Cevap Gönder  Konu Gönder 
göz hizası
Yazar Mesaj
bhy
V.I.P.
****
V.I.P.

Mesajlar: 450
Grup: V.I.P.
Katılım: Mar 2009
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 13
Mesaj: #1
göz hizası

Yazan: Doğan Cüceloğlu
Kaliforniya' da Long Beach şehrindeki Eyalet Üniversitesi' nde öğretim üyesi olarak ders verirken, aynı sömestrde benim iki dersimi alan
bir kız öğrencim dikkatimi çekmeye başlamıştı.

Bu genç bayanın şuözelliklerinin farkına varmıştım: Her şeyden önce çok güzel bir kızdı; gözüm gayri ihtiyari ona gidiyordu. İkinci olarak çok iyi bir öğrenciydi; bütün sınav ve ödevlerde en yüksek notu o
alıyordu. Ayrıca, çok hanımefendi, çok nezih bir kişiliği vardı. Bölümün
bir pikniğinde kız öğrencimin nişanlısıyla tanıştım ve itiraf edeyim, ilk aklımdan geçen, 'Armudun iyisini ayılar yer' düşüncesi oldu. Yukarıda özelliklerini saydığım o güzel kızın bana tanıştırdığı erkek, yirmi yedi-yirmi sekiz yaşlarında, saçı biraz dökülmüş,şişman denecek kadar toplu, çirkin, kısa boylu biriydi.

Bu kişiye parası için yüz vermiş olabileceğini düşündüm. Daha sonra
öğrendim ki, bu genç adamın parasal gücü yok; başka bir üniversitenin psikolojik danışmanlık bölümünde doktora öğrencisi olarak okula devam ediyor ve ileride akademisyen olarak kariyer yapıp profesör olmak istiyor.

Acaba benim güzel öğrencim bu adamda ne bulmuştu? Bir hafta sonra ders çıkışı koridorda öğrencimin yanına yaklaştım ve Sally adıyla anacağım öğrencimle aramızda şöyle bir konuşma geçti:

'Sally, nişanlınla nasıl tanıştığınızı merak ediyorum?
'Bir kilise faaliyetinde aynı komitede çalıştık; o zaman tanıdım kendisini
'Nesi seni etkiledi; hangi özelliklerini sevdin?
Sally, bir Amerikalı olarak bu soruyu hiç beklemiyordu. Amerikan
kültüründe, bu tür sorular kişinin mahremiyetine tecavüz olarak
kabul edildiğinden pek sorulmaz. Amerikan kültürüne göre ben o anda
Sally'nin mahremiyetine 'burnumu sokuyordum.'
Şaşkınlığı geçince çok içten, gözlerinin içi gülerek, 'O şahane bir insan;
o benim kahramanım! Ben ondan çok şeyler öğrendim' dedi.

O anda ilk hissettiğim şey kıskançlık duygusu oldu. Güzel bir kadının
erkeğine, 'Sen benim kahramanımsın' duygusu içinde bakmasının erkeğe verilmiş en büyük hediye olduğunu hissettim ve anladım. Bu hediyeyi, hayatım boyunca hiç almadığımı biliyordum ve o kişiyi kıskandım.

'Nasıl yani?' dedim.
'Frank bir yetimhanede büyümüş. Yetim olmanın ne demek olduğunu bildiği için, üniversite öğrencisi olunca, yetimhaneden iki çocuğa
ağabeylik yapma kararı almış. Haftada on saatini onlara ayırıyor; onlarla buluşup oynuyor, kitap okuyor, onları müzeye götürüyor. Onların iyi gelişmesi için elinden geleni yapıyor. Biri ameliyat oldu,
hastanede yatıyor ve Frank şimdi akşamları hastanede kalıyor, geceleri ona bakıyor.'

