<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[ELTCafe.Net - Güncel Haberler]]></title>
		<link>http://www.eltcafe.net/</link>
		<description><![CDATA[ELTCafe.Net - http://www.eltcafe.net]]></description>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 15:07:18 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Rusya Karıştı(!)]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5682</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 00:14:58 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5682</guid>
			<description><![CDATA[Rusya'nın Krasnadar bölgesi Azak Denizi kıyısında balonla uçurulan eşek, polisin araştırmaları sonucunda bulundu. Eşek ve sahibinin kayıplara karışması nedeni ile dava açılamayan 'hayvanlık suçu' olayı ile ilgili savcılık inceleme başlattı. <br />
<br />
Polis sözcüsü Ria Novosti haber ajansına yaptığı açıklamada kayıp eşek ve sahibinin bulunduğunu doğruladı. Sözcü, "Eşeği bulduk, dişi bir eşek. Veterinerler inceleme yaptı, suçlular cezalandırılacak." bilgisini verdi. <br />
<br />
Bölge sözcüsü İgor Jelyabin veterinerlerin eşek üzerindeki incelemeleri yaptığını, fiziki olarak eşekte herhangi bir rahatsızlık bulunmadığını tespit etti. Ancak eşeğin zihni sağlığı ile ilgili herhangi bir teşhis yapılmış değil. <br />
<br />
Eşek sahibi de polise verdiği ifadesinde eşeğin balonla uçmasında herhangi bir yanlışlık olmadığını düşündüğünü, sahilde toplananların eğlendiğini iddia etti. Ancak olay yerinde bulunan çocukların havada eşeğin korku içinde çırpınışı karşısında ağlamaya başlamışlardı. <br />
<br />
Hazırlanan dosyanın mahkemeye sunulacak. Eşek sahibi ve reklam firmasının suçlu bulunması durumunda iki yıla kadar hapis cezası verilmesi bekleniyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Rusya'nın Krasnadar bölgesi Azak Denizi kıyısında balonla uçurulan eşek, polisin araştırmaları sonucunda bulundu. Eşek ve sahibinin kayıplara karışması nedeni ile dava açılamayan 'hayvanlık suçu' olayı ile ilgili savcılık inceleme başlattı. <br />
<br />
Polis sözcüsü Ria Novosti haber ajansına yaptığı açıklamada kayıp eşek ve sahibinin bulunduğunu doğruladı. Sözcü, "Eşeği bulduk, dişi bir eşek. Veterinerler inceleme yaptı, suçlular cezalandırılacak." bilgisini verdi. <br />
<br />
Bölge sözcüsü İgor Jelyabin veterinerlerin eşek üzerindeki incelemeleri yaptığını, fiziki olarak eşekte herhangi bir rahatsızlık bulunmadığını tespit etti. Ancak eşeğin zihni sağlığı ile ilgili herhangi bir teşhis yapılmış değil. <br />
<br />
Eşek sahibi de polise verdiği ifadesinde eşeğin balonla uçmasında herhangi bir yanlışlık olmadığını düşündüğünü, sahilde toplananların eğlendiğini iddia etti. Ancak olay yerinde bulunan çocukların havada eşeğin korku içinde çırpınışı karşısında ağlamaya başlamışlardı. <br />
<br />
Hazırlanan dosyanın mahkemeye sunulacak. Eşek sahibi ve reklam firmasının suçlu bulunması durumunda iki yıla kadar hapis cezası verilmesi bekleniyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA['Karım beni çamaşır suyuyla yıkıyor']]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5311</link>
			<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 10:18:32 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5311</guid>
			<description><![CDATA[Ankara'da bir polis memuru, eşinin aşırı titiz olduğunu gerekçe göstererek boşanma davası açtı. Örnek olarak da beş yıllık eşinin kendisini çamaşır suyuyla yıkadığını gösterdi. Suçlamaları reddeden eş, 'Şiddete uğruyorum' dedi.<br />
<br />
Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan bir çocuk babası F.K., temizlik hastası olduğunu söylediği eşi N.K.'nin, kendisini leke çıkarıcı Domestos'la yıkamasını gerekçe göstererek, boşanma davası açtı. F.K., beş yıllık eşinin, yiyecekleri elmayı bile çamaşır suyu ile yıkamasını da boşanma gerekçesi olarak gösterdi.<br />
<br />
Üniformamı ve silahımı çöpe attı<br />
<br />
Eşinin kendisini eve almadığını ve ölümle tehdit ettiğini belirten F.K., şunları söyledi: "Eşim temizlik hastasıdır, sabahlara kadar evde temizlik yapar. Komşularımız da şikâyetçi. Bu yüzden tedavi görüyordu ama yarıda bıraktı. Sudan bahanelerle kavga çıkarıyor, beni ölümle tehdit ediyor. Son tartışmamızın ardından kavga etmemek için evden ayrıldım. Kardeşimde kaldım, kardeşimi bile arayıp hakaret etti. Diğer gün gittiğimde beni eve almadı. Meslektaşlarımla eve giderek resmi üniformamı ve silahımı almak istedim. Bizi saatlerce kapıda beklettikten sonra üniformamı ve silahımı çöp kutusunun içerisinde kapının önüne koyarak teslim etti. Bu olaya meslektaşlarım şahittir." Yengem bizi koltuğa bile oturtmaz Ankara 5'inci Aile Mahkemesi'nde geçen hafta görülen duruşmada tanıklar dinlendi. F.K.'nin kız kardeşi G.K., "Bir gün ağabeyim bize geldiğinde gözleri kızarmıştı. Ne olduğunu sorduğumda, 'Banyo yaparken karım başımdan aşağıya bir şey döktü, gözlerim ve vücudum yandı. Ne olduğunu sorduğumda karım, 'Domestos'la yıkıyorum mikropları öldürüyor' dedi' yanıtını verdi. Yengem temizlik hastasıdır, bu yüzden evine kimse gitmez. Gittiğimizde sürekli temizlik yapar koltuklara kimseleri oturtmaz" dedi. Duruşma karar için ertelendi.<br />
<br />
Ben normal bir kadınım N.K. ise mahkemeye avukatı aracılığıyla sunduğu cevap dilekçesinde suçlamaları kabul etmedi. Eşinin kendisine şiddet uyguladığını iddia eden N.K. şunları söyledi: "Silah eğitimi almış, savunma eğitimi almış bir erkeği ben nasıl tehdit edeyim, istemediği şeyleri nasıl yapayım? Ben normal bir kadın gibi sadece evimi temizliyorum. Beni dövdüğü için bir keresinde 155 polis imdatı arayıp eve polis çağırdım."<br />
alıntı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ankara'da bir polis memuru, eşinin aşırı titiz olduğunu gerekçe göstererek boşanma davası açtı. Örnek olarak da beş yıllık eşinin kendisini çamaşır suyuyla yıkadığını gösterdi. Suçlamaları reddeden eş, 'Şiddete uğruyorum' dedi.<br />
<br />
Ankara Emniyet Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan bir çocuk babası F.K., temizlik hastası olduğunu söylediği eşi N.K.'nin, kendisini leke çıkarıcı Domestos'la yıkamasını gerekçe göstererek, boşanma davası açtı. F.K., beş yıllık eşinin, yiyecekleri elmayı bile çamaşır suyu ile yıkamasını da boşanma gerekçesi olarak gösterdi.<br />
<br />
Üniformamı ve silahımı çöpe attı<br />
<br />
Eşinin kendisini eve almadığını ve ölümle tehdit ettiğini belirten F.K., şunları söyledi: "Eşim temizlik hastasıdır, sabahlara kadar evde temizlik yapar. Komşularımız da şikâyetçi. Bu yüzden tedavi görüyordu ama yarıda bıraktı. Sudan bahanelerle kavga çıkarıyor, beni ölümle tehdit ediyor. Son tartışmamızın ardından kavga etmemek için evden ayrıldım. Kardeşimde kaldım, kardeşimi bile arayıp hakaret etti. Diğer gün gittiğimde beni eve almadı. Meslektaşlarımla eve giderek resmi üniformamı ve silahımı almak istedim. Bizi saatlerce kapıda beklettikten sonra üniformamı ve silahımı çöp kutusunun içerisinde kapının önüne koyarak teslim etti. Bu olaya meslektaşlarım şahittir." Yengem bizi koltuğa bile oturtmaz Ankara 5'inci Aile Mahkemesi'nde geçen hafta görülen duruşmada tanıklar dinlendi. F.K.'nin kız kardeşi G.K., "Bir gün ağabeyim bize geldiğinde gözleri kızarmıştı. Ne olduğunu sorduğumda, 'Banyo yaparken karım başımdan aşağıya bir şey döktü, gözlerim ve vücudum yandı. Ne olduğunu sorduğumda karım, 'Domestos'la yıkıyorum mikropları öldürüyor' dedi' yanıtını verdi. Yengem temizlik hastasıdır, bu yüzden evine kimse gitmez. Gittiğimizde sürekli temizlik yapar koltuklara kimseleri oturtmaz" dedi. Duruşma karar için ertelendi.<br />
<br />
Ben normal bir kadınım N.K. ise mahkemeye avukatı aracılığıyla sunduğu cevap dilekçesinde suçlamaları kabul etmedi. Eşinin kendisine şiddet uyguladığını iddia eden N.K. şunları söyledi: "Silah eğitimi almış, savunma eğitimi almış bir erkeği ben nasıl tehdit edeyim, istemediği şeyleri nasıl yapayım? Ben normal bir kadın gibi sadece evimi temizliyorum. Beni dövdüğü için bir keresinde 155 polis imdatı arayıp eve polis çağırdım."<br />
alıntı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mesleğiniz ölüm nedeninizi belirleyebilir]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5166</link>
			<pubDate>Sat, 31 Oct 2009 12:20:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5166</guid>
			<description><![CDATA[Southampton Üniversitesinden profesör David Goggon'un öncülüğündeki ekibin 1990'larda ölen 40 binden fazla kişinin yaşam ve ölümleriyle ilgili verileri değerlendirdiği araştırmanın sonuçları, İngiliz Independent gazetesinde yayımlandı.<br />
 <br />
Araştırmaya göre, eğer marangoz, elektrikçi, su ya da gaz tesisatçısıysanız, asbestozla bağlantılı bir hastalıktan ölme olasılığınız ortalamanın üzerinde bulunuyor.Kömür madeninde çalışan bir işçinin pnömokonyozdan ölme olasılığı olağanüstü biçimde yükselirken, kömür dışındaki bir madende veya taş ocağında çalışan bir işçinin de slikozdan yaşamını yitirme olasılığı artıyor.Araştırmada, alkollü mekanlarda çalışanların alkolden ölme ve erkek kuaförlerin AIDS'ten ölme olasılıklarının diğer insanlara nazaran daha yüksek olduğu, kadın kuaförlerin ise AIDS'den ölme olasılıklarının çoğu insandan daha az olduğu belirlendi.AIDS'ten ölme oranının ortalamanın üzerinde olduğu diğer meslek grupları arasında terzilik, modacılık, hemşirelik, gazetecilik, ebediyat ve sanat alanlarının yer aldığı kaydedildi.<br />
 <br />
