi de Mustafa Kemal Atatürk&#8217;müş. Birinci Dünya Savaşı sırasında oldukça ağır bir böbrek rahatsızlığı geçiren Atatürk, istirahat etmek amacı ile o zamanki adıyla Karlsbad&#8217;ın ziyaretçisi olmuş.<br />
[attachment=671]<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;nin ikinci büyük şehri olan Brno ise ülkenin modern yüzü. Petrov Katedrali, Spilberk Şatosu ve St. James Kilisesi ile süslü şehir, hayatı daha hızlı yaşayan insanlara ev sahipliği yapıyor. Mayıs ayının ikinci haftasında başlayan ve haziran ayına kadar süren &#8220;Ignis Brunesis&#8221; havai fişek festivali de çok şirin bir festival. Festival zamanı şehir adeta bir karnaval havasına bürünüyor.<br />
<br />
Yeme &#8211; İçme - Ulaşım<br />
Çek Cumhuriyeti, Pilsener tarzı biranın ana vatanı. Pilsener ismi de Pilsen şehrinden geliyor. Bu nedenle Çek Cumhuriyeti&#8217;nde birçok farklı bira çeşidi bulabilirsiniz. Hatta bir büyük bardak biranın bir şişe sudan daha ucuz olduğunu söyleyebiliriz. Ülkede fast-food restoranı bulmak biraz zor ama az sayıdaki Mc Donald&#8217;s ve Kentucky Fried Chicken restoranları özellikle domuz eti tüketmek istemeyenlerin uğrak yerlerinden. Çeklerin menü boyları bizlere göre biraz büyük. 10-20 YTL arası ödediğiniz bir yemekten tam olarak doymuş, hatta tabağınızda yemek bırakmış olarak bile kalkabilirsiniz. Genel olarak yemeklerinin bizim yemeklerimize göre ağır olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple midesi hassas olanlar dikkat etsinler. Franz Kafka gibi birçok ünlü yazarın uğrak yeri olan Kavarna Slavia&#8217;ya da mutlaka uğrayın.<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;nde ulaşım oldukça kolay. Şehirlerin birçoğunda caddeler araç trafiğine kapalı olduğundan araç kullanımı çok az. Sürücüler ise trafik kurallarına inanılmaz bir dikkat gösteriyorlar.<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;ne veda ederken&#8230;<br />
Rüya gibi geçirdiğiniz günler tabii ki çabuk geçiyor ve tatiliniz 3 gün de olsa 30 gün de olsa havalimanında ayaklarınız geri gidebiliyor. Göremediğiniz yerler yüzünden sonra pişman olmamak için iyi bir planla yola çıkmanızı öneririz. Çünkü özellikle Prag&#8217;da kafanızı çevirdiğiniz her yer sizi kendisine çekecek güzelliğe sahip ve en iyi hazırlanmış plan bile kolayca sekteye uğrayabiliyor.<br />
[attachment=672]<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Avrupa&#8217;nın göbeğinde, sanatla sarmaş dolaş, masalsı bir başkente sahip Çek Cumhuriyeti&#8217;ne kısa bir yolculuk yapıyoruz.<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;nin en büyük şehirleri başkent Prag, Brno ve film festivalleri ile ünlü Karlovy Vary. Özellikle tarihi ve kültürel yapısı ile Avrupa&#8217;nın en güzel başkentlerinden biri olan Prag&#8217;a adımınızı attığınız anda yüzyıllardır süren bir masala dahil olduğunuzu hissediyorsunuz. Savaşlardan fazla etkilenmemiş olması Prag&#8217;ın tarihi birikimini oldukça iyi korumasını sağlamış. Şehirdeki her şey sanat eseri niteliğinde diyebiliriz. Tabii ki Prag&#8217;da gözünüze çarpacak ilk güzelliğin de benzersiz Çek mimarisi olduğunu söyleyelim. Evler ve dükkânlar bile çeşitli dönem mimari akımlarını oldukça iyi yansıtıyorlar. Barok, Gotik, Neo Klasik, Kübist hatta bunların yanında kesinlikle ahengi bozmayan modern binalar da var.<br />
[attachment=669]<br />
<br />
<br />
Prag, tek kelimeyle sanatın şehri. Şehirdeki irili ufaklı yüzlerce müzenin yanı sıra sokaklarda rastlayacağınız sanatçıların sayısı da oldukça fazla. Kimi elinde kemanı ile bir köşe başında müziğini yaparken kimi de ünlü Charles Köprüsü üzerinde tuvalinde Prag&#8217;ı resmediyor.<br />
<br />
Prag&#8217;da mutlaka görmeniz yerlerden bazılarını şöyle sayabiliriz:<br />
<br />
Old Town Square (Eski Kent Meydanı): Nehrin batı kıyısında yer alan bu meydan, Prag&#8217;ın tarihi merkezidir. Jan Hus&#8217;un heykeli, Tyn Kilisesi ve Belediye Binası bu meydanda bulunmaktadır.<br />
<br />
Nove Mesto (Yeni Kent Meydanı): Alışveriş merkezleri, kafeleri, müzeleri ve tiyatro binalarıyla Prag&#8217;ın görülmesi gereken bir diğer bölgesidir. Charles Köprüsü: Eski Kent Meydanı&#8217;nda yer alan çok özel bir yapıdır. 1357 yılının 9 Temmuz günü 5.31&#8217;de yapımına başlanmıştır. Bu özel zamanın seçilmesinin nedeni o dönemlerde tek sayıların ardışık diziliminin (1357 9 7 531) uğur getirdiğine inanılmasıdır. 31 Aziz heykelinin bulunduğu bu köprüde, 16. azizin heykelinde elinizi koyup dilek tutabileceğiniz bir levha yer almaktadır.<br />
<br />
Petrin Parkı: Parkın içinde yapımı 1891 yılında tamamlanmış ve Eyfel Kulesi model alınarak yapılmış bir gözlem kulesi bulunmaktadır. Elektrikli bir araç, sizi kulenin tepesine çıkartacak ve muhteşem manzaraya ulaştıracaktır. Parkta ayrıca çok güzel bir gül bahçesi bulunmaktadır. St. Nicholas Kilisesi: Prag&#8217;daki en görkemli barok binadır. Yapımı 1756 senesinde tamamlanmıştır. St. Nicholas&#8217;ı değişik kıyafetlerle gösteren, Avrupa&#8217;nın en büyük resimlerinden birine ev sahipliği yapar.<br />
[attachment=670]<br />
<br />
Prag Kalesi: Prens Borijov tarafından 870 senesinde yapımı bitirilen bu kalede günümüzde Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yaşamaktadır. Kapıdaki askerlerin her saat başı gerçekleştirdikleri nöbet değişim töreni seyredilmeye değer.<br />
<br />
Astronomik Saat, Prag Metronomu, Lennon Duvarı, Malá Strana bölgesi ve Vy&#353;ehrad Kalesi de Prag&#8217;da sizi etkileyecek diğer önemli adresler.<br />
<br />
Prag&#8217;dan sonraki durağımız film festivali ile adını sıkça duyduğumuz Karlovy Vary. Aslında Karlovy Vary&#8217;nin film festivalinden daha ünlü kaplıcaları var. Üstelik bu kaplıcaların konuklarından birisi de Mustafa Kemal Atatürk&#8217;müş. Birinci Dünya Savaşı sırasında oldukça ağır bir böbrek rahatsızlığı geçiren Atatürk, istirahat etmek amacı ile o zamanki adıyla Karlsbad&#8217;ın ziyaretçisi olmuş.<br />
[attachment=671]<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;nin ikinci büyük şehri olan Brno ise ülkenin modern yüzü. Petrov Katedrali, Spilberk Şatosu ve St. James Kilisesi ile süslü şehir, hayatı daha hızlı yaşayan insanlara ev sahipliği yapıyor. Mayıs ayının ikinci haftasında başlayan ve haziran ayına kadar süren &#8220;Ignis Brunesis&#8221; havai fişek festivali de çok şirin bir festival. Festival zamanı şehir adeta bir karnaval havasına bürünüyor.<br />
<br />
Yeme &#8211; İçme - Ulaşım<br />
Çek Cumhuriyeti, Pilsener tarzı biranın ana vatanı. Pilsener ismi de Pilsen şehrinden geliyor. Bu nedenle Çek Cumhuriyeti&#8217;nde birçok farklı bira çeşidi bulabilirsiniz. Hatta bir büyük bardak biranın bir şişe sudan daha ucuz olduğunu söyleyebiliriz. Ülkede fast-food restoranı bulmak biraz zor ama az sayıdaki Mc Donald&#8217;s ve Kentucky Fried Chicken restoranları özellikle domuz eti tüketmek istemeyenlerin uğrak yerlerinden. Çeklerin menü boyları bizlere göre biraz büyük. 10-20 YTL arası ödediğiniz bir yemekten tam olarak doymuş, hatta tabağınızda yemek bırakmış olarak bile kalkabilirsiniz. Genel olarak yemeklerinin bizim yemeklerimize göre ağır olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple midesi hassas olanlar dikkat etsinler. Franz Kafka gibi birçok ünlü yazarın uğrak yeri olan Kavarna Slavia&#8217;ya da mutlaka uğrayın.<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;nde ulaşım oldukça kolay. Şehirlerin birçoğunda caddeler araç trafiğine kapalı olduğundan araç kullanımı çok az. Sürücüler ise trafik kurallarına inanılmaz bir dikkat gösteriyorlar.<br />
<br />
Çek Cumhuriyeti&#8217;ne veda ederken&#8230;<br />
Rüya gibi geçirdiğiniz günler tabii ki çabuk geçiyor ve tatiliniz 3 gün de olsa 30 gün de olsa havalimanında ayaklarınız geri gidebiliyor. Göremediğiniz yerler yüzünden sonra pişman olmamak için iyi bir planla yola çıkmanızı öneririz. Çünkü özellikle Prag&#8217;da kafanızı çevirdiğiniz her yer sizi kendisine çekecek güzelliğe sahip ve en iyi hazırlanmış plan bile kolayca sekteye uğrayabiliyor.<br />
[attachment=672]<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gizem Kokan Ülke:Küba]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4225</link>
			<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 17:47:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4225</guid>
			<description><![CDATA[Küba, kimileri için mücadeleyi, başarı ve direnişi simgeleyen kimileri içinse keşfedilmeyi bekleyen egzotik bir ülke. Her iki açıdan da yaklaşıldığında Küba gezi meraklılarının iştahını açan, gezilip görülecek yerler listesinde üst sıralarda konumlandırılan bir yer olma özelliği taşımakta.<br />
[attachment=667]<br />
Küba&#8217;ya Türkiye&#8217;den direkt uçak seferleri bulunmamakta. Paris aktarmalı 10 saatlik bir uçuş süresinin akabinde Küba topraklarına &#8220;hola&#8221; deme imkanı bulabiliyorsunuz. Türkiye ile saat farkı 8 saati bulmakta. İspanyolca&#8217;nın konuşulduğu Küba topraklarında ülkenin yerlileriyle İngilizce yoluyla anlaşmak da mümkün. Üstelik Küba halkının sıcakkanlı yapısı iletişim kurmayı oldukça kolaylaştırıyor. <br />
<br />
Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasının ardından iyice yalnız kalan Küba, gelir kaynağı olarak tarihi güzellikleri ve enfes plajlarının da yardımıyla turizmi kullanmakta. Devletin de desteklediği bu uygulama ile Küba halkı kendi evlerini, evlerinin odalarını pansiyon olarak hizmete açmaktadır. Oda fiyatlarının devlet tarafından belirlendiği, standart fiyatların geçerli olduğu Küba&#8217;da bir odanın gecelik ücreti 25 dolar civarında. Odaların konforu ise tamamen kaldığınız evin sahip ya da sahibesinin konfor anlayışıyla orantılı. Eğer pansiyoner odalara gereken itinayı göstermiş ve odaların temizliği sizi tatmin eder boyuttaysa bu tip yerleri kalmak için tercih edebilirsiniz. Ancak fiyat konusu dışında, devlet tarafından pansiyonlara herhangi bir düzenleme getirilmediği için bazılarının temizlik imtihanından geçememe ihtimali söz konusu. O nedenle kendi gözlerinizle tatbik etmeden kalacağınız yer konusunda bir seçim yapmayın. Pansiyonlar dışında oteller de kalınacak yer alternatiflerini oluşturmakta.<br />
<br />
Ülkenin Varedero isimli, 13 mil uzunluğundaki son derece ilgi çekici plajı İtalyanlar tarafından işletilmekte. Burası ülkeyi ziyaret eden yüksek bütçeli turistlere hitap eden, yerli Küba halkının bölgeye alınmasında güçlük çıkarılan bir alan. Bir diğer plaj cenneti olan Guardalavaca&#8217;da dalış yapabilme, arkeolojik kazı alanlarını gezebilme imkanı bulabilirsiniz. Bu bölgede Küba&#8217;ya özgü kafelerde de mola verilebilir. <br />
<br />
Malum mekan Küba olunca akla ilk gelen şeylerden biri de puro olmakta. Havana&#8217;da bulunan puro fabrikalarına düzenlenen gezilerle puro yapımını yakından izleme fırsatı yakalayabilir, fabrikaların koruduğu tarihi özelliklerini görme şansını elde edebilirsiniz.<br />
<br />
Küba sokakları son dönemlerde birçok film setine de ev sahipliği yapmakta. Gerek dünya sineması gerekse de Türk sineması Küba mahallelerini, sokaklarını hatta insanlarını da çekimlerine konu etmekte. Birçok film ekibi tarafından Küba &#8220;doğal plato&#8221; olarak sıfatlandırılmakta.<br />
[attachment=668]<br />
Bu doğal platoyu eşsiz hale getiren parçalarından biri de 1950&#8217;li yılların Amerikan arabalarının şehrin sokaklarında dolaşması. Birbirinden renkli bu arabaların pastel tonlarındaki Küba sokaklarında attığı turlar sırasında oluşan görüntüye bir de Küba yerli halkının kendine özgü kıyafetleriyle dahil olması ortaya çıkan görüntüleri daha da çekici kılmakta; anlatıma masalsı, sürreal bir tat katmakta. Belki de bu yüzden birçok engele rağmen A.B.D vatandaşı turist sayısı bile Küba&#8217;da fazla. Ne de olsa kimse bu görüntüyü kendi gözleriyle şahit olma fırsatını kaçırmak istemez. Farklı bir gezi deneyimi yaşamak için sıcakkanlı insanları, orijinal yapıları ve macera dolu sokaklarıyla Küba sizleri bekliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Küba, kimileri için mücadeleyi, başarı ve direnişi simgeleyen kimileri içinse keşfedilmeyi bekleyen egzotik bir ülke. Her iki açıdan da yaklaşıldığında Küba gezi meraklılarının iştahını açan, gezilip görülecek yerler listesinde üst sıralarda konumlandırılan bir yer olma özelliği taşımakta.<br />
[attachment=667]<br />
Küba&#8217;ya Türkiye&#8217;den direkt uçak seferleri bulunmamakta. Paris aktarmalı 10 saatlik bir uçuş süresinin akabinde Küba topraklarına &#8220;hola&#8221; deme imkanı bulabiliyorsunuz. Türkiye ile saat farkı 8 saati bulmakta. İspanyolca&#8217;nın konuşulduğu Küba topraklarında ülkenin yerlileriyle İngilizce yoluyla anlaşmak da mümkün. Üstelik Küba halkının sıcakkanlı yapısı iletişim kurmayı oldukça kolaylaştırıyor. <br />
<br />
Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasının ardından iyice yalnız kalan Küba, gelir kaynağı olarak tarihi güzellikleri ve enfes plajlarının da yardımıyla turizmi kullanmakta. Devletin de desteklediği bu uygulama ile Küba halkı kendi evlerini, evlerinin odalarını pansiyon olarak hizmete açmaktadır. Oda fiyatlarının devlet tarafından belirlendiği, standart fiyatların geçerli olduğu Küba&#8217;da bir odanın gecelik ücreti 25 dolar civarında. Odaların konforu ise tamamen kaldığınız evin sahip ya da sahibesinin konfor anlayışıyla orantılı. Eğer pansiyoner odalara gereken itinayı göstermiş ve odaların temizliği sizi tatmin eder boyuttaysa bu tip yerleri kalmak için tercih edebilirsiniz. Ancak fiyat konusu dışında, devlet tarafından pansiyonlara herhangi bir düzenleme getirilmediği için bazılarının temizlik imtihanından geçememe ihtimali söz konusu. O nedenle kendi gözlerinizle tatbik etmeden kalacağınız yer konusunda bir seçim yapmayın. Pansiyonlar dışında oteller de kalınacak yer alternatiflerini oluşturmakta.<br />
<br />
Ülkenin Varedero isimli, 13 mil uzunluğundaki son derece ilgi çekici plajı İtalyanlar tarafından işletilmekte. Burası ülkeyi ziyaret eden yüksek bütçeli turistlere hitap eden, yerli Küba halkının bölgeye alınmasında güçlük çıkarılan bir alan. Bir diğer plaj cenneti olan Guardalavaca&#8217;da dalış yapabilme, arkeolojik kazı alanlarını gezebilme imkanı bulabilirsiniz. Bu bölgede Küba&#8217;ya özgü kafelerde de mola verilebilir. <br />
<br />
Malum mekan Küba olunca akla ilk gelen şeylerden biri de puro olmakta. Havana&#8217;da bulunan puro fabrikalarına düzenlenen gezilerle puro yapımını yakından izleme fırsatı yakalayabilir, fabrikaların koruduğu tarihi özelliklerini görme şansını elde edebilirsiniz.<br />
<br />
Küba sokakları son dönemlerde birçok film setine de ev sahipliği yapmakta. Gerek dünya sineması gerekse de Türk sineması Küba mahallelerini, sokaklarını hatta insanlarını da çekimlerine konu etmekte. Birçok film ekibi tarafından Küba &#8220;doğal plato&#8221; olarak sıfatlandırılmakta.<br />
[attachment=668]<br />
Bu doğal platoyu eşsiz hale getiren parçalarından biri de 1950&#8217;li yılların Amerikan arabalarının şehrin sokaklarında dolaşması. Birbirinden renkli bu arabaların pastel tonlarındaki Küba sokaklarında attığı turlar sırasında oluşan görüntüye bir de Küba yerli halkının kendine özgü kıyafetleriyle dahil olması ortaya çıkan görüntüleri daha da çekici kılmakta; anlatıma masalsı, sürreal bir tat katmakta. Belki de bu yüzden birçok engele rağmen A.B.D vatandaşı turist sayısı bile Küba&#8217;da fazla. Ne de olsa kimse bu görüntüyü kendi gözleriyle şahit olma fırsatını kaçırmak istemez. Farklı bir gezi deneyimi yaşamak için sıcakkanlı insanları, orijinal yapıları ve macera dolu sokaklarıyla Küba sizleri bekliyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dubai]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=3503</link>
			<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 23:41:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=3503</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gelibolu / 3 boyutlu Çanakkale turu]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=3453</link>
			<pubDate>Thu, 23 Apr 2009 14:21:41 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=3453</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Güzel ülkem..]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=3271</link>
			<pubDate>Tue, 21 Apr 2009 00:02:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=3271</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fransa-Paris]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2841</link>
			<pubDate>Mon, 13 Apr 2009 10:00:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2841</guid>
			<description><![CDATA[Paris adını nereden aldı <br />
<br />
Paris adını Galya halklarından Parisii lerden almaktadır. "Paris" aslında Romalıların "Lutetia" yerine kullandıkları "Civitas Parisiorum" (Parisiilerin şehri) adının zamanla değişmesi sonucu oluşmuştur. Paris aynı zamanda şehrin etrafındaki yöreye de ("Parisis") verilen isim olmuştur. Cormeilles-en-Parisis ve Fontenay-en-Parisis gibi şehirlerin isimlerinde buna rastlanır.<br />
<br />
Bu adın kaynağı tam olarak bilinememektadir. Paris bölgesinde çokça bulunan taş ocaklarına istinaden Galce "kwar" (taş ocağı) kelimesinden geliyor olabilir. Başka etimolojilerde önerilmiştir. Pierre Hubac ve Cheikh Anta Diop'a göre, Parisiilerin adı Mısır tanrıçası İsis'ten gelmektedir çünkü Paris bölgesinde İsis'e adanmış birçok tapınak ya da Eski Mısır dilinde "per Isis" bulunmaktaydı. Bir efsane de Paris adını dalgalar altında kalıp denize batan efsanevi Ys şehriyle birlikte anar. Maurice Druon "Paris de César à Saint Louis" (Sezar'dan St.Louis'ye kadar Paris) adlı kitabında Paris adının Galce "par" (gemi) sözcüğünden geldiğini iddia eder. Şekli gemiye benzeyen, su üzerine kurulmuş, geçimini suya borçlu olan ve ismini de belki sudan almış olan bir şehir. Bir ada olan Lutèce'in refahı "gemiciler" tarafından sağlanıyordu ve bu gemicilerin sembolü olan gemi de şehir armasını oluşturmuştur.<br />
<br />
Tarih öncesi <br />
<br />
Seine nehri kıyılarında yapılan teraslama çalışmaları sırasında bulunan oymataş el aletlerinin gösterdiği gibi Paris kent alanı yaklaşık 40.000 yıldır insanlar tarafından yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
En önemli arkeolojik bulgular 12nci bölge'de 1991 yılında ortaya çıkartılan Paris bölgesindeki en eski kalıcı insan yerleşimine ait kalıntılardır. Bercy'de yapılan alt yapı çalışmaları sırasında MÖ 4.000 ile 3.800 yılları arasında avcılık dönemine ait Seine nehrinin eski kıyısında yerleşik bir köyün izlerine rastlanmıştır. Bu kalıntılar çok önemli arkeolojik değere sahip olan birçok tahtadan oyma kayık, topraktan çanak çömlek, ok ve yaylar, kemik ve taştan aletlerdi.<br />
<br />
Diğer buluşlar da 14ncü bölge ile 13ncü bölge arasındaki su kemerleridir.<br />
<br />
Antik Çağ <br />
<br />
Tarih öncesi yerleşimlerle Galya-Roma dönemi arasında olup bitenler hakkında pek bir şey bilinememektedir. Tek emin olunan nokta Sezar'ın birlikleri ülkede dolaşırken bölgenin hâkimlerinin hala Parisiiler olduğudur. Bazıları Parisiilerin Paris'i kurmasının tarihi olarak M.Ö. 250 ile 200 yılları arasını göstermektedir ancak önemli kanıtları yoktur. M.Ö. 52 yılında Jül Sezar'ın teğmeni Labienus Paris şehrini ele geçirdiğinde Romalılar tarafından "Lutetia" (Fransızcası: Lutèce) diye adlandırılmıştır. Galya'nın başkenti görevini Lugdunum (Lyon) şehri yapmaktaydı. O zamanki Galya şehrinin tam olarak nerede yerleştiği konusunda kesin bilgi yoktur. Uzun süre buranın île de la Cité'de olduğu düşünülmüştür ancak metro çalışmaları nedeniyle baştan aşağı bu adada kazı çalışmalrı yapılmış ve hiçbir ize rastlanmamıştır. Galya şehri île Saint-Louis'de ya da bugün artık karşı kıyı ile birleşmiş olan ve Bièvre nehri'nin yarattığı delta üzerinde bulunmuş olan bir adada da bulunmuş olabilir. Çok tartışılan başka bir varsayıma göre ise ilk kurulan Galya köyünün Nanterre'deki Valérien tepesi'nden çok uzak olmadığı yönündedir.<br />
<br />
Roma şehri 1. yüzyılda nehrin sol kıyısına kurulmuştur. Şehrin Saint-Germain Bulvarı'ndan Val-de-Grâce'a ve rue Descartes'tan jardins du Luxembourg'a kadar uzandığı düşünülmektedir. Lutèce şehri bir cardo (Roma şehirlerinde kuzey-güney doğrultusundaki ana cadde) olan rue Saint-Jacques çevresinde dik kesen sokaklardan oluşan bir şehir yapısıyla yerleşmişti. Roma şehirlerinde olduğu gibi forum, hamamlar, tiyatro, arena ve nekropol bu şehirde bulunmaktaydı<br />
<br />
Orta Çağ <br />
<br />