Kendime kızdım.Yüzüme tokat yemiş gibi oldum. Utandım.Ben güya en yüksek eğitim düzeyine gelmiş biriydim ve karşımdakini hala dış görünüşe göre yargılıyor ve onu 'ayı' olarak görüyordum. İçimdeki
pislikten utandım. Bir süre sonra Sally'nin içinde yetiştiği aile ortamını merak etmeye başladım. Şöyle bir mantık yürüttüm: o adama baktığım zaman ben neden, 'Armudun iyisini ayılar yer' diye düşündüm? Çünkü ben, içinde yetiştiğim ortamda sık, sık bu benzetmeyi duyarak büyümüştüm. İçinde yetiştiğim ortam beni nasıl etkilemişse, Sally'nin içinde yetiştiği ortam da onu öyle etkilemiş olmalıydı.


Birkaç hafta sonra Sally'e, ailesinin nerede oturduğunu sordum. Los
Angeles'in üç yüz elli km kuzeyindeki bir kasabada oturuyorlarmış. Onun ailesiyle tanışmak istediğimi, bunu mümkün olup olamayacağını sordum. 'Kendilerine bir sorayım, eminim sizinle tanışmak isteyeceklerdir, ' dedi ve iki gün sonra, 'Ailemle konuştum; sizinle tanışmaktan mutlu olacaklarını söylediler,'dedi. Dört-beş hafta sonra San Francisco'ya gidecektim, Sally'nin ailesinin yaşadığı kasaba yolumun üstündeydi, onlara uğrayabilir, onlarla tanıştıktan sonra yoluma devam edebilirdim.Bu planımı Sally'e söylediğimde Sally, 'O gün ben de aileme gidecektim;isterseniz beraber gidebiliriz, ' dedi. Ailesine haberverdi. Onlar da sabah kahvaltısına gelmemizi söylemişler.

Long Beach'ten sabahın altısında yola çıktık ve dokuz buçuk civarında
Sally'nin ağabeyi Brian'ın evine vardık. Sally'nin babası George orada
buluşmamızı uygun görmüş. Çok güleryüzlü bir aileydi.Brian'ın, en ufağı dört yaş civarında dört çocuğu vardı.Ziyaret ettiğim bu güler yüzlü sıcak ailede, iki olay gerçekten dikkatimiçekti. Bunlardan ilki, Sally'nin babası George'untorunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına inmesiydi. Bunu o kadar doğal yapıyordu ki, artık farkına varılmadan yapılan bir davranış olduğu belliydi. Sally'ye, babasının torunlarıyla hep böyle mi konuştuğunu sordum. 'Evet' yanıtını alınca, kendisi çocukken de babasının, onunla göz hizasına inerek mi konuştuğunu sordum.

'Evet, biz böyle biliyoruz. Ağabeyim Brian da çocuklarıyla böyle konuşur; ben de kendi çocuklarımla böyle konuşacağım.
Biz böyle biliyoruz', dedi. Tüylerim diken diken oldu.Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi benim uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiçbiriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan da vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara
kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına
kızdım. Daha sonra kimseye kızmayacağımı anlayarak, oradaki
öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. Torunlarının önünde diz çökerek konuşan dede George'a 'Beyefendi, çocukların göz
hizasına inerek konuşuyorsunuz!' dedim. Bana biraz şaşkınlıkla
gülümseyerek, 'Tabii, onlar küçük insanlar!' yanıtını verdi. Öyle
bir bakışı vardı ki, bu bakış sanki 'Bu kadar doğal bir şey ki, herhalde
bunu herkes yapıyordur; sen yapmıyor musun?' diyordu.
O bakışa karşı bütün yaptığım, mahcup bir gülümseme oldu.