Araştırmada ayrıca, yaratıcı insanların ve inşaat sektörünün bazı birimlerinde çalışanların uyuşturucu kullanımından ölme olasılığının çoğu insandan fazla olduğu görülürken, lenf kanserinden ölüm oranının öğretmenler ve öğretim görevlileri arasında yüksek çıkması gizemli olarak yorumlandı.Doktor, diş hekimi, veteriner, hemşire ve ambulans hizmetlerinde görevli kadınların intihar ederek yaşamlarına son verme olasılıklarının çoğu insana göre yüksek olduğu, bundan mesleklerinin onları umutsuzluğa sürüklediği anlamının çıkarılmaması gerektiği belirtildi. Araştırma, bu sonucun, sağlık çalışanlarının intihar etmek istediklerinde yaşamlarına nasıl son vermeleri gerektiğini bildiklerini gösterdi.<br />
 <br />
Eğer barda ya da inşaat sektöründe çalışıyorsanız, cinayete kurban gitme olasılığınızın yüksek olduğu görülürken, istitatistiki olarak, herhangi birinin hayatını kazanmak için yapacağı en tehlikeli şeyin araba kullanmak olduğu bildirildi.Araştırmanın kapsadığı süre içinde, yaklaşık olarak her yıl 130 erkek ve 5 kadının iş kazalarında yaşamını yitirdiği, bunların 50'sinden fazlasının trafik kazasında öldüğü belirtildi.<br />
 <br />
AA]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Southampton Üniversitesinden profesör David Goggon'un öncülüğündeki ekibin 1990'larda ölen 40 binden fazla kişinin yaşam ve ölümleriyle ilgili verileri değerlendirdiği araştırmanın sonuçları, İngiliz Independent gazetesinde yayımlandı.<br />
 <br />
Araştırmaya göre, eğer marangoz, elektrikçi, su ya da gaz tesisatçısıysanız, asbestozla bağlantılı bir hastalıktan ölme olasılığınız ortalamanın üzerinde bulunuyor.Kömür madeninde çalışan bir işçinin pnömokonyozdan ölme olasılığı olağanüstü biçimde yükselirken, kömür dışındaki bir madende veya taş ocağında çalışan bir işçinin de slikozdan yaşamını yitirme olasılığı artıyor.Araştırmada, alkollü mekanlarda çalışanların alkolden ölme ve erkek kuaförlerin AIDS'ten ölme olasılıklarının diğer insanlara nazaran daha yüksek olduğu, kadın kuaförlerin ise AIDS'den ölme olasılıklarının çoğu insandan daha az olduğu belirlendi.AIDS'ten ölme oranının ortalamanın üzerinde olduğu diğer meslek grupları arasında terzilik, modacılık, hemşirelik, gazetecilik, ebediyat ve sanat alanlarının yer aldığı kaydedildi.<br />
 <br />
Araştırmada ayrıca, yaratıcı insanların ve inşaat sektörünün bazı birimlerinde çalışanların uyuşturucu kullanımından ölme olasılığının çoğu insandan fazla olduğu görülürken, lenf kanserinden ölüm oranının öğretmenler ve öğretim görevlileri arasında yüksek çıkması gizemli olarak yorumlandı.Doktor, diş hekimi, veteriner, hemşire ve ambulans hizmetlerinde görevli kadınların intihar ederek yaşamlarına son verme olasılıklarının çoğu insana göre yüksek olduğu, bundan mesleklerinin onları umutsuzluğa sürüklediği anlamının çıkarılmaması gerektiği belirtildi. Araştırma, bu sonucun, sağlık çalışanlarının intihar etmek istediklerinde yaşamlarına nasıl son vermeleri gerektiğini bildiklerini gösterdi.<br />
 <br />
Eğer barda ya da inşaat sektöründe çalışıyorsanız, cinayete kurban gitme olasılığınızın yüksek olduğu görülürken, istitatistiki olarak, herhangi birinin hayatını kazanmak için yapacağı en tehlikeli şeyin araba kullanmak olduğu bildirildi.Araştırmanın kapsadığı süre içinde, yaklaşık olarak her yıl 130 erkek ve 5 kadının iş kazalarında yaşamını yitirdiği, bunların 50'sinden fazlasının trafik kazasında öldüğü belirtildi.<br />
 <br />
AA]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ay'da su bulundu!!!]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5073</link>
			<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 19:16:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5073</guid>
			<description><![CDATA[NASA'nın uzay araçları,Ay'ın toprağında ince bir film tabakası halinde su buldu.Araştırmacılar 1 ton Ay toprağın yüzde 25'inde su olduğunu tahmin ederken Ay'da iki ayrı tür su bulunduğunu belirtiyorlar.Bunlardan birinin Ay üzerine çarpan buzdan meydana geldiğini,diğerinin de tamamen ay kaynaklı olduğunu düşünüyorlar...<br />
_alıntıdır._]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[NASA'nın uzay araçları,Ay'ın toprağında ince bir film tabakası halinde su buldu.Araştırmacılar 1 ton Ay toprağın yüzde 25'inde su olduğunu tahmin ederken Ay'da iki ayrı tür su bulunduğunu belirtiyorlar.Bunlardan birinin Ay üzerine çarpan buzdan meydana geldiğini,diğerinin de tamamen ay kaynaklı olduğunu düşünüyorlar...<br />
_alıntıdır._]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bu korkunç yaratık uzaylı mı]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5049</link>
			<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 15:24:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5049</guid>
			<description><![CDATA[Hiçbir canlıya benzemiyor. DNA'sı yok. Etobur, beyni gelişmiş, çok iyi duyuyor ve görüyor. Ama ne olduğu bilinmiyor. <br />
<br />
2007'de Meksikalı bir çiftçi bir yaratık buldu. Çifti onu gördüğünde ödü patladı. Hemen oracıkta bulduğu bir su birikintisine atıp boğuverdi. Sonra da incelenmesi için yetkilere götürdü.<br />
<br />
Onu inceleyen bilimadamları iki yılın ardından bulgularını açıkladılar: Yaratık biyolojik olarak bilinen hiçbir sürüngene benzemiyor. Ya bir uzaylı, ya da henüz keşfedilmemiş bir hayvan türü...<br />
<br />
DNA'SI YOK<br />
<br />
Yaratığın DNA testleri de bilimadamlarını bir sonuca götürmedi. Çünkü uzmanlara göre yaratığın DNA'sı yok. Ya da var da bu teknikle incelenemiyor.<br />
<br />
ETOBUR, BEYNİ GELİŞKİN, GÖZLERİ KORKUTUCU<br />
<br />
Şimdilerde ikincisinin ortaya çıktığı konuşulan bu yaratığı görmek için Meksika&#8217;daki Metepec kentine giden bir Bild muhabiri izlenimlerini şöyle aktardı: &#8220;Göz çukurları insanın ödünü patlatıyor"<br />
<br />
Yaratık etobur bir hayvanın diş yapısına sahip. Beyin çukuru da diğer hayvanlara göre daha zeki olduğunu gösteriyor. Yaratık gelişmiş iç kulağıyla insana benziyor. Bedenini kaplayan deri çok ince ve gözleri de çok gelişmik özellikler taşıyor.<br />
<br />
ONU BOĞAN ÇİFTÇİ YANARAK ÖLDÜ<br />
<br />
Bu arada onu bulan çiftçi Marao Lopez'in de garip bir tesadüf eseri arabasını park edersen yanarak öldüğünü not edelim...<br />
<br />
İŞTE O YARATIK<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hiçbir canlıya benzemiyor. DNA'sı yok. Etobur, beyni gelişmiş, çok iyi duyuyor ve görüyor. Ama ne olduğu bilinmiyor. <br />
<br />
2007'de Meksikalı bir çiftçi bir yaratık buldu. Çifti onu gördüğünde ödü patladı. Hemen oracıkta bulduğu bir su birikintisine atıp boğuverdi. Sonra da incelenmesi için yetkilere götürdü.<br />
<br />
Onu inceleyen bilimadamları iki yılın ardından bulgularını açıkladılar: Yaratık biyolojik olarak bilinen hiçbir sürüngene benzemiyor. Ya bir uzaylı, ya da henüz keşfedilmemiş bir hayvan türü...<br />
<br />
DNA'SI YOK<br />
<br />
Yaratığın DNA testleri de bilimadamlarını bir sonuca götürmedi. Çünkü uzmanlara göre yaratığın DNA'sı yok. Ya da var da bu teknikle incelenemiyor.<br />
<br />
ETOBUR, BEYNİ GELİŞKİN, GÖZLERİ KORKUTUCU<br />
<br />
Şimdilerde ikincisinin ortaya çıktığı konuşulan bu yaratığı görmek için Meksika&#8217;daki Metepec kentine giden bir Bild muhabiri izlenimlerini şöyle aktardı: &#8220;Göz çukurları insanın ödünü patlatıyor"<br />
<br />
Yaratık etobur bir hayvanın diş yapısına sahip. Beyin çukuru da diğer hayvanlara göre daha zeki olduğunu gösteriyor. Yaratık gelişmiş iç kulağıyla insana benziyor. Bedenini kaplayan deri çok ince ve gözleri de çok gelişmik özellikler taşıyor.<br />
<br />
ONU BOĞAN ÇİFTÇİ YANARAK ÖLDÜ<br />
<br />
Bu arada onu bulan çiftçi Marao Lopez'in de garip bir tesadüf eseri arabasını park edersen yanarak öldüğünü not edelim...<br />
<br />
İŞTE O YARATIK<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Patrick Swayze hayatını kaybetti]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5046</link>
			<pubDate>Tue, 15 Sep 2009 09:47:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5046</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
Uzun süredir pankreas kanseriyle mücadele ediyordu. Amerikalı oyuncu Patrick Swayze yaşamını yitirdi.<br />
<br />
Patrick Swayze'ın sözcüsü, uzun süredir pankreas kanseriyle mücadele eden oyuncunun 57 yaşında hayata veda ettiğini belirtti.<br />
<br />
1952'de Houston'da doğan Swayze, annesi koreograf, dansçı ve dans öğretmeni Patricia Yvonne Helen'ın okulunda dans eğitimi aldı. Greace müzikalinin Broadway versiyonunda rol alan Swayze, 1983'deki "The Outsiders" (Dışlanmışlar) filmiyle tanınmaya başladı. 1985'deki "North and South" (Kuzey ve Güney) dizisinde ise ilk büyük başarısını yakaladı.<br />
<br />
1987'deki "Dirty Dancing" (İlk Dans, İlk Aşk) filmindeki dans öğretmeni "Johnny Castle" rolü ile üne kavuştu. Swayze, filmdeki rolüyle "Altın Küre" adaylığını kazandı. Film müziği "She's Like the Wind" şarkısını seslendirdi. Şarkı da listelerde birinciliğe oturdu.<br />
<br />
En önemli filmi 1990'deki Demi Moore ve Whoopi Goldberg ile oynadığı "Ghost" (Hayalet) oldu. 1991'de Keanu Reeves ile macera filmi "Point Break"de (Kırılma Noktası) oynadı ve People dergisi tarafından yılın en seksi erkeği seçildi.<br />
<br />
1996'de "Letters from a Killer" (Bir Katilden Mektuplar) filmini çekerken attan düştü. İki ayağı kırıldı ve omzundaki dört tendon koptu. Filme iki ay ara verildi, film 1999'ta sinemalarda izlenebildi.<br />
<br />
Sakatlığı nedeniyle beyaz perdeden uzak kalsa da 2000'de Billy Bob Thornton ve Charlize Theron ile "Waking Up in Reno" (Çarpık İlişkiler) ve Melanie Griffith ile oynadığı "Forever Lulu"da (Daima Lulu) beğeni topladı.<br />
<br />
Aynı yıl kendi kullandığı küçük uçakla kaza geçirdi. Uçak acil iniş yaptı, oyuncu yara almadı.<br />
<br />
Sonraki çalışmaları 2001'deki Donnie Darko, 2004'te "King Solomon's Mines", 2007'de "Christmas in Wonderland", 2008'de "Powder Blue" oldu. 2004'deki "Dirty Dancing 2" ise ilkinin başarısını yakalayamadı.<br />
<br />
1975'den bu yana Lisa Niemi ile evli olan Patrick Swayze Mart 2008'de pankreas kanserine yakalandığını açıkladı.<br />