Paris şu andaki adını 5. yüzyılda alır ve Romalılar'a karşı elde ettiği zaferin ardından Frankların kralı Merovenj Hanedanından I. Clovis 508 yılında Paris'e yerleşerek burayı başkenti yapar. Nehrin sağ kıyısına 6. yüzyıldan itibaren bir kilisenin kurulduğu dikkat çeker: Saint-Gervais kilisesi (günümüzde Hôtel de ville 'in arkasında bulunmaktadır. 9. yüzyılda Saint-Gervais ve Saint-Germain-l'Auxerrois kiliselerinin (günümüzde Louvre'un yakınında bulunmaktadır) çevresinde koruma amaçlı duvarlar inşa edilmiştir. Nehrin sol kıyısı 885 yılında Vikingler tarafından tamamen yokedilmiştir. Taht 987 yılında Capet hanedanına geçti. Paris, Orleans şehri ile birlikte bu hanedanın kişisel serveti içinde yer alıyordu. Bu hanedanın atası I. Eudes şehri Vikingler'e karşı savunmasıyla ünlenmiştir. paris şuan dünyanın merkezi ve aşıklar şehri olarakta adlandırılmaktadır<br />
  <br />
 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Paris adını nereden aldı <br />
<br />
Paris adını Galya halklarından Parisii lerden almaktadır. "Paris" aslında Romalıların "Lutetia" yerine kullandıkları "Civitas Parisiorum" (Parisiilerin şehri) adının zamanla değişmesi sonucu oluşmuştur. Paris aynı zamanda şehrin etrafındaki yöreye de ("Parisis") verilen isim olmuştur. Cormeilles-en-Parisis ve Fontenay-en-Parisis gibi şehirlerin isimlerinde buna rastlanır.<br />
<br />
Bu adın kaynağı tam olarak bilinememektadir. Paris bölgesinde çokça bulunan taş ocaklarına istinaden Galce "kwar" (taş ocağı) kelimesinden geliyor olabilir. Başka etimolojilerde önerilmiştir. Pierre Hubac ve Cheikh Anta Diop'a göre, Parisiilerin adı Mısır tanrıçası İsis'ten gelmektedir çünkü Paris bölgesinde İsis'e adanmış birçok tapınak ya da Eski Mısır dilinde "per Isis" bulunmaktaydı. Bir efsane de Paris adını dalgalar altında kalıp denize batan efsanevi Ys şehriyle birlikte anar. Maurice Druon "Paris de César à Saint Louis" (Sezar'dan St.Louis'ye kadar Paris) adlı kitabında Paris adının Galce "par" (gemi) sözcüğünden geldiğini iddia eder. Şekli gemiye benzeyen, su üzerine kurulmuş, geçimini suya borçlu olan ve ismini de belki sudan almış olan bir şehir. Bir ada olan Lutèce'in refahı "gemiciler" tarafından sağlanıyordu ve bu gemicilerin sembolü olan gemi de şehir armasını oluşturmuştur.<br />
<br />
Tarih öncesi <br />
<br />
Seine nehri kıyılarında yapılan teraslama çalışmaları sırasında bulunan oymataş el aletlerinin gösterdiği gibi Paris kent alanı yaklaşık 40.000 yıldır insanlar tarafından yerleşim alanı olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
En önemli arkeolojik bulgular 12nci bölge'de 1991 yılında ortaya çıkartılan Paris bölgesindeki en eski kalıcı insan yerleşimine ait kalıntılardır. Bercy'de yapılan alt yapı çalışmaları sırasında MÖ 4.000 ile 3.800 yılları arasında avcılık dönemine ait Seine nehrinin eski kıyısında yerleşik bir köyün izlerine rastlanmıştır. Bu kalıntılar çok önemli arkeolojik değere sahip olan birçok tahtadan oyma kayık, topraktan çanak çömlek, ok ve yaylar, kemik ve taştan aletlerdi.<br />
<br />
Diğer buluşlar da 14ncü bölge ile 13ncü bölge arasındaki su kemerleridir.<br />
<br />
Antik Çağ <br />
<br />
Tarih öncesi yerleşimlerle Galya-Roma dönemi arasında olup bitenler hakkında pek bir şey bilinememektedir. Tek emin olunan nokta Sezar'ın birlikleri ülkede dolaşırken bölgenin hâkimlerinin hala Parisiiler olduğudur. Bazıları Parisiilerin Paris'i kurmasının tarihi olarak M.Ö. 250 ile 200 yılları arasını göstermektedir ancak önemli kanıtları yoktur. M.Ö. 52 yılında Jül Sezar'ın teğmeni Labienus Paris şehrini ele geçirdiğinde Romalılar tarafından "Lutetia" (Fransızcası: Lutèce) diye adlandırılmıştır. Galya'nın başkenti görevini Lugdunum (Lyon) şehri yapmaktaydı. O zamanki Galya şehrinin tam olarak nerede yerleştiği konusunda kesin bilgi yoktur. Uzun süre buranın île de la Cité'de olduğu düşünülmüştür ancak metro çalışmaları nedeniyle baştan aşağı bu adada kazı çalışmalrı yapılmış ve hiçbir ize rastlanmamıştır. Galya şehri île Saint-Louis'de ya da bugün artık karşı kıyı ile birleşmiş olan ve Bièvre nehri'nin yarattığı delta üzerinde bulunmuş olan bir adada da bulunmuş olabilir. Çok tartışılan başka bir varsayıma göre ise ilk kurulan Galya köyünün Nanterre'deki Valérien tepesi'nden çok uzak olmadığı yönündedir.<br />
<br />
Roma şehri 1. yüzyılda nehrin sol kıyısına kurulmuştur. Şehrin Saint-Germain Bulvarı'ndan Val-de-Grâce'a ve rue Descartes'tan jardins du Luxembourg'a kadar uzandığı düşünülmektedir. Lutèce şehri bir cardo (Roma şehirlerinde kuzey-güney doğrultusundaki ana cadde) olan rue Saint-Jacques çevresinde dik kesen sokaklardan oluşan bir şehir yapısıyla yerleşmişti. Roma şehirlerinde olduğu gibi forum, hamamlar, tiyatro, arena ve nekropol bu şehirde bulunmaktaydı<br />
<br />
Orta Çağ <br />
<br />
Paris şu andaki adını 5. yüzyılda alır ve Romalılar'a karşı elde ettiği zaferin ardından Frankların kralı Merovenj Hanedanından I. Clovis 508 yılında Paris'e yerleşerek burayı başkenti yapar. Nehrin sağ kıyısına 6. yüzyıldan itibaren bir kilisenin kurulduğu dikkat çeker: Saint-Gervais kilisesi (günümüzde Hôtel de ville 'in arkasında bulunmaktadır. 9. yüzyılda Saint-Gervais ve Saint-Germain-l'Auxerrois kiliselerinin (günümüzde Louvre'un yakınında bulunmaktadır) çevresinde koruma amaçlı duvarlar inşa edilmiştir. Nehrin sol kıyısı 885 yılında Vikingler tarafından tamamen yokedilmiştir. Taht 987 yılında Capet hanedanına geçti. Paris, Orleans şehri ile birlikte bu hanedanın kişisel serveti içinde yer alıyordu. Bu hanedanın atası I. Eudes şehri Vikingler'e karşı savunmasıyla ünlenmiştir. paris şuan dünyanın merkezi ve aşıklar şehri olarakta adlandırılmaktadır<br />
  <br />
 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bolu ...]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2834</link>
			<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 23:08:49 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2834</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adana'nın Tacı:Sabancı Camii]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2725</link>
			<pubDate>Fri, 10 Apr 2009 08:23:31 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2725</guid>
			<description><![CDATA[Adana`nın tacı: Sabancı Merkez Camii   <br />
<br />
<br />
<br />
Sabancı Merkez Camii tarihi bir yapı olmamasına karşın, abidevi kütlesi, başarılı mimarisi ve kent siluetindeki seçkin duruşu ile yerli ve yabancı bir çok ziyaretçinin ilgi ve beğenisini toplamaktadır. <br />
Sabancı Merkez Camii, Adana şehrinin merkezinde, Seyhan nehri kıyısında yer alan Türkiye&#8217;nin en büyük camisidir. 32 metre çaplı ana kubbesi ile Türkiye&#8217;nin en büyük kubbeye sahip camisi oarak kabul edilmektedir. Ortadoğu'nun en büyük camisi olarak da kabul edilmektedir. Sabancı Merkez Camii, konumu itibariyle Adana&#8217;da bulunan ana arterlerin, demir yolunun ve Adana&#8217;yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolların kesim noktasında ve yüksek minareleriyle kilometrelerce uzaktan görünüyor olması nedeniyle şehrin adeta sembolü haline gelmiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
Adana kent siluetine hakim olan yapısı ile kentin tacı gibi durmaktadır. Adana Sabancı Merkez Camii&#8217;nin temeli, devlet töreni ile 13 Aralık 1988 tarihinde atılmıştır. Arsası zamanın Büyükşehir Belediyesi yetkililerince Türkiye Diyanet Vakfı&#8217;na devredilmiştir. Caminin proje mimarı bir çok uluslararası proje de yer almış olan mimar Necip Dinç&#8217;tir. <br />
<br />
<br />
<br />
Cami, Adanalılar tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmış; Adanalı hayırseverlerin, Türkiye Diyanet Vakfı&#8217;nın ve devlet bütçesinin katkıları ile caminin %50&#8217;si bitirilebilmiştir. 1996 yılında mali desteğe ihtiyaç duyulduğunda hayırsever Sabancı ailesi ile temas kurulmuştur. Sabancı ailesi de &#8220;VAKSA&#8221; kanalıyla toplam bir trilyon yüz kırk milyar TL bağışta bulunarak caminin tamamlanmasına yardımcı olmuşlardır.  Önceleri cami &#8220;MERKEZ CAMİİ&#8221; olarak anılmakta iken, Sabancı ailesinin bağışından sonra &#8220;SABANCI MERKEZ CAMİİ&#8221; olarak isimlendirilmiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
Cami, Sabancı ailesinin verdiği büyük destek ile kısa sürede tamamlanarak,<br />
18 Aralık 1998 günü yine devlet töreni ile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Sakıp Sabancı tarafından törenle açılmıştır. Son cemaat ve çevre düzenlemesi dahil camiinin bütün işleri, 2000 yılı Aralık ayında tamamlanmış, eser, Osmanlı mabet mimarisinin özgün eserlerinden olan Sultan Ahmet ve Selimiye camilerinin sentezinden meydana gelmiştir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 	  Mimari Özellikler<br />
<br />
Altı minare ve silüet olarak Sultan Ahmet Camii&#8217;ne, plan ve iç mekan olarak da Selimiye Camii&#8217;ne benzemektedir. Caminin ana kubbesinin iç çapı 32 m olup, sekiz fil ayağı üzerine oturmaktadır. Ana gövde alanı 3600 m², toplam cami inşaat alanı 6600 m²'dir. Ana kubbenin namaz kılınan kottan itibaren yüksekliği 54 m'dir. Ana gövde ile bitişik dört minare 99 m. son cemaat mahallinin köşelerinde yer alan iki minare ise 75 m. yüksekliktedir. Cami, son cemaat mahalliyle birlikte 6600 metrekareye yayılmıştır; Cami, açık ve kapalı alanlarda (mahfil ve teraslar dahil olmak üzere) 20.000 kişilik cemaat kapasitesine sahiptir. Camide bulunan hat eserlerinin tamamı Hattat Hüseyin KUTLU&#8217;ya aittir.<br />
<br />
<br />
<br />
Ana kubbede 9 m çapında &#8220;Ayet-el Kürsi&#8221; yazılıdır. Güney cephede (kıble cephesinde) bulunan 2X16=32 m boyundaki kuşak yazısı ise Nur Suresinin 35-36-37 ve 38. Ayetleridir. Sekiz fil ayağı ile ana kubbe kasnağının meydana getirdiği sekiz adet aslan göğsünde ise Lafzatullah ile Peygamberimizin ve ilk halifelerin isimleri bulunmaktadır. Alt kat pencere rozetlerinde batı cephesinden başlamak üzere Fatiha Suresi ile devamında Cibril Hadis-i şerifi, üst kat pencere rozetlerinde ise Esma-ül Hüsna, Allah&#8217;ın (C.C.) güzel isimleri bulunmaktadır. Kapı üstlerinde, içeride ve dışarıda, çeşitli ayetler yer almaktadır. <br />
<br />
<br />
<br />
Cami çinileri klasik İznik çinisi tekniği ile İznik&#8217;te, İznik Vakfı tarafından yapılmıştır. Kıble cephesinde bulunan dört adet pano, büyüklük bakımından dünyada en büyük cami panolarıdır. Camide tüm nakış eserleri ve çinilerin desenleri Mimar Nakkaş M. Semih İRTEŞ&#8217;e aittir. Mihrap, mimber, kürsü, taç kapı ve diğer kapılar mermer olup klasik Osmanlı camilerinde bulunan eserlere benzer tarzda çizilmiş ve Nihat KARTAL Usta tarafından büyük bir ustalıkla ve sanatkarane zarafetle yapılmıştır. Ahşap kapılar kündekari tarzında olup Ahmet YILÇAY usta tarafından, bütün vitraylar Abdulkadir AYDIN usta tarafından, mukarnas işleri Ali Turan usta tarafından yapılmıştır. Cami minareleri beyaz çimento ile fil dişi renginde kırma malzeme karıştırılarak elde edilen betondan betonarme olarak yapılmıştır. Aynı tarzda ana kubbe ve yardımcı kubbeler brüt beton olarak yapılmıştır.<br />
<br />
<br />
<br />
Caminin iç ve dış aydınlatma projeleri ile iç seslendirme projeleri Philips tarafından çizilmiştir. Bu projelerde Philips&#8217;in malzemeleri kullanılmıştır. Ayrıca camide asansörlü minareye konan ve ASELSAN tarafından realize edilen merkezi telsiz yayını ile 60 km çaplı bir daire içinde kalan 275 adet camiye merkezi yayın sistemi ile vaaz yayını yapılmaktadır. <br />
<br />
Caminin batı kısmında müstakil bir bölüm olarak araştırmacılara ve halka hizmet vermek üzere klasik ve dijital bir kütüphane de bulunmaktadır. Sebil Çeşmesi&#8217;nden özel dini günlerde bal şerbeti sunulmaktadır. Cami, konumu itibariyle Adana&#8217;da bulunan ana arterlerin, demir yolunun ve Adana&#8217;yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolların kesim noktasında ve yüksek minareleriyle uzaktan görünüyor olması nedeniyle şehrin adeta sembolü haline gelmiştir. Ayrıca Cami, Balkanların ve Ortadoğu&#8217;nun en büyük camisi olma özelliğine sahiptir.<br />
<br />
Sabancı Merkez Camii'ne atfedilenler<br />
<br />
Bildirdiği anlam açısından bakıldığında bir mimari gösterge, kullanım nesnesi olarak; bir düz anlama sahip gösterileni olan bir gösterendir. Bir Caminin birincil gösterilenine örnek olarak, bir ibadet alanı, onu meydana getiren kubbe, minare veya pencere gibi öğeler olup; hebir öğenin de düz anlamıyla bir işlevi vardır. Ancak mimari göstergenin işlevsel kılınabilmesi düz anlamıyla bile olsa  sosyal, kültürel ve dini şifrelendirme (atfetme)süreçlerine ve uzlaşımlara dayanıyor olması kaçınılmazdır. <br />
<br />
Mimar Sinan Selimiye Camii&#8217;ni yaptıktan 150 yıl sonra Edirne Defterdar Kethüdası Dayezade Mustafa Efendi risalesinde Selimiye Camii&#8217;ndeki her ögeyi  İslam dinine ait öğelerle birleştirmiş ve özdeşleştirmiştir. Mustafa Efendi'nin bu yanal anlam yorumlaması Mimar Sinan&#8217;dan bağımsızdır ve Koca Sinan&#8217;ın camiyi buna göre yorumlayıp yorumlamadığı da herhangi bir kaynakta yer almamaktadır ve doğruluğu hiçbir zaman bilinmeyecektir. Ancak Dünya tarihinin eşsiz mimarlarından biri olan Mimar Koca Sinan&#8217;ın günün dini, sosyal ve kültürel şartları düşünüldüğünde yanal anlamı göz ardı etmesi de pek düşünülemez. Yanal anlam yorumlamalarına örnek olarak, Türk İslam mimarisinde, çok kubbeli yapılardan tek kubbeli yapılara geçiş sürecinin de bir yanal anlam olarak &#8220;İslam&#8217;daki Tevhid&#8221; inancı ile ilişkilendirilmesi gösterilebilir. Tıpkı Selimiye Camii'nde olduğu gibi Sabancı Merkez Camii'nde de camiyi meydana getiren öğelerin, yanal anlamlarına dair yorumların, yapan ve yaptıranından bağımsız bile olsa en azından yakıştırma olarak bile yapıldığı gerçektir. Ve yanal anlam olarak değerlendirilebilecek yakıştırmalardan bazıları şunlardır.<br />
<br />
1- Ana mekandaki 5 normal kubbe, İslam&#8217;ın 5 şartına karşılık gelir.<br />
<br />
2- Şadırvanlı avludaki 28 kubbe, Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen 28 peygambere karşılık gelir.<br />
<br />
3- İki mekandaki toplam 33 kubbe tesbih, tahmid, tekbirin ayrı ayrı 33&#8217;er defa tekrarına ifade eder.<br />
<br />
4- Ana kubbe yüksekliği 54 m olup, 54 farzı ifade etmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
5- Ana kubbe çapı 32 m olup, 32 farza karşılık gelir.<br />
<br />
6- Ana kubbe pencere Peygamber efendimize peygamberliğin geldiği yaşa, bir günde kılınan 40 rekat namaza, mescid-i Nebevi&#8217;de kılınan müjdeli 40 vakit namaza gibi karşılıktır.<br />
<br />
7- Camideki 6 minare, imanın 6 erkanına karşılıktır.<br />
<br />
8- Dört minarenin uzunluğu 99 m olup; Esma-i Hüsnaya, tesbih, tahmid, tekbir&#8217;in 33&#8217;er defa tekrarının toplamına denk gelir.<br />
<br />
9- Altı minaredeki 16 şerefe; tarih boyunca kurulmuş 16 Türk devletini simgeler.<br />
<br />
10- Ana kubbe etrafındaki 4 yarım kubbe (tromplar); edille-i şeriyye ( İslâm&#8217;ın 4 ana kaynağı Kur&#8217;an, sünnet, icmai ümmet, kıyası fukaha), 4 büyük halifeye, 4 büyük kitaba, 4 mezhebe, 4 büyük melaikeye karşılıktır.<br />
<br />
11- Bir alt kattaki 12 yarım kubbe &#8220;İslâm&#8217;ın&#8221; tasvip ettiği 12 tasavvuf yoluna karşılık eder.<br />
<br />
12- Bir alt kattaki aynalı pencereler; her cephede ayrı ayrı 28 olup Kur&#8217;an&#8217;da ismi geçen peygamberlere ifade eder<br />
<br />
13- Ana kubbeyi taşıyan 8 ayak &#8220;Ef&#8217;ali mükellefine(farz, vacip, sünnet,müsteap, mübah, mekrûh, müfsid, haram) uygun gelir.<br />
<br />
14- Ana gövdeye 5, şadırvanlı avluya 3 abidevi kapıyla girilir ki toplamı 8 cennet kapısına karşılık gelir. <br />
<br />
<br />
<br />
---ALINTIDIR---]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Adana`nın tacı: Sabancı Merkez Camii   <br />
<br />
<br />
<br />
Sabancı Merkez Camii tarihi bir yapı olmamasına karşın, abidevi kütlesi, başarılı mimarisi ve kent siluetindeki seçkin duruşu ile yerli ve yabancı bir çok ziyaretçinin ilgi ve beğenisini toplamaktadır. <br />
Sabancı Merkez Camii, Adana şehrinin merkezinde, Seyhan nehri kıyısında yer alan Türkiye&#8217;nin en büyük camisidir. 32 metre çaplı ana kubbesi ile Türkiye&#8217;nin en büyük kubbeye sahip camisi oarak kabul edilmektedir. Ortadoğu'nun en büyük camisi olarak da kabul edilmektedir. Sabancı Merkez Camii, konumu itibariyle Adana&#8217;da bulunan ana arterlerin, demir yolunun ve Adana&#8217;yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolların kesim noktasında ve yüksek minareleriyle kilometrelerce uzaktan görünüyor olması nedeniyle şehrin adeta sembolü haline gelmiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
Adana kent siluetine hakim olan yapısı ile kentin tacı gibi durmaktadır. Adana Sabancı Merkez Camii&#8217;nin temeli, devlet töreni ile 13 Aralık 1988 tarihinde atılmıştır. Arsası zamanın Büyükşehir Belediyesi yetkililerince Türkiye Diyanet Vakfı&#8217;na devredilmiştir. Caminin proje mimarı bir çok uluslararası proje de yer almış olan mimar Necip Dinç&#8217;tir. <br />
<br />
<br />
<br />
Cami, Adanalılar tarafından büyük bir ilgi ile karşılanmış; Adanalı hayırseverlerin, Türkiye Diyanet Vakfı&#8217;nın ve devlet bütçesinin katkıları ile caminin %50&#8217;si bitirilebilmiştir. 1996 yılında mali desteğe ihtiyaç duyulduğunda hayırsever Sabancı ailesi ile temas kurulmuştur. Sabancı ailesi de &#8220;VAKSA&#8221; kanalıyla toplam bir trilyon yüz kırk milyar TL bağışta bulunarak caminin tamamlanmasına yardımcı olmuşlardır.  Önceleri cami &#8220;MERKEZ CAMİİ&#8221; olarak anılmakta iken, Sabancı ailesinin bağışından sonra &#8220;SABANCI MERKEZ CAMİİ&#8221; olarak isimlendirilmiştir.<br />
<br />
<br />
<br />
Cami, Sabancı ailesinin verdiği büyük destek ile kısa sürede tamamlanarak,<br />
18 Aralık 1998 günü yine devlet töreni ile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Sakıp Sabancı tarafından törenle açılmıştır. Son cemaat ve çevre düzenlemesi dahil camiinin bütün işleri, 2000 yılı Aralık ayında tamamlanmış, eser, Osmanlı mabet mimarisinin özgün eserlerinden olan Sultan Ahmet ve Selimiye camilerinin sentezinden meydana gelmiştir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 	  Mimari Özellikler<br />
<br />
Altı minare ve silüet olarak Sultan Ahmet Camii&#8217;ne, plan ve iç mekan olarak da Selimiye Camii&#8217;ne benzemektedir. Caminin ana kubbesinin iç çapı 32 m olup, sekiz fil ayağı üzerine oturmaktadır. Ana gövde alanı 3600 m², toplam cami inşaat alanı 6600 m²'dir. Ana kubbenin namaz kılınan kottan itibaren yüksekliği 54 m'dir. Ana gövde ile bitişik dört minare 99 m. son cemaat mahallinin köşelerinde yer alan iki minare ise 75 m. yüksekliktedir. Cami, son cemaat mahalliyle birlikte 6600 metrekareye yayılmıştır; Cami, açık ve kapalı alanlarda (mahfil ve teraslar dahil olmak üzere) 20.000 kişilik cemaat kapasitesine sahiptir. Camide bulunan hat eserlerinin tamamı Hattat Hüseyin KUTLU&#8217;ya aittir.<br />
<br />
<br />
<br />
Ana kubbede 9 m çapında &#8220;Ayet-el Kürsi&#8221; yazılıdır. Güney cephede (kıble cephesinde) bulunan 2X16=32 m boyundaki kuşak yazısı ise Nur Suresinin 35-36-37 ve 38. Ayetleridir. Sekiz fil ayağı ile ana kubbe kasnağının meydana getirdiği sekiz adet aslan göğsünde ise Lafzatullah ile Peygamberimizin ve ilk halifelerin isimleri bulunmaktadır. Alt kat pencere rozetlerinde batı cephesinden başlamak üzere Fatiha Suresi ile devamında Cibril Hadis-i şerifi, üst kat pencere rozetlerinde ise Esma-ül Hüsna, Allah&#8217;ın (C.C.) güzel isimleri bulunmaktadır. Kapı üstlerinde, içeride ve dışarıda, çeşitli ayetler yer almaktadır. <br />
<br />
<br />
<br />
Cami çinileri klasik İznik çinisi tekniği ile İznik&#8217;te, İznik Vakfı tarafından yapılmıştır. Kıble cephesinde bulunan dört adet pano, büyüklük bakımından dünyada en büyük cami panolarıdır. Camide tüm nakış eserleri ve çinilerin desenleri Mimar Nakkaş M. Semih İRTEŞ&#8217;e aittir. Mihrap, mimber, kürsü, taç kapı ve diğer kapılar mermer olup klasik Osmanlı camilerinde bulunan eserlere benzer tarzda çizilmiş ve Nihat KARTAL Usta tarafından büyük bir ustalıkla ve sanatkarane zarafetle yapılmıştır. Ahşap kapılar kündekari tarzında olup Ahmet YILÇAY usta tarafından, bütün vitraylar Abdulkadir AYDIN usta tarafından, mukarnas işleri Ali Turan usta tarafından yapılmıştır. Cami minareleri beyaz çimento ile fil dişi renginde kırma malzeme karıştırılarak elde edilen betondan betonarme olarak yapılmıştır. Aynı tarzda ana kubbe ve yardımcı kubbeler brüt beton olarak yapılmıştır.<br />
<br />
<br />
<br />
Caminin iç ve dış aydınlatma projeleri ile iç seslendirme projeleri Philips tarafından çizilmiştir. Bu projelerde Philips&#8217;in malzemeleri kullanılmıştır. Ayrıca camide asansörlü minareye konan ve ASELSAN tarafından realize edilen merkezi telsiz yayını ile 60 km çaplı bir daire içinde kalan 275 adet camiye merkezi yayın sistemi ile vaaz yayını yapılmaktadır. <br />
<br />
Caminin batı kısmında müstakil bir bölüm olarak araştırmacılara ve halka hizmet vermek üzere klasik ve dijital bir kütüphane de bulunmaktadır. Sebil Çeşmesi&#8217;nden özel dini günlerde bal şerbeti sunulmaktadır. Cami, konumu itibariyle Adana&#8217;da bulunan ana arterlerin, demir yolunun ve Adana&#8217;yı çevre il ve ilçelere bağlayan yolların kesim noktasında ve yüksek minareleriyle uzaktan görünüyor olması nedeniyle şehrin adeta sembolü haline gelmiştir. Ayrıca Cami, Balkanların ve Ortadoğu&#8217;nun en büyük camisi olma özelliğine sahiptir.<br />