Bu güler yüzlü sıcak ailede dikkatimi çeken ikinci olay, Sally'nin ağabeyi
Brian'ın davranışı oldu. Brian, Pasifik ülkeleriyle ticaret yapan, oldukça varlıklı biriydi. Evlerinin büyüklüğünden, yüzme havuzundan, çiftliklerinden, arabalarının türünden ailenin zenginliği belli oluyordu. Kahvaltıdan sonra saat on bir dolaylarında telefon çaldı ve Brian bir süre telefonla konuştu. Ofisten arıyorlarmış, Koreli bir işadamı Los Anegeles'ta imiş, kendisiyle görüşmek için helikopterle saat 14'te gelmek istiyormuş. Başka bir randevusu olduğunu söyleyerek bu teklifi reddetmiş olan Brian, bize durumu şöyle açıkladı:

'Dört çocuğum var ve her hafta biriyle dört saat baş başa geçiririm. Bugün dört yaşındaki kızım Mary'le randevum var. Çocuklar çok çabuk büyüyorlar, eğer dikkat etmezsen, bir bakıyorsun, büyümüşler ve onlarla beraber zaman geçirme olanağı kaybolmuş.

Brian'ın yaşam vizyonunu sormadım, ama davranışından nelere öncelik verdiği belli oluyordu. Brian için çocukları şüphesiz en az işi kadar önemliydi. Brian'ın yaşamında bununla ilgili bir pişmanlık duygusu, bir 'keşke' olmayacak.

Sally'e sordum: 'Baban seninle randevulaşır mıydı?'
'Evet', dedi, 'yalnız benimle değil, her çocuğuyla sırasıyla baş başa zaman geçirirdi. Ve ilave etti, 'Biz böyle gördük, böyle biliyoruz. Benim çocuğumun da babası böyle yapacak!'. Gülümseyerek,
'Nereden biliyorsun?' diye sordum.
'Biz Frank'le konuştuk' diye cevap verdi. Yine içim cız etti. Daha doğmadan çocuğun gelişme ortamıyla ilgili bir bilinç oluşmuştu.

Kendi çocuklarıma içim yandı. Evlenmeden önceki bilincimi, kafamın
karmaşıklığını, evlendiğim kıza ettiğim eziyetleri ve ondan da acısı, kendi yavrularıma çektirdiğim acıları düşündüm. Biraz daha düşününce
kendimin de acı çektiğini anladım ve bu sefer kendi çocukluğuma içim yandı. Daha sonra babamın, anamın çocukluğuna içim yandı.

Ve son durak olarak ülkemin tüm çocuklarına içim yandı. Yine kimseye kızamayacağımı anlayınca, 'bundan sonra ne yapabilirimle ilgili düşünmeye karar verdim. İşte değerli okurum; yazdığım kitaplar, verdiğim seminerler, hazırladığım televizyon programları, 'Ne yapabilirim? ' sorusuna verdiğim yanıtların öğeleridir.

Sally'nin içinde yetiştiği ortamı görmüş ve anlamış biri olarak onun
davranışlarına şimdi daha iyi anlam verebiliyorum. Sally,içinde yetiştiği ailede, var oluşun beş boyutunu da doya, doya yaşayabilmişti. Çocuğun hizasına inerek onunla göz göze konuştuğunuz zaman çocuk, 'Sen varsın, sen doğalsın, sen değerlisin, sen güçlüsün ve sen sevilmeye layıksın', mesajı alır ve çocuğun CAN'ı beslenir.

Çocuğuyla randevusuna sadık kalan baba, 'Seninle zaman geçirmek istiyorum,seni özledim', mesajını güçlü olarak verir. Çocuk bu mesajı zihinsel olarak değil, sezgisel olarak alır ve aldığı bu sezgisel mesajlar sayesinde çocuğun hamuru, 'Ben sevilmeye layık biriyim!' diye yoğrulur.

Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras,var oluşun beş
boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN'dır.


Ne kadar olsalar da günahkar;
Ateşten kurtaracak peygamberleri var

Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak...

Kayıt Ol! -
Giriş Yap...
19-05-2009 06:26 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
perfect_life
NeBiYe
****
V.I.P.