<br />
Ocak 2009'da kanserin az da olsa karaciğerine sıçradığını duyuran Swayze, Ocak 2009'da kemoterapinin yan etkisi olan zatürreye yakalandı. 16 Ocak'ta taburcu oldu. Nisan 2009'da doktorlar hastalığın tamamen karaciğerine sıçradığını açıkladı.<br />
<br />
SANATÇININ SON HALİ:<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
internethaber.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
<br />
Uzun süredir pankreas kanseriyle mücadele ediyordu. Amerikalı oyuncu Patrick Swayze yaşamını yitirdi.<br />
<br />
Patrick Swayze'ın sözcüsü, uzun süredir pankreas kanseriyle mücadele eden oyuncunun 57 yaşında hayata veda ettiğini belirtti.<br />
<br />
1952'de Houston'da doğan Swayze, annesi koreograf, dansçı ve dans öğretmeni Patricia Yvonne Helen'ın okulunda dans eğitimi aldı. Greace müzikalinin Broadway versiyonunda rol alan Swayze, 1983'deki "The Outsiders" (Dışlanmışlar) filmiyle tanınmaya başladı. 1985'deki "North and South" (Kuzey ve Güney) dizisinde ise ilk büyük başarısını yakaladı.<br />
<br />
1987'deki "Dirty Dancing" (İlk Dans, İlk Aşk) filmindeki dans öğretmeni "Johnny Castle" rolü ile üne kavuştu. Swayze, filmdeki rolüyle "Altın Küre" adaylığını kazandı. Film müziği "She's Like the Wind" şarkısını seslendirdi. Şarkı da listelerde birinciliğe oturdu.<br />
<br />
En önemli filmi 1990'deki Demi Moore ve Whoopi Goldberg ile oynadığı "Ghost" (Hayalet) oldu. 1991'de Keanu Reeves ile macera filmi "Point Break"de (Kırılma Noktası) oynadı ve People dergisi tarafından yılın en seksi erkeği seçildi.<br />
<br />
1996'de "Letters from a Killer" (Bir Katilden Mektuplar) filmini çekerken attan düştü. İki ayağı kırıldı ve omzundaki dört tendon koptu. Filme iki ay ara verildi, film 1999'ta sinemalarda izlenebildi.<br />
<br />
Sakatlığı nedeniyle beyaz perdeden uzak kalsa da 2000'de Billy Bob Thornton ve Charlize Theron ile "Waking Up in Reno" (Çarpık İlişkiler) ve Melanie Griffith ile oynadığı "Forever Lulu"da (Daima Lulu) beğeni topladı.<br />
<br />
Aynı yıl kendi kullandığı küçük uçakla kaza geçirdi. Uçak acil iniş yaptı, oyuncu yara almadı.<br />
<br />
Sonraki çalışmaları 2001'deki Donnie Darko, 2004'te "King Solomon's Mines", 2007'de "Christmas in Wonderland", 2008'de "Powder Blue" oldu. 2004'deki "Dirty Dancing 2" ise ilkinin başarısını yakalayamadı.<br />
<br />
1975'den bu yana Lisa Niemi ile evli olan Patrick Swayze Mart 2008'de pankreas kanserine yakalandığını açıkladı.<br />
<br />
Ocak 2009'da kanserin az da olsa karaciğerine sıçradığını duyuran Swayze, Ocak 2009'da kemoterapinin yan etkisi olan zatürreye yakalandı. 16 Ocak'ta taburcu oldu. Nisan 2009'da doktorlar hastalığın tamamen karaciğerine sıçradığını açıkladı.<br />
<br />
SANATÇININ SON HALİ:<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
internethaber.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarihi bilgileri sarsan kafatası]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5042</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 19:16:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5042</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Afrika dışında bugüne kadar bulunan en eski insan iskeletleri bilim dünyasını heyecanlandırdı.<br />
<br />
Gürcistan'da bulunan kafatası insanın atalarının Afrika'dan Avrasya'ya sanılandan 800 bin yıl önce göç ettiğini ortaya çıkardı. <br />
<br />
Gürcistan&#8217;da topraktan çıkarılan kafatası ve iskeletler, modern insanın atası sayılan ilk insanların sanıldığından 800 bin yıl önce Afrika&#8217;dan göç etmeye başladığını gösteriyor.<br />
<br />
Bilimcilerin Tiflis&#8217;e iki saat mesafedeki kazı alanında ortaya çıkardığı sekiz iskelet yaklaşık 1.8 milyon yaşında. Yeni bulgular ışığında evrim sürecinin tarihlerini gözden geçiren bilimciler, ilk insanların keşif amacıyla Afrika dışındaki bölgelere göç edip daha sonra Afrika&#8217;ya dönmüş olabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
İlk insanların modern insana evrilmesinin Afrika&#8217;da başladığı, bu sürecin geç aşamalarında ikinci bir göç dalgasıyla kıtayı terk ederek Orta Doğu üzerinden Avrupa&#8217;ya ve Doğu&#8217;ya yayıldıkları biliniyor. Bölgede bulunan kafataslarıy, çene kemikleri, kol ve bacak kemiği parçalarının, insanın atalarının, Afrika'dan Avrasya'ya daha önce sanılandan yaklaşık 800 bin yıl önce göç ettikleri ve tekrar Afrika'ya dönmeden önce burada uzun bir evrimsel süreç geçirdikleri fikrini verdiği kaydedildi.<br />
<br />
İLK AVRUPALI HOMO ERECTUS<br />
Gürcü bilim adamlarının keşfi, Guildford'daki İngiliz Bilim Festivalinde açıklanırken, Gürcistan Ulusal Müzesinin müdürü profesör David Lordkipanidze, iki erkek ve 3 kadının kalıntılarından oluşan fosillerin, modern insanın öncüsü homo erektusun ilk örnekleri olduğunun anlaşıldığını söyledi.<br />
<br />
Lordkipanidze, Dmanişi'de insan kalıntılarının yanında taştan aletler ve hayvan kemiklerinin bulunduğu, bunun, bu insanların eti yemek için hazırladıkları anlamına gelebileceğini kaydetti.<br />
<br />
David Lordkipanidze, homininler adı verilen bu insanların, homo erektuslardan daha ilkel göründüğünü, beyinlerinin homo erektuslarınkinden yaklaşık yüzde 40 oranında daha küçük ve 1 metre 44 santimetre ile 1,5 metre arasındaki boylarının homo erektuslardan daha kısa olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Alet yapımı konusunda gelişmiş oldukları görülen, yüksek sosyal ve bilişsel kabiliyetlere sahip homininlerin bacaklarıyla kaval kemiklerinin, bugünün insanınkine çok benzediği ve bu ilk insanların iyi koştuğunun sanıldığı kaydedildi.<br />
<br />
SOSYAL DAYANIŞMA BİLİNCİ<br />
Kafataslarından birinin sahibinin yaşamı boyunca tüm dişlerini kaybettiği, buna rağmen hayatta kalmayı başardığı, bu durumun da karşılıklı bakıma dayalı bir tür sosyal organizasyonun varlığı fikrini verdiği bildirildi.<br />
<br />
Homo erektusların Afrika'dan bölgeye yaklaşık 1 milyon yıl önce göç eden ilk insanlar olduğu düşünülüyordu.<br />
<br />
Profesör David Lordkipanidze, Gürcistan'da kalıntıları bulunan bu ilk insanların, Avrasya'da daha sonra yaşayan homo erektusların ataları olabileceğini ifade ederek, "Sorun şu: Homo erektuslar Afrika'da mı, yoksa Avrasya'da mı ortaya çıktı. Eğer Avrasya'da ortaya çıktılarsa, tersine bir göç mü söz konusu? Bu fikir birkaç yıl önce çok aptalca görünebilirdi, ancak bugün o kadar aptalca görünmüyor" diye konuştu.<br />
<br />
Bilimsel bulgulara göre ilk insan ırkı sayılan Homo habilis 2.5 milyon yıl önce Afrika&#8217;da evrildi. Yüzbinlerce yıllık evrim sürecinde bunlar daha uzun ve atletik olan Homo erectus&#8217;a evrilerek hareket özelliklerini arttırdı ve Afrika dışına dalgalar halinde göç etmeye başladı.<br />
<br />
Göç eden Homo erectus kafileleri Avrupa ve Asya&#8217;da farklı bölgelere yerleşti. Ancak Afrika dışındaki bu gruplar zamanla yok oldu, anavatanda kalanlar ise evrimini sürdürerek modern insana dönüştü ve 120 bin yıl kadar önce Avrasya&#8217;ya ikinci bir göç dalgası başladı.<br />
<br />
internethaber.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
Afrika dışında bugüne kadar bulunan en eski insan iskeletleri bilim dünyasını heyecanlandırdı.<br />
<br />
Gürcistan'da bulunan kafatası insanın atalarının Afrika'dan Avrasya'ya sanılandan 800 bin yıl önce göç ettiğini ortaya çıkardı. <br />
<br />
Gürcistan&#8217;da topraktan çıkarılan kafatası ve iskeletler, modern insanın atası sayılan ilk insanların sanıldığından 800 bin yıl önce Afrika&#8217;dan göç etmeye başladığını gösteriyor.<br />
<br />
Bilimcilerin Tiflis&#8217;e iki saat mesafedeki kazı alanında ortaya çıkardığı sekiz iskelet yaklaşık 1.8 milyon yaşında. Yeni bulgular ışığında evrim sürecinin tarihlerini gözden geçiren bilimciler, ilk insanların keşif amacıyla Afrika dışındaki bölgelere göç edip daha sonra Afrika&#8217;ya dönmüş olabileceğini belirtiyor.<br />
<br />
İlk insanların modern insana evrilmesinin Afrika&#8217;da başladığı, bu sürecin geç aşamalarında ikinci bir göç dalgasıyla kıtayı terk ederek Orta Doğu üzerinden Avrupa&#8217;ya ve Doğu&#8217;ya yayıldıkları biliniyor. Bölgede bulunan kafataslarıy, çene kemikleri, kol ve bacak kemiği parçalarının, insanın atalarının, Afrika'dan Avrasya'ya daha önce sanılandan yaklaşık 800 bin yıl önce göç ettikleri ve tekrar Afrika'ya dönmeden önce burada uzun bir evrimsel süreç geçirdikleri fikrini verdiği kaydedildi.<br />
<br />
İLK AVRUPALI HOMO ERECTUS<br />
Gürcü bilim adamlarının keşfi, Guildford'daki İngiliz Bilim Festivalinde açıklanırken, Gürcistan Ulusal Müzesinin müdürü profesör David Lordkipanidze, iki erkek ve 3 kadının kalıntılarından oluşan fosillerin, modern insanın öncüsü homo erektusun ilk örnekleri olduğunun anlaşıldığını söyledi.<br />
<br />
Lordkipanidze, Dmanişi'de insan kalıntılarının yanında taştan aletler ve hayvan kemiklerinin bulunduğu, bunun, bu insanların eti yemek için hazırladıkları anlamına gelebileceğini kaydetti.<br />
<br />
David Lordkipanidze, homininler adı verilen bu insanların, homo erektuslardan daha ilkel göründüğünü, beyinlerinin homo erektuslarınkinden yaklaşık yüzde 40 oranında daha küçük ve 1 metre 44 santimetre ile 1,5 metre arasındaki boylarının homo erektuslardan daha kısa olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Alet yapımı konusunda gelişmiş oldukları görülen, yüksek sosyal ve bilişsel kabiliyetlere sahip homininlerin bacaklarıyla kaval kemiklerinin, bugünün insanınkine çok benzediği ve bu ilk insanların iyi koştuğunun sanıldığı kaydedildi.<br />
<br />
SOSYAL DAYANIŞMA BİLİNCİ<br />
Kafataslarından birinin sahibinin yaşamı boyunca tüm dişlerini kaybettiği, buna rağmen hayatta kalmayı başardığı, bu durumun da karşılıklı bakıma dayalı bir tür sosyal organizasyonun varlığı fikrini verdiği bildirildi.<br />