<br />
Sabancı Merkez Camii'ne atfedilenler<br />
<br />
Bildirdiği anlam açısından bakıldığında bir mimari gösterge, kullanım nesnesi olarak; bir düz anlama sahip gösterileni olan bir gösterendir. Bir Caminin birincil gösterilenine örnek olarak, bir ibadet alanı, onu meydana getiren kubbe, minare veya pencere gibi öğeler olup; hebir öğenin de düz anlamıyla bir işlevi vardır. Ancak mimari göstergenin işlevsel kılınabilmesi düz anlamıyla bile olsa  sosyal, kültürel ve dini şifrelendirme (atfetme)süreçlerine ve uzlaşımlara dayanıyor olması kaçınılmazdır. <br />
<br />
Mimar Sinan Selimiye Camii&#8217;ni yaptıktan 150 yıl sonra Edirne Defterdar Kethüdası Dayezade Mustafa Efendi risalesinde Selimiye Camii&#8217;ndeki her ögeyi  İslam dinine ait öğelerle birleştirmiş ve özdeşleştirmiştir. Mustafa Efendi'nin bu yanal anlam yorumlaması Mimar Sinan&#8217;dan bağımsızdır ve Koca Sinan&#8217;ın camiyi buna göre yorumlayıp yorumlamadığı da herhangi bir kaynakta yer almamaktadır ve doğruluğu hiçbir zaman bilinmeyecektir. Ancak Dünya tarihinin eşsiz mimarlarından biri olan Mimar Koca Sinan&#8217;ın günün dini, sosyal ve kültürel şartları düşünüldüğünde yanal anlamı göz ardı etmesi de pek düşünülemez. Yanal anlam yorumlamalarına örnek olarak, Türk İslam mimarisinde, çok kubbeli yapılardan tek kubbeli yapılara geçiş sürecinin de bir yanal anlam olarak &#8220;İslam&#8217;daki Tevhid&#8221; inancı ile ilişkilendirilmesi gösterilebilir. Tıpkı Selimiye Camii'nde olduğu gibi Sabancı Merkez Camii'nde de camiyi meydana getiren öğelerin, yanal anlamlarına dair yorumların, yapan ve yaptıranından bağımsız bile olsa en azından yakıştırma olarak bile yapıldığı gerçektir. Ve yanal anlam olarak değerlendirilebilecek yakıştırmalardan bazıları şunlardır.<br />
<br />
1- Ana mekandaki 5 normal kubbe, İslam&#8217;ın 5 şartına karşılık gelir.<br />
<br />
2- Şadırvanlı avludaki 28 kubbe, Kur&#8217;an&#8217;da adı geçen 28 peygambere karşılık gelir.<br />
<br />
3- İki mekandaki toplam 33 kubbe tesbih, tahmid, tekbirin ayrı ayrı 33&#8217;er defa tekrarına ifade eder.<br />
<br />
4- Ana kubbe yüksekliği 54 m olup, 54 farzı ifade etmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
5- Ana kubbe çapı 32 m olup, 32 farza karşılık gelir.<br />
<br />
6- Ana kubbe pencere Peygamber efendimize peygamberliğin geldiği yaşa, bir günde kılınan 40 rekat namaza, mescid-i Nebevi&#8217;de kılınan müjdeli 40 vakit namaza gibi karşılıktır.<br />
<br />
7- Camideki 6 minare, imanın 6 erkanına karşılıktır.<br />
<br />
8- Dört minarenin uzunluğu 99 m olup; Esma-i Hüsnaya, tesbih, tahmid, tekbir&#8217;in 33&#8217;er defa tekrarının toplamına denk gelir.<br />
<br />
9- Altı minaredeki 16 şerefe; tarih boyunca kurulmuş 16 Türk devletini simgeler.<br />
<br />
10- Ana kubbe etrafındaki 4 yarım kubbe (tromplar); edille-i şeriyye ( İslâm&#8217;ın 4 ana kaynağı Kur&#8217;an, sünnet, icmai ümmet, kıyası fukaha), 4 büyük halifeye, 4 büyük kitaba, 4 mezhebe, 4 büyük melaikeye karşılıktır.<br />
<br />
11- Bir alt kattaki 12 yarım kubbe &#8220;İslâm&#8217;ın&#8221; tasvip ettiği 12 tasavvuf yoluna karşılık eder.<br />
<br />
12- Bir alt kattaki aynalı pencereler; her cephede ayrı ayrı 28 olup Kur&#8217;an&#8217;da ismi geçen peygamberlere ifade eder<br />
<br />
13- Ana kubbeyi taşıyan 8 ayak &#8220;Ef&#8217;ali mükellefine(farz, vacip, sünnet,müsteap, mübah, mekrûh, müfsid, haram) uygun gelir.<br />
<br />
14- Ana gövdeye 5, şadırvanlı avluya 3 abidevi kapıyla girilir ki toplamı 8 cennet kapısına karşılık gelir. <br />
<br />
<br />
<br />
---ALINTIDIR---]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İngiltere-Londra]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2695</link>
			<pubDate>Thu, 09 Apr 2009 08:18:26 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2695</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
TARİHÇE<br />
Dünyanın en ünlü kraliyetinin başkenti, dünya borsalarının en önemli merkezlerinden biri ve Avrupa gençliğinin gözdesi, tezatlar şehri Londra.<br />
Farklı tatlar ve farklı insanlarla beraber olmak isteyenlerin Avrupa'daki birinci tercihi senelerden beri hep Londra oldu. Sebepsiz yere değil; 2000 yıl önce bir kaç bin kişilik bir Roma şehri olarak kurulan Londra bugün yedi milyonlar insanın yaşadığı, her yıl milyonlarcasının ziyaret ettiği kozmopolit bir şehir.Türkçe ve Türkler dahil pek çok dilin konuşulup pek çok milletin beraber yaşadığı bir dünya şehri.<br />
<br />
Kraliyetin merkezi:<br />
Londra, yüzyıllardır İngiliz Kraliyet ailesine başkentlik yapmış bir şehir olmasından ötürü bugün Kraliyet hazinelerinin en önemlilerine de ev sahipliği yapmaktadır. Kraliçe'nin evi olan Bukingham Sarayı'nın (Ağustos-Ekim ayları arası kısmen ziyarete açık) yanısıra Kraliyet hazinelerinin sergilendiği London Tower, Lady Diana'nın evi Kensington Palace şehrin Kraliyet ile ilgili bir kaç tacından bir kaçı sadece.<br />
<br />
Kültür Şehri:<br />
Londra dünyanın en önemli sanat eserlerini ve tarih kalınıtlarına ev<br />
sahipliği yapan bir kültür kenti aynı zamanda. Klasik resimlerin sergilendiği Tate Gallery, bu yıl açılmış olan modern sanat eserlerinin sergilendiği Tate Gallery Of Modern Arts ve National Gallery eşsiz tabloları ile ziyaretçileri büyülerken British Museum Türkiye dahil pek çok ülkeden gelmiş olan tarihi eserleri ile hergün binlerce misafirini büyülemeye devam ediyor.<br />
<br />
Sadece bu kadar da değil; Londra New York'tan sonra dünyanın<br />
en önemli müzikaller şehri. Cats, Phantom Of The Opera, Chicago<br />
ve sayıları otuzu aşan, her yaşa (ve İngilizce bilmeyenlere dahi)<br />
hitap eden müzikaller Londra'nın geceleirnde bir kültür rüzgarı estiriyor. Ama dikkat; son dakikada bilet bulmak nerdeyse imkansız.<br />
<br />
Çağdaş müzikallerin yanı sıra Shakspeare meraklıları için şehrin güney yakasında döneminin en önemli oyunlarının sergilendiği (ve yaz aylarında halen sergilenmekte olduğu) tiyatroya bir gezi ve burda bir tur gerçekleştirmek, arzu ederseniz oyun izlemek mümkün.<br />
<br />
Müzeler:<br />
Londra, müzeleri ile hem sayıca hem de kalite açısından dünyanın en önde gelen şehirlerinden biri. Kültür müzelerinin yanı sıra canlandırma müzelerini gezerken son derece etkileyici ortamlara girecek ve yeni tecrübeler yaşayacaksınız<br />
<br />
Londra müzeleri denince ilk akla gelen tabii ki canlandırma müzelerinin en ünlüsü Madame Tussaud. Atatürk dahil pek çok ülkenin politikacı ve sanatçılarının mumyasının yer aldığı bu müzeye girişte her zaman uzun kuyruklar oluşur. Oxford Circus metro istasyonundan önceden bilet almak sureti ile kuyrukta beklemekten kurtulabilirsiniz.<br />
<br />
Ø Meridyeni:<br />
Londra'nın hemen doğu kıyısında yer alan Greenwich'te ise Denizcilik müzesinin yanı sıra Greenwich Rasathane müzesini, sıfır meridyen çizgisini ve bütün bunların içinde yer aldığı yemyeşil Greenwich parkını ziyaret edebilirsiniz. Açık havada Greenwich'e tekne ile yapılacak tam günlük bir ziyaret her Londra gezgininin gerçekleştirmesi gereken bir gezinti. Charing Cross iskelesinden hem gidiş dönüş tekne biletini hemde Greenwich müze biletlerini daha ekonomik olan paket fiyatlarla almanız mümkün.<br />
<br />
<br />
ÜLKE BİLGİLERİ<br />
<br />
Para Birimi: İngiliz Sterlini<br />
<br />
Konuşulan Diller: Resmi dil İngilizce'dir; Almanca,<br />
Fransızca genelde anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Uçuş Süresi: 4 saat<br />
<br />
Saat Farkı: 2 saat geri<br />
<br />
İklim-Sıcaklık: Ülkede nemli deniz iklimi hakimdir. Yazları serin<br />
kışları ılık olur. Kışın özellikle kuzeyinde kar yağışı beklenebilir.<br />
Yıl boyunca yağmur yağışı görülür. Yağış en çok kasım ayında<br />
gerçekleşir.<br />
Yaz ortalama sıcaklık: 17 C° / Kışın Ortalama Sıcaklık: 6°<br />
<br />
Sağlık ile İlgili Detaylar:<br />
Genel bir sağlık problemi yoktur.<br />
<br />
Giyim: Yıl boyunca yağış olduğu için sürekli olarak yağmurluk veya şemsiye bulundurmalısınız. Yazlar ince kışlar ise kalın kıyafetler bulundurmalısınız. Lüks restoranlarda ceket, kravat gerekebilir.<br />
<br />
Önemli Telefonlar:<br />
Ülke Kodu: 44<br />
Türk Konsolosluğu: 43 Belgrave Square London<br />
Swix Bpa Londra Tel: Cl7l) 393 0202<br />
Heathrow Havalimanı : 171 759 4321<br />
Polis, Ambulans, İtfaiye: 999<br />
American Express: 0171/930<br />
<br />
Türkiye'ye Telefon Nasıl Açılır?<br />
00+90+alan kodu+telefon numarası<br />
Cep telefonları çalışmaktadır. Telefon kulübelerinde bozuk para<br />
kullanılır.<br />
<br />
Banka ve Dükkanların Açık Olduğu Saatler:<br />
Bankalar: Hafta içi her gün 09:30-16:30.<br />
ATM makineleri bütün şehirlerde mevcuttur.<br />
Müzeler: 10:00-17:00. Birçok müze pazartesileri kapalıdır<br />
Dükkanlar: Pazarları hariç 09:00-19:30. Ancak Londra'da birçok mağaza pazar günleri de açıktır.<br />
<br />
Voltaj Düzeyi: 220 Volt, ancak prizleri üçlü bu neden otellerde<br />
adaptör veriyorlar.<br />
<br />
KDV: Alışveriş. %17.5 vergi vardır. Lüks eşyalarda bu oran<br />
artmaktadır. Ancak büyük mağazalarda turistler tek seferde bir mağazadan 75 Sterlin ve üstünde alışveriş yaparlar:<br />
vergi iadesi alma hakkına sahip olunur. Bunun için mağazadan alacağınız makbuzu dönerken İngiltere' deki havaalanında tax-free officer' na onaylatmak gerekir. Küçük meblağlar alanda hemen ödenebildiği gibi bu vergi iadeleri kredi kartlarınıza bir süre sonra<br />
işlenir veya adresinize bir çek ile de yollanabilir.<br />
<br />
Bahşiş: Restoranlarda ve kafelerde genellikle ücretin %l0'u kadar bir Bahşiş hesaba dahildir. Eğer dahil değil ise sizin vermeniz beklenir. Sinema, tiyatro gibi yerlerde Bahşiş vermeniz beklenmez. Diğer yerlerde Bahşiş size aittir.<br />
<br />
GÖRMEDEN DÖNMEYİN<br />
<br />
London Eye (Observation Wheel)<br />
County Hall, Londra, SE1 1GZ<br />
Tel: +44 208 705 0006 00<br />
135 metre yükseliğindeki Londra Eye'dan tüm Londra merkezindeki güzellikleri kuş bakışıyla izlemeniz mümkün olabilecek.<br />
Çalışma saatleri: Her gün açık, rezervasyon gerekli<br />
<br />
National Gallery (Milli Galerisi)<br />
Trafalgar Square, Londra WC2N 5DN<br />
Tel: +44 207 839 3321<br />
1260-1900 arasındaki Batı Avrupanın sanat eserleri sergilenen galeride Monet, Manet, Renoir, Gaugin, Turner ve Picassonun eserlerini görebilirsiniz.<br />
Çalışma saatleri: Perşembe-Salı 10:00-18:00, Çarşamba 10.00-21:00<br />
<br />
Tower of London<br />
Tower Hill, Londra EC3N 4AB<br />
Tel: +44 207 709 0765<br />
Birçok serginin yer aldığı Tower tarih fanatiklerin cenneti olarak da bilinir.<br />
Çalışma saatleri: Mart-Ekim : Pazartesi-Cumartesi 9.00-17:00.Cumartesi 10:00-7 :00 Kasım-Şubat: 9:00-16:00 , Pazar ve Pazartesi: 10:00-16 :00<br />
<br />
St. Paul's Kilisesi<br />
St Pauls, Londra EC4N 8AD<br />
Tel: +44 207 236 4128<br />
Sir Christopher Wren tarafından tasarlanan St. Paul's Kilisesi 1711 Londranın imajını belirleyen mimari eserlerinden biri.<br />
Çalışma saatleri: Pazartesi-Cumartesi 8.30-16:15<br />
<br />
Buckingham Sarayı<br />
Buckingham Palace Road, Londra SW1 1AA<br />
Tel: +44 207 930 4832<br />
İngilitere Kraliçesi Elizabeth II'in resmi ikameti. Bazı odalar turistlere açık. Gerçekten de görmeyi değer.<br />
Çalışma saatleri: 8 Ağustos- 5 Kasım 9.30-16:30<br />
<br />
Tower Bridge (Tower Köprüsü)<br />
Tower Bridge, Londra SE1 2UP<br />
Tel: +44 207 403 3761<br />
Londranın en büyülü yerlerinden biri. Ayrıca Tower köprüsünden dünyanın en muhteşem manzaralarından biri açılıyor.<br />
Çalışma saatleri: Nisan-Ekim 10.00- 18:30 Kasım-Mart 9.30-18:00<br />
Son girişi kapanmasından 75 dk. önce<br />
<br />
National History Museum (Milli Tarih Müzesi)<br />
Cromwell Road, Londra SW7 5BD<br />
Tel: +44 207 839 4342<br />
Dünyadaki hayatın doğuşundan bugünlere kadar izleyen tüm değişiklikleri burada görmek mümkündür.<br />
Çalışma saatleri: Pazartesi-Cumartesi 10:00-17:50 Pazar 11:00-17:00 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
TARİHÇE<br />
Dünyanın en ünlü kraliyetinin başkenti, dünya borsalarının en önemli merkezlerinden biri ve Avrupa gençliğinin gözdesi, tezatlar şehri Londra.<br />
Farklı tatlar ve farklı insanlarla beraber olmak isteyenlerin Avrupa'daki birinci tercihi senelerden beri hep Londra oldu. Sebepsiz yere değil; 2000 yıl önce bir kaç bin kişilik bir Roma şehri olarak kurulan Londra bugün yedi milyonlar insanın yaşadığı, her yıl milyonlarcasının ziyaret ettiği kozmopolit bir şehir.Türkçe ve Türkler dahil pek çok dilin konuşulup pek çok milletin beraber yaşadığı bir dünya şehri.<br />
<br />
Kraliyetin merkezi:<br />
Londra, yüzyıllardır İngiliz Kraliyet ailesine başkentlik yapmış bir şehir olmasından ötürü bugün Kraliyet hazinelerinin en önemlilerine de ev sahipliği yapmaktadır. Kraliçe'nin evi olan Bukingham Sarayı'nın (Ağustos-Ekim ayları arası kısmen ziyarete açık) yanısıra Kraliyet hazinelerinin sergilendiği London Tower, Lady Diana'nın evi Kensington Palace şehrin Kraliyet ile ilgili bir kaç tacından bir kaçı sadece.<br />
<br />
Kültür Şehri:<br />
Londra dünyanın en önemli sanat eserlerini ve tarih kalınıtlarına ev<br />
sahipliği yapan bir kültür kenti aynı zamanda. Klasik resimlerin sergilendiği Tate Gallery, bu yıl açılmış olan modern sanat eserlerinin sergilendiği Tate Gallery Of Modern Arts ve National Gallery eşsiz tabloları ile ziyaretçileri büyülerken British Museum Türkiye dahil pek çok ülkeden gelmiş olan tarihi eserleri ile hergün binlerce misafirini büyülemeye devam ediyor.<br />
<br />
Sadece bu kadar da değil; Londra New York'tan sonra dünyanın<br />
en önemli müzikaller şehri. Cats, Phantom Of The Opera, Chicago<br />
ve sayıları otuzu aşan, her yaşa (ve İngilizce bilmeyenlere dahi)<br />
hitap eden müzikaller Londra'nın geceleirnde bir kültür rüzgarı estiriyor. Ama dikkat; son dakikada bilet bulmak nerdeyse imkansız.<br />
<br />
Çağdaş müzikallerin yanı sıra Shakspeare meraklıları için şehrin güney yakasında döneminin en önemli oyunlarının sergilendiği (ve yaz aylarında halen sergilenmekte olduğu) tiyatroya bir gezi ve burda bir tur gerçekleştirmek, arzu ederseniz oyun izlemek mümkün.<br />
<br />
Müzeler:<br />
Londra, müzeleri ile hem sayıca hem de kalite açısından dünyanın en önde gelen şehirlerinden biri. Kültür müzelerinin yanı sıra canlandırma müzelerini gezerken son derece etkileyici ortamlara girecek ve yeni tecrübeler yaşayacaksınız<br />
<br />
Londra müzeleri denince ilk akla gelen tabii ki canlandırma müzelerinin en ünlüsü Madame Tussaud. Atatürk dahil pek çok ülkenin politikacı ve sanatçılarının mumyasının yer aldığı bu müzeye girişte her zaman uzun kuyruklar oluşur. Oxford Circus metro istasyonundan önceden bilet almak sureti ile kuyrukta beklemekten kurtulabilirsiniz.<br />
<br />
Ø Meridyeni:<br />
Londra'nın hemen doğu kıyısında yer alan Greenwich'te ise Denizcilik müzesinin yanı sıra Greenwich Rasathane müzesini, sıfır meridyen çizgisini ve bütün bunların içinde yer aldığı yemyeşil Greenwich parkını ziyaret edebilirsiniz. Açık havada Greenwich'e tekne ile yapılacak tam günlük bir ziyaret her Londra gezgininin gerçekleştirmesi gereken bir gezinti. Charing Cross iskelesinden hem gidiş dönüş tekne biletini hemde Greenwich müze biletlerini daha ekonomik olan paket fiyatlarla almanız mümkün.<br />
<br />
<br />
ÜLKE BİLGİLERİ<br />
<br />
Para Birimi: İngiliz Sterlini<br />
<br />
Konuşulan Diller: Resmi dil İngilizce'dir; Almanca,<br />
Fransızca genelde anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Uçuş Süresi: 4 saat<br />
<br />
Saat Farkı: 2 saat geri<br />
<br />
İklim-Sıcaklık: Ülkede nemli deniz iklimi hakimdir. Yazları serin<br />
kışları ılık olur. Kışın özellikle kuzeyinde kar yağışı beklenebilir.<br />
Yıl boyunca yağmur yağışı görülür. Yağış en çok kasım ayında<br />
gerçekleşir.<br />
Yaz ortalama sıcaklık: 17 C° / Kışın Ortalama Sıcaklık: 6°<br />
<br />
Sağlık ile İlgili Detaylar:<br />
Genel bir sağlık problemi yoktur.<br />
<br />
Giyim: Yıl boyunca yağış olduğu için sürekli olarak yağmurluk veya şemsiye bulundurmalısınız. Yazlar ince kışlar ise kalın kıyafetler bulundurmalısınız. Lüks restoranlarda ceket, kravat gerekebilir.<br />
<br />
Önemli Telefonlar:<br />
Ülke Kodu: 44<br />
Türk Konsolosluğu: 43 Belgrave Square London<br />
Swix Bpa Londra Tel: Cl7l) 393 0202<br />
Heathrow Havalimanı : 171 759 4321<br />
Polis, Ambulans, İtfaiye: 999<br />
American Express: 0171/930<br />
<br />
Türkiye'ye Telefon Nasıl Açılır?<br />
00+90+alan kodu+telefon numarası<br />
Cep telefonları çalışmaktadır. Telefon kulübelerinde bozuk para<br />
kullanılır.<br />
<br />
Banka ve Dükkanların Açık Olduğu Saatler:<br />
Bankalar: Hafta içi her gün 09:30-16:30.<br />
ATM makineleri bütün şehirlerde mevcuttur.<br />
Müzeler: 10:00-17:00. Birçok müze pazartesileri kapalıdır<br />
Dükkanlar: Pazarları hariç 09:00-19:30. Ancak Londra'da birçok mağaza pazar günleri de açıktır.<br />
<br />
Voltaj Düzeyi: 220 Volt, ancak prizleri üçlü bu neden otellerde<br />
adaptör veriyorlar.<br />
<br />
KDV: Alışveriş. %17.5 vergi vardır. Lüks eşyalarda bu oran<br />
artmaktadır. Ancak büyük mağazalarda turistler tek seferde bir mağazadan 75 Sterlin ve üstünde alışveriş yaparlar:<br />
vergi iadesi alma hakkına sahip olunur. Bunun için mağazadan alacağınız makbuzu dönerken İngiltere' deki havaalanında tax-free officer' na onaylatmak gerekir. Küçük meblağlar alanda hemen ödenebildiği gibi bu vergi iadeleri kredi kartlarınıza bir süre sonra<br />
işlenir veya adresinize bir çek ile de yollanabilir.<br />
<br />
Bahşiş: Restoranlarda ve kafelerde genellikle ücretin %l0'u kadar bir Bahşiş hesaba dahildir. Eğer dahil değil ise sizin vermeniz beklenir. Sinema, tiyatro gibi yerlerde Bahşiş vermeniz beklenmez. Diğer yerlerde Bahşiş size aittir.<br />
<br />
GÖRMEDEN DÖNMEYİN<br />
<br />
London Eye (Observation Wheel)<br />
County Hall, Londra, SE1 1GZ<br />
Tel: +44 208 705 0006 00<br />
135 metre yükseliğindeki Londra Eye'dan tüm Londra merkezindeki güzellikleri kuş bakışıyla izlemeniz mümkün olabilecek.<br />
Çalışma saatleri: Her gün açık, rezervasyon gerekli<br />
<br />
National Gallery (Milli Galerisi)<br />
Trafalgar Square, Londra WC2N 5DN<br />
Tel: +44 207 839 3321<br />
1260-1900 arasındaki Batı Avrupanın sanat eserleri sergilenen galeride Monet, Manet, Renoir, Gaugin, Turner ve Picassonun eserlerini görebilirsiniz.<br />
Çalışma saatleri: Perşembe-Salı 10:00-18:00, Çarşamba 10.00-21:00<br />
<br />
Tower of London<br />
Tower Hill, Londra EC3N 4AB<br />
Tel: +44 207 709 0765<br />
Birçok serginin yer aldığı Tower tarih fanatiklerin cenneti olarak da bilinir.<br />
Çalışma saatleri: Mart-Ekim : Pazartesi-Cumartesi 9.00-17:00.Cumartesi 10:00-7 :00 Kasım-Şubat: 9:00-16:00 , Pazar ve Pazartesi: 10:00-16 :00<br />
<br />
St. Paul's Kilisesi<br />
St Pauls, Londra EC4N 8AD<br />
Tel: +44 207 236 4128<br />
Sir Christopher Wren tarafından tasarlanan St. Paul's Kilisesi 1711 Londranın imajını belirleyen mimari eserlerinden biri.<br />
Çalışma saatleri: Pazartesi-Cumartesi 8.30-16:15<br />
<br />
Buckingham Sarayı<br />
Buckingham Palace Road, Londra SW1 1AA<br />
Tel: +44 207 930 4832<br />
İngilitere Kraliçesi Elizabeth II'in resmi ikameti. Bazı odalar turistlere açık. Gerçekten de görmeyi değer.<br />
Çalışma saatleri: 8 Ağustos- 5 Kasım 9.30-16:30<br />
<br />
Tower Bridge (Tower Köprüsü)<br />
Tower Bridge, Londra SE1 2UP<br />
Tel: +44 207 403 3761<br />
Londranın en büyülü yerlerinden biri. Ayrıca Tower köprüsünden dünyanın en muhteşem manzaralarından biri açılıyor.<br />
Çalışma saatleri: Nisan-Ekim 10.00- 18:30 Kasım-Mart 9.30-18:00<br />
Son girişi kapanmasından 75 dk. önce<br />
<br />
National History Museum (Milli Tarih Müzesi)<br />
Cromwell Road, Londra SW7 5BD<br />
Tel: +44 207 839 4342<br />
Dünyadaki hayatın doğuşundan bugünlere kadar izleyen tüm değişiklikleri burada görmek mümkündür.<br />
Çalışma saatleri: Pazartesi-Cumartesi 10:00-17:50 Pazar 11:00-17:00 ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Adana]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2246</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2009 08:40:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2246</guid>
			<description><![CDATA[Adana deyince aklımıza o lezziz ve bir o kadar da ünlü"Adabna Kebabı" gelir.O halde Adana'yı tanıtmaya kebabından başlayalım:<br />
<br />
ADANA KEBABI<br />
<br />
<br />
Adana Kebap, Adana'ya özgü, kıymadan yapılan bir kebap çeşidi.<br />
<br />