Mesajlar: 2,420
Grup: V.I.P.
Katılım: Mar 2009
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 40
Mesaj: #2
RE: göz hizası

"Bir ana babanın çocuklarına verebileceği en büyük miras,var oluşun beş
boyutunda beslenmiş ve buna inanmış güçlü bir CAN'dır."Katılıyorum ve ileride çocuklarımı bu düşünce çerçevesinde yetiştireceğim kesinlikle.Ne para ne pul önemli olan Doğan Cüceloğlunun da dediği gibi var oluşun beş boyutuyla beslenmiş ve buna inanmış bir can en güzel mirasWink
Çok güzel bir yazı öncelikle bu güzel paylşamın için çok teşekkürler bhy.Yazının başlarında insan kaç yaşında olursa olsun yeni bir yerlere gidince,yeni birşeyler yaşayınca tecrube sahibi oluyor düşüncesine büründüm yazıya biraz daha devam ettiğimde ise bizim de içinde bulunduğumuz pisikolojik konumu kavradım.Oldukça yararlı bir yazı gerçekten.Bir kez daha teşekkürler.


Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak...

Kayıt Ol! -
Giriş Yap...

20-05-2009 08:48 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bhy
V.I.P.
****
V.I.P.

Mesajlar: 450
Grup: V.I.P.
Katılım: Mar 2009
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 13
Mesaj: #3
RE: göz hizası

rica ederim...
umarım hepimiz gelecek neslin göz hizasına inerek, CANlarının beslenerek yetişmesine katkıda bulunabiliriz


Ne kadar olsalar da günahkar;
Ateşten kurtaracak peygamberleri var

Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak...

Kayıt Ol! -
Giriş Yap...
20-05-2009 10:12 AM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Griffin
Co-Admin
*******
Co-Admin

Mesajlar: 1,018
Grup: Co-Admin
Katılım: Mar 2009
Durum: İzinli
Reputation: 33
Mesaj: #4
RE: göz hizası

Dogan Cuceloglu'nun bu guzel ve ders verici yazisini ben de okumustum. Paylastiginiz icin tesekkurler .. Smile
Ben, bu davranisi o kucuk insanlarla yapmayi yillar once ogrendigim icin yazinizi keyifle ve tebessumle okudum ..

20-05-2009 02:54 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bhy
V.I.P.
****
V.I.P.

Mesajlar: 450
Grup: V.I.P.
Katılım: Mar 2009
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 13
Mesaj: #5
RE: göz hizası

rica ederim Wink


Ne kadar olsalar da günahkar;
Ateşten kurtaracak peygamberleri var

Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak...

Kayıt Ol! -
Giriş Yap...
21-05-2009 09:19 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Arya
Administrator
*******
Administrators

Mesajlar: 1,913
Grup: Administrators
Katılım: Jul 2009
Durum: Çevrimiçi
Mesaj: #6
RE: göz hizası

Teşekkürler Wink


Arya Dröttningu & Eragon Shadeslayer



07-09-2009 06:20 PM
Web Sayfasyny Ziyeret Edin Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
bhy
V.I.P.
****
V.I.P.

Mesajlar: 450
Grup: V.I.P.
Katılım: Mar 2009
Durum: Çevrimdışı
Reputation: 13
Mesaj: #7
RE: göz hizası

rica edermWink


Ne kadar olsalar da günahkar;
Ateşten kurtaracak peygamberleri var

Sitemize üye olmadan linkleri göremezsiniz. Kayıt olmak sadece 30 saniyenizi alacak...

Kayıt Ol! -
Giriş Yap...
20-09-2009 09:18 PM
Tüm Mesajlarını Bul Alıntı Yaparak Cevapla
Cevap Gönder  Konu Gönder 

Yazdırılabilir Bir Versiyon Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Konuyu Favorilerime Ekle

Geçiş Yap