<br />
Homo erektusların Afrika'dan bölgeye yaklaşık 1 milyon yıl önce göç eden ilk insanlar olduğu düşünülüyordu.<br />
<br />
Profesör David Lordkipanidze, Gürcistan'da kalıntıları bulunan bu ilk insanların, Avrasya'da daha sonra yaşayan homo erektusların ataları olabileceğini ifade ederek, "Sorun şu: Homo erektuslar Afrika'da mı, yoksa Avrasya'da mı ortaya çıktı. Eğer Avrasya'da ortaya çıktılarsa, tersine bir göç mü söz konusu? Bu fikir birkaç yıl önce çok aptalca görünebilirdi, ancak bugün o kadar aptalca görünmüyor" diye konuştu.<br />
<br />
Bilimsel bulgulara göre ilk insan ırkı sayılan Homo habilis 2.5 milyon yıl önce Afrika&#8217;da evrildi. Yüzbinlerce yıllık evrim sürecinde bunlar daha uzun ve atletik olan Homo erectus&#8217;a evrilerek hareket özelliklerini arttırdı ve Afrika dışına dalgalar halinde göç etmeye başladı.<br />
<br />
Göç eden Homo erectus kafileleri Avrupa ve Asya&#8217;da farklı bölgelere yerleşti. Ancak Afrika dışındaki bu gruplar zamanla yok oldu, anavatanda kalanlar ise evrimini sürdürerek modern insana dönüştü ve 120 bin yıl kadar önce Avrasya&#8217;ya ikinci bir göç dalgası başladı.<br />
<br />
internethaber.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[70 sporcu Sakarya zafere koştu]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5040</link>
			<pubDate>Sat, 12 Sep 2009 17:55:31 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5040</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Zafer Koşusu'na yerli ve yabancı 70 sporcu katıldı.<br />
<br />
Sakarya Zaferi'nin 88. yıldönümü etkinlikleri kapsamında bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Zafer Koşusu'na yerli ve yabancı 70 sporcu katıldı.<br />
<br />
<br />
Dua Tepe'de başlayan zafer koşusu 11 kilometrelik mesafede yapıldı. Cumhuriyet meydanında son bulan koşuda erkekler kategorisinde Mehmet Çağlayan 26 dakika 55 saniye ile zafer koşusu birincisi oldu.<br />
<br />
Koşuya Azerbaycan'dan katılan Hzhun Aliyav ikinci, Hayle İbrahimov ise üçüncü oldu. Bayanlar kategorisinde birinciliği yine Azerbaycan'lı Mare İbrahimova 30 dakika 43 saniye elde etti. İkinciliği Shitaye Gamechu, Gazaing Hundama ise üçüncülüğü elde etti. Zafer Koşusu'nda birinci olanlara üç bin lira, ikinci olanlara iki bin lira, üçüncü olanlara ise bin lira ödül verildi.<br />
<br />
Dereceye giren sporculara madalyaları Polatlı Kaymakam Gürsoy Osman Bilgin ile Belediye Başkanı Yakup Çelik tarafından verildi. Kaymakam Bilgin, zafer koşusunun tarihsel misyonun hatırlanmasına katkı sağlayan önemli bir unsur olduğunu belirtti. Sakarya Zaferi Koşusu'nu vatandaşlar da büyük bir ilgi ile izledi.<br />
<br />
internethaber.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Zafer Koşusu'na yerli ve yabancı 70 sporcu katıldı.<br />
<br />
Sakarya Zaferi'nin 88. yıldönümü etkinlikleri kapsamında bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Zafer Koşusu'na yerli ve yabancı 70 sporcu katıldı.<br />
<br />
<br />
Dua Tepe'de başlayan zafer koşusu 11 kilometrelik mesafede yapıldı. Cumhuriyet meydanında son bulan koşuda erkekler kategorisinde Mehmet Çağlayan 26 dakika 55 saniye ile zafer koşusu birincisi oldu.<br />
<br />
Koşuya Azerbaycan'dan katılan Hzhun Aliyav ikinci, Hayle İbrahimov ise üçüncü oldu. Bayanlar kategorisinde birinciliği yine Azerbaycan'lı Mare İbrahimova 30 dakika 43 saniye elde etti. İkinciliği Shitaye Gamechu, Gazaing Hundama ise üçüncülüğü elde etti. Zafer Koşusu'nda birinci olanlara üç bin lira, ikinci olanlara iki bin lira, üçüncü olanlara ise bin lira ödül verildi.<br />
<br />
Dereceye giren sporculara madalyaları Polatlı Kaymakam Gürsoy Osman Bilgin ile Belediye Başkanı Yakup Çelik tarafından verildi. Kaymakam Bilgin, zafer koşusunun tarihsel misyonun hatırlanmasına katkı sağlayan önemli bir unsur olduğunu belirtti. Sakarya Zaferi Koşusu'nu vatandaşlar da büyük bir ilgi ile izledi.<br />
<br />
internethaber.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bill Gates'in başarısının sırrı bu kitapta gizli]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5025</link>
			<pubDate>Fri, 11 Sep 2009 09:14:54 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5025</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
Outliers'te Malcolm Gladwell başarının çok çalıştılar, motivasyonları yüksekti, engel tanımadılar gibi beylik sözlerle açıklanamayacağını iddia ediyor.<br />
<br />
Malcolm Gladwell, Türkçeye de çevrilmiş olan son kitabı 'Outliers'da başarı üstüne yaptığı araştırmaları paylaşıyor. Öncelikle başarının, basit bir şekilde 'çok çalıştılar, motivasyonları yüksekti, engel tanımadılar, vizyon sahibiydiler onun için başarılı oldular' gibi beylik sözlerle açıklanamayacağını iddia ediyor.<br />
Başarının nasıl ortaya çıktığına ilişkin hiç tahmin edilmedik unsurların ortaya çıktığını belirtiyor. Başarıyı kişinin azminin değil, daha çok çevrenin, yerin ve dönemin bir işlevi olarak tanımlıyor. Diğer bir deyişle doğru yerde, doğru zamanda olan doğru kişi başarılı oluyor.<br />
<br />
Malcolm Gladwell, ilginç örnekler veriyor. Örneğin, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, Apple'ın kurucusu Steve Jobs'ın başarılarını çok ilginç bir şekilde özel bir tecrübenin parçası olan iki kişi olmalarına bağlıyor. İkisi de 1950'lerde aynı yıl içinde doğuyor. İkisi de lise yıllarında dünyanın ilk programlanabilir bilgisayarıyla bir yıldan fazla zaman harcıyorlar. Bu bilgisayardan Amerika'da/dünyada toplam 3 tane var ve bu bilgisayarla bu kadar fazla çalışan dört kişinin dördü de bilgisayar endüstrisinin en büyük kurucularından oluyorlar.<br />
<br />
Bill Gates'in gittiği lisede bu bilgisayarlardan bir tane var; liseden mezun olduktan sonra da Washington State Üniversitesi'ndeki bilgisayarı kullanıyor. Bu özel birikim, sonradan onu dünyanın en çok yaygınlaşacak yazılımlarının mimarisini oluşturmaya itiyor. Birkaç yıl önce ya da birkaç yıl sonra doğsa başka bir hayat öyküsünün içine oturacak ve o öykünün içine de o programlanabilir bilgisayar olmayacak.<br />
<br />
Gladwell'in başarıyla ilgili getirdiği parametrelerden biri, çalışma süresi. Gladwell'in teorisinde çok çalışkan olmalısınız sözünün yerini ölçülebilir çalışma kavramı alıyor. Örneğin keman çalmak için 6 bin saat çalışırsanız bu, sizi fena olmayan bir kemancı yapar. 8 bin saat çalışırsanız iyi bir kemancı olursunuz. Çok iyi bir kemancı olmak için en az 10 bin saat çalışmanız gerekir. Her alanda bu böyle; yazarlık, bilgisayar programcılığı, müzisyenlik, pilotluk, konuşmacılık... Belirli bir konuya ne kadar çok zaman yatırımı yaparsanız, o kadar fazla geri ödeme alırsınız.<br />
<br />
Gladwell'in getirdiği en ilginç örnek ise iki üstün zekalı adamın kıyaslaması. Her ikisi de ölçülmüş yaklaşık 200 IQ puanına sahip. Aynştayn'ın bile 145 IQ puanına sahip olduğunu düşünürsek bu iki adam ekstradan zekiler. Birincisi Amerika'da çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğuyor. Doğru düzgün İngilizce bile konuşamayan sarhoş bir babanın oğlu olarak ailesiyle çok kötü şartlarda bazen çadırlarda yaşıyor. Okula gitmesine rağmen hiç kimse onun çok zeki olduğunu anlayamıyor. Çünkü üstü başı perişan, anadili olduğu halde İngilizce telaffuzu anne-babanın yetersizliğinden kaynaklanan şekilde çok kötü. Liseyi bitirdikten sonra iyi puanları yüzünden nispeten iyi bir üniversiteye gidiyor. Ama annesi burs evraklarını imzalamamış olduğu için okul para istiyor ve okulu bırakmak zorunda kalıyor.<br />
<br />
Ardından başka bir taşra üniversitesine gidiyor, orada da yine bürokratik bir sebep yüzünden okulu bırakmak zorunda kalıyor. Ardından gece kulüplerinde fedailik yaparak yaşamaya başlıyor. 50 yaşına gelirken Kim 500 Milyar İster gibi bir yarışmada kendini gösterince, adamın dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanlarından biri olduğu anlaşılıyor. Diğer üstün zekalı adam çok iyi bir öğrenim alıp dünyanın en önemli projelerinde çalışıyor. İkisinin farkı ailelerinde. Buradan çıkan sonuç, doğru anne-baba tavrı, bir çocuğun bu dünyadaki başarısını belirliyor. (Melih Arat)<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
internethaber.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
Outliers'te Malcolm Gladwell başarının çok çalıştılar, motivasyonları yüksekti, engel tanımadılar gibi beylik sözlerle açıklanamayacağını iddia ediyor.<br />
<br />
Malcolm Gladwell, Türkçeye de çevrilmiş olan son kitabı 'Outliers'da başarı üstüne yaptığı araştırmaları paylaşıyor. Öncelikle başarının, basit bir şekilde 'çok çalıştılar, motivasyonları yüksekti, engel tanımadılar, vizyon sahibiydiler onun için başarılı oldular' gibi beylik sözlerle açıklanamayacağını iddia ediyor.<br />
Başarının nasıl ortaya çıktığına ilişkin hiç tahmin edilmedik unsurların ortaya çıktığını belirtiyor. Başarıyı kişinin azminin değil, daha çok çevrenin, yerin ve dönemin bir işlevi olarak tanımlıyor. Diğer bir deyişle doğru yerde, doğru zamanda olan doğru kişi başarılı oluyor.<br />
<br />
Malcolm Gladwell, ilginç örnekler veriyor. Örneğin, Microsoft'un kurucusu Bill Gates, Apple'ın kurucusu Steve Jobs'ın başarılarını çok ilginç bir şekilde özel bir tecrübenin parçası olan iki kişi olmalarına bağlıyor. İkisi de 1950'lerde aynı yıl içinde doğuyor. İkisi de lise yıllarında dünyanın ilk programlanabilir bilgisayarıyla bir yıldan fazla zaman harcıyorlar. Bu bilgisayardan Amerika'da/dünyada toplam 3 tane var ve bu bilgisayarla bu kadar fazla çalışan dört kişinin dördü de bilgisayar endüstrisinin en büyük kurucularından oluyorlar.<br />
<br />