Adana Kebabı'nı diğer kebaplardan ayıran en belirgin özellik kullanılan ettir. Et, doğal ortamda ve kendine has bir floraya sahip bölge yaylalarında yetiştirilmiş erkek koyunlardan elde edilmiş olmalıdır. Üretim tekniği ve ustalık da ürüne önemli ölçüde farklılık katar. Karışım hazırlanırken kullanılan malzemeler; biber salçası, kırmızı pul biber, karabiber, kuyruk yağıdır. Pişirme esnasında kesinlikle vantilatör kullanılmamalıdır. Adana Kebabı'nın servisi, tamamlayıcı unsurlar olan yeşillik, sumaklı soğan salatası, salata ile yapılmalıdır.<br />
<br />
Dana eti ile kesinlikle yapılmaz. Sadece et, kuyruk yağı, pul biber ve tuz ile yapılır.<br />
<br />
<br />
Üretim Şekli<br />
<br />
Yaylalarda doğal ortamda yetiştirilmiş, en az bir yaşındaki erkek koyundan elde edilen et, yağ, sinir, damar ve zarlarından ayrılır. Ayıklanan et parçalar halinde bir gün dinlendirilir. Dinlenmiş et zırh tabir edilen ve iki elle kullanılan keskin bıçakla kıyılır. Kıyılmış et miktarının %15&#8217;i kadar kuyruk zırh ile ayrıca kıyılır. Kıyılmış et ile kıyılmış kuyruk, binde 3 ile binde 8 arasında (İdeali binde 5) acı kırmızı biber ve tuz ilave edilerek yoğrulur. Karışım Adana kebabının ana unsurunu oluşturur. Yukarıdaki karışıma kırmızı taze biber, soyulmuş kök sarımsak ve acı yeşil biber doğranarak katılır. Hazırlanan karışım tekrar yoğrularak homojenlik sağlanır. Yoğrulmuş karışım üçüncü kez zırh ile kıyılır. Hazırlanan karışım, 0,5 cm kalınlığında, 3 cm eninde 90-120 cm uzunluğunda şişlere sıvanır gibi saplanır. Saplama esnasında el suya batırılıp şiş üzerindeki et sıvazlanır. Bu işlem etin şişten dökülmemesi için yapılır. Elde kalan su az olmalıdır, çok olursa et haşlanır, kebabın tadı bozulur. Bir kişilik Adana kebabı 180 gramdır. Bir buçuk tabir edilen Adana Kebabı&#8217;nın eti ise 270-280 gramdan az olamaz.<br />
<br />
<br />
Pişirme Şekli<br />
<br />
Adana Kebabı alevsiz, durgun, korlu meşe kömürü ateşinde pişirilir. Pişirme derecesi etin kırmızıdan koyu kahverengine dönmesine kadar devam eder. Pişirme sırasında şişler sık sık çevrilir. Yağı pide ekmekle alınır. Bu işlem yapılmazsa yağ ateşe düşerek alevlenir ve kalitenin bozulmasına neden olur.<br />
<br />
Adana Kebabı coğrafik tescilli olup üretimi için Adana Ticaret Odası'ndan izin alınmalıdır.<br />
<br />
<br />
Servis Şekli<br />
<br />
Tipik bir servis Adana kebap porsiyonu; kömürde pişmiş etin yanında közlenmiş domates ve biber, soğan salatası ve ezme ile gelir. Yöresel bir içecek olan şalgam suyu veya ayran ile tüketilir. Adana'ya özgü olsa da tüm Türkiye'de kebapcıların menülerinde yer alır. Aynı kebabın acısızına da Urfa denir. Elle yenmeden önce ocak başında çekilmiş et ile yapılan Adana Kebabı daha lezzetli olur.<br />
<br />
Biraz da tarih kokusu almaya ne dersiniz peki?<br />
<br />
Adana Arkeoloji Müzesi<br />
<br />
Adana'nın ve bütün Çukurova'nın tarihi eserlerinin sergilendiği Müze, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye'nin en eski on müzesinden birisidir. İlk olarak çevredeki sütun, sütun başlıkları ve lahitlerin Polis Dairesinde toplanmasıyla kurulan Müze, Adana'lı Alyanakzade Halil Kamil Bey'in müdür olarak atanması ve başarılı çalışmaları sonunda, 1928'de Taşköprü'nün başındaki şimdi yıkılmış olan Cafer Paşa Camii'nin Medresesi'nde ziyarete açılmıştır.<br />
<br />
1950 yılında, Kuruköprü'de şimdiki Etnografya Müzesi'ne taşınmıştır. Özellikle Tarsus/Gözlükule (1934), İçel/Yumuktepe (1936), Ceyhan/Sirkeli (1938) ve Yüreğir/Misis (1958) höyüğü kazılarında bulunan, Çukurova'nın ilk çağlarına ait seçkin eserler müzede toplanmıştır. Müzenin etnografik eser açısından zenginleşmesine Müze Müdürü Ali Rıza Yalman'ın (Yalkın) büyük katkıları olmuştur.<br />
<br />
Müze 5 Ocak 1972 yılında şimdiki binasına taşınmıştır.<br />
<br />
Hitit İmparatorluk dönemine ait "Dağ Kristali Heykelciliği" çok ilgi görmektedir.<br />
<br />
Etnoğrafya Müzesi<br />
<br />
İl merkezinde, Kuruköprü mevkiindeki 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak düzenlenmiştir. 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi'ne dönüştürülmüştür.<br />
<br />
Taş Eserler<br />
Bahçede kûfi, sülüs ve nesih hatla yazılmış kitabe ve mezar taşları teşhir edilmektedir.<br />
<br />
Güney ve kuzey kısımda sade, sikke başlıklı, mecidiye tipi, kavuklu, fes ve barok başlıklı, 17. yy.'dan kalma Osmanlı kadın ve erkek mezar taşları yer almaktadır. Bunlar arasında yörenin ileri gelenlerinden Adana Valisi Süleyman Paşazade Ahmet Paşa, Karaisalı Kaymakamı Hasan Fevzi Bey, Adana Askeri Alaybeyi Miratizade İbrahim Bey, Adana Defterdarı Sofyalı Mustafa Bey, Orman Başmüfettişi Akif Efendi'ninkiler de vardır.<br />
<br />
Batı kısmında Türk-İslâm eserlerine ait kitabeler sergilenmektedir. Bunlar arasında Misis hanı, Adana Vilayet konağı, Bahripaşa çeşmesi, Taşköprü ve Misis köprüsü tamir kitabeleriyle Osmanlı devlet arması da bulunmaktadır.<br />
<br />
Etnografik Eserler<br />
<br />
1 Nolu vitrin: Ham deri çarık, zemzem takımı, bakır kahve ibriği, ahşap kahve değirmenleri, mangal, hedik, ellik, körük, kirkit, keserler, gelin takunyası, güneş ölçme aleti.<br />
2 Nolu vitrin: Ney, kaval, aşiret zurnaları.<br />
3 Nolu vitrin: Altın küpe, kolye ve bilezikler.<br />
4 Nolu vitrin: Gümüş kemerler ve kemer tokaları.<br />
5 Nolu vitrin: Gümüş hamaylı kolyeler ve tesbihler.<br />
6 Nolu vitrin: Gümüş halhal, yüzük, tepelik ve bilezik, ağızlık, sürmedan, köstekli saat.<br />
7 Nolu vitrin: Yaylı kabak kemane, yaylı tanbur, kemençe.<br />
8 Nolu duvar vitrini: Kılıç ve kalkan.<br />
9 Nolu vitrin: Cepken, sırma işlemeli kadın giysisi, manken üzerinde simle dokunmuş kadın kıyafeti.<br />
10 Nolu vitrin: Manken üzerinde iki adet bindallı ve cepken.<br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk Müzesi<br />
<br />
Müze binası, Seyhan Caddesi üzerinde 19.yy. da yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, çıkmalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle yapı Bakanlıkça "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. 15 Mart 1923'te Atatürk eşi ile birlikte Adana'ya geldiğinde, Ramazanoğulları'ndan Suphi Paşa'ya ait olan bu binada ağırlanmışlardır. Bina Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği'nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel'in önderliği ve halkın yardımıyla kamulaştırılıp restorasyonu yapılmış ve 1981 yılında Müze Müdürlüğü'ne bağlı bir müze olarak hizmete açılmıştır.<br />
<br />
Atatürk'ün Adana'ya gelişi her yılın 15 Martında resmî törenle bu binada kutlanmaktadır.<br />
<br />
Atatürk Müzesi pazartesi günleri hariç diğer günler ziyarete açıktır. Türk öğrenci ve askerleri müzeyi ücretsiz olarak ziyaret etmektedirler.<br />
<br />
<br />
Misis Mozaik Müzesi<br />
<br />
Müze Adana Ceyhan arasındaki tarihi İpek yolu üzerinde, Adana'ya 26 km uzaklıktadır. Burada sergilenen eserler arasında Misis Antik kenti sınırları içerisinde yer alan bir Bazilika'ya ait zemin mozaikleri de vardır. Eser 1956 yılında Misis Höyüğü'nde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodor Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılmıştır.<br />
<br />
Mozaiğin tam ortasında bir masa veya sehpa şeklinde yapılmış bir kümes ve etrafında Nuh Peygamber'in tufanda gemisine aldığı 23 adet kuş ve kümes hayvanları, bu grubun etrafında ise vahşi ve evcil hayvanlar yer almaktadır. Eser M.S. 4. yy.'a aittir<br />
<br />
Müzede; Misis Höyüğü'nde yapılan kazılar sonucu elde edilen kimi eserler de sergilenmektedir.<br />
<br />
Birçoğumuz "ADANA" isminin kökenini de merak etmişizdir herhalde.Sizleri fazla meraklandırmadan paylaşmak isterim:<br />
<br />
Adana isminin kökeni<br />
<br />
Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititlerin Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerdeki bir yazıtta Adana ve çevresinden Uru Adania (Adana Beldesi) olarak bahsedilmektedir.<br />
Yöreye M.Ö. yaşayan kavimlere Danuna ismi verildiği kayıtlarda mevcuttur.<br />
Bir efsaneye göre gök tanrısı Uranüs'ün Adanus ve Sarus adında iki oğlu Adana civarına savaşarak gelmişler, Adanus adını kendi kurdukları şehre vermiştir. Seyhan Nehri de Sarus adını almıştır.<br />
Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan Adonis'i bereketli topraklarından dolayı Adana'ya isim olarak vermiştir.<br />
M.S. 7. y.y.'dan itibaren İslam ordularının bölgeye gelişi ile birlikte Arap tarihçileri Adana isminin eski peygamberlerden Yasef'in torunu Ezene'den geldiği fikrini ortaya atmışlardır.<br />
Türkler Torosları aşıp güneye indiklerinde buraya Çukurova adını vermişlerdir. Çukurova'nın tarihteki adı Kilikya'dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır.<br />
Sümerlerden kalma Gılgamış Destanından itibaren sayısız kaynaklarda sayısız olaylarla açıklanmaya çalışan yöre adı çok renkli bir gelişim takip etmiştir.<br />
Adana için kullanılan isimlerin karışıklıklara sebep olması nedeniyle 1878 yılında Osmanlılar Döneminde yayınlanan bir fermanla yöre adının Adana olarak yazılmasına karar verilmiştir.<br />
<br />
Adana tarihinde ilk çağlara ait bilgiler azdır. Arkeolojik kazılarda elde edilen bilgilere göre yörede en az on değişik medeniyet ve yine en az on sekiz devlet, beylik, krallık gibi çeşitli siyasi kuruluşların hüküm sürdüğü belgelenmiştir. Bunun sebebi bölgenin konumu ve tabi zenginliklere sahip olmasıdır.<br />
<br />
[color=#FF0000]Adana'yı gezip görmek ve biraz da tatil yapmak istediğinizi duyar gibiyim sanki. O halde turizm hakkında da kısacık bir bilgi versek fena olmaz değil mi?<br />
<br />
Binlerce yıllık tarihi geçmişi, bu geçmişten günümüze kalan sayısız tarihi eserleri, Yumurtalık ve Karataş sahillerinin doğal güzelliği ile Torosların yemyeşil yaylaları, şifalı suları, bitki ve hayvan türleri bakımındın çeşitliliği ile Adana büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.<br />
İlimizin kuzey ve doğusunu kaplayan Toroslar, dağ sporları, trekking ve av turizmi açısından çok uygun bir doğal ortama sahiptir. Ayrıca sayısız yaylalarıyla da yayla turizminin gelişmesine son derece elverişlidir. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin yarattığı deniz kulakları ve sazlık alanlar eko turizm açısından sınırsız olanaklar sağlamaktadır.<br />
Yazları oldukça sıcak geçtiği için, yöre halkı açısından yaylada yaz geçirmek neredeyse bir zorunluluk olmuştur. Yaylalarda kampçılık, sağlık, turizmi, ırmak ve kano turizmi, mağara turizmi ve av turizmi gibi alternatif tuzimler bulunmaktadır.<br />
Seyhan nehrinin yarattığı Tuzla ve Akyatan gölleri ile Ceyhan nehrinin yarattığı Ağyatan gölü, Ceyhan ve Yumurtalık dalyanı ile bunlara bağlı diğer lagünler, nadir kara ve deniz canlılarıyla, kuşların ürediği ve barındığı alanları oluşturmaktadır. Bu lagün ve dalyanların dışındaki alanlar da "Kıyı Turizmine" ve "Yat Turizmine" elverişli bölgelerdir.<br />
Bunların dışında; Çukurova'nın iç kesiminin bir diğer potansiyeli de canlı ekonomik yaşantısıdır. Adana, bölgenin en büyük kenti ve iş merkezi olduğu gibi, gelişmiş üniversitesi, gelenekselleşmiş sosyal etkinlikleri ile de önemli ölçüde "İş ve Kongre Turizmi" potansiyeline sahiptir.<br />
Tarihi eser yönünden oldukça zengin olan ilimizde Tepebağ höyüğü, tarihi Büyük Saati, camileri, kervansarayları, bedestenleri ve mozaik müzesi görülmeye değer yerleridir.<br />
Adana ilinde toplam 65 adet büyük çaplı sit alanı tescil edilerek ilan edilmiştir. Bu sit alanları içinde; Kozan Merkez ve Seyhan ilçe merkezi gibi kentsel sitler, Misis, Magarsus, Anavarza gibi Arkeolojik Sitler, Ağyatan-Akyatan Yumurtalık'la Lagünü gibi doğal sitler bulunmaktadır.<br />
Adana&#8217;da her uygarlık kendi kültür çeşitliliğini bir sonrakine aktararak bir kültür mozayiği oluşturmuştur. Hititler, Romalılar, Araplar, Selçuklular, Ramazanoğulları, Osmanlılar, Türkmen ve Yörük aşiretlerinin yöre kültürünün çesitlenmesine katkıları olmuştur. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin yoğunlaşmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır.<br />
Çok değişik uygarlıkların yaşamına sahne olan Çukurova'da Folklorunda zengin olması doğaldır. Tarihin çok eski çağlarında yaşayan medeniyetlere ait folklor ürünlerinin hangilerinin bugüne kadar yaşadığı, hangilerinin folklor verimi ile bütünleştiğini saptamaya olanak yoktur. Anadaolu folklorunun genel karakteristiği yöre folklorunda da, bazı değişikliklerle aynen görülmektedir. Adana köylerinin bir kısmına hakim olan giyim tarzı, düğünler, cirit, güreş, sinsin gibi oyunlar varlıklarını devam ettiren folklor özellikleridir.<br />
<br />
Adana'ya gitmişken otel ve restoranlarını da bilmemek olmaz.:D<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Adana demişken Çukurove Üniversitesi'ni bilmeyen yokrur sanırım ama biz bu üniversiteyi düşünenler için Çukurova Üniversitesi hakkında kapsamlı bir bilgi verelim:<br />
<br />
Adana Çukurova ÜniverSiteSi<br />
<br />
Tarihçe<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi, 1967 yılında Ankara Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan "Adana Ziraat Fakültesi " ile 1972 yılında Atatürk Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan "Çukurova Tıp Fakültesi"nin yeni bir üniversitenin çatısı altında biraraya getirilmesiyle 1973 yılında kurulmuştur. Daha sonra kurulan Temel Bilimler, İdari Bilimler ve Mühendislik Fakülteleri ile bu sayı beşe yükselmiştir. 1982 yılında ise, Temel Bilimler, Fen-Edebiyat Fakültesi'ne; İdari Bilimler, Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Ekonomi ve İşletme Fakülte'leriyle birleşerek İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne; Mühendislik Fakültesi ise yine Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Mühendislik Fakültesi ile birleşerek Mühendislik - Mimarlık Fakültesi'ne dönüşmüştür. Adana, İçel ve Hatay'daki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Yabancı Diller Yüksekokullarının tümü Üniversite çatısı altında toplanarak, Eğitim Fakültesini oluşturmuştur.<br />
<br />
1992 yılına gelindiğinde, 6 fakülte, 11 yüksekokul, 3 enstitü, 1 devlet konservatuvarı, 22 araştırma ve uygulama merkezinden oluşan Çukurova Üniversitesi; 3 yeni üniversitenin nüvesinin oluşturulmasına katkıda bulunmuştur.<br />
Modern bina, laboratuvar ve eğitim araçlarıyla 2 yüksekokul Mersin Üniversitesi'ne, 3 yüksekokul Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'ne devredilmiştir. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'ne ise Kahramanmaraş'taki Araştırma ve Uygulama Merkezi, yeni Üniversitenin Rektörlük binası ve iki fakülte binası olarak devredilmiştir.<br />
<br />
1992 yılındaki bu küçülmeye karşılık, kuruluşunun 20.yılını kutladığımız 1993 yılında Üniversitenin daha da güçlendiğini görüyoruz. Su Ürünleri, İlahiyat, Diş Hekimliği ve Güzel Sanatlar Fakültelerinin kurulmasıyla fakülte sayısı 10'a yükselmiş, Adana Sağlık Meslek Yüksekokulu ve Kozan Meslek Yüksekokulları açılmıştır. 1994 yılı içerisinde, Karataş Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, 1995 yılı içerisinde de Karaisalı Meslek Yüksekokulu kurulmuştur. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü Çukurova Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'na, Adana Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu da 1996 yılında Adana Sağlık Yüksekokulu'na dönüştürülmüştür. Lisansüstü eğitim öğretim yaptıran 3 Enstitü, Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve 1997 yılnda kurulan Kadirli Meslek Yüksekokulu ile birlikte akademik kurum sayımız böylece 23'e ulaşmıştır.<br />
<br />
Genel bilgiler<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi, 10 Fakültesi, 1 Devlet Konservatuvarı, 3 Yüksekokulu, 9 Meslek Yüksekokulu, 3 Enstitüsü, 29 Araştırma ve Uygulama Merkezi ile ülkemizin gelişmiş üniversiteleri arasında yer almaktadır. Öğretime ve araştırmaya verdiği önemle, kütüphaneleri ve laboratuvarlarıyla ülkemize nitelikli bireyler kazandırmayı amaç edinmiş olan Çukurova Üniversitesi, Adana şehir merkezine 10 kilometre uzaklıkta Seyhan Baraj Gölü kıyısında yeşillikler içerisindeki kampusünde eğitim-öğretim yapmaktadır.<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi'nde 1909 öğretim elemanı, 32700'in üzerinde lisans, ön lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisinin eğitim ve öğretiminde görev yapmaktadır.<br />
Öğrencilerin, öğretim elemanlarının, araştırmacıların gereksinim duydukları ulusal ve uluslararası yayınları barındıran Merkezi Kütüphane'de CD-ROM veri tabanı ve Internet bağlantısı ile tarama yapılabilmektedir.<br />
Çukurova Üniversitesi, zengin bir bilgisayar donanımına sahiptir. Hemen her Fakülte ve Yüksekokulda öğrencilerin kullanımına açık bilgisayar odaları mevcuttur. Fakülte ve Yüksekokullarda bilgisayar destekli öğretim ve araştırma yapılmaktadır.<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi öğrencileri AIESEC ve benzeri kurumlar aracılığıyla yurt dışında staj yapabilmektedir.<br />
Kapalı Spor Kompleksi, kapalı yüzme havuzu, kayıkhanesi ve çeşitli spor sahaları ile öğrencisine her türlü sporu yapma olanağı sağlayan Çukurova Üniversitesi, öğrencilerinin beden ve ruh sağlığına büyük önem vermektedir.<br />
Çukurova Üniversitesi'nde kurulmuş olan 29 kolda, öğrenciler boş zamanlarını ilgilendikleri alanda en iyi şekilde değerlendirmektedirler.<br />
Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampusü'ne ulaşım özel toplu taşıma araçlarıyla yapılmaktadır.<br />
<br />
Yerleşim yeri<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi ana yerleşkesi 22000 dekar arazi üzerine kurulu olan Balcalı Kampüsü olup Adana şehrinin hemen kuzeyinde ve şehir merkezinden 10 km uzaklıkta bulunan her yönüyle seçkin bir kampüstür. Seyhan Baraj Gölü'nün doğu ve kuzey yakasında yer alan Balcalı Kampüsü doğal güzellikleri ile eşsiz bir kampüs alanıdır. Kampüs adını, Üniversitenin kurulmasından önce kampüs alanında bulunan Balcalı köyünden almaktadır.<br />
<br />
Kampüste yönetim ve eğitim-öğretim birimleri yanında, değişik bilim dallarında çeşitli araştırmalara olanak sağlayan laboratuvarlar, hastane kompleksi, merkezi kütüphane, öğrenci<br />
ve personele öğle yemeği veren bir merkezi kafeterya, spor tesisleri, lojmanlar, sosyal tesisler ve 3500 öğrenciyi barındıran Kredi ve Yurtlar Kurumu'na bağlı yurtlar yer almaktadır.<br />
<br />
Şehirden Kampüs'e, Üniversitemize kuruluşundan itibaren büyük hizmetleri geçmiş olan emekli rektörümüz Sn. Prof.Dr.Mithat Özsan'ın adıyla anılan Mithat Özsan Bulvarı üzerinden ulaşılır. Düzenli olarak çalışan çok sayıda ulaşım aracı, öğrenci ve personelin şehir ile kampüs arasındaki ulaşımını sağlamaktadır. Kampüs'e ulaşmak için Adana şehir merkezinde bulunan ana bulvar veya caddelerde Balcalı hattına çalışan özel otobüs veya dolmuşlara binmeniz yeterlidir. Şehir merkezinden kampüse ortalama ulaşım süresi yaklaşık 20-30 dakika almaktadır.<br />
<br />
<br />
Diş Hekimliği Fakültesi<br />
<br />
<br />
<br />
1993 yılında kurulan Fakülte'de eğitim-öğretime 1995-1996 ders yılında 20 öğrenci alınarak başlanmıştır. Diş Hekimliği Fakültesi:<br />
Diş Hastalıkları ve Tedavisi,<br />
Protetik Diş Tedavisi,<br />
Ortodonti,<br />
Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Cerrahisi,<br />
Periodontoloji,<br />
Pedodonti,<br />
Oral İmplantoloji<br />
anabilim dallarından oluşmaktadır. Fakültede 42 akademik personel görev yapmaktadır. Fakültenin modern anlamda düzenlenmiş "Sürekli Eğitim Kliniği" bulunmaktadır.<br />
Eğitim Fakültesi<br />
<br />
<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Adana Yabancı Diller Yüksekokulu'na İçel ve Hatay Yabancı Diller Yüksekokulları'nın katılımıyla 1982 yılında kurulmuştur. Kuruluş yılında 16 öğretim görevlisiyle eğitim-öğretime başlayan Fakülte'nin bugün 95 akademik personeli bulunmaktadır. Fakültenin Almanca, Fransızca ve İngilizce Öğretmenliği bölümlerinde yabancı dil hazırlık eğitimi verilmektedir. Fakültenin amacı, öncelikle, ilk ve orta öğretim düzeyinde görev alacak ögretmen yetiştirmektir. Fakülte:<br />
Eğitim Bilimleri<br />
Psikolojik Danışma ve Rehberlik<br />
Eğitim Proğramları ve Öğretim<br />
Felsefe Grubu Ögretmenliği<br />
Resim-İş Eğitimi<br />
Sınıf Öğretmenliği<br />
Almanca Öğretmenliği<br />
İngilizce Öğretmenliği<br />
Fransızca Öğretmenliği<br />
Anaokulu Öğretmenliği<br />
bölümlerinden oluşmaktadır.<br />
Fen-Edebiyat Fakültesi<br />
<br />
<br />
Fen-Edebiyat Fakültesi 1974 yılında Temel Bilimler Fakültesi adıyla kurulmuştur. 1978'de öğretime başlayan Fakültenin adı 1982'de Fen-Edebiyat Fakültesi olarak değiştirilmiştir. 133 akademik personelin görev yaptığı Fakültede 1 bilgisayar laboratuvarı, 1 kantin, 2 okuma salonu ve Türk Dili ve Edebiyati Bölümü öğrencilerinin yararlandığı bir seminer kitaplığı, Biyoloji, Fizik ve Kimya laboratuvarları bulunmaktadır. Fakültenin bütün bölümlerinden mezun olan ögrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullar veya özel dersanelerde öğretmenlik yapabilmekle birlikte, devlete veya özel sektöre ait kurum ve kuruluşlarında da çalışabilmektedirler. Fen-Edebiyat Fakültesi:<br />
Biyoloji<br />
Fizik<br />
Kimya<br />
Matematik<br />
Türk Dili ve Edebiyatı<br />
İstatistik<br />
bölümlerinden oluşmaktadır.<br />
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi<br />
<br />
<br />
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 1967 yılında kurulan Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Çukurova Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi ile birleştirilmesiyle 1982 yılında kurulmuştur. Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampüsü dışında şehir merkezinde yer alan bu fakültenin kampüs içindeki 12000 metrekarelik yeni bina inşaatı 2001 yılında bitmiştir ve Eylül 2001 yılında Balcalı Kampüsü içerisine taşınmıştır. 74 akademik personelin görev yaptığı Fakültenin amacı, kamu ve özel sektör kuruluşlarında kaynakların etkin kullanının sağlanması, mal ve hizmetlerin planlanması, üretimi ve dağıtımı, bölüşümü, çalışmaların yönlendirilmesi gibi konularda istihdam edilmek üzere eleman yetiştirmektir. Ögrencilerin isteğine baglı olarak çeşitli sanayi ve hizmet işletmelerinde staj yapma olanağı sağlanmakta, ayrıca Fakülte bünyesinde faaliyet gösteren uluslararası staj komitesi AIESEC aracılığı ile başarılı ögrenciler yurtdışına staja gönderilmektedir. Fakülte öğrencilerinin yararlandığı 19000 kitap kapasiteli bir kütüphane, öğrencilerin kullanımına sunulmuş 15'er adet bilgisayardan oluşan iki bilgisayar dershanesi, seminer salonu ve öğrenci kantini Fakültenin olanakları arasında yer almaktadir. Fakülte:<br />
İktisat<br />
İşletme<br />
Maliye<br />
Ekonometri<br />
bölümlerinde eğitim-öğretim hizmetleri sunmaktadır.<br />
İlahiyat Fakültesi<br />
<br />
<br />
1992 yılında kurulan, 1994-95 eğitim-öğretim yılında öğretime başlayan İlahiyat Fakültesi'nde 23 akademik personel görev yapmaktadır. Bir yıl hazırlık öğretimi olan Fakültede, bu süre içerisinde Arapça, Kur'an-ı Kerim ve İslam Dini Esasları okutulmaktadır. İlahiyat Fakültesi'ni bitiren öğrenciler Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm okullarda "Din Bilgisi ve Meslek Dersleri" öğretmeni, Diyanet İsleri Başkanlığı bünyesinde din görevlisi, müftü, vaiz ve bunun yanında Başkanlığın yurtiçi ve yurtdışı birimlerinde din görevlisi olarak, Kur'an Kursu öğretmeni ve çeşitli bakanlıklara bağlı arşivlerde eski el yazmaları ve sicillerle ilgili alanlarda uzman olarak çalışabilmektedirler. İlahiyat Fakültesi:<br />
Temel İslam Bilimleri<br />
Felsefe ve Din Bilimleri<br />
İslam Tarihi ve Sanatları<br />
bölümlerinden oluşmaktadır.<br />
Güzel Sanatlar Fakültesi<br />
Resim<br />
Seramik<br />
Müzik Bilimleri<br />
Grafik<br />
Fotograf<br />
Tekstil<br />
Sinema - TV<br />
bölümleriyle eğitim-öğretim yapacak olan Fakülte henüz alt yapısını tamamlama aşamasındadır.<br />
Mühendislik-Mimarlık Fakültesi<br />
<br />
<br />
1978 yılında kurulan Mühendislik Fakültesi, 1982 yılında A.İ.T.İ.A. Mühendislik Bilimleri Fakültesi'nin Çukurova Üniversitesi'ne bağlanmasıyla Mühendislik-Mimarlık Fakültesi adını almıştır. Toplam 169 akademik personelin görev yaptığı Fakültede İnşaat, Makine, Jeoloji, Maden, Tekstil ve Elektrik-Elektronik Bölümleri'nin laboratuvarları ile öğrencilerin çalışmalarına açık iki adet bilgisayar laboratuvarı bulunmaktadır. Fakülte'nin temel amacı, bilim ve teknolojideki gelişmelerin, hızla insanlık alemine iletilmesi ve topluma kazandırılmasıdır. İnsan refahının büyük boyutlarda gelişmesinin temel dayanağı olan bilim ve teknoloji, ülkemizin gerek sosyal, gerekse ekonomik kalkınmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu gerçeklerin ışığında günümüzde yüksek eğitim disiplini içinde mühendis ve mimarlar yetiştirmek Fakülte'nin vazgeçilmez amacıdır. Fakültede:<br />
Çevre Mühendisliği<br />
Elektrik-Elektronik Mühendisliği<br />
Endüstri Mühendisliği<br />
İç Mimarlık<br />
İnşaat Mühendisliği<br />
Jeoloji Mühendisliği<br />
Maden Mühendisliği<br />
Makine Mühendisliği<br />
Mimarlık<br />
Tekstil Mühendisliği<br />
bölümlerinde eğitim-öğretim yapılmaktadır.<br />
Su Ürünleri Fakültesi<br />
<br />
<br />
Su Ürünleri Fakültesi, Su Ürünleri Mühendisliği adı altında tek program halinde eğitim yapmaktadır. Su Ürünleri Fakültesi, 1985 yılında Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Yüksekokulu adı altında kuruldu. 1989-1990 öğretim yılında ilk öğrencilerini alarak öğretime başlamış olup 1992 yılında ise Su Ürünleri Fakültesi'ne dönüştürülmüştür. Fakültede 25 akademik personel görev yapmaktadır. Fakülte'nin başlıca amaçları, su ürünleri alanında, değişik konularda çalışabilecek bilgilerle donanmış su ürünleri mühendisleri yetiştirmek, kurs ve seminerlerle alt yapı ve teknik elemanların bilgi düzeylerini geliştirmek, bölge ve gerektiğinde ülke sorunlarının çözümüne katkıda bulunacak arastırma, deneme ve uygulamalar yapmaktır. Ayrıca, kampüs içinde ve Yumurtalık'ta yer alan Deniz Balıkları ve Kabuklu Su Ürünleri Yetiştirme İstasyonu'nda öğrencilere yaz stajı imkanı sunulmaktadır.<br />
Tıp Fakültesi<br />
<br />
<br />
Atatürk Üniversitesi'ne bağlı olarak 1972 yılında Çukurova Tıp Fakültesi adı ile eğitim-öğretime baslamış, 1973 yılında Ziraat Fakültesi ile birleşerek Çukurova Üniversitesi'ni oluşturmuştur. Kuruluşunu izleyen ilk yıllarda eğitim-öğretim Hıfzıssıha Enstitüsü'ndeki barakalarda ve 200 yataklı Numune Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. 1977 yılından itibaren önce Temel Tıp Bilimleri olmak üzere kademeli olarak Balcalı Kampusü'ne taşınmış, 1987 yılında sağlık hizmetlerinin tümü kampus içindeki hastanede verilmeye başlanmıştır.<br />
Acil Servis ve İlk Yardım, Eczane, Kan Merkezi, teknolojinin son ürünleriyle donatılmış modern Merkezi Ameliyathane ve Merkez Laboratuvarlarının yanı sıra öğrencilerin eğitiminde kullanılan Multidisiplin Laboratuvarları ile kaynağını Tıp Fakültesi'nden alan Araştırma ve Uygulama Merkezleri mevcuttur.<br />
<br />
Teknolojinin son ürünü cihazlarla donanmış olan Tıp Fakültesi Hastanesi, 850 yatak kapasiteli olup Güney, Güneydoğu ve Doğu bölgelerimizin önemli bir bölümüne üst düzeyde sağlık hizmeti vermektedir. Hastanenin ek inşaatının bitmesiyle yatak sayısı 1200 olacaktir.<br />
Fakülte'nin tüm birimlerinde bilgisayar olup, laboratuvarlar, eczane, kan merkezi, hasta kabul ve muhasebe gibi birimler hastane otomasyonuna girmiştir. Kütüphanesi, Hastane içerisinde okuma salonu, akademik, idari personel ve öğrenciler için her türlü ihtiyacı karşılayacak kantin ve kafeterya ile hastane içerisinde 200 kişilik bir toplantı ve konferans salonu bulunmaktadır. Tıp Fakültesinde toplam 501 akademik personel görev yapmaktadır.<br />
Ziraat Fakültesi<br />
Ziraat Fakültesi 1969 yılında Ankara Üniversitesi'ne bağlı olarak Adana'da kurulmuş, daha sonra ise 1973 yılında kurulan Çukurova Üniversitesi'ne bağlanarak Üniversitemizin çekirdeğini oluşturmuştur. Toplam 243 akademik personeli bulunan Fakültenin:<br />
Bahçe Bitkileri<br />
Bitki Koruma<br />
Gıda Mühendisliği<br />
Peyzaj Mimarlığı<br />
Tarım Ekonomisi<br />
Tarım Makineleri<br />
Tarimsal Yapılar ve Sulama<br />
Tarla Bitkileri<br />
Toprak<br />
Zootekni<br />
bölümlerinde eğitim-öğretim yapılmaktadır. Fakültedeki derslerin uygulamalarının çok daha etkin bir şekilde yapılabilmesi; lisans, master, doktora öğrencileri ve araştırma görevlileri ile araştırıcılarin bu alandaki gereksinimlerinin karşılanabilmesi amacıyla, yeterli donanıma sahip laboratuvarlar, seralar ve her bölümün kendi araştırma alanları bulunmaktadır.<br />
<br />
<br />
Öğrenciler, ders uygulamaları yanında, stajlarını da bu olanakları kullanarak yapabilmektedir. Fakülte, işbirliği protokollerine dayalı olarak; Almanya, Fransa, ABD, Polonya, İspanya, İngiltere, Suriye, İtalya, İsrail'deki üniversiteler yanında, Dünyadaki belirli Uluslararası Tarımsal Amaçlı Araştırma ve Eğitim kurumlarıyla yakın işbirliği içerisindedir. Bu işbirliği olanakları ile gerek bilim adamı gerekse öğrenci değişimleri sürdürülmektedir.<br />
<br />
<br />
Fakültenin, 1000 hektarlık Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde öğrencilerin uygulamalı öğretimleri sürdürülmekte, temel araştırmalar ve üreticiler ile tarım kuruluşlarının sorunlarının çözümünü hedefleyen uygulamalı tarımsal araştırmalar yapılmakta, çağdaş tarım tekniğinin gereklerine uygun, çok çeşitli bitkisel ve hayvansal üretim etkinlikleri sürdürülmektedir. Ayrıca, Araştırma ve Uygulama Çiftliği elde ettiği gelirle Fakültenin eğitim ve araştırma giderlerine önemli katkılar sağlamaktadır.<br />
<br />
<br />
Fakülte, GAP Bölgesine sulama sonucu ortaya çıkacak tarımsal potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlamak amacıyla yapılması gerekli tarımsal araştırma-inceleme-geliştirme hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için GAP Kalkınma İdaresi ile olan sözleşmesi uyarınca, yoğun araştırma faaliyetlerini 1987 yılından bu yana sürdürmektedir.<br />
Devlet Konservatuvarı<br />
<br />
<br />
YÜKSEK OKULLAR<br />
Adana Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1989 yılında kurulan Adana Meslek Yüksekokulu, öğretime 1990-91 eğitim-öğretim yılında baslamış olup Balcalı Kampüsü dışında, Beyazevler Kampusunda eğitim vermektedir. Mühendis ile teknisyen arasında iletişimi sağlayacak ara eleman yetiştirmeyi amaçlayan Yüksekokul'da maden, iklimlendirme-soğutma ve tekstil laboratuvarlarının yanısıra, öğrencilerin kullanımına açık bilgisayar laboratuvarları bulunmaktadır. Eğitim-öğretim; kadrolu 4 öğretim görevlisi ve basta Mühendislik-Mimarlık Fakültesi olmak üzere diger birimlerden görevlendirilen öğretim elemanlarınca yürütülmektedir. Tekniker ünvanı alan ögrenciler bankalar, özel dershaneler basta olmak üzere çeşitli kamu ve özel sektör kuruluşlarında görev alabilmektedirler.<br />
Bilgisayar Proğramcılığı<br />
İklimlendirme-Soğutma<br />
Moda-Konfeksiyon<br />
Tekstil<br />
olmak üzere 4 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Adana Sağlık Yüksekokulu<br />
Ebelik<br />
Hemşirelik<br />
olmak üzere 2 proğramda 4 yillık lisans eğitimi verilmektedir. Adana Saglık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu olarak 1992 yılında kurulan yüksekokul 1997-1998 eğitim öğretim yılında lisans düzeyinde eğitim verecek Adana Saglık Yüksekokuluna dönüştürülmüştür. Adana şehir merkezinde Numune Hastanesi bitişiğinde yer almaktadır.<br />
Beden Egitimi ve Spor Yüksekokulu<br />
<br />
Beden Egitimi ve Spor Ögretmenliği proğramı altında 4 yıllık lısans eğitimi verilmektedir. 1987 yılında Egitim Fakültesi bünyesinde Beden Egitimi ve Spor Ögretmenliği Bölümü adıyla öğretime baslamıs olup, 1995 yılında Beden Egitimi ve Spor Yüksekokulu'na dönüştürülmüstür. 15 akademik personel görev yapmaktadır. Mezunlar çeşitli düzeydeki eğitim kurumlarında ögretmenlik, özel ve resmi spor kuruluşlarında spor uzmanlıgı ve yöneticiliği ile antrenörlük yapabilmektedirler.<br />
Ceyhan Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1976 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan Ceyhan Meslek Yüksekokulu 1982 yılında Çukurova Üniversitesi'ne bağlanmıştır. Adana'ya yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Ceyhan ilçesinde yer almaktadır. Akademik personel sayısı 23 olan Yüksekokul'da her proğram için ikişer adet derslik, kitaplık, çizim salonları, basım ünitesi ve bilgisayar uygulama ünitelerinin bulundugu eğitim bloku, atölyeler, laboratuvarlar, konferans salonu ile sosyal ve sportif amaçlı tesisler ve yaklaşık 150 dekarlık bitkisel üretim yapılan tarımsal uygulama alanı bulunmaktadır. Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı 200 kişilik erkek ögrenci yurdu ile Yardımsevenler Derneği'nce yaptırılan 100 kişilik kız öğrenci yurdu vardır. Ayrıca yine Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı 760 kişilik öğrenci yurtları 1997 yılında hizmete girmiştir. Yüksekokulda:<br />
Tarım Alet ve Makinaları<br />
İnsaat<br />
Elektrik<br />
Pazarlama<br />
olmak üzere 4 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Kadirli Meslek Yüksekokulu<br />
Bilgisayar Proğramcılığı<br />
Endüstriyel Elektronik<br />
olmak üzere 2 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir. 1997 yılında kurulan yüksekokula 1997-1998 eğitim-öğretim yılında 20 öğrenci alınarak eğitime başlamıstır. Adana'ya 102 kilometre uzaklıktaki Kadirli ilçesinde yer almaktadır.<br />
Karaisali Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1995 yılında kurulan yüksekokulda eğitim-öğretim kendi bünyesinde bulunan bir akademik personel ile çeşitli fakültelerden görevlendirilen öğretim elemanlarınca yürütülmektedir. Adana'ya 47 kilometre uzaklıktaki Karaisali ilçesinde yer almaktadır. Yüksekokulda 1 teknik resim salonu, bilgisayar, menaroloji, petrografi, maden laboratuvarları bulunmaktadır.<br />
Yüksekokulda ayrıca 100 ögrenci kapasiteli yurt, yemekhane ve kantin olanakları ile spor tesisleri yer almakta olup<br />
Bilgisayar Programcılığı<br />
Harita-Kadostro<br />
Maden<br />
Seracılık<br />
olmak üzere 4 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu<br />
<br />
1994 yılında kurulan yüksekokul dört yıllık lisans eğitimini Beyazevler Kampusunda vermektedir. Konaklama İşletmeciliği ve Seyahat İşletmeciliği bölümleri 2002 yılında açılmıştır.<br />
Kozan Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1992 yılında kurulan Kozan Meslek Yüksekokulu öğretime 1993-94 eğitim-öğretim yılında başlamıştır. Adana'ya 70 kilometre uzaklıktaki Kozan ilçesinde yer almaktadır. Yüksekokulda bilgisayar ve daktilo laboratuvarları mevcuttur. Ögrencilere çeşitli kamu ve özel kuruluşlarda staj yapma olanagı saglanmaktadır. Egitim-öğretim, yüksekokulun kendi kadrosunda görevli öğretim elemanlarınca yürütülmektedir.<br />
Büro Yönetimi ve Sekreterlik<br />
Bilgisayar Programcılığı<br />
olmak üzere 2 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Osmaniye Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1976 yılında kurulan, 1981 yılında Çukurova Üniversitesi'ne bağlanan Yüksekokul, Osmaniye şehir merkezi ve Fakiuşağı Kampüs alanı olmak üzere iki ayrı yerde 34 kadrolu öğretim elemanı ile eğitim-öğretimi sürdürmektedir. Meslek ara elemanı yetiştirilmesini amaçlayan Yüksekokulda İnşaat, Elektrik ve Makina proğramları YÖK-Dünya Bankası II. Endüstriyel Eğitim Projesi kapsamındadir. Kampus alanında ögrenci yurtları da bulunmakta olup Yüksekokul bünyesinde çeşitli laboratuvar ve atelyeler ile bilgisayar ve lisan laboratuvarları, basketbol, voleybol, futbol sahası, fotokopi, bilgisayar, baskı işleri odası, ögrenci kantini, toplantı salonu ve kitaplık mevcuttur.<br />
İnşaat<br />
Elektrik<br />
Makina<br />
Seramik<br />
Çevre Koruma<br />
İsletmecilik<br />
Muhasebe<br />
olmak üzere 7 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu<br />
Anestezi<br />
Radyoloji<br />
Tıbbi Laboratuvar<br />
Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik<br />
Diş Teknik Sekreterliği<br />
olmak üzere 5 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi vermektedir. Balcalı Kampüs alanı içerisinde yer almaktadır. Yardımcı sağlık personeli yetiştiren Yüksekokulda teorik dersler, uygulama ve yaz stajları ile desteklenmektedir. 1989 yılında kurulan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 1990-91 eğitim-öğretim yılında eğitime başlamıştır. Eğitim-öğretim başta Tıp Fakültesi olmak üzere diğer fakülte ve birimlerden görevlendirilen öğretim elemanlarınca yürütülmektedir. Mezun olan öğrenciler "sağlık teknikeri" ünvanı almakta olup, kamu ve özel sektör bünyesindeki tüm saglık kurum ve kuruluşlarında kendi branşlarında görev alabilmektedirler.<br />
ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZLERİ<br />
Adana Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezi (ÜSAM)<br />
Aile Planlaması ve İnfertilite Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Akdeniz Ülkeleri Tarımı Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Atatürk Kültür ve Sanat Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (BBUAM)<br />
Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi(ÇESAM)<br />
Çukurova Üniversitesi Avrupa Birliği Dokümantasyon Merkezi<br />
Halil Avcı Duyma Engelli ve Özürlüleri Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Endüstriyel ve Tibbi Elektornik Enstrümentasyon Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Fertilite-Sterilite ve Aile Planlaması Araştırma Uygulama Merkezi (FESAM)<br />
Genetik ve Embriyo Mühendisliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (GEM)<br />
Kalıtsal Kan Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Makine Alet Cihaz Tasarım İmalat Araştırma ve Uygulama Merkezi (MACTİMARUM)<br />
Organ Nakli Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Perinatal Tanı Araştırma ve Uygulama Merkezi (PERİTAM)<br />
Pozantı Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi (POZMER)<br />
Soğutma ve İklİmlendirme Tekniği Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Stratejik Araştırmalar Merkezi<br />
Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Tarımsal Yayım Haberleşme Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Tıbbi Bilimler Deneysel Araştırma ve Uygulama Merkezi (TIBDAM)<br />
Tropikal Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Tümör Araştırma ve Teşhis Uygulama Merkezi (TATUM)<br />
Türkoloji Araştırmaları Merkezi<br />
>Uzay Bilimleri ve Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (UZAYMER)<br />
Yabancı Diller Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi(YADİM)<br />
Yunus Emre Kültür ve Sanat Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
ENSTİTÜLERFen Bilimleri Enstitüsü<br />
Bahçe Bitkileri<br />
Bitki Koruma<br />
Biyoloji<br />
Çevre Mühendisliği<br />
Elektrik-Elektronik Mühendisliği<br />
Endüstri Mühendisliği<br />
Fizik<br />
Gıda Mühendisliği<br />
İnsaat Mühendisliği<br />
Jeoloji Mühendisliği<br />
Kimya<br />
Mimarlık<br />
Matematik<br />
Maden Mühendisliği<br />
Makina Mühendisliği<br />
Peyzaj Mimarliği<br />
Su Ürünleri<br />
Tarla Bitkileri<br />
Tarimsal Yapilar ve Sulama<br />
Tarım Ekonomisi<br />
Tekstil Mühendisliği<br />
Toprak<br />
Tarım Makinalari<br />
Zootekni<br />
anabilim dallarında lisans üstü eğitim ve öğretim vermektedir.<br />
Sağlık Bilimleri Enstitüsü<br />
Adli Tıp<br />
Anatomi<br />
Beden Eğitimi ve Spor<br />
Biyofizik<br />
Biyoistatistik<br />
Biyokimya<br />
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları<br />
Dahili Bilimler<br />
Deontoloji ve Tıp Tarihi<br />
Farmakoloji<br />
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon<br />
Fizyoloji<br />
Halk Saglığı<br />
Histoloji-Embriyoloji<br />
İmmünoloji<br />
Kulak Burun Bogaz<br />
Mikrobiyoloji<br />
Morfoloji<br />
Parazitoloji<br />
Patoloji<br />
Pediatrik Hematoloji<br />
Pediatrik Metabolizma<br />
Spor Fizyolojisi<br />
Tıbbi Biyoloji<br />
Üreme ve Gelişme Fizyolojisi<br />
dallarında lisans üstü eğitim ve öğretim vermektedir.<br />
Sosyal Bilimler Enstitüsü<br />
Alman Dili Eğitimi<br />
Fransız Dili Eğitimi<br />
Eğitim Bilimleri-Eğitim Proğramları ve Öğretim<br />
Eğitimde Psikolojik Hizmetler<br />
Ekonometri<br />
Felsefe Grubu Eğitimi<br />
Felsefe ve Din Bilimleri<br />
İktisat<br />
İngiliz Dili Eğitimi<br />
İşletme<br />
Konservatuvar-Sahne Sanatları, Müzik Sanatları<br />
Maliye<br />
Resim-iş ve Sanat Eğitimi<br />
Temel İslam Bilimleri<br />
Türk Dili ve Edebiyatı<br />
dallarında lisans üstü eğitim ve öğretim vermektedir.<br />
<br />
FoToĞrAfLaR<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
---ALINTIDIR---<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Adana deyince aklımıza o lezziz ve bir o kadar da ünlü"Adabna Kebabı" gelir.O halde Adana'yı tanıtmaya kebabından başlayalım:<br />
<br />
ADANA KEBABI<br />
<br />
<br />
Adana Kebap, Adana'ya özgü, kıymadan yapılan bir kebap çeşidi.<br />
<br />
Adana Kebabı'nı diğer kebaplardan ayıran en belirgin özellik kullanılan ettir. Et, doğal ortamda ve kendine has bir floraya sahip bölge yaylalarında yetiştirilmiş erkek koyunlardan elde edilmiş olmalıdır. Üretim tekniği ve ustalık da ürüne önemli ölçüde farklılık katar. Karışım hazırlanırken kullanılan malzemeler; biber salçası, kırmızı pul biber, karabiber, kuyruk yağıdır. Pişirme esnasında kesinlikle vantilatör kullanılmamalıdır. Adana Kebabı'nın servisi, tamamlayıcı unsurlar olan yeşillik, sumaklı soğan salatası, salata ile yapılmalıdır.<br />
<br />
Dana eti ile kesinlikle yapılmaz. Sadece et, kuyruk yağı, pul biber ve tuz ile yapılır.<br />
<br />
<br />
Üretim Şekli<br />
<br />