Bill Gates'in gittiği lisede bu bilgisayarlardan bir tane var; liseden mezun olduktan sonra da Washington State Üniversitesi'ndeki bilgisayarı kullanıyor. Bu özel birikim, sonradan onu dünyanın en çok yaygınlaşacak yazılımlarının mimarisini oluşturmaya itiyor. Birkaç yıl önce ya da birkaç yıl sonra doğsa başka bir hayat öyküsünün içine oturacak ve o öykünün içine de o programlanabilir bilgisayar olmayacak.<br />
<br />
Gladwell'in başarıyla ilgili getirdiği parametrelerden biri, çalışma süresi. Gladwell'in teorisinde çok çalışkan olmalısınız sözünün yerini ölçülebilir çalışma kavramı alıyor. Örneğin keman çalmak için 6 bin saat çalışırsanız bu, sizi fena olmayan bir kemancı yapar. 8 bin saat çalışırsanız iyi bir kemancı olursunuz. Çok iyi bir kemancı olmak için en az 10 bin saat çalışmanız gerekir. Her alanda bu böyle; yazarlık, bilgisayar programcılığı, müzisyenlik, pilotluk, konuşmacılık... Belirli bir konuya ne kadar çok zaman yatırımı yaparsanız, o kadar fazla geri ödeme alırsınız.<br />
<br />
Gladwell'in getirdiği en ilginç örnek ise iki üstün zekalı adamın kıyaslaması. Her ikisi de ölçülmüş yaklaşık 200 IQ puanına sahip. Aynştayn'ın bile 145 IQ puanına sahip olduğunu düşünürsek bu iki adam ekstradan zekiler. Birincisi Amerika'da çok fakir bir ailenin çocuğu olarak doğuyor. Doğru düzgün İngilizce bile konuşamayan sarhoş bir babanın oğlu olarak ailesiyle çok kötü şartlarda bazen çadırlarda yaşıyor. Okula gitmesine rağmen hiç kimse onun çok zeki olduğunu anlayamıyor. Çünkü üstü başı perişan, anadili olduğu halde İngilizce telaffuzu anne-babanın yetersizliğinden kaynaklanan şekilde çok kötü. Liseyi bitirdikten sonra iyi puanları yüzünden nispeten iyi bir üniversiteye gidiyor. Ama annesi burs evraklarını imzalamamış olduğu için okul para istiyor ve okulu bırakmak zorunda kalıyor.<br />
<br />
Ardından başka bir taşra üniversitesine gidiyor, orada da yine bürokratik bir sebep yüzünden okulu bırakmak zorunda kalıyor. Ardından gece kulüplerinde fedailik yaparak yaşamaya başlıyor. 50 yaşına gelirken Kim 500 Milyar İster gibi bir yarışmada kendini gösterince, adamın dünyanın gelmiş geçmiş en zeki insanlarından biri olduğu anlaşılıyor. Diğer üstün zekalı adam çok iyi bir öğrenim alıp dünyanın en önemli projelerinde çalışıyor. İkisinin farkı ailelerinde. Buradan çıkan sonuç, doğru anne-baba tavrı, bir çocuğun bu dünyadaki başarısını belirliyor. (Melih Arat)<br />
<br />
Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak... <br />
Kayıt Ol! - <br />
Giriş Yap...<br />
<br />
internethaber.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bedava Haber Dönemine Son!..]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5021</link>
			<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 16:56:40 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5021</guid>
			<description><![CDATA[ <br />
Google şirketi, internet üzerinden yayımlanan gazeteleri okuyanların, gazetelere ödeme yapmasını sağlayacak bir sistem üzerinde çalışıyor...<br />
 <br />
<br />
Merkezi ABD'nin Harvard Üniversitesi kampüsünde bulunan Nieman Journalism Lab kuruluşunun açıklamasına göre, ABD Gazeteler Birliği'nin (NAA) böyle bir ödeme sisteminin yapılabileceği konusunda bilgilendirilmesinden sonra Google, NAA'ya planını sundu.<br />
<br />
Nieman Journalism Lab'ın internet sitesindeki haberde, basınla ilişkisi "hassas" olan Google'ın basın kuruluşlarına böyle bir imkan sağlamak istemesi "sürpriz" olarak değerlendirildi.<br />
<br />
ABD'deki çok sayıda gazete, Google'ın haber sitesi Google News'i, okuyucuları gazetelerin sitelerine yönlendirdiği ve gazetelere ödeme yapmadığı için şiddetle eleştiriyordu.<br />
<br />
Buna karşılık Google, kullanıcılarını gazetelerini internet sitelerine yönlendireceği sistemi için basın kuruluşlarından ücret almayı planlamıyor.<br />
<br />
Bu arada ABD'deki gazete ve dergiler, hala çok azalan reklam gelirlerini nasıl artırabileceğini düşünüyor.<br />
<br />
Los Angeles Times gazetesi geçen ay, Rupert Murdoch'un sahibi olduğu News Corp.'un aralarında New York Times'ın da bulunduğu büyük gazetelerle görüşme yaptığını ve görüşmede internetteki içeriğine ulaşımın paralı olacağı bir ortaklık kurulma ihtimalinin gündeme geldiğini duyurmuştu.<br />
<br />
Google, NAA'ya sunduğu planında, reklamın hala basın kuruluşlarının en önemli gelir kaynağı olduğunu, ancak internet kullanıcılarının gazetelere ödeyeceği ücretin de "yabana atılmayacağını" belirtti.<br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ <br />
Google şirketi, internet üzerinden yayımlanan gazeteleri okuyanların, gazetelere ödeme yapmasını sağlayacak bir sistem üzerinde çalışıyor...<br />
 <br />
<br />
Merkezi ABD'nin Harvard Üniversitesi kampüsünde bulunan Nieman Journalism Lab kuruluşunun açıklamasına göre, ABD Gazeteler Birliği'nin (NAA) böyle bir ödeme sisteminin yapılabileceği konusunda bilgilendirilmesinden sonra Google, NAA'ya planını sundu.<br />
<br />
Nieman Journalism Lab'ın internet sitesindeki haberde, basınla ilişkisi "hassas" olan Google'ın basın kuruluşlarına böyle bir imkan sağlamak istemesi "sürpriz" olarak değerlendirildi.<br />
<br />
ABD'deki çok sayıda gazete, Google'ın haber sitesi Google News'i, okuyucuları gazetelerin sitelerine yönlendirdiği ve gazetelere ödeme yapmadığı için şiddetle eleştiriyordu.<br />
<br />
Buna karşılık Google, kullanıcılarını gazetelerini internet sitelerine yönlendireceği sistemi için basın kuruluşlarından ücret almayı planlamıyor.<br />
<br />
Bu arada ABD'deki gazete ve dergiler, hala çok azalan reklam gelirlerini nasıl artırabileceğini düşünüyor.<br />
<br />
Los Angeles Times gazetesi geçen ay, Rupert Murdoch'un sahibi olduğu News Corp.'un aralarında New York Times'ın da bulunduğu büyük gazetelerle görüşme yaptığını ve görüşmede internetteki içeriğine ulaşımın paralı olacağı bir ortaklık kurulma ihtimalinin gündeme geldiğini duyurmuştu.<br />
<br />
Google, NAA'ya sunduğu planında, reklamın hala basın kuruluşlarının en önemli gelir kaynağı olduğunu, ancak internet kullanıcılarının gazetelere ödeyeceği ücretin de "yabana atılmayacağını" belirtti.<br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölümün Kokusu Bulundu...]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5020</link>
			<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 16:53:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5020</guid>
			<description><![CDATA[<br />
Bilimciler ölen hayvanların vücudunda oluşan ve türdeş hayvanları cesetten uzaklaştıran kokuları ayrıştırmayı başardı...<br />
 <br />
Kanada McMaster Üniversitsi bilim ekibi, ölen hayvanların vücudunda aynı türlerde benzer özellikler taşıyan bir koku oluştuğunu, bu kokuların türdeş hayvanlar için &#8220;ölüm uyarı sistemi&#8221; işlevi gördüğünü tespit etti.<br />
<br />
Kanada&#8217;daki McMaster Üniversitesi&#8217;nden bilimcilerin araştırmasına göre böcekler ve ıstakozlar gibi familya olarak birbirine yakın ama ayrı türlerden olan hayvan gruplarında bile ölüm esnasında &#8216;aynı koku&#8217; üretiliyor.<br />
<br />
Yağ asitlerinin karışımından oluşan bir salgıdan yayılan koku, türdaş canlıların ölen veya ölmekte olan hayvandan uzaklaşması için bir &#8220;ölüm uyarı sistemi&#8221; işlevi görüyor.<br />
<br />
Ekip lideri David Rollo, ölen hayvanın bulunduğu yerden uzaklaşan diğer hayvanların böylece ölüme neden olan bulaşıcı hastalıktan veya düşman saldırısı tehlikesinden de uzaklamış olduğunu vurguladı.<br />
<br />
Deneyde hamam böceklerinin kullandıklarını söyleyen Rollo, bunların barınma veya saklanma için ideal bir delik bulduklarında gövdeden feromon salgılandığını, bunun da diğer böcekleri oraya çektiğini belirtti.<br />
<br />
Gözlem sırasında bu böceklerin ölmüş türdaşlarının olduğu yerden kaçtıklarını farkeden ekip, ölü hamam böceklerinin vücutlarından sıvı alarak analiz etti. Daha sonra laboratuarda çoğaltılan bu sıvı belirli bölgelere sürülerek böceklerin tepkisi gözlendi.<br />
<br />
Rollo, &#8220;ölüm kokusu&#8221; yayan bu sıvının bulunduğu noktalara deneydeki hiç bir hamam böceğinin yaklaşmadığının gözlendiğini açıkladı.<br />
<br />
Araştırma ekibi, bu koku yayma özelliğinin 400 milyon yıl önce evrilmeye başlayan bir özellik olduğunu ve soyların devamına yardım ettiğini berlitiyor.<br />
---alıntıdır----]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
Bilimciler ölen hayvanların vücudunda oluşan ve türdeş hayvanları cesetten uzaklaştıran kokuları ayrıştırmayı başardı...<br />
 <br />
Kanada McMaster Üniversitsi bilim ekibi, ölen hayvanların vücudunda aynı türlerde benzer özellikler taşıyan bir koku oluştuğunu, bu kokuların türdeş hayvanlar için &#8220;ölüm uyarı sistemi&#8221; işlevi gördüğünü tespit etti.<br />
<br />
Kanada&#8217;daki McMaster Üniversitesi&#8217;nden bilimcilerin araştırmasına göre böcekler ve ıstakozlar gibi familya olarak birbirine yakın ama ayrı türlerden olan hayvan gruplarında bile ölüm esnasında &#8216;aynı koku&#8217; üretiliyor.<br />
<br />
Yağ asitlerinin karışımından oluşan bir salgıdan yayılan koku, türdaş canlıların ölen veya ölmekte olan hayvandan uzaklaşması için bir &#8220;ölüm uyarı sistemi&#8221; işlevi görüyor.<br />
<br />
Ekip lideri David Rollo, ölen hayvanın bulunduğu yerden uzaklaşan diğer hayvanların böylece ölüme neden olan bulaşıcı hastalıktan veya düşman saldırısı tehlikesinden de uzaklamış olduğunu vurguladı.<br />
<br />
Deneyde hamam böceklerinin kullandıklarını söyleyen Rollo, bunların barınma veya saklanma için ideal bir delik bulduklarında gövdeden feromon salgılandığını, bunun da diğer böcekleri oraya çektiğini belirtti.<br />
<br />
Gözlem sırasında bu böceklerin ölmüş türdaşlarının olduğu yerden kaçtıklarını farkeden ekip, ölü hamam böceklerinin vücutlarından sıvı alarak analiz etti. Daha sonra laboratuarda çoğaltılan bu sıvı belirli bölgelere sürülerek böceklerin tepkisi gözlendi.<br />