Yaylalarda doğal ortamda yetiştirilmiş, en az bir yaşındaki erkek koyundan elde edilen et, yağ, sinir, damar ve zarlarından ayrılır. Ayıklanan et parçalar halinde bir gün dinlendirilir. Dinlenmiş et zırh tabir edilen ve iki elle kullanılan keskin bıçakla kıyılır. Kıyılmış et miktarının %15&#8217;i kadar kuyruk zırh ile ayrıca kıyılır. Kıyılmış et ile kıyılmış kuyruk, binde 3 ile binde 8 arasında (İdeali binde 5) acı kırmızı biber ve tuz ilave edilerek yoğrulur. Karışım Adana kebabının ana unsurunu oluşturur. Yukarıdaki karışıma kırmızı taze biber, soyulmuş kök sarımsak ve acı yeşil biber doğranarak katılır. Hazırlanan karışım tekrar yoğrularak homojenlik sağlanır. Yoğrulmuş karışım üçüncü kez zırh ile kıyılır. Hazırlanan karışım, 0,5 cm kalınlığında, 3 cm eninde 90-120 cm uzunluğunda şişlere sıvanır gibi saplanır. Saplama esnasında el suya batırılıp şiş üzerindeki et sıvazlanır. Bu işlem etin şişten dökülmemesi için yapılır. Elde kalan su az olmalıdır, çok olursa et haşlanır, kebabın tadı bozulur. Bir kişilik Adana kebabı 180 gramdır. Bir buçuk tabir edilen Adana Kebabı&#8217;nın eti ise 270-280 gramdan az olamaz.<br />
<br />
<br />
Pişirme Şekli<br />
<br />
Adana Kebabı alevsiz, durgun, korlu meşe kömürü ateşinde pişirilir. Pişirme derecesi etin kırmızıdan koyu kahverengine dönmesine kadar devam eder. Pişirme sırasında şişler sık sık çevrilir. Yağı pide ekmekle alınır. Bu işlem yapılmazsa yağ ateşe düşerek alevlenir ve kalitenin bozulmasına neden olur.<br />
<br />
Adana Kebabı coğrafik tescilli olup üretimi için Adana Ticaret Odası'ndan izin alınmalıdır.<br />
<br />
<br />
Servis Şekli<br />
<br />
Tipik bir servis Adana kebap porsiyonu; kömürde pişmiş etin yanında közlenmiş domates ve biber, soğan salatası ve ezme ile gelir. Yöresel bir içecek olan şalgam suyu veya ayran ile tüketilir. Adana'ya özgü olsa da tüm Türkiye'de kebapcıların menülerinde yer alır. Aynı kebabın acısızına da Urfa denir. Elle yenmeden önce ocak başında çekilmiş et ile yapılan Adana Kebabı daha lezzetli olur.<br />
<br />
Biraz da tarih kokusu almaya ne dersiniz peki?<br />
<br />
Adana Arkeoloji Müzesi<br />
<br />
Adana'nın ve bütün Çukurova'nın tarihi eserlerinin sergilendiği Müze, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye'nin en eski on müzesinden birisidir. İlk olarak çevredeki sütun, sütun başlıkları ve lahitlerin Polis Dairesinde toplanmasıyla kurulan Müze, Adana'lı Alyanakzade Halil Kamil Bey'in müdür olarak atanması ve başarılı çalışmaları sonunda, 1928'de Taşköprü'nün başındaki şimdi yıkılmış olan Cafer Paşa Camii'nin Medresesi'nde ziyarete açılmıştır.<br />
<br />
1950 yılında, Kuruköprü'de şimdiki Etnografya Müzesi'ne taşınmıştır. Özellikle Tarsus/Gözlükule (1934), İçel/Yumuktepe (1936), Ceyhan/Sirkeli (1938) ve Yüreğir/Misis (1958) höyüğü kazılarında bulunan, Çukurova'nın ilk çağlarına ait seçkin eserler müzede toplanmıştır. Müzenin etnografik eser açısından zenginleşmesine Müze Müdürü Ali Rıza Yalman'ın (Yalkın) büyük katkıları olmuştur.<br />
<br />
Müze 5 Ocak 1972 yılında şimdiki binasına taşınmıştır.<br />
<br />
Hitit İmparatorluk dönemine ait "Dağ Kristali Heykelciliği" çok ilgi görmektedir.<br />
<br />
Etnoğrafya Müzesi<br />
<br />
İl merkezinde, Kuruköprü mevkiindeki 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak düzenlenmiştir. 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi'ne dönüştürülmüştür.<br />
<br />
Taş Eserler<br />
Bahçede kûfi, sülüs ve nesih hatla yazılmış kitabe ve mezar taşları teşhir edilmektedir.<br />
<br />
Güney ve kuzey kısımda sade, sikke başlıklı, mecidiye tipi, kavuklu, fes ve barok başlıklı, 17. yy.'dan kalma Osmanlı kadın ve erkek mezar taşları yer almaktadır. Bunlar arasında yörenin ileri gelenlerinden Adana Valisi Süleyman Paşazade Ahmet Paşa, Karaisalı Kaymakamı Hasan Fevzi Bey, Adana Askeri Alaybeyi Miratizade İbrahim Bey, Adana Defterdarı Sofyalı Mustafa Bey, Orman Başmüfettişi Akif Efendi'ninkiler de vardır.<br />
<br />
Batı kısmında Türk-İslâm eserlerine ait kitabeler sergilenmektedir. Bunlar arasında Misis hanı, Adana Vilayet konağı, Bahripaşa çeşmesi, Taşköprü ve Misis köprüsü tamir kitabeleriyle Osmanlı devlet arması da bulunmaktadır.<br />
<br />
Etnografik Eserler<br />
<br />
1 Nolu vitrin: Ham deri çarık, zemzem takımı, bakır kahve ibriği, ahşap kahve değirmenleri, mangal, hedik, ellik, körük, kirkit, keserler, gelin takunyası, güneş ölçme aleti.<br />
2 Nolu vitrin: Ney, kaval, aşiret zurnaları.<br />
3 Nolu vitrin: Altın küpe, kolye ve bilezikler.<br />
4 Nolu vitrin: Gümüş kemerler ve kemer tokaları.<br />
5 Nolu vitrin: Gümüş hamaylı kolyeler ve tesbihler.<br />
6 Nolu vitrin: Gümüş halhal, yüzük, tepelik ve bilezik, ağızlık, sürmedan, köstekli saat.<br />
7 Nolu vitrin: Yaylı kabak kemane, yaylı tanbur, kemençe.<br />
8 Nolu duvar vitrini: Kılıç ve kalkan.<br />
9 Nolu vitrin: Cepken, sırma işlemeli kadın giysisi, manken üzerinde simle dokunmuş kadın kıyafeti.<br />
10 Nolu vitrin: Manken üzerinde iki adet bindallı ve cepken.<br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk Müzesi<br />
<br />
Müze binası, Seyhan Caddesi üzerinde 19.yy. da yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, çıkmalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle yapı Bakanlıkça "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. 15 Mart 1923'te Atatürk eşi ile birlikte Adana'ya geldiğinde, Ramazanoğulları'ndan Suphi Paşa'ya ait olan bu binada ağırlanmışlardır. Bina Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği'nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel'in önderliği ve halkın yardımıyla kamulaştırılıp restorasyonu yapılmış ve 1981 yılında Müze Müdürlüğü'ne bağlı bir müze olarak hizmete açılmıştır.<br />
<br />
Atatürk'ün Adana'ya gelişi her yılın 15 Martında resmî törenle bu binada kutlanmaktadır.<br />
<br />
Atatürk Müzesi pazartesi günleri hariç diğer günler ziyarete açıktır. Türk öğrenci ve askerleri müzeyi ücretsiz olarak ziyaret etmektedirler.<br />
<br />
<br />
Misis Mozaik Müzesi<br />
<br />
Müze Adana Ceyhan arasındaki tarihi İpek yolu üzerinde, Adana'ya 26 km uzaklıktadır. Burada sergilenen eserler arasında Misis Antik kenti sınırları içerisinde yer alan bir Bazilika'ya ait zemin mozaikleri de vardır. Eser 1956 yılında Misis Höyüğü'nde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodor Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılmıştır.<br />
<br />
Mozaiğin tam ortasında bir masa veya sehpa şeklinde yapılmış bir kümes ve etrafında Nuh Peygamber'in tufanda gemisine aldığı 23 adet kuş ve kümes hayvanları, bu grubun etrafında ise vahşi ve evcil hayvanlar yer almaktadır. Eser M.S. 4. yy.'a aittir<br />
<br />
Müzede; Misis Höyüğü'nde yapılan kazılar sonucu elde edilen kimi eserler de sergilenmektedir.<br />
<br />
Birçoğumuz "ADANA" isminin kökenini de merak etmişizdir herhalde.Sizleri fazla meraklandırmadan paylaşmak isterim:<br />
<br />
Adana isminin kökeni<br />
<br />
Adana'ya ait en eski yazılı kayıtlara ilk defa, Anadolu'nun en köklü medeniyetlerinden olan Hititlerin Kava Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kabilelerdeki bir yazıtta Adana ve çevresinden Uru Adania (Adana Beldesi) olarak bahsedilmektedir.<br />
Yöreye M.Ö. yaşayan kavimlere Danuna ismi verildiği kayıtlarda mevcuttur.<br />
Bir efsaneye göre gök tanrısı Uranüs'ün Adanus ve Sarus adında iki oğlu Adana civarına savaşarak gelmişler, Adanus adını kendi kurdukları şehre vermiştir. Seyhan Nehri de Sarus adını almıştır.<br />
Hitit etkisinde kalan Fenikeliler, tarım ve bitki tanrılarının ismi olan Adonis'i bereketli topraklarından dolayı Adana'ya isim olarak vermiştir.<br />
M.S. 7. y.y.'dan itibaren İslam ordularının bölgeye gelişi ile birlikte Arap tarihçileri Adana isminin eski peygamberlerden Yasef'in torunu Ezene'den geldiği fikrini ortaya atmışlardır.<br />
Türkler Torosları aşıp güneye indiklerinde buraya Çukurova adını vermişlerdir. Çukurova'nın tarihteki adı Kilikya'dır. Kilikya adını kireç yataklarından almıştır.<br />
Sümerlerden kalma Gılgamış Destanından itibaren sayısız kaynaklarda sayısız olaylarla açıklanmaya çalışan yöre adı çok renkli bir gelişim takip etmiştir.<br />
Adana için kullanılan isimlerin karışıklıklara sebep olması nedeniyle 1878 yılında Osmanlılar Döneminde yayınlanan bir fermanla yöre adının Adana olarak yazılmasına karar verilmiştir.<br />
<br />
Adana tarihinde ilk çağlara ait bilgiler azdır. Arkeolojik kazılarda elde edilen bilgilere göre yörede en az on değişik medeniyet ve yine en az on sekiz devlet, beylik, krallık gibi çeşitli siyasi kuruluşların hüküm sürdüğü belgelenmiştir. Bunun sebebi bölgenin konumu ve tabi zenginliklere sahip olmasıdır.<br />
<br />
[color=#FF0000]Adana'yı gezip görmek ve biraz da tatil yapmak istediğinizi duyar gibiyim sanki. O halde turizm hakkında da kısacık bir bilgi versek fena olmaz değil mi?<br />
<br />
Binlerce yıllık tarihi geçmişi, bu geçmişten günümüze kalan sayısız tarihi eserleri, Yumurtalık ve Karataş sahillerinin doğal güzelliği ile Torosların yemyeşil yaylaları, şifalı suları, bitki ve hayvan türleri bakımındın çeşitliliği ile Adana büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.<br />
İlimizin kuzey ve doğusunu kaplayan Toroslar, dağ sporları, trekking ve av turizmi açısından çok uygun bir doğal ortama sahiptir. Ayrıca sayısız yaylalarıyla da yayla turizminin gelişmesine son derece elverişlidir. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin yarattığı deniz kulakları ve sazlık alanlar eko turizm açısından sınırsız olanaklar sağlamaktadır.<br />
Yazları oldukça sıcak geçtiği için, yöre halkı açısından yaylada yaz geçirmek neredeyse bir zorunluluk olmuştur. Yaylalarda kampçılık, sağlık, turizmi, ırmak ve kano turizmi, mağara turizmi ve av turizmi gibi alternatif tuzimler bulunmaktadır.<br />
Seyhan nehrinin yarattığı Tuzla ve Akyatan gölleri ile Ceyhan nehrinin yarattığı Ağyatan gölü, Ceyhan ve Yumurtalık dalyanı ile bunlara bağlı diğer lagünler, nadir kara ve deniz canlılarıyla, kuşların ürediği ve barındığı alanları oluşturmaktadır. Bu lagün ve dalyanların dışındaki alanlar da "Kıyı Turizmine" ve "Yat Turizmine" elverişli bölgelerdir.<br />
Bunların dışında; Çukurova'nın iç kesiminin bir diğer potansiyeli de canlı ekonomik yaşantısıdır. Adana, bölgenin en büyük kenti ve iş merkezi olduğu gibi, gelişmiş üniversitesi, gelenekselleşmiş sosyal etkinlikleri ile de önemli ölçüde "İş ve Kongre Turizmi" potansiyeline sahiptir.<br />
Tarihi eser yönünden oldukça zengin olan ilimizde Tepebağ höyüğü, tarihi Büyük Saati, camileri, kervansarayları, bedestenleri ve mozaik müzesi görülmeye değer yerleridir.<br />
Adana ilinde toplam 65 adet büyük çaplı sit alanı tescil edilerek ilan edilmiştir. Bu sit alanları içinde; Kozan Merkez ve Seyhan ilçe merkezi gibi kentsel sitler, Misis, Magarsus, Anavarza gibi Arkeolojik Sitler, Ağyatan-Akyatan Yumurtalık'la Lagünü gibi doğal sitler bulunmaktadır.<br />
Adana&#8217;da her uygarlık kendi kültür çeşitliliğini bir sonrakine aktararak bir kültür mozayiği oluşturmuştur. Hititler, Romalılar, Araplar, Selçuklular, Ramazanoğulları, Osmanlılar, Türkmen ve Yörük aşiretlerinin yöre kültürünün çesitlenmesine katkıları olmuştur. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda Adana ovasında yerleşimin yoğunlaşmasıyla tarımda ve sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır.<br />
Çok değişik uygarlıkların yaşamına sahne olan Çukurova'da Folklorunda zengin olması doğaldır. Tarihin çok eski çağlarında yaşayan medeniyetlere ait folklor ürünlerinin hangilerinin bugüne kadar yaşadığı, hangilerinin folklor verimi ile bütünleştiğini saptamaya olanak yoktur. Anadaolu folklorunun genel karakteristiği yöre folklorunda da, bazı değişikliklerle aynen görülmektedir. Adana köylerinin bir kısmına hakim olan giyim tarzı, düğünler, cirit, güreş, sinsin gibi oyunlar varlıklarını devam ettiren folklor özellikleridir.<br />
<br />
Adana'ya gitmişken otel ve restoranlarını da bilmemek olmaz.:D<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Adana demişken Çukurove Üniversitesi'ni bilmeyen yokrur sanırım ama biz bu üniversiteyi düşünenler için Çukurova Üniversitesi hakkında kapsamlı bir bilgi verelim:<br />
<br />
Adana Çukurova ÜniverSiteSi<br />
<br />
Tarihçe<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi, 1967 yılında Ankara Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan "Adana Ziraat Fakültesi " ile 1972 yılında Atatürk Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan "Çukurova Tıp Fakültesi"nin yeni bir üniversitenin çatısı altında biraraya getirilmesiyle 1973 yılında kurulmuştur. Daha sonra kurulan Temel Bilimler, İdari Bilimler ve Mühendislik Fakülteleri ile bu sayı beşe yükselmiştir. 1982 yılında ise, Temel Bilimler, Fen-Edebiyat Fakültesi'ne; İdari Bilimler, Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Ekonomi ve İşletme Fakülte'leriyle birleşerek İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'ne; Mühendislik Fakültesi ise yine Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Mühendislik Fakültesi ile birleşerek Mühendislik - Mimarlık Fakültesi'ne dönüşmüştür. Adana, İçel ve Hatay'daki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Yabancı Diller Yüksekokullarının tümü Üniversite çatısı altında toplanarak, Eğitim Fakültesini oluşturmuştur.<br />
<br />
1992 yılına gelindiğinde, 6 fakülte, 11 yüksekokul, 3 enstitü, 1 devlet konservatuvarı, 22 araştırma ve uygulama merkezinden oluşan Çukurova Üniversitesi; 3 yeni üniversitenin nüvesinin oluşturulmasına katkıda bulunmuştur.<br />
Modern bina, laboratuvar ve eğitim araçlarıyla 2 yüksekokul Mersin Üniversitesi'ne, 3 yüksekokul Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'ne devredilmiştir. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi'ne ise Kahramanmaraş'taki Araştırma ve Uygulama Merkezi, yeni Üniversitenin Rektörlük binası ve iki fakülte binası olarak devredilmiştir.<br />
<br />
1992 yılındaki bu küçülmeye karşılık, kuruluşunun 20.yılını kutladığımız 1993 yılında Üniversitenin daha da güçlendiğini görüyoruz. Su Ürünleri, İlahiyat, Diş Hekimliği ve Güzel Sanatlar Fakültelerinin kurulmasıyla fakülte sayısı 10'a yükselmiş, Adana Sağlık Meslek Yüksekokulu ve Kozan Meslek Yüksekokulları açılmıştır. 1994 yılı içerisinde, Karataş Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, 1995 yılı içerisinde de Karaisalı Meslek Yüksekokulu kurulmuştur. Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü Çukurova Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu'na, Adana Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu da 1996 yılında Adana Sağlık Yüksekokulu'na dönüştürülmüştür. Lisansüstü eğitim öğretim yaptıran 3 Enstitü, Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve 1997 yılnda kurulan Kadirli Meslek Yüksekokulu ile birlikte akademik kurum sayımız böylece 23'e ulaşmıştır.<br />
<br />
Genel bilgiler<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi, 10 Fakültesi, 1 Devlet Konservatuvarı, 3 Yüksekokulu, 9 Meslek Yüksekokulu, 3 Enstitüsü, 29 Araştırma ve Uygulama Merkezi ile ülkemizin gelişmiş üniversiteleri arasında yer almaktadır. Öğretime ve araştırmaya verdiği önemle, kütüphaneleri ve laboratuvarlarıyla ülkemize nitelikli bireyler kazandırmayı amaç edinmiş olan Çukurova Üniversitesi, Adana şehir merkezine 10 kilometre uzaklıkta Seyhan Baraj Gölü kıyısında yeşillikler içerisindeki kampusünde eğitim-öğretim yapmaktadır.<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi'nde 1909 öğretim elemanı, 32700'in üzerinde lisans, ön lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencisinin eğitim ve öğretiminde görev yapmaktadır.<br />
Öğrencilerin, öğretim elemanlarının, araştırmacıların gereksinim duydukları ulusal ve uluslararası yayınları barındıran Merkezi Kütüphane'de CD-ROM veri tabanı ve Internet bağlantısı ile tarama yapılabilmektedir.<br />
Çukurova Üniversitesi, zengin bir bilgisayar donanımına sahiptir. Hemen her Fakülte ve Yüksekokulda öğrencilerin kullanımına açık bilgisayar odaları mevcuttur. Fakülte ve Yüksekokullarda bilgisayar destekli öğretim ve araştırma yapılmaktadır.<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi öğrencileri AIESEC ve benzeri kurumlar aracılığıyla yurt dışında staj yapabilmektedir.<br />
Kapalı Spor Kompleksi, kapalı yüzme havuzu, kayıkhanesi ve çeşitli spor sahaları ile öğrencisine her türlü sporu yapma olanağı sağlayan Çukurova Üniversitesi, öğrencilerinin beden ve ruh sağlığına büyük önem vermektedir.<br />
Çukurova Üniversitesi'nde kurulmuş olan 29 kolda, öğrenciler boş zamanlarını ilgilendikleri alanda en iyi şekilde değerlendirmektedirler.<br />
Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampusü'ne ulaşım özel toplu taşıma araçlarıyla yapılmaktadır.<br />
<br />
Yerleşim yeri<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi ana yerleşkesi 22000 dekar arazi üzerine kurulu olan Balcalı Kampüsü olup Adana şehrinin hemen kuzeyinde ve şehir merkezinden 10 km uzaklıkta bulunan her yönüyle seçkin bir kampüstür. Seyhan Baraj Gölü'nün doğu ve kuzey yakasında yer alan Balcalı Kampüsü doğal güzellikleri ile eşsiz bir kampüs alanıdır. Kampüs adını, Üniversitenin kurulmasından önce kampüs alanında bulunan Balcalı köyünden almaktadır.<br />
<br />
Kampüste yönetim ve eğitim-öğretim birimleri yanında, değişik bilim dallarında çeşitli araştırmalara olanak sağlayan laboratuvarlar, hastane kompleksi, merkezi kütüphane, öğrenci<br />
ve personele öğle yemeği veren bir merkezi kafeterya, spor tesisleri, lojmanlar, sosyal tesisler ve 3500 öğrenciyi barındıran Kredi ve Yurtlar Kurumu'na bağlı yurtlar yer almaktadır.<br />
<br />
Şehirden Kampüs'e, Üniversitemize kuruluşundan itibaren büyük hizmetleri geçmiş olan emekli rektörümüz Sn. Prof.Dr.Mithat Özsan'ın adıyla anılan Mithat Özsan Bulvarı üzerinden ulaşılır. Düzenli olarak çalışan çok sayıda ulaşım aracı, öğrenci ve personelin şehir ile kampüs arasındaki ulaşımını sağlamaktadır. Kampüs'e ulaşmak için Adana şehir merkezinde bulunan ana bulvar veya caddelerde Balcalı hattına çalışan özel otobüs veya dolmuşlara binmeniz yeterlidir. Şehir merkezinden kampüse ortalama ulaşım süresi yaklaşık 20-30 dakika almaktadır.<br />
<br />
<br />
Diş Hekimliği Fakültesi<br />
<br />
<br />
<br />
1993 yılında kurulan Fakülte'de eğitim-öğretime 1995-1996 ders yılında 20 öğrenci alınarak başlanmıştır. Diş Hekimliği Fakültesi:<br />
Diş Hastalıkları ve Tedavisi,<br />
Protetik Diş Tedavisi,<br />
Ortodonti,<br />
Ağız, Diş ve Çene Hastalıkları Cerrahisi,<br />
Periodontoloji,<br />
Pedodonti,<br />
Oral İmplantoloji<br />
anabilim dallarından oluşmaktadır. Fakültede 42 akademik personel görev yapmaktadır. Fakültenin modern anlamda düzenlenmiş "Sürekli Eğitim Kliniği" bulunmaktadır.<br />
Eğitim Fakültesi<br />
<br />
<br />
<br />
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Adana Yabancı Diller Yüksekokulu'na İçel ve Hatay Yabancı Diller Yüksekokulları'nın katılımıyla 1982 yılında kurulmuştur. Kuruluş yılında 16 öğretim görevlisiyle eğitim-öğretime başlayan Fakülte'nin bugün 95 akademik personeli bulunmaktadır. Fakültenin Almanca, Fransızca ve İngilizce Öğretmenliği bölümlerinde yabancı dil hazırlık eğitimi verilmektedir. Fakültenin amacı, öncelikle, ilk ve orta öğretim düzeyinde görev alacak ögretmen yetiştirmektir. Fakülte:<br />
Eğitim Bilimleri<br />
Psikolojik Danışma ve Rehberlik<br />
Eğitim Proğramları ve Öğretim<br />
Felsefe Grubu Ögretmenliği<br />
Resim-İş Eğitimi<br />
Sınıf Öğretmenliği<br />
Almanca Öğretmenliği<br />
İngilizce Öğretmenliği<br />
Fransızca Öğretmenliği<br />
Anaokulu Öğretmenliği<br />
bölümlerinden oluşmaktadır.<br />
Fen-Edebiyat Fakültesi<br />
<br />
<br />
Fen-Edebiyat Fakültesi 1974 yılında Temel Bilimler Fakültesi adıyla kurulmuştur. 1978'de öğretime başlayan Fakültenin adı 1982'de Fen-Edebiyat Fakültesi olarak değiştirilmiştir. 133 akademik personelin görev yaptığı Fakültede 1 bilgisayar laboratuvarı, 1 kantin, 2 okuma salonu ve Türk Dili ve Edebiyati Bölümü öğrencilerinin yararlandığı bir seminer kitaplığı, Biyoloji, Fizik ve Kimya laboratuvarları bulunmaktadır. Fakültenin bütün bölümlerinden mezun olan ögrenciler, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullar veya özel dersanelerde öğretmenlik yapabilmekle birlikte, devlete veya özel sektöre ait kurum ve kuruluşlarında da çalışabilmektedirler. Fen-Edebiyat Fakültesi:<br />
Biyoloji<br />
Fizik<br />
Kimya<br />
Matematik<br />
Türk Dili ve Edebiyatı<br />
İstatistik<br />
bölümlerinden oluşmaktadır.<br />
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi<br />
<br />
<br />
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, 1967 yılında kurulan Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nin Çukurova Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi ile birleştirilmesiyle 1982 yılında kurulmuştur. Çukurova Üniversitesi Balcalı Kampüsü dışında şehir merkezinde yer alan bu fakültenin kampüs içindeki 12000 metrekarelik yeni bina inşaatı 2001 yılında bitmiştir ve Eylül 2001 yılında Balcalı Kampüsü içerisine taşınmıştır. 74 akademik personelin görev yaptığı Fakültenin amacı, kamu ve özel sektör kuruluşlarında kaynakların etkin kullanının sağlanması, mal ve hizmetlerin planlanması, üretimi ve dağıtımı, bölüşümü, çalışmaların yönlendirilmesi gibi konularda istihdam edilmek üzere eleman yetiştirmektir. Ögrencilerin isteğine baglı olarak çeşitli sanayi ve hizmet işletmelerinde staj yapma olanağı sağlanmakta, ayrıca Fakülte bünyesinde faaliyet gösteren uluslararası staj komitesi AIESEC aracılığı ile başarılı ögrenciler yurtdışına staja gönderilmektedir. Fakülte öğrencilerinin yararlandığı 19000 kitap kapasiteli bir kütüphane, öğrencilerin kullanımına sunulmuş 15'er adet bilgisayardan oluşan iki bilgisayar dershanesi, seminer salonu ve öğrenci kantini Fakültenin olanakları arasında yer almaktadir. Fakülte:<br />
İktisat<br />
İşletme<br />
Maliye<br />
Ekonometri<br />
bölümlerinde eğitim-öğretim hizmetleri sunmaktadır.<br />
İlahiyat Fakültesi<br />
<br />
<br />
1992 yılında kurulan, 1994-95 eğitim-öğretim yılında öğretime başlayan İlahiyat Fakültesi'nde 23 akademik personel görev yapmaktadır. Bir yıl hazırlık öğretimi olan Fakültede, bu süre içerisinde Arapça, Kur'an-ı Kerim ve İslam Dini Esasları okutulmaktadır. İlahiyat Fakültesi'ni bitiren öğrenciler Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı tüm okullarda "Din Bilgisi ve Meslek Dersleri" öğretmeni, Diyanet İsleri Başkanlığı bünyesinde din görevlisi, müftü, vaiz ve bunun yanında Başkanlığın yurtiçi ve yurtdışı birimlerinde din görevlisi olarak, Kur'an Kursu öğretmeni ve çeşitli bakanlıklara bağlı arşivlerde eski el yazmaları ve sicillerle ilgili alanlarda uzman olarak çalışabilmektedirler. İlahiyat Fakültesi:<br />
Temel İslam Bilimleri<br />
Felsefe ve Din Bilimleri<br />
İslam Tarihi ve Sanatları<br />
bölümlerinden oluşmaktadır.<br />
Güzel Sanatlar Fakültesi<br />
Resim<br />
Seramik<br />
Müzik Bilimleri<br />
Grafik<br />
Fotograf<br />
Tekstil<br />
Sinema - TV<br />
bölümleriyle eğitim-öğretim yapacak olan Fakülte henüz alt yapısını tamamlama aşamasındadır.<br />
Mühendislik-Mimarlık Fakültesi<br />
<br />
<br />
1978 yılında kurulan Mühendislik Fakültesi, 1982 yılında A.İ.T.İ.A. Mühendislik Bilimleri Fakültesi'nin Çukurova Üniversitesi'ne bağlanmasıyla Mühendislik-Mimarlık Fakültesi adını almıştır. Toplam 169 akademik personelin görev yaptığı Fakültede İnşaat, Makine, Jeoloji, Maden, Tekstil ve Elektrik-Elektronik Bölümleri'nin laboratuvarları ile öğrencilerin çalışmalarına açık iki adet bilgisayar laboratuvarı bulunmaktadır. Fakülte'nin temel amacı, bilim ve teknolojideki gelişmelerin, hızla insanlık alemine iletilmesi ve topluma kazandırılmasıdır. İnsan refahının büyük boyutlarda gelişmesinin temel dayanağı olan bilim ve teknoloji, ülkemizin gerek sosyal, gerekse ekonomik kalkınmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu gerçeklerin ışığında günümüzde yüksek eğitim disiplini içinde mühendis ve mimarlar yetiştirmek Fakülte'nin vazgeçilmez amacıdır. Fakültede:<br />
Çevre Mühendisliği<br />
Elektrik-Elektronik Mühendisliği<br />
Endüstri Mühendisliği<br />
İç Mimarlık<br />
İnşaat Mühendisliği<br />
Jeoloji Mühendisliği<br />
Maden Mühendisliği<br />
Makine Mühendisliği<br />
Mimarlık<br />
Tekstil Mühendisliği<br />
bölümlerinde eğitim-öğretim yapılmaktadır.<br />
Su Ürünleri Fakültesi<br />
<br />
<br />
Su Ürünleri Fakültesi, Su Ürünleri Mühendisliği adı altında tek program halinde eğitim yapmaktadır. Su Ürünleri Fakültesi, 1985 yılında Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Yüksekokulu adı altında kuruldu. 1989-1990 öğretim yılında ilk öğrencilerini alarak öğretime başlamış olup 1992 yılında ise Su Ürünleri Fakültesi'ne dönüştürülmüştür. Fakültede 25 akademik personel görev yapmaktadır. Fakülte'nin başlıca amaçları, su ürünleri alanında, değişik konularda çalışabilecek bilgilerle donanmış su ürünleri mühendisleri yetiştirmek, kurs ve seminerlerle alt yapı ve teknik elemanların bilgi düzeylerini geliştirmek, bölge ve gerektiğinde ülke sorunlarının çözümüne katkıda bulunacak arastırma, deneme ve uygulamalar yapmaktır. Ayrıca, kampüs içinde ve Yumurtalık'ta yer alan Deniz Balıkları ve Kabuklu Su Ürünleri Yetiştirme İstasyonu'nda öğrencilere yaz stajı imkanı sunulmaktadır.<br />
Tıp Fakültesi<br />
<br />
<br />
Atatürk Üniversitesi'ne bağlı olarak 1972 yılında Çukurova Tıp Fakültesi adı ile eğitim-öğretime baslamış, 1973 yılında Ziraat Fakültesi ile birleşerek Çukurova Üniversitesi'ni oluşturmuştur. Kuruluşunu izleyen ilk yıllarda eğitim-öğretim Hıfzıssıha Enstitüsü'ndeki barakalarda ve 200 yataklı Numune Hastanesi'nde gerçekleştirilmiştir. 1977 yılından itibaren önce Temel Tıp Bilimleri olmak üzere kademeli olarak Balcalı Kampusü'ne taşınmış, 1987 yılında sağlık hizmetlerinin tümü kampus içindeki hastanede verilmeye başlanmıştır.<br />
Acil Servis ve İlk Yardım, Eczane, Kan Merkezi, teknolojinin son ürünleriyle donatılmış modern Merkezi Ameliyathane ve Merkez Laboratuvarlarının yanı sıra öğrencilerin eğitiminde kullanılan Multidisiplin Laboratuvarları ile kaynağını Tıp Fakültesi'nden alan Araştırma ve Uygulama Merkezleri mevcuttur.<br />
<br />
Teknolojinin son ürünü cihazlarla donanmış olan Tıp Fakültesi Hastanesi, 850 yatak kapasiteli olup Güney, Güneydoğu ve Doğu bölgelerimizin önemli bir bölümüne üst düzeyde sağlık hizmeti vermektedir. Hastanenin ek inşaatının bitmesiyle yatak sayısı 1200 olacaktir.<br />
Fakülte'nin tüm birimlerinde bilgisayar olup, laboratuvarlar, eczane, kan merkezi, hasta kabul ve muhasebe gibi birimler hastane otomasyonuna girmiştir. Kütüphanesi, Hastane içerisinde okuma salonu, akademik, idari personel ve öğrenciler için her türlü ihtiyacı karşılayacak kantin ve kafeterya ile hastane içerisinde 200 kişilik bir toplantı ve konferans salonu bulunmaktadır. Tıp Fakültesinde toplam 501 akademik personel görev yapmaktadır.<br />
Ziraat Fakültesi<br />
Ziraat Fakültesi 1969 yılında Ankara Üniversitesi'ne bağlı olarak Adana'da kurulmuş, daha sonra ise 1973 yılında kurulan Çukurova Üniversitesi'ne bağlanarak Üniversitemizin çekirdeğini oluşturmuştur. Toplam 243 akademik personeli bulunan Fakültenin:<br />
Bahçe Bitkileri<br />
Bitki Koruma<br />
Gıda Mühendisliği<br />
Peyzaj Mimarlığı<br />
Tarım Ekonomisi<br />
Tarım Makineleri<br />
Tarimsal Yapılar ve Sulama<br />
Tarla Bitkileri<br />
Toprak<br />
Zootekni<br />
bölümlerinde eğitim-öğretim yapılmaktadır. Fakültedeki derslerin uygulamalarının çok daha etkin bir şekilde yapılabilmesi; lisans, master, doktora öğrencileri ve araştırma görevlileri ile araştırıcılarin bu alandaki gereksinimlerinin karşılanabilmesi amacıyla, yeterli donanıma sahip laboratuvarlar, seralar ve her bölümün kendi araştırma alanları bulunmaktadır.<br />
<br />
<br />
Öğrenciler, ders uygulamaları yanında, stajlarını da bu olanakları kullanarak yapabilmektedir. Fakülte, işbirliği protokollerine dayalı olarak; Almanya, Fransa, ABD, Polonya, İspanya, İngiltere, Suriye, İtalya, İsrail'deki üniversiteler yanında, Dünyadaki belirli Uluslararası Tarımsal Amaçlı Araştırma ve Eğitim kurumlarıyla yakın işbirliği içerisindedir. Bu işbirliği olanakları ile gerek bilim adamı gerekse öğrenci değişimleri sürdürülmektedir.<br />
<br />
<br />
Fakültenin, 1000 hektarlık Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde öğrencilerin uygulamalı öğretimleri sürdürülmekte, temel araştırmalar ve üreticiler ile tarım kuruluşlarının sorunlarının çözümünü hedefleyen uygulamalı tarımsal araştırmalar yapılmakta, çağdaş tarım tekniğinin gereklerine uygun, çok çeşitli bitkisel ve hayvansal üretim etkinlikleri sürdürülmektedir. Ayrıca, Araştırma ve Uygulama Çiftliği elde ettiği gelirle Fakültenin eğitim ve araştırma giderlerine önemli katkılar sağlamaktadır.<br />
<br />
<br />
Fakülte, GAP Bölgesine sulama sonucu ortaya çıkacak tarımsal potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlamak amacıyla yapılması gerekli tarımsal araştırma-inceleme-geliştirme hizmetlerinin gerçekleştirilmesi için GAP Kalkınma İdaresi ile olan sözleşmesi uyarınca, yoğun araştırma faaliyetlerini 1987 yılından bu yana sürdürmektedir.<br />
Devlet Konservatuvarı<br />
<br />
<br />
YÜKSEK OKULLAR<br />
Adana Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1989 yılında kurulan Adana Meslek Yüksekokulu, öğretime 1990-91 eğitim-öğretim yılında baslamış olup Balcalı Kampüsü dışında, Beyazevler Kampusunda eğitim vermektedir. Mühendis ile teknisyen arasında iletişimi sağlayacak ara eleman yetiştirmeyi amaçlayan Yüksekokul'da maden, iklimlendirme-soğutma ve tekstil laboratuvarlarının yanısıra, öğrencilerin kullanımına açık bilgisayar laboratuvarları bulunmaktadır. Eğitim-öğretim; kadrolu 4 öğretim görevlisi ve basta Mühendislik-Mimarlık Fakültesi olmak üzere diger birimlerden görevlendirilen öğretim elemanlarınca yürütülmektedir. Tekniker ünvanı alan ögrenciler bankalar, özel dershaneler basta olmak üzere çeşitli kamu ve özel sektör kuruluşlarında görev alabilmektedirler.<br />
Bilgisayar Proğramcılığı<br />
İklimlendirme-Soğutma<br />
Moda-Konfeksiyon<br />
Tekstil<br />
olmak üzere 4 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Adana Sağlık Yüksekokulu<br />
Ebelik<br />
Hemşirelik<br />
olmak üzere 2 proğramda 4 yillık lisans eğitimi verilmektedir. Adana Saglık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu olarak 1992 yılında kurulan yüksekokul 1997-1998 eğitim öğretim yılında lisans düzeyinde eğitim verecek Adana Saglık Yüksekokuluna dönüştürülmüştür. Adana şehir merkezinde Numune Hastanesi bitişiğinde yer almaktadır.<br />
Beden Egitimi ve Spor Yüksekokulu<br />
<br />
Beden Egitimi ve Spor Ögretmenliği proğramı altında 4 yıllık lısans eğitimi verilmektedir. 1987 yılında Egitim Fakültesi bünyesinde Beden Egitimi ve Spor Ögretmenliği Bölümü adıyla öğretime baslamıs olup, 1995 yılında Beden Egitimi ve Spor Yüksekokulu'na dönüştürülmüstür. 15 akademik personel görev yapmaktadır. Mezunlar çeşitli düzeydeki eğitim kurumlarında ögretmenlik, özel ve resmi spor kuruluşlarında spor uzmanlıgı ve yöneticiliği ile antrenörlük yapabilmektedirler.<br />
Ceyhan Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1976 yılında Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan Ceyhan Meslek Yüksekokulu 1982 yılında Çukurova Üniversitesi'ne bağlanmıştır. Adana'ya yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Ceyhan ilçesinde yer almaktadır. Akademik personel sayısı 23 olan Yüksekokul'da her proğram için ikişer adet derslik, kitaplık, çizim salonları, basım ünitesi ve bilgisayar uygulama ünitelerinin bulundugu eğitim bloku, atölyeler, laboratuvarlar, konferans salonu ile sosyal ve sportif amaçlı tesisler ve yaklaşık 150 dekarlık bitkisel üretim yapılan tarımsal uygulama alanı bulunmaktadır. Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı 200 kişilik erkek ögrenci yurdu ile Yardımsevenler Derneği'nce yaptırılan 100 kişilik kız öğrenci yurdu vardır. Ayrıca yine Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı 760 kişilik öğrenci yurtları 1997 yılında hizmete girmiştir. Yüksekokulda:<br />
Tarım Alet ve Makinaları<br />
İnsaat<br />
Elektrik<br />
Pazarlama<br />
olmak üzere 4 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Kadirli Meslek Yüksekokulu<br />
Bilgisayar Proğramcılığı<br />
Endüstriyel Elektronik<br />
olmak üzere 2 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir. 1997 yılında kurulan yüksekokula 1997-1998 eğitim-öğretim yılında 20 öğrenci alınarak eğitime başlamıstır. Adana'ya 102 kilometre uzaklıktaki Kadirli ilçesinde yer almaktadır.<br />
Karaisali Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1995 yılında kurulan yüksekokulda eğitim-öğretim kendi bünyesinde bulunan bir akademik personel ile çeşitli fakültelerden görevlendirilen öğretim elemanlarınca yürütülmektedir. Adana'ya 47 kilometre uzaklıktaki Karaisali ilçesinde yer almaktadır. Yüksekokulda 1 teknik resim salonu, bilgisayar, menaroloji, petrografi, maden laboratuvarları bulunmaktadır.<br />
Yüksekokulda ayrıca 100 ögrenci kapasiteli yurt, yemekhane ve kantin olanakları ile spor tesisleri yer almakta olup<br />
Bilgisayar Programcılığı<br />
Harita-Kadostro<br />
Maden<br />
Seracılık<br />
olmak üzere 4 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu<br />
<br />
1994 yılında kurulan yüksekokul dört yıllık lisans eğitimini Beyazevler Kampusunda vermektedir. Konaklama İşletmeciliği ve Seyahat İşletmeciliği bölümleri 2002 yılında açılmıştır.<br />
Kozan Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1992 yılında kurulan Kozan Meslek Yüksekokulu öğretime 1993-94 eğitim-öğretim yılında başlamıştır. Adana'ya 70 kilometre uzaklıktaki Kozan ilçesinde yer almaktadır. Yüksekokulda bilgisayar ve daktilo laboratuvarları mevcuttur. Ögrencilere çeşitli kamu ve özel kuruluşlarda staj yapma olanagı saglanmaktadır. Egitim-öğretim, yüksekokulun kendi kadrosunda görevli öğretim elemanlarınca yürütülmektedir.<br />
Büro Yönetimi ve Sekreterlik<br />
Bilgisayar Programcılığı<br />
olmak üzere 2 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Osmaniye Meslek Yüksekokulu<br />
<br />
1976 yılında kurulan, 1981 yılında Çukurova Üniversitesi'ne bağlanan Yüksekokul, Osmaniye şehir merkezi ve Fakiuşağı Kampüs alanı olmak üzere iki ayrı yerde 34 kadrolu öğretim elemanı ile eğitim-öğretimi sürdürmektedir. Meslek ara elemanı yetiştirilmesini amaçlayan Yüksekokulda İnşaat, Elektrik ve Makina proğramları YÖK-Dünya Bankası II. Endüstriyel Eğitim Projesi kapsamındadir. Kampus alanında ögrenci yurtları da bulunmakta olup Yüksekokul bünyesinde çeşitli laboratuvar ve atelyeler ile bilgisayar ve lisan laboratuvarları, basketbol, voleybol, futbol sahası, fotokopi, bilgisayar, baskı işleri odası, ögrenci kantini, toplantı salonu ve kitaplık mevcuttur.<br />
İnşaat<br />
Elektrik<br />
Makina<br />
Seramik<br />
Çevre Koruma<br />
İsletmecilik<br />
Muhasebe<br />
olmak üzere 7 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi verilmektedir.<br />
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu<br />
Anestezi<br />
Radyoloji<br />
Tıbbi Laboratuvar<br />
Tıbbi Dökümantasyon ve Sekreterlik<br />
Diş Teknik Sekreterliği<br />
olmak üzere 5 proğramda 2 yıllık önlisans eğitimi vermektedir. Balcalı Kampüs alanı içerisinde yer almaktadır. Yardımcı sağlık personeli yetiştiren Yüksekokulda teorik dersler, uygulama ve yaz stajları ile desteklenmektedir. 1989 yılında kurulan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 1990-91 eğitim-öğretim yılında eğitime başlamıştır. Eğitim-öğretim başta Tıp Fakültesi olmak üzere diğer fakülte ve birimlerden görevlendirilen öğretim elemanlarınca yürütülmektedir. Mezun olan öğrenciler "sağlık teknikeri" ünvanı almakta olup, kamu ve özel sektör bünyesindeki tüm saglık kurum ve kuruluşlarında kendi branşlarında görev alabilmektedirler.<br />
ARAŞTIRMA VE UYGULAMA MERKEZLERİ<br />
Adana Üniversite-Sanayi Ortak Araştırma Merkezi (ÜSAM)<br />
Aile Planlaması ve İnfertilite Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Akdeniz Ülkeleri Tarımı Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Atatürk Kültür ve Sanat Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Bilgisayar Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (BBUAM)<br />
Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi(ÇESAM)<br />
Çukurova Üniversitesi Avrupa Birliği Dokümantasyon Merkezi<br />
Halil Avcı Duyma Engelli ve Özürlüleri Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Endüstriyel ve Tibbi Elektornik Enstrümentasyon Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Fertilite-Sterilite ve Aile Planlaması Araştırma Uygulama Merkezi (FESAM)<br />
Genetik ve Embriyo Mühendisliği Araştırma ve Uygulama Merkezi (GEM)<br />
Kalıtsal Kan Hastalıkları Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Makine Alet Cihaz Tasarım İmalat Araştırma ve Uygulama Merkezi (MACTİMARUM)<br />
Organ Nakli Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Pamuk Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Perinatal Tanı Araştırma ve Uygulama Merkezi (PERİTAM)<br />
Pozantı Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi (POZMER)<br />
Soğutma ve İklİmlendirme Tekniği Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Stratejik Araştırmalar Merkezi<br />
Subtropik Meyveler Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Tarımsal Yayım Haberleşme Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Tıbbi Bilimler Deneysel Araştırma ve Uygulama Merkezi (TIBDAM)<br />
Tropikal Hastalıklar Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
Tümör Araştırma ve Teşhis Uygulama Merkezi (TATUM)<br />
Türkoloji Araştırmaları Merkezi<br />
>Uzay Bilimleri ve Güneş Enerjisi Araştırma ve Uygulama Merkezi (UZAYMER)<br />
Yabancı Diller Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi(YADİM)<br />
Yunus Emre Kültür ve Sanat Araştırma ve Uygulama Merkezi<br />
ENSTİTÜLERFen Bilimleri Enstitüsü<br />
Bahçe Bitkileri<br />
Bitki Koruma<br />
Biyoloji<br />
Çevre Mühendisliği<br />
Elektrik-Elektronik Mühendisliği<br />
Endüstri Mühendisliği<br />
Fizik<br />
Gıda Mühendisliği<br />
İnsaat Mühendisliği<br />
Jeoloji Mühendisliği<br />
Kimya<br />
Mimarlık<br />
Matematik<br />
Maden Mühendisliği<br />
Makina Mühendisliği<br />
Peyzaj Mimarliği<br />
Su Ürünleri<br />
Tarla Bitkileri<br />
Tarimsal Yapilar ve Sulama<br />
Tarım Ekonomisi<br />
Tekstil Mühendisliği<br />
Toprak<br />
Tarım Makinalari<br />
Zootekni<br />
anabilim dallarında lisans üstü eğitim ve öğretim vermektedir.<br />
Sağlık Bilimleri Enstitüsü<br />
Adli Tıp<br />
Anatomi<br />
Beden Eğitimi ve Spor<br />
Biyofizik<br />
Biyoistatistik<br />
Biyokimya<br />
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları<br />
Dahili Bilimler<br />
Deontoloji ve Tıp Tarihi<br />
Farmakoloji<br />
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon<br />
Fizyoloji<br />
Halk Saglığı<br />
Histoloji-Embriyoloji<br />
İmmünoloji<br />
Kulak Burun Bogaz<br />
Mikrobiyoloji<br />
Morfoloji<br />
Parazitoloji<br />
Patoloji<br />
Pediatrik Hematoloji<br />
Pediatrik Metabolizma<br />
Spor Fizyolojisi<br />
Tıbbi Biyoloji<br />
Üreme ve Gelişme Fizyolojisi<br />
dallarında lisans üstü eğitim ve öğretim vermektedir.<br />
Sosyal Bilimler Enstitüsü<br />
Alman Dili Eğitimi<br />
Fransız Dili Eğitimi<br />
Eğitim Bilimleri-Eğitim Proğramları ve Öğretim<br />
Eğitimde Psikolojik Hizmetler<br />
Ekonometri<br />
Felsefe Grubu Eğitimi<br />
Felsefe ve Din Bilimleri<br />
İktisat<br />
İngiliz Dili Eğitimi<br />
İşletme<br />
Konservatuvar-Sahne Sanatları, Müzik Sanatları<br />
Maliye<br />
Resim-iş ve Sanat Eğitimi<br />
Temel İslam Bilimleri<br />
Türk Dili ve Edebiyatı<br />
dallarında lisans üstü eğitim ve öğretim vermektedir.<br />
<br />
FoToĞrAfLaR<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
---ALINTIDIR---<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Konya'dan birkaç fotoğraf]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2199</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2009 15:16:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2199</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Japonya]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2153</link>
			<pubDate>Sun, 29 Mar 2009 15:24:12 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2153</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Marmara/Adapazarı/Sapanca]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2006</link>
			<pubDate>Fri, 27 Mar 2009 21:18:13 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=2006</guid>
			<description><![CDATA[SAPANCA uzun, düzgün sahili ve temiz gölüyle, çevresinde gezebileceğiniz yerlerin fazlalığıyla, sakin bir haftasonu geçirmek için ideal bir belde.. Gezilecek yerlerin birbirine olan yakınlığı sebebiyle gününüzü dolu dolu geçirmeniz mümkün.<br />
<br />
İstanbul başta olmak üzere civar kentlerde yaşayanlar,yakınlığı ve bir göl ve yeşillikler beldesi olması sebebiyle son dönemde kısa süreli tatiller için Sapancayı tercih ediyorlar. Özellikle göl civarına kurulan turistik tesisler, Maşukiye, Kırkpınar gibi yerleşim birimlerindeki tatil köyleri ve yazlıklar bu yoğun talebi rahatlıkla karşılıyor.<br />
<br />
Sapanca&#8217;nın Zengin Florası. Sapanca, iklimin, toprak yapısının kendisine verdiği avantajlar sayesinde çok zengin florasını insanların rehabilitasyonuna sunuyor. Sapancanın zengin florası içinde, geniş yapraklı ağaçlardan; meşe, kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, kavak, dişbudak, ıhlamur, huş, akça ağaç ve çınar, iğne yapraklı ağaçlardan; sarıçam, kızılçam, karaçam, fıstık çamı, göknar, ladin, sedir, ardıç, selvi türleri ile onlarca değişik süs bitkisi bulunuyor..<br />