<br />
Rollo, &#8220;ölüm kokusu&#8221; yayan bu sıvının bulunduğu noktalara deneydeki hiç bir hamam böceğinin yaklaşmadığının gözlendiğini açıkladı.<br />
<br />
Araştırma ekibi, bu koku yayma özelliğinin 400 milyon yıl önce evrilmeye başlayan bir özellik olduğunu ve soyların devamına yardım ettiğini berlitiyor.<br />
---alıntıdır----]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Meteoroloji'den Son Uyarı...]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5019</link>
			<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 16:50:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5019</guid>
			<description><![CDATA[ Meteoroloji'den Son Uyarı...<br />
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar, Türkiye'nin batı bölgelerinin yarın Orta Akdeniz üzerinden gelecek yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceğini belirterek, yetkililer ile vatandaşları olası su baskınlarına karşı uyardı...<br />
 <br />
<br />
Çağlar yaptığı açıklamada, yarın Marmara, Ege, Batı Akdeniz (Antalya, Isparta, Burdur) ile akşam saatlerinden sonra İç Anadolu'nun batısı (Eskişehir, Konya, Ankara, Çankırı) ve Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde (Bolu, Düzce, Karabük) yağış beklendiğini ifade etti.<br />
<br />
Sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde görülecek yağışların Kıyı Ege (Muğla, Aydın, İzmir) ile Antalya'nın Kaş, Kalkan, Finike ve Kemer ilçelerinde etkili olmasının beklendiğini anlatan Çağlar, akşam ve gece saatlerinde Marmara bölge genelinde kuvvetli olmasının tahmin edildiğini belirtti. Çağlar, şunları kaydetti:<br />
<br />
&#8220;Batı bölgelerimizin yarın Orta Akdeniz üzerinden gelecek yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceği, hafta sonunda ülkemizin büyük bir bölümünün yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Cumartesi günü etki alanını ve şiddetini artıracak yağışların Marmara ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere ülkemizin güney, iç ve batı kesimlerinde kuvvetli olması bekleniyor. Hafta başında, Marmara Bölgesi'nde yaşanan sel felaketinin ardından cumartesi günü beklenen kuvvetli yağışın İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere bölge genelinde yeniden olumsuz şartların yaşanmasına neden olabileceği öngörülmektedir.<br />
<br />
Bununla birlikte Orta ve Doğu Akdeniz'in iç kesimlerinde beklenen kuvvetli yağışın, Seyhan, Ceyhan ve Göksu nehirleri ile Manavgat çayında taşkınlara ve çevre yerleşim yörelerinde ani sele neden olabileceği tahmin edilmektedir.&#8221;<br />
<br />
Pazar günü, yağışların, kuzey ve iç bölgeler ile Doğu Akdeniz'de aralıklarla etkisini sürdüreceğini anlatan Çağlar, yağışların, Marmara'nın doğusu (Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik) Karadeniz bölge geneli ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde kuvvetli olacağının öngörüldüğünü söyledi.<br />
<br />
Çağlar, yağışların oluşturabileceği sel, su baskını, yıldırım düşmesi gibi olumsuz şartlara karşı tedbirli ve dikkatli olunmasını istedi.<br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ Meteoroloji'den Son Uyarı...<br />
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar, Türkiye'nin batı bölgelerinin yarın Orta Akdeniz üzerinden gelecek yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceğini belirterek, yetkililer ile vatandaşları olası su baskınlarına karşı uyardı...<br />
 <br />
<br />
Çağlar yaptığı açıklamada, yarın Marmara, Ege, Batı Akdeniz (Antalya, Isparta, Burdur) ile akşam saatlerinden sonra İç Anadolu'nun batısı (Eskişehir, Konya, Ankara, Çankırı) ve Batı Karadeniz'in iç kesimlerinde (Bolu, Düzce, Karabük) yağış beklendiğini ifade etti.<br />
<br />
Sağanak ve gök gürültülü sağanak şeklinde görülecek yağışların Kıyı Ege (Muğla, Aydın, İzmir) ile Antalya'nın Kaş, Kalkan, Finike ve Kemer ilçelerinde etkili olmasının beklendiğini anlatan Çağlar, akşam ve gece saatlerinde Marmara bölge genelinde kuvvetli olmasının tahmin edildiğini belirtti. Çağlar, şunları kaydetti:<br />
<br />
&#8220;Batı bölgelerimizin yarın Orta Akdeniz üzerinden gelecek yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceği, hafta sonunda ülkemizin büyük bir bölümünün yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Cumartesi günü etki alanını ve şiddetini artıracak yağışların Marmara ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere ülkemizin güney, iç ve batı kesimlerinde kuvvetli olması bekleniyor. Hafta başında, Marmara Bölgesi'nde yaşanan sel felaketinin ardından cumartesi günü beklenen kuvvetli yağışın İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere bölge genelinde yeniden olumsuz şartların yaşanmasına neden olabileceği öngörülmektedir.<br />
<br />
Bununla birlikte Orta ve Doğu Akdeniz'in iç kesimlerinde beklenen kuvvetli yağışın, Seyhan, Ceyhan ve Göksu nehirleri ile Manavgat çayında taşkınlara ve çevre yerleşim yörelerinde ani sele neden olabileceği tahmin edilmektedir.&#8221;<br />
<br />
Pazar günü, yağışların, kuzey ve iç bölgeler ile Doğu Akdeniz'de aralıklarla etkisini sürdüreceğini anlatan Çağlar, yağışların, Marmara'nın doğusu (Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik) Karadeniz bölge geneli ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde kuvvetli olacağının öngörüldüğünü söyledi.<br />
<br />
Çağlar, yağışların oluşturabileceği sel, su baskını, yıldırım düşmesi gibi olumsuz şartlara karşı tedbirli ve dikkatli olunmasını istedi.<br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uzayda Naftalin Bulundu...]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5017</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 21:43:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5017</guid>
			<description><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Amerikalı bilim adamları, uzayın derinliklerinde naftalin buldular. Georgia Üniversitesi'nden araştırmacılar, Tanımlanamayan Kızılötesi Dalgalar olarak bilinen ve kızılötesi ışınlar yayınlayan derin uzay bulutlarında naftalinin gaz biçimini keşfettiklerini açıkladılar...<br />
<br />
Tanımlanamayan kızılötesi dalga bulutları astronomlar tarafından 30 yılı aşkın bir zamandır gözlemleniyordu, ancak bilim adamları ilk kez bu kızılötesi oluşuma hangi özel moleküllerin neden olduğunu belirlediler.<br />
<br />
Araştırma ekibine başkanlık eden Prof. Michael Duncan, keşiflerinin, tanımlanamayan kızılötesi dalgaların yıldızlararası tozlarla bağlantılı bulunduğunu ve bu tozun bileşenlerinin gizemli bulutların kökeni konusunda ipuçları sağlayabileceğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirterek, bu yeni bilginin yıldızların yaşam döngülerini kavramak konusunda da bilgi sağlayabileceğini kaydetti.<br />
Araştırma, Astrophysical Journal'de yayınlandı.<br />
<br />
(AA)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br />
<br />
<br />
Amerikalı bilim adamları, uzayın derinliklerinde naftalin buldular. Georgia Üniversitesi'nden araştırmacılar, Tanımlanamayan Kızılötesi Dalgalar olarak bilinen ve kızılötesi ışınlar yayınlayan derin uzay bulutlarında naftalinin gaz biçimini keşfettiklerini açıkladılar...<br />
<br />
Tanımlanamayan kızılötesi dalga bulutları astronomlar tarafından 30 yılı aşkın bir zamandır gözlemleniyordu, ancak bilim adamları ilk kez bu kızılötesi oluşuma hangi özel moleküllerin neden olduğunu belirlediler.<br />
<br />
Araştırma ekibine başkanlık eden Prof. Michael Duncan, keşiflerinin, tanımlanamayan kızılötesi dalgaların yıldızlararası tozlarla bağlantılı bulunduğunu ve bu tozun bileşenlerinin gizemli bulutların kökeni konusunda ipuçları sağlayabileceğini göstermesi açısından önemli olduğunu belirterek, bu yeni bilginin yıldızların yaşam döngülerini kavramak konusunda da bilgi sağlayabileceğini kaydetti.<br />
Araştırma, Astrophysical Journal'de yayınlandı.<br />
<br />
(AA)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şehitlerimizin Sayısı 8'e Yükseldi!!]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5016</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 14:06:22 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5016</guid>
			<description><![CDATA[[attachment=998]Türk Silahlı Kuvvetleri Eruh ve Çukurca'da şehit olanların sayısının 8'e yükseldiğini açıkladı.<br />
 <br />
Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklama ile Siirt'in Eruh ilçesi ve Çukurca'da başlatılan çatışmada şehit sayısının 8'e yükseldiğini açıkladı.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[attachment=998]Türk Silahlı Kuvvetleri Eruh ve Çukurca'da şehit olanların sayısının 8'e yükseldiğini açıkladı.<br />
 <br />
Genelkurmay Başkanlığı yaptığı açıklama ile Siirt'in Eruh ilçesi ve Çukurca'da başlatılan çatışmada şehit sayısının 8'e yükseldiğini açıkladı.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Son 80 Yılın En Büyük Yağışı]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5015</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 14:03:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5015</guid>
			<description><![CDATA[[attachment=997]İstanbul böyle yağış görmedi.. Yağış miktarını ölçen Meteoroloji yetkililerinin verdikleri bilgiler inanılmaz..<br />
 <br />
İstanbul'da eylül ayında son 80 yılın en yüksek yağışı Çatalca'ya düştü. Yapılan ölçümlerde, Çatalca'da metrekareye 205 kilogram yağış düştüğü belirlendi. <br />
<br />
İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dün başlayan sağanak yağışın bugün de etkisini sürdürdüğünü söyledi. <br />
<br />
Yıldırım, yağışların, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Çatalca'da kuvvetli olarak devam ettiğini belirtti. <br />
<br />