<br />
İlçede 150 kadar süs bitkisi üretimi yapan küçük ve orta ölçekli işletme mevcut. Sapanca&#8217;ya gelen ziyaretçiler doğal ortamında görüp dokunduğu, kokladığı, ağaç ve süs bitkisini alıp yaşadığı mekanlara taşıyabilme fırsatını bulabiliyorlar.<br />
<br />
Maşukiye. Yeşilin bütün tonları görebileceğiniz Maşukiye,sık bitki örtüsü, birçok yürüme alanlanı, şelale, çağlayan seslerinin kuş sesleriyle bütünleştiği bir cennet bahçesi görünümünde.. Yapacağınız en güzel şey alabalık vadisinin yukarı bölümlerine tırmanmak. Lokantarın bittiği yerde toprak yol sizi istediğiniz yere götürüyor. Yol boyunca göreceğiniz meşe, kestane gibi ağaçlardan oluşan yeşil doku size arkadaşlık ediyor.<br />
<br />
Yürüyüş iştahınızı açtıysa vadiye geri dönerek kır lokantalarında alabalık yiyebilir, yemek sonrası pınar suyuyla demlenmiş çayınız yudumlayabilirsiniz.<br />
<br />
Kartepe. Son senelerde gelişme gösteren bir diğer bölge de Maşukiye yakınlarındaki Samanlı Dağlarından en yükseği olan Kartepe.. Nisan aylarında zirvesine tırmandıkça bembeyaz örtüsüyle sizi kucaklıyor. Burada kurulan yeni tesisler ile kış turizmi de gelişmeye başlıyor.<br />
<br />
Gölden çıkan taptaze alabalıklar, iştah kabartıcı&#8230;Maşukiye civarındaki kır lokantalarında nefis tereyağında kızartılmış alabalıklardan tadın deriz. Ayrıca İstanbul Alabalıkevi&#8217;nin kiremitte pişmiş alabalığı ve yanında kiremitte peynir ve mantarı da haklı bir üne sahip&#8230;.<br />
<br />
Sapanca gişelerinden yaklaşık 300 metre ileride bulunan Dedeman Gölevi de zengin bir menüye sahip! Gölevinde akşam çayının yanında nefis tatlılardan tadabilirsiniz.<br />
<br />
İstanbul&#8217;dan Adapazarı&#8217;na bağlı Sapanca&#8217;ya gelmenin en kısa yolu, ücretli TEM Otoyolu üzerinden.İzmit&#8217;ten sonra birden karşınıza çıkan Sapanca Gölü ve gölü çevreleyen yeşillik hemen içinizi açmaya başlıyor.<br />
<br />
Otomobille yolculuk etmekten usanmış olanlar Sapanca&#8217;ya trenle keyifli bir yolculukla da ulaşabilirler.<br />
<br />
İstanbul-Sapanca arası yaklaşık 150 km.Maşukiye ise Sapanca&#8217; ya 8 km. uzaklıkta. Sapanca kavşağından Maşukiyeye sapıyorsunuz.<br />
<br />
Tren yolculuğunu da tercih ettiyseniz Maşukiye İstasyonu&#8217;nda iniyorsunuz. İstasyon ile Maşukiye arası yaklaşık 1 km.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[SAPANCA uzun, düzgün sahili ve temiz gölüyle, çevresinde gezebileceğiniz yerlerin fazlalığıyla, sakin bir haftasonu geçirmek için ideal bir belde.. Gezilecek yerlerin birbirine olan yakınlığı sebebiyle gününüzü dolu dolu geçirmeniz mümkün.<br />
<br />
İstanbul başta olmak üzere civar kentlerde yaşayanlar,yakınlığı ve bir göl ve yeşillikler beldesi olması sebebiyle son dönemde kısa süreli tatiller için Sapancayı tercih ediyorlar. Özellikle göl civarına kurulan turistik tesisler, Maşukiye, Kırkpınar gibi yerleşim birimlerindeki tatil köyleri ve yazlıklar bu yoğun talebi rahatlıkla karşılıyor.<br />
<br />
Sapanca&#8217;nın Zengin Florası. Sapanca, iklimin, toprak yapısının kendisine verdiği avantajlar sayesinde çok zengin florasını insanların rehabilitasyonuna sunuyor. Sapancanın zengin florası içinde, geniş yapraklı ağaçlardan; meşe, kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, kavak, dişbudak, ıhlamur, huş, akça ağaç ve çınar, iğne yapraklı ağaçlardan; sarıçam, kızılçam, karaçam, fıstık çamı, göknar, ladin, sedir, ardıç, selvi türleri ile onlarca değişik süs bitkisi bulunuyor..<br />
<br />
İlçede 150 kadar süs bitkisi üretimi yapan küçük ve orta ölçekli işletme mevcut. Sapanca&#8217;ya gelen ziyaretçiler doğal ortamında görüp dokunduğu, kokladığı, ağaç ve süs bitkisini alıp yaşadığı mekanlara taşıyabilme fırsatını bulabiliyorlar.<br />
<br />
Maşukiye. Yeşilin bütün tonları görebileceğiniz Maşukiye,sık bitki örtüsü, birçok yürüme alanlanı, şelale, çağlayan seslerinin kuş sesleriyle bütünleştiği bir cennet bahçesi görünümünde.. Yapacağınız en güzel şey alabalık vadisinin yukarı bölümlerine tırmanmak. Lokantarın bittiği yerde toprak yol sizi istediğiniz yere götürüyor. Yol boyunca göreceğiniz meşe, kestane gibi ağaçlardan oluşan yeşil doku size arkadaşlık ediyor.<br />
<br />
Yürüyüş iştahınızı açtıysa vadiye geri dönerek kır lokantalarında alabalık yiyebilir, yemek sonrası pınar suyuyla demlenmiş çayınız yudumlayabilirsiniz.<br />
<br />
Kartepe. Son senelerde gelişme gösteren bir diğer bölge de Maşukiye yakınlarındaki Samanlı Dağlarından en yükseği olan Kartepe.. Nisan aylarında zirvesine tırmandıkça bembeyaz örtüsüyle sizi kucaklıyor. Burada kurulan yeni tesisler ile kış turizmi de gelişmeye başlıyor.<br />
<br />
Gölden çıkan taptaze alabalıklar, iştah kabartıcı&#8230;Maşukiye civarındaki kır lokantalarında nefis tereyağında kızartılmış alabalıklardan tadın deriz. Ayrıca İstanbul Alabalıkevi&#8217;nin kiremitte pişmiş alabalığı ve yanında kiremitte peynir ve mantarı da haklı bir üne sahip&#8230;.<br />
<br />
Sapanca gişelerinden yaklaşık 300 metre ileride bulunan Dedeman Gölevi de zengin bir menüye sahip! Gölevinde akşam çayının yanında nefis tatlılardan tadabilirsiniz.<br />
<br />
İstanbul&#8217;dan Adapazarı&#8217;na bağlı Sapanca&#8217;ya gelmenin en kısa yolu, ücretli TEM Otoyolu üzerinden.İzmit&#8217;ten sonra birden karşınıza çıkan Sapanca Gölü ve gölü çevreleyen yeşillik hemen içinizi açmaya başlıyor.<br />
<br />
Otomobille yolculuk etmekten usanmış olanlar Sapanca&#8217;ya trenle keyifli bir yolculukla da ulaşabilirler.<br />
<br />
İstanbul-Sapanca arası yaklaşık 150 km.Maşukiye ise Sapanca&#8217; ya 8 km. uzaklıkta. Sapanca kavşağından Maşukiyeye sapıyorsunuz.<br />
<br />
Tren yolculuğunu da tercih ettiyseniz Maşukiye İstasyonu&#8217;nda iniyorsunuz. İstasyon ile Maşukiye arası yaklaşık 1 km.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstanbul-Kamondo Merdivenleri..]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=1852</link>
			<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 16:15:08 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=1852</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Kamondo Merdivenleri, nesillerden beri St. Georg öğrencilerinin günlük okul yolunun bir parçası olmuştur. 1870-1880 yılları arasında yapılan ve zarif kıvrımlarıyla Bankalar Caddesi'ni Kart Çınar Sokak'a bağlayan bu merdivenlerin ismi, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik ve sosyal yaşamında çok önemli yeri olan Kamondo ailesinden gelmektedir.<br />
Viyana'daki Strudelhofstiege'yi andırdığı için St. Georg camiasında bu adla da anılan Kamondo Merdivenleri, ikili basamaklarının birbiriyle buluşmasından kaynaklanan benzerlikle farklı kültürleri buluşturan St. Georg'un bir sembolü olmuştur. <br />
<br />
2005 yılı Nisan ayında yapılan Kamondoları Anma Etkinlikleri çerçevesinde, Kamondo Merdivenleri yeniden restore edilmiş ve çiçeklendirilmiştir. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Kamondo Merdivenleri, nesillerden beri St. Georg öğrencilerinin günlük okul yolunun bir parçası olmuştur. 1870-1880 yılları arasında yapılan ve zarif kıvrımlarıyla Bankalar Caddesi'ni Kart Çınar Sokak'a bağlayan bu merdivenlerin ismi, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik ve sosyal yaşamında çok önemli yeri olan Kamondo ailesinden gelmektedir.<br />
Viyana'daki Strudelhofstiege'yi andırdığı için St. Georg camiasında bu adla da anılan Kamondo Merdivenleri, ikili basamaklarının birbiriyle buluşmasından kaynaklanan benzerlikle farklı kültürleri buluşturan St. Georg'un bir sembolü olmuştur. <br />
<br />
2005 yılı Nisan ayında yapılan Kamondoları Anma Etkinlikleri çerçevesinde, Kamondo Merdivenleri yeniden restore edilmiş ve çiçeklendirilmiştir. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstanbul-Bakırköy..]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=1851</link>
			<pubDate>Wed, 25 Mar 2009 16:11:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=1851</guid>
			<description><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Bakırköy' ün tarihi İstanbul'un tarihidir. Bakırköy Bizans döneminde eski önemini koruduğu gibi, aynı zamanda askeri ve siyasi bir merkez konumuna da gelmiştir. Bakırköy zamanla Jeptimun, Makrohori, Makriköy, 1925'de de bugünkü Bakırköy adını almıştır. İlçe sınırları içinde bulunan Yeşilköy (Ayestefanos) 1877-78' de Rus işgaline uğramış (3 Mart 1878)''de Ayestefanos Antlaşması da burada imzalanmıştır. II. Abdülhamit burada tahttan indirilmiştir. Bakırköy'ün tarihi gelişiminde Fransız işgalinin pek çok etkisi görülmüştür. İşgal daha sonra İstanbul'un kurtuluşu ile ortadan kalktı. Cumhuriyet dönemine adım atıldı. Hepdoman, Bizans döneminde eski önemini koruduğu gibi, aynı zamanda askeri ve siyasi bir merkez konumuna geldi. İstanbul 12. yüzyılda Latin İmparatorluğu' nun bir parçası olunca Hepdoman da İstanbul'un kaderini paylaştı. Hepdoman adından başka Jeptimum adıyla anılan Bakırköy, Bizans'ın son dönemlerinde Makrohori (Uzunköy) olarak adlandırılıyor. 14. yüzyılın ortalarında Osmanlıların eline geçmesiyle, adı Makriköy'e dönüştü. Türklerin Bakırköy'e yoğun olarak yerleşmeleri 15. yüzyıllara rastlar. II. Abdülhamit döneminde gelişen ve köşklerle donanan Makriköy, 19. yüzyıl sonlarından beri İstanbul'un bir ilçesi durumundaydı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kaynaklı adların değiştirilmesi sırasında, adı Bakırköy olarak belirlendi. İlçe sınırları içinde yer alan Yeşilköy(Ayastefanos), tarihsel bakımdan önem taşımaktadır. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Rus işgaline uğramış ve ünlü Ayestefanos Anlaşması (3 Mart 1878) burada imzalanmıştı. Bir başka önemli olay da, 31 Mart olayını bastırmak için Selanik'ten yola çıkan Hareket Ordusu'nun 1909'da Ayestefonos'a gelmesidir. Burada toplanan Meclis-Milli, II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesine karar vermişti. 2. Dünya Savaşı'nın sonlarında Fransız askeri işgali altında bulunması Bakırköy'ün tarihi gelişmesinde ayrı bir olaydır. İşgal, İstanbul'un kuruluşu ile ortadan kalktı, Bakırköy de Cumhuriyet dönemine adım attı. Tarihi gelişmesi içinde, Antik Çağ'dan günümüze çeşitli tarihi eser bırakan Bakırköy'ün önemli tarihi eserleri olarak, Bizans döneminden kalma Fildamı (Fildamı Sarnıcı), 17. yüzyıl Osmanlı mimarisini yansıtan Baruthane, aynı dönemde yapılan, ancak 1875''de Sultan Abdülaziz tarafından yeniden inşa edilen Çarşı Camii ve Çeşmesi, aynı dönemde yaptırıldığı sanılan Şifa Hamamı, 19. yüzyılda yaptırılan Bez Fabrikası (Bakırköy Pamuklu Sanayi Müessesesi), Yeşilköy yalıları, Bakırköy evleri, kiliseler, köşkler, Florya Deniz Köşkü sayılabilir. <br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
BAKIRKÖY'ÜN DOĞAL GÜZELLİĞİ, İKLİMİ VE TURİZMİ <br />
<br />
Marmara Denizi kıyı şeridinde yer alan Bakırköy, baş döndürücü kentleşme hızına karşın, doğal güzellikleri açısından yinede İstanbul'un anılmaya değer bölgelerinden biridir. 30-35 yıl öncesine kadar uçsuz bucaksız çayırlarının uzandığı birbirinden uzak yerleşmeleri ile kırsal kesimin tüm özelliklerini gösteren Bakırköy günümüzde tam birkent görünümüdedir. Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt ve Ataköy Plajları, kıyı kahveleri gezinti yerleri ile yöre hakkında hizmet veren Florya'nın önemli bir yeri vardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük önder Atatürk'ün buyruğu ile kurulmuş Atatürk Ormanı doğal güzelliğinin yanında önemli oksijen kaynağıdır. Marmara Denizi kıyı şeridi boyunca yer alan plajları, doğal güzellikleri Bizans döneminden kalma Fildamı, Osmanlı döneminin "Çarşı Camii", "Ahmet Hatun Camii" gibi eserler... Osmanlı imparatorluğu'nun Bakırköy'e bıraktığı göçrülmeye değertarihi yapıtlardır. Bugün Yunus Emre Kültür Merkezi olan bina Osmanlı döneminin barythanesidir. Azatlı baruthanesi, Ayestefanos, Rus anıtı ve Bakırköy hamamı diger tarihi eserlerdir. <br />
<br />
Hava, Kara, Deniz ulaşımı açısından Türkiyenin en zengin ulaşımına sahip Bakırköy, Uluslararası Havacılık alanında faaliyet gösteren Atatürk Havalimanı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Kültür merkezleri, Sosyal hizmet alanları, Beşyıldızlı oteller, dünya standarlarında büyük alışveriş merkezleri ile Bakırköy turizme yönlendirilmektedir. Bakırköy; esnaf, bürokrat, emeklilerin meydana getirdiği toplum yapısı görünümünü arz eder. Yeniden yerleşim hemen hemen yok gibidir. Bu nedenle mevcut nüfus ve yapısı uzun yıllar bu düzeyde kalma özelliği göstermektedir. Bakırköy'de Cevizlik, Yenimahhalle ve Sakızağacı mahalleleri, en eski yerleşim alanları olmaları nedeniyle mimaride o günlerin özelliğini taşımaktadır. 1960'dan sonraki yıllarda kurulmaya başlanan Ataköy siteleri 20 yılı içeren zaman zarfında büyük gelişme göstermiş olup, mimari ve şehircilik planlamasında örnek bir düzeye ulaşmıştır. Halen kısım olarak ifade edilen bu mahalleler 1. kısımdan 11. kısma kadar yeşil alanları, dinlenme yerleri, gezi pistleri, alışveriş merkezleri, kültürel ve sosyal tesisleriyle bir bütün olarak Ataköy gerçek anlamda örnek yerleşim alanı olmuştur. İstanbul ekonomisinde Bakırköy'ün önemli bir yeri vardır. <br />
<br />
İlçemizin,  üretimden tüketime kadar İstanbul ekonomisine büyük karkısı vardır. Bu nedenle Bakırköy'ün ekonomik bakımdam faal nüfusun bileşimi ve zaman içindeki değişimler, yalnızca ilçenin değil, İstanbul'un ekonomik yapısında da bir gösterge sayılır. Akın Tekstil, Aksu Dokuma, Sümer Holding, Kilim Grubu Mensucat, Emboy İplik A.Ş, Empoy 2 İplik, Bornovalılar Yün İplik, Bakırköy Yün İplik Sanayii, Narin Tekstil A.Ş gibi belli başlı tekstil fabrikalarının bir kısmı da ilçemiz sınırları dahilindedir.<br />
 <br />
Bakırköy Kültür ve Sanat Merkezlerinin sayı ve niteliği açısından öncü konumundadır. İlçemizde Bakırköy Belediyesine ait Merkezde bulunan Kültür ve Sanat Merkezi, Yunus Emre ve Kültür Sanat Merkezi(Tiyatro sahnesi mevcuttur.) Kartaltepe Kültür ve Sanat Merkezi (Tiyatro sahnesi mevcuttur.) İspirtohane Kültür ve Sanat Merkezi, Hava harp okuluna ait Tiyatro salonu bulunmaktadır. <br />
 <br />
İlçemiz, eğitim hizmetlerinin turizm ve iş merkezi alanlarının en gelişkin ve karlılık arz eden sektörlerini, Türk ihraç ürünleri sergileyen Dünya Ticaret Merkezi'ni bünyesinde bulundurmaktadır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
Bakırköy' ün tarihi İstanbul'un tarihidir. Bakırköy Bizans döneminde eski önemini koruduğu gibi, aynı zamanda askeri ve siyasi bir merkez konumuna da gelmiştir. Bakırköy zamanla Jeptimun, Makrohori, Makriköy, 1925'de de bugünkü Bakırköy adını almıştır. İlçe sınırları içinde bulunan Yeşilköy (Ayestefanos) 1877-78' de Rus işgaline uğramış (3 Mart 1878)''de Ayestefanos Antlaşması da burada imzalanmıştır. II. Abdülhamit burada tahttan indirilmiştir. Bakırköy'ün tarihi gelişiminde Fransız işgalinin pek çok etkisi görülmüştür. İşgal daha sonra İstanbul'un kurtuluşu ile ortadan kalktı. Cumhuriyet dönemine adım atıldı. Hepdoman, Bizans döneminde eski önemini koruduğu gibi, aynı zamanda askeri ve siyasi bir merkez konumuna geldi. İstanbul 12. yüzyılda Latin İmparatorluğu' nun bir parçası olunca Hepdoman da İstanbul'un kaderini paylaştı. Hepdoman adından başka Jeptimum adıyla anılan Bakırköy, Bizans'ın son dönemlerinde Makrohori (Uzunköy) olarak adlandırılıyor. 14. yüzyılın ortalarında Osmanlıların eline geçmesiyle, adı Makriköy'e dönüştü. Türklerin Bakırköy'e yoğun olarak yerleşmeleri 15. yüzyıllara rastlar. II. Abdülhamit döneminde gelişen ve köşklerle donanan Makriköy, 19. yüzyıl sonlarından beri İstanbul'un bir ilçesi durumundaydı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kaynaklı adların değiştirilmesi sırasında, adı Bakırköy olarak belirlendi. İlçe sınırları içinde yer alan Yeşilköy(Ayastefanos), tarihsel bakımdan önem taşımaktadır. 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Rus işgaline uğramış ve ünlü Ayestefanos Anlaşması (3 Mart 1878) burada imzalanmıştı. Bir başka önemli olay da, 31 Mart olayını bastırmak için Selanik'ten yola çıkan Hareket Ordusu'nun 1909'da Ayestefonos'a gelmesidir. Burada toplanan Meclis-Milli, II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesine karar vermişti. 2. Dünya Savaşı'nın sonlarında Fransız askeri işgali altında bulunması Bakırköy'ün tarihi gelişmesinde ayrı bir olaydır. İşgal, İstanbul'un kuruluşu ile ortadan kalktı, Bakırköy de Cumhuriyet dönemine adım attı. Tarihi gelişmesi içinde, Antik Çağ'dan günümüze çeşitli tarihi eser bırakan Bakırköy'ün önemli tarihi eserleri olarak, Bizans döneminden kalma Fildamı (Fildamı Sarnıcı), 17. yüzyıl Osmanlı mimarisini yansıtan Baruthane, aynı dönemde yapılan, ancak 1875''de Sultan Abdülaziz tarafından yeniden inşa edilen Çarşı Camii ve Çeşmesi, aynı dönemde yaptırıldığı sanılan Şifa Hamamı, 19. yüzyılda yaptırılan Bez Fabrikası (Bakırköy Pamuklu Sanayi Müessesesi), Yeşilköy yalıları, Bakırköy evleri, kiliseler, köşkler, Florya Deniz Köşkü sayılabilir. <br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
BAKIRKÖY'ÜN DOĞAL GÜZELLİĞİ, İKLİMİ VE TURİZMİ <br />
<br />
Marmara Denizi kıyı şeridinde yer alan Bakırköy, baş döndürücü kentleşme hızına karşın, doğal güzellikleri açısından yinede İstanbul'un anılmaya değer bölgelerinden biridir. 30-35 yıl öncesine kadar uçsuz bucaksız çayırlarının uzandığı birbirinden uzak yerleşmeleri ile kırsal kesimin tüm özelliklerini gösteren Bakırköy günümüzde tam birkent görünümüdedir. Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt ve Ataköy Plajları, kıyı kahveleri gezinti yerleri ile yöre hakkında hizmet veren Florya'nın önemli bir yeri vardır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük önder Atatürk'ün buyruğu ile kurulmuş Atatürk Ormanı doğal güzelliğinin yanında önemli oksijen kaynağıdır. Marmara Denizi kıyı şeridi boyunca yer alan plajları, doğal güzellikleri Bizans döneminden kalma Fildamı, Osmanlı döneminin "Çarşı Camii", "Ahmet Hatun Camii" gibi eserler... Osmanlı imparatorluğu'nun Bakırköy'e bıraktığı göçrülmeye değertarihi yapıtlardır. Bugün Yunus Emre Kültür Merkezi olan bina Osmanlı döneminin barythanesidir. Azatlı baruthanesi, Ayestefanos, Rus anıtı ve Bakırköy hamamı diger tarihi eserlerdir. <br />
<br />
Hava, Kara, Deniz ulaşımı açısından Türkiyenin en zengin ulaşımına sahip Bakırköy, Uluslararası Havacılık alanında faaliyet gösteren Atatürk Havalimanı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Kültür merkezleri, Sosyal hizmet alanları, Beşyıldızlı oteller, dünya standarlarında büyük alışveriş merkezleri ile Bakırköy turizme yönlendirilmektedir. Bakırköy; esnaf, bürokrat, emeklilerin meydana getirdiği toplum yapısı görünümünü arz eder. Yeniden yerleşim hemen hemen yok gibidir. Bu nedenle mevcut nüfus ve yapısı uzun yıllar bu düzeyde kalma özelliği göstermektedir. Bakırköy'de Cevizlik, Yenimahhalle ve Sakızağacı mahalleleri, en eski yerleşim alanları olmaları nedeniyle mimaride o günlerin özelliğini taşımaktadır. 1960'dan sonraki yıllarda kurulmaya başlanan Ataköy siteleri 20 yılı içeren zaman zarfında büyük gelişme göstermiş olup, mimari ve şehircilik planlamasında örnek bir düzeye ulaşmıştır. Halen kısım olarak ifade edilen bu mahalleler 1. kısımdan 11. kısma kadar yeşil alanları, dinlenme yerleri, gezi pistleri, alışveriş merkezleri, kültürel ve sosyal tesisleriyle bir bütün olarak Ataköy gerçek anlamda örnek yerleşim alanı olmuştur. İstanbul ekonomisinde Bakırköy'ün önemli bir yeri vardır. <br />
<br />
İlçemizin,  üretimden tüketime kadar İstanbul ekonomisine büyük karkısı vardır. Bu nedenle Bakırköy'ün ekonomik bakımdam faal nüfusun bileşimi ve zaman içindeki değişimler, yalnızca ilçenin değil, İstanbul'un ekonomik yapısında da bir gösterge sayılır. Akın Tekstil, Aksu Dokuma, Sümer Holding, Kilim Grubu Mensucat, Emboy İplik A.Ş, Empoy 2 İplik, Bornovalılar Yün İplik, Bakırköy Yün İplik Sanayii, Narin Tekstil A.Ş gibi belli başlı tekstil fabrikalarının bir kısmı da ilçemiz sınırları dahilindedir.<br />
 <br />
Bakırköy Kültür ve Sanat Merkezlerinin sayı ve niteliği açısından öncü konumundadır. İlçemizde Bakırköy Belediyesine ait Merkezde bulunan Kültür ve Sanat Merkezi, Yunus Emre ve Kültür Sanat Merkezi(Tiyatro sahnesi mevcuttur.) Kartaltepe Kültür ve Sanat Merkezi (Tiyatro sahnesi mevcuttur.) İspirtohane Kültür ve Sanat Merkezi, Hava harp okuluna ait Tiyatro salonu bulunmaktadır. <br />
 <br />
İlçemiz, eğitim hizmetlerinin turizm ve iş merkezi alanlarının en gelişkin ve karlılık arz eden sektörlerini, Türk ihraç ürünleri sergileyen Dünya Ticaret Merkezi'ni bünyesinde bulundurmaktadır. ]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>