Yapılan son ölçümlere göre, Çatalca'ya eylül ayında son 80 yılın en yüksek yağışının düştüğünü ifade eden Yıldırım,''Çatalca'da ölçülen yağış miktarı, metrekarede 205 kilogram olarak belirlendi'' dedi. <br />
<br />
Öte yandan, Bahçeşehir, Başakşehir, Basın Ekspres Yolu ve İkitelli civarı da sağanak yağıştan olumsuz yönde etkilendi. <br />
<br />
Bölgeye kurtarma çalışmaları için çok sayıda ekip sevk edildi. İstanbul Valisi Muammer Güler de bölgedeki son durumu helikopterle havadan inceliyor. <br />
<br />
İstanbul Valiliği de sular altında kalan İkitelli-Basınekspres Yolu güzergahını kullanacak ve havaalanına ulaşmak isteyen vatandaşların, Sahilyolu ve D100 karayolunu kullanmaları, zorunlu olmadıkça bu yola çıkmamaları uyarısında bulundu. <br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[attachment=997]İstanbul böyle yağış görmedi.. Yağış miktarını ölçen Meteoroloji yetkililerinin verdikleri bilgiler inanılmaz..<br />
 <br />
İstanbul'da eylül ayında son 80 yılın en yüksek yağışı Çatalca'ya düştü. Yapılan ölçümlerde, Çatalca'da metrekareye 205 kilogram yağış düştüğü belirlendi. <br />
<br />
İstanbul Meteoroloji Bölge Müdürü Mustafa Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dün başlayan sağanak yağışın bugün de etkisini sürdürdüğünü söyledi. <br />
<br />
Yıldırım, yağışların, Eyüp, Gaziosmanpaşa, Küçükçekmece, Büyükçekmece, Çatalca'da kuvvetli olarak devam ettiğini belirtti. <br />
<br />
Yapılan son ölçümlere göre, Çatalca'ya eylül ayında son 80 yılın en yüksek yağışının düştüğünü ifade eden Yıldırım,''Çatalca'da ölçülen yağış miktarı, metrekarede 205 kilogram olarak belirlendi'' dedi. <br />
<br />
Öte yandan, Bahçeşehir, Başakşehir, Basın Ekspres Yolu ve İkitelli civarı da sağanak yağıştan olumsuz yönde etkilendi. <br />
<br />
Bölgeye kurtarma çalışmaları için çok sayıda ekip sevk edildi. İstanbul Valisi Muammer Güler de bölgedeki son durumu helikopterle havadan inceliyor. <br />
<br />
İstanbul Valiliği de sular altında kalan İkitelli-Basınekspres Yolu güzergahını kullanacak ve havaalanına ulaşmak isteyen vatandaşların, Sahilyolu ve D100 karayolunu kullanmaları, zorunlu olmadıkça bu yola çıkmamaları uyarısında bulundu. <br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Servisten İnen 7 Kadın Sele Kapıldı!!]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5014</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 13:58:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5014</guid>
			<description><![CDATA[[attachment=996]<br />
<br />
Sağanak yağışın vurduğu İstanbul Bağcılar ilçesinde servis minibüsünden inerken sel sularına kapılan 7 kadın hayatını kaybetti. <br />
<br />
İkitelli-Halkalı sapağında, tekstil atölyesi çalışanlarını taşıyan bir minibüs, sel suları arasında mahsur kaldı. Servis minibüsü yolcusu 10 kadın, araçtan inmeye çalışırken sel sularına kapıldı. <br />
<br />
Sel sularına kapılan kadınlardan 3'ü ekiplerce kurtarıldı, diğerleri sele kapılarak kayboldu. Daha sonra 7 kadının cesedine ulaşıldı ve Bakırköy Cumhuriyet Savcısı tarafından incelemeye alındı.<br />
<br />
(aa)<br />
<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[attachment=996]<br />
<br />
Sağanak yağışın vurduğu İstanbul Bağcılar ilçesinde servis minibüsünden inerken sel sularına kapılan 7 kadın hayatını kaybetti. <br />
<br />
İkitelli-Halkalı sapağında, tekstil atölyesi çalışanlarını taşıyan bir minibüs, sel suları arasında mahsur kaldı. Servis minibüsü yolcusu 10 kadın, araçtan inmeye çalışırken sel sularına kapıldı. <br />
<br />
Sel sularına kapılan kadınlardan 3'ü ekiplerce kurtarıldı, diğerleri sele kapılarak kayboldu. Daha sonra 7 kadının cesedine ulaşıldı ve Bakırköy Cumhuriyet Savcısı tarafından incelemeye alındı.<br />
<br />
(aa)<br />
<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[14 İlde Yaşayan Vatandaşlar, Dikkat!!]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5013</link>
			<pubDate>Wed, 09 Sep 2009 13:54:42 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=5013</guid>
			<description><![CDATA[[attachment=995]<br />
 <br />
Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden Marmara'nın doğusunda ve Batı Karadeniz'de yaşayan vatandaşlara ikinci bir sel uyarısı geldi. <br />
<br />
İstanbul il geneli, Yalova, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Balıkesir, Kırklareli, Bilecik; bunun dışında Batı Karadeniz'de Bolu, Düzce, Karabük, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde yaşayan vatandaşlar kuvvetli yağış konusunda bugün ve yarın da dikkatli olmalı...<br />
<br />
EVİNİZDEN ÇIKMAYIN UYARISI<br />
<br />
Yetkililer, İstanbul'da yaşayan vatandaşların zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamalarını öneriyor. <br />
<br />
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise Cuma günü bugün yağışın 1 buçuk katı daha şiddetli bir yağmur olacağını belirtti ve vatandaşları uyardı.<br />
<br />
BOLU'DA BELEDİYE HOPARLÖRÜNDEN SEL UYARISI<br />
<br />
Bolu Belediyesi, vatandaşı sel konusunda uyardı.<br />
<br />
Belediye Başkanlığı, kentte beklenen ve etkili olması düşünülen sağanak yağış konusunda belediye hoparlöründen anons yaparak vatandaşı sel konusunda uyarıyor. Anonslar belirli aralıklarla devam ediyor.<br />
<br />
Bolu Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri de Bolu'da öğleden sonra sağanak yağış beklendiğini ifade ederek, ''Halkımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Yağış, 3 gün süreyle etkili olacak'' diye konuştu.<br />
<br />
Bolu'da geçtiğimiz aylarda etkili olan sağanak yağışın ardından Abant bölgesinde sel meydana gelmiş ve çok sayıda yerleşim yeri zarar görmüştü.<br />
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[attachment=995]<br />
 <br />
Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden Marmara'nın doğusunda ve Batı Karadeniz'de yaşayan vatandaşlara ikinci bir sel uyarısı geldi. <br />
<br />
İstanbul il geneli, Yalova, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Balıkesir, Kırklareli, Bilecik; bunun dışında Batı Karadeniz'de Bolu, Düzce, Karabük, Zonguldak ve Bartın çevrelerinde yaşayan vatandaşlar kuvvetli yağış konusunda bugün ve yarın da dikkatli olmalı...<br />
<br />
EVİNİZDEN ÇIKMAYIN UYARISI<br />
<br />
Yetkililer, İstanbul'da yaşayan vatandaşların zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamalarını öneriyor. <br />
<br />
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise Cuma günü bugün yağışın 1 buçuk katı daha şiddetli bir yağmur olacağını belirtti ve vatandaşları uyardı.<br />
<br />
BOLU'DA BELEDİYE HOPARLÖRÜNDEN SEL UYARISI<br />
<br />
Bolu Belediyesi, vatandaşı sel konusunda uyardı.<br />
<br />
Belediye Başkanlığı, kentte beklenen ve etkili olması düşünülen sağanak yağış konusunda belediye hoparlöründen anons yaparak vatandaşı sel konusunda uyarıyor. Anonslar belirli aralıklarla devam ediyor.<br />
<br />
Bolu Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri de Bolu'da öğleden sonra sağanak yağış beklendiğini ifade ederek, ''Halkımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Yağış, 3 gün süreyle etkili olacak'' diye konuştu.<br />
<br />
Bolu'da geçtiğimiz aylarda etkili olan sağanak yağışın ardından Abant bölgesinde sel meydana gelmiş ve çok sayıda yerleşim yeri zarar görmüştü.<br />
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İki Türk Labaratuarda Altın Üretti!!]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4980</link>
			<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 00:36:37 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4980</guid>
			<description><![CDATA[[attachment=987]<br />
<br />
<br />
Bu da oldu Türkler altın üretti<br />
İnanılır gibi değil ama iki Türk biladamı resmen altın üretti. Böyle giderse evde bile altın üretilebilecek.<br />
SIR MOLEKÜLLERİN TANIŞMASI<br />
<br />
Prof. Sarıkaya, 1984'te ABD Kaliforniya Üniversitesi'nde doktora çalışması için çeliğin yapısını incelerken, bir bilim dergisinde deniz kabuğunun elektron mikroskobu altındaki görüntüsü ilişir gözüne. Deniz kabuğunun içyapısı çeliğinkiyle aynıdır, tuğlayla örülmüş bir duvara benzemektedir. Yani insanoğlu moleküler boyutta ne yaptığının farkında olmadan, doğada bilinen en dayanıklı malzeme olan deniz kabuğunu taklit eden bir madde üretmiştir demire karbon katarak: Çelik! O gün Sarıkaya, bir malzeme bilimci olarak doğayı taklit ederek mükemmel malzemeler geliştirebileceğinin farkına varır. Biyomimelik (biyobenzetim) denen bilim dalına ilk adımını böylece atar. Biyomimetik, canlılardaki protein yapılarını nano ölçekte (atomik veya moleküler boyutta) inceleyerek, mühendislik yoluyla bu yapılara benzer sentetik malzemeler üretmeye çalışan bir bilim dalı. Sarıkaya da 90'ların sonuna kadar geyik boynuzları, sünger iskeletleri ve bakteriler üzerinde çalışmalarını sürdürür. 90'ların başında nanoteknoloji ve nano-biyo-teknolojinin yükselişi biyomimetik çalışmalarına da ilgiyi arttırır.<br />
<br />
CANLI VE CANSIZ DÜNYA BİRLEŞTİ<br />
<br />
Ancak tabiatı taklit etmenin zorlukları ve günümüz teknolojisinin yetersizlikleri bir yana, bu alanda tek bir veriye ulaşmak bile onlarca yıl alıyor. Örneğin 30 yıllık çalışmaların sonucunda diş minesinin oluşumunda etkin olan 40 protein içinden bugüne dek yalnızca bir tanesinin belirli bir bölgesinin ne işe yaradığı keşfedilmiş durumda. Prof. Sarıkaya 2000 yılında şöyle der kendi kendine: "Niye tabiat anayı taklit etmek yerine malzemeleri onun yaptığı gibi yapmayalım?" Kendisine bu soruyu yönelttiğinde dünyada "moleküler biyomimetiğin" kurucusu olacağını bilemezdi herhalde. Bu çılgın fikrini hayata geçirmek için iyi bir moleküler biyolog arayışına girer. Prof. Candan Tamerler ile işte bu arayış sırasında, İstanbul'a 2001'de bir kongre için geldiğinde tanışır. Tamerler, o zaman için son derece çılgınca görünen bu fikre derhal sıcak bakar ve "Canlıların yapı taşı olan proteinler milyarlarca yıldır neyi nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Biz de proteinleri kullanabiliriz" der. Çevresinde hayalperest damgası yer ama yılmaz.<br />
<br />
İşte bu ikilinin tanıştığı gün, biyo-mimetikte ilk kez canlı dünyayla cansız dünya arasında bir köprü kurulur. Amaç; az evvel söz ettiğimiz gibi moleküllerin birbirini tanıması, sevmesi, tercih etmesi prensiplerine göre her türlü malzemeyi üretmek. Başta ABD'de olmak üzere Nature gibi birçok saygın bilim dergisinde makaleleri yayımlanan Sarıkaya ve Tamerler artık bugün gümüş, platin, mika, titanyum, safir, silika, insan dişi dokuları ve altın üretebiliyorlar.<br />
<br />
internethaber.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[attachment=987]<br />
<br />
<br />
Bu da oldu Türkler altın üretti<br />
İnanılır gibi değil ama iki Türk biladamı resmen altın üretti. Böyle giderse evde bile altın üretilebilecek.<br />
SIR MOLEKÜLLERİN TANIŞMASI<br />
<br />
Prof. Sarıkaya, 1984'te ABD Kaliforniya Üniversitesi'nde doktora çalışması için çeliğin yapısını incelerken, bir bilim dergisinde deniz kabuğunun elektron mikroskobu altındaki görüntüsü ilişir gözüne. Deniz kabuğunun içyapısı çeliğinkiyle aynıdır, tuğlayla örülmüş bir duvara benzemektedir. Yani insanoğlu moleküler boyutta ne yaptığının farkında olmadan, doğada bilinen en dayanıklı malzeme olan deniz kabuğunu taklit eden bir madde üretmiştir demire karbon katarak: Çelik! O gün Sarıkaya, bir malzeme bilimci olarak doğayı taklit ederek mükemmel malzemeler geliştirebileceğinin farkına varır. Biyomimelik (biyobenzetim) denen bilim dalına ilk adımını böylece atar. Biyomimetik, canlılardaki protein yapılarını nano ölçekte (atomik veya moleküler boyutta) inceleyerek, mühendislik yoluyla bu yapılara benzer sentetik malzemeler üretmeye çalışan bir bilim dalı. Sarıkaya da 90'ların sonuna kadar geyik boynuzları, sünger iskeletleri ve bakteriler üzerinde çalışmalarını sürdürür. 90'ların başında nanoteknoloji ve nano-biyo-teknolojinin yükselişi biyomimetik çalışmalarına da ilgiyi arttırır.<br />
<br />
CANLI VE CANSIZ DÜNYA BİRLEŞTİ<br />
<br />
Ancak tabiatı taklit etmenin zorlukları ve günümüz teknolojisinin yetersizlikleri bir yana, bu alanda tek bir veriye ulaşmak bile onlarca yıl alıyor. Örneğin 30 yıllık çalışmaların sonucunda diş minesinin oluşumunda etkin olan 40 protein içinden bugüne dek yalnızca bir tanesinin belirli bir bölgesinin ne işe yaradığı keşfedilmiş durumda. Prof. Sarıkaya 2000 yılında şöyle der kendi kendine: "Niye tabiat anayı taklit etmek yerine malzemeleri onun yaptığı gibi yapmayalım?" Kendisine bu soruyu yönelttiğinde dünyada "moleküler biyomimetiğin" kurucusu olacağını bilemezdi herhalde. Bu çılgın fikrini hayata geçirmek için iyi bir moleküler biyolog arayışına girer. Prof. Candan Tamerler ile işte bu arayış sırasında, İstanbul'a 2001'de bir kongre için geldiğinde tanışır. Tamerler, o zaman için son derece çılgınca görünen bu fikre derhal sıcak bakar ve "Canlıların yapı taşı olan proteinler milyarlarca yıldır neyi nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlar. Biz de proteinleri kullanabiliriz" der. Çevresinde hayalperest damgası yer ama yılmaz.<br />
<br />
İşte bu ikilinin tanıştığı gün, biyo-mimetikte ilk kez canlı dünyayla cansız dünya arasında bir köprü kurulur. Amaç; az evvel söz ettiğimiz gibi moleküllerin birbirini tanıması, sevmesi, tercih etmesi prensiplerine göre her türlü malzemeyi üretmek. Başta ABD'de olmak üzere Nature gibi birçok saygın bilim dergisinde makaleleri yayımlanan Sarıkaya ve Tamerler artık bugün gümüş, platin, mika, titanyum, safir, silika, insan dişi dokuları ve altın üretebiliyorlar.<br />
<br />
internethaber.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sahura Mutlaka Kalkın...]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4978</link>
			<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 00:29:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4978</guid>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Ramazan'da oruç tutanlar için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. Oruç tutanların, imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmalarının sağlığın korunması açısından önemli olduğunu vurgulayan Bakanlık, sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğunu bildirdi.  <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında beslenme düzeninde önemli değişiklikler yaşandığına dikkat çekti. <br />
<br />
Bakanlık, oruç tutan kişilerin günlük beslenme alışkanlıklarının değiştiğini, öğün sayısı ve sıvı tüketiminin azaldığını, iftar saatine kadar açlık hissetmemek amacıyla yüksek enerji içeren şekerli, unlu ve yağlı besinlere yönelindiğini belirtti. <br />
<br />
Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediğini hatırlatan Bakanlık, Ramazan ayı boyunca sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmeye devam edilmesi gerektiğini vurguladı. <br />
<br />
ORUÇ TUTANLARA BESLENME ÖNERİLERİ <br />
<br />
Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu dört besin grubu süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur. <br />
<br />
Öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile iftardan sonra 1-1,5 saat aralıklarla iki ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir. <br />
<br />
Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine sebep olmaktadır. <br />
<br />
Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli. <br />
<br />
İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. <br />
<br />
Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.<br />
<br />
 -Zaman-]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Ramazan'da oruç tutanlar için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu. Oruç tutanların, imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmalarının sağlığın korunması açısından önemli olduğunu vurgulayan Bakanlık, sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğunu bildirdi.  <br />
 <br />
 <br />
 <br />
Sağlık Bakanlığı, Ramazan ayında beslenme düzeninde önemli değişiklikler yaşandığına dikkat çekti. <br />
<br />
Bakanlık, oruç tutan kişilerin günlük beslenme alışkanlıklarının değiştiğini, öğün sayısı ve sıvı tüketiminin azaldığını, iftar saatine kadar açlık hissetmemek amacıyla yüksek enerji içeren şekerli, unlu ve yağlı besinlere yönelindiğini belirtti. <br />
<br />
Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediğini hatırlatan Bakanlık, Ramazan ayı boyunca sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmeye devam edilmesi gerektiğini vurguladı. <br />
<br />
ORUÇ TUTANLARA BESLENME ÖNERİLERİ <br />
<br />
Ramazan ayı süresince yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu dört besin grubu süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur. <br />
<br />
Öğünler; sahur ve iftarda iki ana öğün ile iftardan sonra 1-1,5 saat aralıklarla iki ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir. <br />
<br />
Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine sebep olmaktadır. <br />
<br />
Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmeli. <br />
<br />
İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanılması, 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. <br />
<br />
Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir.<br />
<br />
 -Zaman-]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Google Kapanıyor Mu?]]></title>
			<link>http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4977</link>
			<pubDate>Thu, 03 Sep 2009 00:18:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.eltcafe.net/showthread.php?tid=4977</guid>
			<description><![CDATA[İnternet tuzaklarından biri posta kutularına gelmeye başladı. Uygunsuz sitelerine müşteri bulmak isteyen art niyetli kişiler, Google.com'u kullanarak posta kutularına spam e-posta gönderiyor.  <br />
 <br />
 <br />
 <br />
İnternet posta kutularına istenmeden gelen (SPAM) e-postalarda reklam olabildiği gibi lüzumsuz sitelere yönlendirme de olabiliyor. Akşam saatlerinde e-posta kutularına düşen ve Google.com'dan geliyormuş gibi kendini maskeleyen e-postada, "GOOGLE.COM KAPANIYOR! <br />
<br />
1 HAFTA İÇERİSİNDE GOOGLE.COM KAPANACAKTIR. GOOGLE.COM KAPANMASIN DİYE BURAYA TIKLAYIN" büyük puntolarla yazılmış linkli bir metin yer alıyor. Bu linke tıklayanlar ise porno içerikli siteye yönlendiriliyor. <br />
<br />
Uzmanlar, internet kullanıcılarının bu tür gelen e-postaları ciddiye almamaları, linkine tıklamamaları ve hemen silmeleri önerisinde bulunuyor. <br />
 <br />
MEHMET SAKİN]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İnternet tuzaklarından biri posta kutularına gelmeye başladı. Uygunsuz sitelerine müşteri bulmak isteyen art niyetli kişiler, Google.com'u kullanarak posta kutularına spam e-posta gönderiyor.  <br />
 <br />
 <br />
 <br />
İnternet posta kutularına istenmeden gelen (SPAM) e-postalarda reklam olabildiği gibi lüzumsuz sitelere yönlendirme de olabiliyor. Akşam saatlerinde e-posta kutularına düşen ve Google.com'dan geliyormuş gibi kendini maskeleyen e-postada, "GOOGLE.COM KAPANIYOR! <br />
<br />
1 HAFTA İÇERİSİNDE GOOGLE.COM KAPANACAKTIR. GOOGLE.COM KAPANMASIN DİYE BURAYA TIKLAYIN" büyük puntolarla yazılmış linkli bir metin yer alıyor. Bu linke tıklayanlar ise porno içerikli siteye yönlendiriliyor. <br />
<br />
Uzmanlar, internet kullanıcılarının bu tür gelen e-postaları ciddiye almamaları, linkine tıklamamaları ve hemen silmeleri önerisinde bulunuyor. <br />
 <br />
MEHMET SAKİN]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>